|
Perşembe, 09 Nisan 2009 12:36 |
Lise 1. Sınıf Öğrencileri İçin Fizik Sorusu
Hazırlayan: MSc. Mehmet Keçeci
Göreceli Hız 1
İki şehir arasındaki mesafe M olsun. Bu iki şehir arasındaki esen rüzgarın hızı Vr dir. Bu iki şehir arasında uçan bir uçagın bu rüzgara göre göreceli hızı Vu olsun.
a) Bu iki şehir arasını uçağın gidip dönüş toplam süresi nedir? b) Bu uçağın ortalama hızı nedir? c) Net yerdeğiştirme ne kadardır?
Cevaplara Bakmadan Çözünüz. Cevap Aşagıdadır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Salı, 07 Nisan 2009 23:23 |
İMAM İSMAİL CEVHERÎ ???-1002-1010 (Hicri 400)
Aerodinamiğin 2. KurucusuCevherî bilinen ilk Türk ve İslam Dünyasının Fizik ve Hava şehididir. Gazneliler Devleti’nin sınırları içinde Mâverâunnehir denilen Türk ülkesinin Farab (Otrar) şehrinde doğan Türk asıllı büyük bilim adamı Cevheri’nin babası Hamid oğlu İsmail’dir. Cevheri gençliğinden itibaren seyahati seven bir bilgin olarak tanınır. Arapça üzerine bilgisini artırmak için Irak ve Hicaza gitmiş ve eski ve saf Arapça konuşan kabileler arasında yaşamıştır. Arap kültürü ve dili üzerine yaptığı geniş araştırmalardan sonra en büyük Arapça sözlüklerden birini Cevheri yazacaktır (Kitâbu’s–Sıhah veya es-Sıhah) yine o zamanın büyük bilim merkezlerini, Iranı ve Şamı ziyaret etti, oradaki bilginlerle ilişkiler kurdu. Diğer bilim dallarında çalışırken de bir yandan zamanın hattatlarının en ünlüleriyle kıyaslanacak kadar bu sanata da hakim oldu. İlâhiyat ve Edebiyat konularının yanında, Fizik, Tabii Bilimler ve Riyaziyeye (Matematik) de merak sardı. Nihayet Horasan’da Nişabur şehrine yerleşerek Büyük Cami’de halka ve öğrencilere bilgilerini öğretmeye başladı. Müderrislik yaparken, Büyük Cami’nin de imamlık görevini yapıyordu. Dilbilgisi ve sözlük kitaplarını bu devrede yazdı. Güzel el yazısı ile yazdığı Kur’anları ve diğer eserlerini satarak hayatını kazanıyordu. Sıhah isimli önce Piri Mehmed, sonraları Vankulu tarafından Türkçeye çevrilen ve İbrahim Müteferrika matbaasının ilk kitabı olarak basılan kıymetli sözlüğü en tanınmış eseridir. Fenle uğraştığı zamanlarda büyük kuşların kanat çırpmadan yükseklerden süzülerek uçuşlarında dikkatle izliyor ( Fiziğin Aerodinamik Dalı: Aerodinamik; hareket eden katı kütlelerin havayla etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır. Özellikle uçakların, roketlerin ve füzelerin havadaki hareketlerini belirleyen ilkeleri açıklar. Ayrıca otomobillerin, hızlı trenlerin, gemilerin tasarımıyla, köprülerin ve çok yüksek yapıların şiddetli rüzgara dayanabilecek biçimde inşa edilmeleriyle ilgilenir.) ve bugün maalesef elde olmayan hesaplar yapıyordu. Bir gün (M.S. 1002 veya 1010 yıllarında) Nişabur’daki Ulucamînin damına çıkarak halka şu hitapta bulundu : "Ey ahali bu dünyada emsali bulunmayan bir eser keşfettim (Fiziğin Aerodinamik Dalı), gelecek insanlar için bir ilmi tasavvuru nasib olmadı". Böylelikle Aerodinamiğin 2. kurucusu olmuştur. Aerodynamics (aérodynamique, aerodynamisch) 2. Founder by CevherîAerodinamiğin 1. Kurucusu Abbas Kasım İbn Firnas (? - 888) dır. Fakat konum nazarı itibari ile bakıldığından Cevherî'ye herhangi bir çalışmasının gelmezi zor gözükmektedir. Yani Cevherî kendi çalışmaları sonucu bu kanıya varmıştır. Aerodynamics (aérodynamique, aerodynamisch) 1. Founder by Firnas Toplanan halk hayretle imamı ve müderrislerini dinlediler, bazıları aklını kaybettiğini zannettiler. Vücudunu iplerle iki büyük satıh bağladı ve uçacağını ilan etti ve kendisini boşluğa bıraktı. Kanat satıhları maalesef Cevheri’yi taşımadılar, şiddetle yere çarparak vefat etti. Cevheri’nin bu hareketi, zamanında çok garip karşılanmıştır.
