Soğdakça (Soğdca)

Sogdian, Sogdiana

19.07.2007

    Orta Asya’da Soğdların kullandıkları Hint-Avrupa dil ailesinin Kuzey Doğu İran kökenli ölü bir dildir. 9’ncu yüzyıla kadar ipek yolu üzerinde konuşulan en önemli dil olmuş olan Soğdca, Soğdların gitgide daha çok Türklerin arasında kalmaları ve Türkçe konuşmaya başlamaları ile önemini kaybetmiş ve Karahanlılar döneminde Soğdak dili sonunda tamamen kaybolmuştur. Türkçe konuşan Soğdlar Türklere karışıp bunların arasında eriyip gitmişlerdir. (1019’da bu dil hâla kullanılmaktaydı)

    Soğdakça 7.-9. yüzyıllarda Orta Asya’nın uluslararası dili durumundaydı. Elyazmaları da (Budacı, Hıristiyan, Manici) bu yüzyıllardan kalmadır. Merkezi eski Sogd (bugünkü Buhara ve Semerkant bölgesi) olmakla birlikte Soğdakça, Moğolistan’a (9. yüzyıla ait Karabalgasun yazıtı: Uygurca, Çince ve Soğdakça) ve Tibet sınırına kadar yayılmıştı. Uygur Türkleri kendi alfabelerini Arami kökenli Sogd yazısı üzerine kurmuşlardır. Soğdakça, zamanla Çin, Tibet ve Hint dilleriyle kaynaşarak oluşmuştur. Yapısı, kuruluşu ve ses düzeni Eski Farsçanın aynısıdır. 20. yüzyılda arkeologların araştırmaları sonucu ortaya çıkarılan Soğdakçanın günümüze kadar gelen uzantısı Semerkant’ın doğusunda konuşulan “Yugnabi” lehçesidir.

Akşam, Kent (knt), Hvaten (Kraliçe)–>Hatun–>Katun–>Kadın. Acun, Kağnı kelimesi soğdakça’dır.
Şehir kelimesi Farsçadır (şar, sar olarak değişebilir. Akçasar, Alaşar) ve Türkçesi balıktır. (Beşbalık, hanbalık gibi)

Dil dersleri ve sözlüğü: http://www.fas.harvard.edu/~iranian/Sogdian/index.html
Derleyen: Mehmet Keçeci

Çıraklığını Yapmadığın İşin Patronu Olamazsın

You can not be the boss…

06.07.2007

Gözlerinden enerji fışkırıyor…

Ellerini masanın üstünden kaldırıp, oturduğu koltuğa biraz daha yaslanıp kendinden emin bir sesle “Çıraklığını yapmadığınız bir işin patronluğunu yapamazsınız! Sanayici olarak yetişmişiz. Bilmediğimiz işlere girmeyiz. Dürüst olup cesaretli kararlar verdikten sonra, başarı peşinden gelir insanın. Yatırımlarımız planladığımızdan bir gün sonrasına gecikmedi, hep daha önce gerçekleştirdik” deyip ardından ekliyor:

“İlk fabrikamızı Bursa’da kurduk. Dokuma üzerineydi. Daha sonra iplik ihtiyacımız oldu bulamadık. Agro boyası yaptırıyoruz, doğru dürüst gelmez, renk tutmaz. İhracat için bunlar önemli. Malı üretebilmem için, bu ipliğe ihtiyacım oluyor. Acilen bir iplik fabrikası kurma kararı verdim. Finansmandan yana sıkıntımız olmadı çok şükür, çünkü senelerden beri gelen bir altyapımız, bilgimiz vardı. İplik fabrikasının temelini atıp, üretim yapmam 6 ayımı aldı. Ama nasıl yaptım, onu bir de bana sorun. İdare binamı en sona bıraktım. Patronun oturacağı yer bizde en son gelir. Önce üretim yeri tamamlanır, üretim kazanır, idari binayı yapar. Eğer önce idari binayı yapıp, üretimi sonraya bırakırsanız nalları dikersiniz. Onun için biz nalları dikmedik. ”

Bu sözler sıfırdan zirveye tırmanmayı başarmış Zorlu Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu’ya ait.

Tırnaklarıyla kazıyarak geldiği noktayı hazmetmiş.
Sakin duruyor! Ne yaptığından emin bir tonda anlatıyor:

“Ben ‘Hayat Okulu’nda okudum. Başka bir okulda okumadığıma da pişman değilim. Onların üniversiteyi bitirdikleri tarihte, ben 25 yaşında fabrika kurdum. Okul bitiren fabrika kurabilir mi, ama ben kurdum. Fason imalatını 17-18 yaşlarındayken öğrendim. İplikçiden ip alır, boyahane ile anlaşır imalat takibi yapardım. 18 yaşında birisine bunu yaptıramazsınız.