Cevherî bilinen ilk Türk ve İslam Dünyasının Fizik ve Hava şehididir. Ayrıca ilk Türk Fizik Şehididir. Çünkü yapmış olduğu ve çalışma asli itibari ile bir Fizik ve onun altdalı olan Aerodinamik Fiziğini ilgilendiren bir çalışmadır. Ayrıca yapmış olduğu kanatların nasıl bir mühendislik çalışması olduğu bilinmediğinden o konu ayrıca araştırılması gerekir.
Bu kanımızın delili: (Cevherî için) - "Ey ahali bu dünyada emsali bulunmayan bir eser keşfettim (Fiziğin Aerodinamik Dalı), gelecek insanlar için bir ilmi tasavvuru nasib olmadı".
- Uçmak için bugünkü uçak kanatlarına benzeyen fakat hesaplamalar (sürtünme, havanın kaldırma gücü, yerçekimi gibi bilgilerin hesabı doğru bilinmediğinden kuşların uçuşu ile yapılan kıyaslama yeterli olamamış fakat bunun bir ilim dalı olduğunun farkına varmıştır.
- Farkına varmakla kalmadığı gibi denemesini de yapmıştır.
- Deneme sonucu hayatını kaybettiğinden yaptığı çalışmalar bizlere aktarılamamış olması onun bu bilimi fark etmesine ve 2. kurucusu olmasına mani değildir.
- İlk uçuş çalışmaları MÖ. 2200'lerde başlamış olmasına rağmen bunun bir bilim dalı olduğu fark edilememiştir.
Kaynak: - HAVACILIK TARİHİNDE TÜRKLER 1 Y.KANSU, S ŞENSÖZ, Y.ÖZTUNA 1971 ANKARA
- http://www.hho.edu.tr/muze/turkhavaciligi.htm
- MSc. Mehmet KEÇECİ (Aerodinamiğin 1. ve 2. kurucusu olduğu iddiasını öne sürenlerden biri)
|
|
Cern Deneyi ve Nükleer Enerji Hakkında ki Görüşlerim |
Array Yazdır Array |
ePosta |
|
Çarşamba, 19 Kasım 2008 00:38 |
Cern Deneyi ve Nükleer Enerji Hakkında ki Görüşlerim MSc.Mehmet Keçeci 17/11/2008
Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
- Bu deney insanoğlunun ulaştığı en mükemmel ve insanlığın zararını istemeyen bilim ve düşünce dünyamız için çok önemli bir çalışmadır. Bu deneyin başarılması gelecek nesillerin düşünce dünyasında yeni açılımlar yapacağı ümidi çok fazladır.
- Bazılarının korktuğu gibi bir senaryoya sahip değildir. Bu senaryolar konunun uzmanı olmayan veya deney mantığından uzak olan insanların kendilerini meşhur edebilme gayretlerinden başka bir şey değildir.
- Kuantum modelinin sorgulanmasında ve daha ileri modellerin ortaya atılmasında bizlere öncülük edebilecek sinyaller içermektedir. Şurası bir gerçektir ki evreni ve bizleri açıklayabilecek insanoğlu tarafından ortaya konmuş her modelin bir çok görünen veya görünmeyen eksiklikleri mevcuttur. Bunlar bazı dönemlerde sorgulanamazlar ama zamanı geldiğinde bütün bilim adamları artık yeni açılımlar beklerler. İşte ortaya konan yeni açılımların bir alt yapısı böyle deneylerle yeni bir bakış açısına sahip oluruz. Şunu unutmayın ki hiç bir bilimsek varsayım, teori, model veya kanun ne mutlaktır nede evreni açıklamaya yetebilir. Bunların hepsi bizim bakış açımızı, algılarımızı ve hislerimizi geliştiren birer olgulardır. (Olgu= Fenomen olarak kullandım içini başka bir makalede dolduracağım)
- Ayrıca hocamın bahsetmiş olduğu nükleer enerji konusunda (Prof. Dr. Gediz Akdeniz - Hulki Cevizoğlu :Ceviz Kabuğu) ben aynı görüşleri tam olarak paylaşmıyorum. Tabi ki atom bombasını ve diğerlerini biz yapmadık fakat dünyamızda 500'ün üzerinde nükleer enerji santrali varken bizlerin olaya veya realiteye arkamızı dönmemiz var olan bir gerçeği değiştirmeyecektir. Alternatif enerjiler ne zaman yeterli olur o zaman bunu devre dışı bırakabiliriz. Dünya enerji darboğazına giderken bizler yine atom bombalarını yapanların ellerine mi bakacağız. Bunun kesim çözümü ortaya konması gerekir. Petrol bittiği, suyun kirlendiği, ormanların yok olduğu bir zamana doğru gitmekteyiz. Bu zamanda evlatlarımızı, ülkemizi ve insanlığı diğer çıkarcı kesimlerin ellerinden nasıl koruyacağız. Enerji ithal ederek mi? Dışa bağımlı kalarak mı? Cerrahiyi kimse istemez ama zaruri kalınca da kimse reddetmez.
- Bilim adamları ve diğerleri sadece insanlık için kullanılacağı garantisi verilen bir sistemden aşırı çekinmenin bizi dünyanın ulaşacağı bilimden uzaklaştırması, fakirleştirmesi de kaçınılmaz olacaktır.
- Biz ülke olarak böyle bir enerjide Avrupa Atom Ajansının denetimi altında olunacağının garantisini vermiş bir ülkeyiz. Eğer bir gün gerçek bir nükleer santrali kurabilirsek dünyadaki sıralamada 600. sıralardan aşağı olmayacağımız kesin.
- Yada gerçekliğe dayanan yepyeni projeler ortaya koymamız kaçınılmazdır.
- Eğer iyi niyet olduktan sonra hangisini seçerseniz seçin sonuç güzel olacaktır.
|
|
Pazartesi, 26 Mayıs 2008 00:00 |
|
Fizik ve Metafizik Değerlendirmelere Girmeden Önce Kısa Bir Bakış. En Küçükler II. \n Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Bir Fizikçi için - Fizik nedir?
- Fiziğin sınırı nerede başlar ve nerede biter?
- Bu sınırlar ne kadar kesindir?
- Bu sınırın ötesinde neler olabilir?
- Fizik neden bu sınırlara sahiptir?
- Bu sınırlar aşılamaz mı?
- Her fiziksel veya matematiksel teoriler bu sınırlar içinde midir?
- Fizikçiler matematiğin reel olmadığını söylerken onu inkâr mı ederler?
- Kunat'ın altı (10-35 m) Fizikçiler için ne ifade eder?
- Kuant’ın altında teoriler üreten Süpersicim ve Kuantum Alan Teorisyenleri ve Sürekli Matematik Teorisyenlerinin Fizik açısından önemi nedir?
- Niçin Kuant altı teoriler üretilir?
- Saf enerji fiziksel evren için neyi ifade eder?
- 0 (sıfır) noktası fizik, matematik ve evren için ne anlama gelir?
- 0’dan öncesi için Fizik, Matematik ve Felsefe ne diyebilir?
- Evrenin ilk anı ve başlangıcı var mı varsa nasıl oluştu? Ya ondan öncesi?
- Evrenin sınırları nedir? Neden bu sınırlara sahiptir? Sınırının içi, sınırı, dışı ne anlama gelir?
- Bizden bağımsız evrenler var mıdır? Varsa anlamı nedir? Yoksa anlamı nedir? Varsa aramızda nasıl bir iletişim olabilir?
- …
daha yüzlerce soru sorulabilir. Bu soruları doğru dürüst değerlendirmeden verilen cevaplar ne kadar değerli olabilir? Eğer yazılan yazıda fiziği veya bu fizik değil dediğinizde bir fizikçiyi tatmin edebiliyor musunuz? Eğer bir fizikçiyi tatmin edemedikten sonra niye bu konularda ahkâm kesilmesinin anlamı nedir? Tez ve Antitezlerin tamamını değerlendirip onları sunabiliyor musunuz? Şunu unutmamak gerekir sözlük ve ansiklopedi ile bilim üretilemez. Bilim insanı da olunamaz. Belki bir gazetede yazar olunabilir onu da gazete sahipleri değerlendirsin. - Aşklarınız ne kadar reeldir ya sevginiz?
- Çocuğunuz, eşiniz, ebeveynleriniz sizi sevmek mi zorundadır? Bunun fiziksel anlamı nedir? (Sevgi uğruna işlenen milyonlarca cinayetin anlamı nedir?)
- Yaşamın anlamı nedir?
- İnsanlar değerleri için neden ölürler?
- Ölü bir insanın yaşayan bir ot ile kıyaslandığında hangisi saygıya değerdir?
- Ölmek ve yaşamak arasındaki fark nedir?
- Var olmak ile mutlak yok olmak arasındaki fark nedir?
- ….
Antitezleri söylerken sadece işimize gelenleri mi söyleriz ya diğerlerini sümen altı mı ederiz? Siz piyasada bir konu hakkında tüm tez ve antitezleri tarafsızca yazan bir eser görebiliyor musunuz? Neden??? MSc.Mehmet Keçeci |
|
KUANTUM FİZİK DERSLERİ I |
Array Yazdır Array |
ePosta |
|
Perşembe, 24 Nisan 2008 00:00 |
|
KUANTUM FİZİK DERSLERİ I QUANTUM PHYSICS LESSONS I
MSc. MEHMET KEÇECİ -
-
Giriş / Introduction
-
Klasik ve Kuantum fiziği arasındaki sınırlar -
Kuantum mekaniğinin gelişiminin kaldırım taşları olan deneyleri anlamak -
Kuantum Mekaniğinin (KM) kalbi olan girişim kavramları ve iç olasılık genliğini anlamak -
Harici özgürlük dereceli tek-parçacıklı kuantum mekaniği: Schrödinger Denklemi -
İç özgürlük dereceli (ör: spin vs...) çok cismin kuantum fiziği ve ötesi. -
KM bazı resmi yapıları (Operatörler, beklenen değer, komütatörler, Dirac gösterimi) -
Fiziksel yorum, ölçüm, belirsizlik, korelasyon ve karışıklık ile matematiksel yapı (Schrödinger denklemini kısmi Diferansiyel denklemmiş gibi) arasındaki ilişkiyi anlama -
Önemli KM sistemleri ile çalışma: Harmonik osilatör, hidrojen atomu. -
-
Bu dersin sonucunda elde edeceğiniz kazanımlar
-
Kuantum Mekaniğinin tek-parçacık probleminin bir ve 3 boyutlu çözümü (Saçılma, tünelleme, sınır durumları) -
Matematiksel varlıkların fiziksel yorumlarını vermek (Operatörler, dalga fonksiyonu, farklı tabanlarda hal tasviri (temsili), Fourier dönüşümü, Heisenberg belirsizlik ilişkisi) -
Kuantum Mekaniğindeki girişim etkilerinin önemini anlamak ve takdir etmek (olasılık genliğinin artısı) -
Rölavistik olmayan Kuantum Mekaniği. -
-
Klasik Mekaniğin (KM) Hataları ile Problemleri
-
Klasik Mekaniğinin mikroskobik seviyedeki hataları -
Klasik Mekaniğinin açıklayamadıkları. -
Ör: Bireysel atomların kararlılığı. -
Atomun yayım tayfları -
Moleküler bağlar -
Kimyasal özellikler ve kimyasal reaksiyonlar. -
Katıların özellikleri Kaynaklar / Referances -
Gasiorowicz -
French & Taylor -
Feynman, Lectures on Physics -
Vladan Vuletic -
MIT Kurs Notları MSc.Mehmet Keçeci |
|
Pazartesi, 02 Ağustos 2004 00:00 |
|
M Teorisi ve 2. Süpersicim Devrimi Bir ısmını string teorilerini incelerken görmüştük fakat burada daha net anlatırsak 10 boyuttaki yay teoriler bir üst boyutta yani 11 boyutta birleşmeleri (güçlü nükleer kuvveti ancak bu boyutta net açıklayabilmesi) gerektiğini Edward Witten 1995 de ortaya atması ile 2. Süperyay devrimi baslamiş oldu ve 11 boyutlu süperçekimi (supergravite) düşük enerjilerde etkin bir sekilde açıkladi. Yani 5 süperyay teorisi ile 11 boyutlu süperçekimi ayni teoride ele aldı. Biz bu teoriye M-Teorisi diyoruz. Şematik olarak gösterirsek. veya Buradaki boyutlarin S1 ler dairesel I ise hat(çizgi) araliklari seklinde olduklarini bildirir. Güçlü baglanti sabiti ise olarak verilir. Burada tabii bir sonuç olarak boyutlar artikça olay dahada karmasiklasmaktadirlar. Bu teori bir soliton gibi zara (membrane) ve 5-brane'e sahiptir. Bu teori ile 10 boyutu teoriyi 11 boyutta küçük bir çember seklinde kompattilastirabiliriz (sinirlarinin kapali olmasi). Kapali bir çembere bir izdüsüm ile sararak bir torus (tor) meydana getirerek zarimiz artik kapali bir yay olmus olur. Buradaki çember çok küçüktür ve IIA stringini kutarir. Burada niçin IIB veya Heterotik string olmadigi söylenebilir bu soru dikkatlice incelenirse bir çemberin 11 boyutlu süperçekimi kütlesiz alanlarin kompaktifikasyonunda yattigi ortaya çikar. Ayrica D-drane durumu IIA teorisi için tek olmasidir. IIA teorisi D0,D2,D4,D6,D8-branelerini içerir. Bunlari as. tabloda gösterirsek | Çember üzerinde M-theorisi | IIA 10 boyut | | Çembere sarilmis zar | IIA süperyay | | Sifir boyuta büzülmüs zar | D0-brane | | Çözülmüs zar | D2-brane | | Çembere sarilmis Besbrane | D4-brane | | Çözülmüs Besbrane | NS Besbrane | Burada D6 ve D8-braneler hariç tutulmustur. Çünkü D6-brane'i "Kaluza Klein Tekkutup (tekucay) " olarak yorumlamabilir. Bu ise 11 boyutlu süperçekimin özel bir tür çözümüdür. D8-brane ise su an için M-teorisi ile açiklanamaz. 9 uzaysal boyutu ile açik zarimizi sonlu parçalar ile bir üst boyutta kapali hale getirebiliriz. Açik zarimiz bu sinirlarda biter. Bu arakesitler her bir sinirin 9+1 i özhacmini (worldvolume-dünyahacmin) meydana getirirler. Burada herbir sinira tasimak için bir E8 ayar gurubuna ihtiyacimiz var. Bu yüzden her iki sinir arasindaki boslugu çok küçük aliriz. Böylece 10 boyutlu sinirdan bir strin E8XE8 ayar grubu olarak ayrilmis olur. Bunlara E8XE8 Heterotik yay denir.  Böylece birbirlerinden farkli teoriler temelde bir teoriye indirilebilir bir çikisi ile M-teorisi heyecen uyandirir. 5 farkli süperyay teorisi ve 11 boyutlu süper çekim teorisi bir klasik limit olarak düsünülebilirler. Bildigimiz pertubasyan teorilerin bir limiti vardir ve bu limit etrasinda bir çok yaklasim yapilabilir fakat nao-perturbative olan ikilik ve süpersimetri gibi konularda farkli açilardan ele alinmalidir. Belki ileride tam bitmis bir M-teorisi ile bunlari daha iyi anlayacagiz. MSc.Mehmet Keçeci |
|
Birinci Supersicim Devrimi |
Array Yazdır Array |
ePosta |
|
Pazar, 01 Ağustos 2004 00:00 |
Birinci Superstring (Süpersicim, Süperyay) Bakışaçısı (Devrimi). (First Superstring Revolution) String teorileri 1970'lere dogru Güçlü Nükleer Kuvveti tanimlama çalismasi ile ortaya çikmistir. Fakat bununla birlikte birkaçta problem ortaya çikmisti. Bu problemlere bakarsak bir çok parçacik çesidinin olmasi ve bunlarin kütlelere sahip olmasi (teori açisindan kütlesiz öngörüler yapilmasi ve spinlerin 2 birimli olmasi ) idi. Ayrica teori 10 boyutu öngörmesi idi fakat bildigimiz uzay ise 4 (1 zaman 3 uzay) boyutlu idi. Tâki 1973 de güçlü nükleer kuvvetin Standart model dahilinde Kuantun Chrodinamiginin-Renkdinamigi (QCD-KKD) inandirici bir SU(3) modeli ortaya konuncaya kadar bu problemler sürdü. 1968-1973 yillari arasinda 1 buyutlu genisletilmis nesleler arasindaki etkilesim çalismalarinin sonucunda bunlara "String-Sicim (Yay)" denildi. Bu çalisma bilinen klasik Kuantum Alan Terorilerinin çerçevesi disinda idi. Halbuki bundan önceki çalismalar parçaciklari "point-like" noktacik-tipi veya noktasal olarak vurgulanmislardi. 1971 lerdeki diger bir gelisme ise temel parçacik sinifina Fermion-Fermiyon (elektron, kuark vs...) adi verilerek bir birlestirme yapilmasiydi. Bu string teorileri için Süpersimetrinin 2-boyutsal vesiyonunu gerektirir. Sonunda bu bütün tutarli string teorilerinne genellestirildi ki (uzay-zaman süpersimetrisi) bunlar süperstring olarak adlandirildilar. Bir stringin karakteristik olarak büyüklügü seklindedir. (h: planck sabitidir c:isik hizi) String boyutu Lst=10-31 cm civarindadir. Fakat bizim su anki parçacik hizlandiricilarimiz 10-16 cm den daha asagi inemedigimizi göz önüne alirsak Adi (Olagan- Ordinary) Kuantum Alan Teorisinin niçin noktasal-parçacik dedigini anlamis oluruz. Diger taraftan uzay-zamanin geometrisi dinamik olarak belirlenmis olmasina nazaran gravitasyonla Genel Rölativitenin nasil birlestirilecegidir. Süperstring teorileri burada önemli bir rol oynayarak bunu kuantum alan teorilerinin karakteristik kisa mesafeli sonsuzluklar olmadan yapilabilecegi öngörüsüdür. Tabiki fazladan 6 boyutun olmasi 4 boyuta bagli 6 iç küçük kompakt uzay olarak düsünebiliriz. Tabiki bu fazladan 6 boyut oldukça küçük oldugundan bunlarin deneyle çelismeyecegi düsünülebilir. bununla birlikte 1974-1984 arasinda Joel Scherk gibi birkaç bilim adami disinda fazla bir katki olmadi. 1984-1985 senelerinde birçok yeni gelismeler oldu. Tabi ki süperstring teorileri birlesme teorileri için oldukça ümit vericidir veya beklentiler o sekildedir. 1985 senesine kadar yerlesmis olan 5 türlü süperstring teorisi mevcuttu. Bunlarin her biri 10 boyut (1 zaman, 9 uzay) gerektiriyordu. Bunlarin herbiri baglanma sabitinin (pertürbasyon açilimi) güç serisi açilimlarina uygundular. Bu 5 teori bize sunlari göstermekteydi tür I, tür IIA, tür IIB, E8 X E8 heterotik (HE) ve SO(32) heterotik (HO). Bunlardan tür II 2 süpersimetriye sahipken digerleri 3 süpersimetriye sahipti. Ayrica tür I açik ve kapali stringlere sahipken digerleri sadece kapali stringlere sahipti ve tür IIA ise chiral (ayna simetrisi) olmayan (parite korumumu gibi) bir simetriye sahiptirler digerleri ise chiral simetriktirler (eslik ihlali gibi). (Parite: eslik, müsavat, tam benzerlik) Bir kalsik string teori dinamigi Konformal invaryant 2D kuantum alan teorisi tarafindan tanimlanir. (Konformal invaryans uzunluk ölçek degisimleri altinda simetriktir. Veya bir düzlemden diger düzleme geçilirken açilar devamli korunur. Örnegin bir santranç tahtasi üzerindeki desenleri bir top üzerine kapladigimizda top üzerindeki desenlerin açilari 90 derece olarak korunur. Konformal simetri tam ve korunumlu bir simetridir. ) Burada ki 2D teorisi Renormalize bir teoridir yani kütü kisa mesafeli sonsuzluklar yoktur. p boyutlu bir nesne "p-branes" olarak adlandirilir. p>1 teorileri renormalize degildirler. Tabiki yüksek boyutlu p-branes teorilerde süperstring içerebilirler. Stringleri inceledigimizde en temel iki yapi karsimiza çikar bunlar açik ve kapali stringlerdir. (Ok isaretleri uzay-zamani tasima yönleridir)   Bu stringlerin degisik titresim kipleri bizlere fakli kuantum sayilari ile ifade edilen ve karsimiza kütle, spin gibi çikarlar. Bu bize madde ile enerjinin ve parçaciklarin en nihai durumunu verir. Bir kapali string hareketi asagidaki gibi gözükür. Bu kip kütlesiz 2-spinli gravitonun özelligidir ki bu bize gavite kuvvete aracilik eder. Strin teorilerin bir güzelligide temel kuvvetlerden biri olan graviteyi içermesidir. Stringler birbirleri ile birlesebilir veya ayrilabilirler. Örnegin as. iki kapali string etkilesimi sonucu bir kapali string olusuyor.  etkilesimin dünyakatmani düz bir yüzrydir. Bu ise string teorisinin güzel bir özelligidir. Bu kuantum alan teorisindeki gibi kisa mesafelerdeki sonsuzluk problemi olarak karsimiza çikmazlar. Bunu engüçel Feynmann diyagramlarinda görebiliriz. Buradaki üç hattin kesisiminde (etkilesim noktasi) topolojikal olarak tekillige gider. Stringlerde ise bu yoktur. Iki kapali string etkilesip birlesebilir ve yine iki kapali yay olarak ayrilabilirler. Tarayicinizin Flash destegi olmasi gerekir. Buna 3 Seviyeli etkilesim denir. Burada perturbasyon teorisi ile kuantumsal mekanik genligi yüksek derecelerdeki kuantumsal süreçlere katkisi hesaplanabilir. Tabiki perturbayon teorisi ile herbir mertebe artisindaki katki azalirsa bize iyi sonuç verir. Yoksa her bir mertebede bu katki artar ise bu teori kullanilmaz. Bu yüzden genellikle bir kaç mertebe tam olarak hesaplanirken digerleri belirsizlesirler. String teorisindeki yüksek mertebeler dünya tabakasindaki deliklere veya saplarin (ilmiklerinin) sayisina uygundur.  Buradanda anlasiliyorki pertubayon teorisinde herbir mertebede sadece bir diyagram mevcuttur. Noktasal parçacik alan teorisinde ise yüksek mertebelerdeki diyagramlarin sayisi üssel olarak artar. Bu yüzden perturbasyon teorisi zayif etkilesimde iyi çalisirken buradaki 2 ve üssündeki ilmikli diyagramlarda kötü sonuçlar elde eder. Bu yüzden daha ilerki seviyeleri anlamak için petubativ olmayan teorilere sahip olmamiz gerekir. MSc.Mehmet Keçeci |
|
Fiziksel Hürriyet Kavramı |
Array Yazdır Array |
ePosta |
|
Salı, 08 Mayıs 2007 00:00 |
|
Fiziksel Hürriyet Kavramı (Concept of Physical Freedom) Kuantum fiziği bizlere göstermiştir ki (Belirsizlik İlkesi: Uncertanity Prinsiple) evrendeki her şeyi mutlak olarak bilmemiz veya onu mutlak olarak yönetmemiz imkânsızdır. Bu prensipten yola çıkarak insanların başka insanları mutlak anlamda yönetmesi hem imkânsız hem de anlamsızdır. Bilim bize bunu açıkça söylediği halde yinede birileri çıkıp her şeyin kendi kontrolünde olmasını istiyor. Böyle bir evrensel gerçeklik yok. Her zaman olaylarımızda belirsizlikler olacaktır hatta ve hatta olmak zorundadır eğer bu evrende yaşayacak isek. O zaman bu tip insanların mantığını kabullenmek bilime yapılan bir ihanettir. Bilim bize hiçbir zaman sınırsız güç ve sınırsız kontrolü sunmaz. Bunu arzulamanın da anlamı yoktur. İnsanlara baskı yaparak fikirlerini değiştirmek, yıpratmak, yozlaştırmak veya baskı altına sokmak bilime gönül veren insanlar için kabul edilemez bir gerçekliktir. Eğer doğrularımız var ise onları en güzel şekilde ortaya koymak, bunları eğitim metotları ile yaymak gerekir. İnsanları olduğu konumdan, bilinç seviyesinden, yaşam tarzından, kültür ve medeniyetinden, bilim ve inancından daha güzelini daha ilerisini göstermek en güzel fazilet, erdem, irfanlardan biridir ve bizlerin uygulaması gereken yöntemde budur. Hala zulüm, baskı, darbe, kışkırtma, yalan haberlerle yapılan şeylerin insanlık namına almış olduğu bir şey olduğunu zannetmiyorum. Tabiî ki bilimsel algı ve anlayış zaten olamaz. 08.05.2007 MSc. Mehmet Keçeci |
|
REEL FİZİK VE FİZİKSEL NİCELİKLERE GİRİŞ I |
Array Yazdır Array |
ePosta |
|
Cumartesi, 14 Haziran 2008 05:30 |
|
REEL FİZİK VE FİZİKSEL NİCELİKLERE GİRİŞ I Neden fiziksel nicelik yada büyüklük? Everndeki reel olan herşeyi biz bu nicelikler aracılığı ile tanımlarız. Bunu anlamak için evreni çok iyi kavramamız gerekir. Reel fiziğin diğer bilim dallarından ayıran en önemli özelliği alt ve üst sınırlarının belirli olmasıdır. 10-35 m den başlar ve evrenin sınırında son bulur.öncesi ve sonrası reel fiziğin sınırları dışındadır. 0 ile 10-35 m lik kısım ne olacak burada kuantlaşma olmadığından bizim fiziksel algılarımızın dışına çıkacak bu bölge için ancak matematiksel modeller düşünebiliriz. Süperyay teorisyenlerinin yaptığı gibi. Örnegin: 1 cm alanı bir matematikçi referans noktasını ortası alarak her iki kısmıda sonsuza bölebilir böylece sınırlı bir alanda - sonsuzdan artı sonsuza uzanan bir doğru elde edbilir fakat kuanlaşan bir fiziksel dünyada bu mümkün değildir ancak ve ancak 1033 kere bölebiliriz. Ayrıca Big ben öncesi ve evrenimizin dışı için herhangi bir bilimsel niteleme yapamayız. Alan yok, zaman yok, boyut yok, madde yok, enerji yok yani matematiksel bir öngörüde dahi bulnmak anlamsız olmaktadır. Fakat 0 ile 10-35m arasında enerji mevcuttur. Bu bölgede sadece reel fiziksel tanımlama yapamayız reel olmayan matematiksel fizik tanımları yapmamızda her hangi bir sakınca yok. Tabi yanlız bu öngörüleri deneyemiyoruz. Fiziksel dünyayı tanımak için 3 tane tanım yapıyoruz bunlar: - Skaler
- Vektörel
- Tansörel büyüklüklerdir.
En güzel örneklerden biride Hız (velocity) ve Sürat (speed) tanımıdır. Bunlardan hangisi skaler hangisi vektöreldir. Bunu nasıl anlayacağız. Verilen bir nicelik - Yön (A-->B)
- Doğrultu (Kuzey vs...)
- Başlangıç (uygulama) noktası
- Şiddeti (büyüklüğü) yoksa bu bir skalerdir. Varsa nasıl tanımlayacağız
Örneğin: Üsküdardan izimite Kuzey yönünde 90 km/saat hızında giden araç dediğimizde bu kesinlikle bir vektörel tanımlamadır ve bize Hızı verir fakat sadece 90 km/saat dediğimizde ne yöne gidiyor bilinmiyor, doğrultusu bilinmiyor, başlangıç noktası bilinmiyor bu bir skaler tanımdır ve bize sürati verir. Tansörel (tensor) tanım ise eğri ve yüksek boyutlardaki vektörel tanımlamadır. Astronomide ve izfiyet teorisinde oldukça çok kullanılır. MSc.Mehmet Keçeci |
|
|