Benim oğlum 17 yaşında ona da bu işler önceden hayal gibi geliyordu. 2 sene pazarlamaya gitti, hayat felsefesi değişti. Okul teori, ama yaşam pratik istiyor. En azından bu denge yüzde 80 pratik, yüzde 20 teori olmalı. Makine Mühendisi yanınıza gelip iş istiyor, ama bir ustanın yaptığı işi yapamıyor. Onun için salt teori ile bu işler olmaz. Şimdi biz büyüdüğümüz kadar büyüdük, sıra bunları sindirmeye geldi. Şimdi 4 büyük gruba ayrıldık. İki yıl sonra 50. yılımızı kutlayacağız. Mühim olan 100-200 senelik bir grup olabilmek. Bizim grubun en önemli özelliği hızlı karar verebilmesi. Kararı verdin mi de yarın uygulamalısın. Aylarca uzatma, geciktirme olmaz.

Denetleyemediğin şirket senin değildir. Mal sahibi ayrı gözle bakar, yönetici ayrı gözle bakar. Başkalarının hakkını gasp etmeyeceksin. Verdiğiniz sözü yapacak, yapamayacağınız sözü de vermeyeceksiniz. Söz verdin mi de ne pahasına olursa olsun yapacaksın. Annem babam bize derdi ki, haram yemeyeceksin, yedin mi bir şekilde çıkar. Vestel’in tüm makine parkı yeniledik. Tekstil de öyle. Avrupa’nın en büyük polyester üreten grubuyuz.”

BABADAĞ’DAN ZİRVEYE

Ahmet Nazif Zorlu’nun sıfırdan zirveye giden yolda katettiği kilometre taşlarına gelince…
Ahmet Nazif Zorlu Denizli’nin el dokumalarıyla ünlü Babadağ ilçesinde, 1944 yılında dünyaya gelir. Ahmet Zorlu’nun ailesi de kasabanın diğer aileleri gibi tekstil işiyle uğraşmaktadır. Aile bireyleri evdeki dokuma tezgâhında Denizli bölgesine özgü çizgili çarşaf dokumaktadır. Baba Zorlu’nun 1950’lilerde ticaret işiyle uğraşmaya başlaması “Ticaret Ateşini”nin daha çocuk denecek yaşta, Ahmet Zorlu’nun yüreğine düşmesine neden olur.
İlkokuldan sonra okulu bırakarak bir yandan evdeki dokuma tezgâhında, diğer yandan da babasının dükkânında çalışmaya başlar.

14’ünde tek başına ticaret yapabileceğine inanır; ama yaşını küçük bulan babası onunla aynı inancı paylaşmaz.
Ve yaşamı Karadeniz pazarını keşfe çıkan amcasının eve yüklü siparişlerle geri dönmesiyle değişir. 15 yaşına geldiğinde amcasıyla birlikte Bursa, Ankara ve Samsun’u kapsayan bir iş gezisine çıkar. Trabzon son durakları olur. Orada bir dükkân açmaya karar verirler. Yaşıtları daha sokakta oyun oynarken Ahmet Nazif, 1960 yılında ailenin Trabzon’da açtığı dükkânın başına geçip çarşaf ve havlu satmaya başlar. O yıl 700 bin liralık satış gerçekleştiren Zorlu’yu kötü bir sürpriz beklemektedir.
Bilançoda, 10 bin lira zarar gözükmektedir.

O an aklından geçenleri şöyle anlatır:
“Beni bir korku aldı, babama ne cevap verecektim. Bu acı hayat dersi ona tedbirli olmayı ve ne olursa olsun başarısızlıklar karşısında yılmamayı öğretti. Başarısız damgasını yiyerek kasabaya geri dönmek istemiyordum. O günden sonra dükkânda satamadığım malları pazar günleri kentin pazarında satmaya çalıştım.”

PAZARDAKİ BOŞLUK

Asker dönüşü üç yıl daha çalıştığı ve “İkinci memleketim” dediği Trabzon ona dar gelir. “Benim İstanbul gibi büyük bir kentte çalışmam gerekir” der ve yola düşer. İstanbul’da fason imalat yapmayı kafasına koyan Zorlu, işe pazarda bir boşluk aramakla koyulur. Çarşaf işini en ince ayrıntısına kadar bilmektedir. Bir İtalyan dergisinde gördüğü desenli nevresim takımı onun ilham kaynağı olur.
O günlerde Türkiye’de çarşaf üreten tek firma Mensucat Santral’dir.

Fakat onların çarşafı 1 metre 80 santim enindedir.
Ve o ilk defa 2 metre 20 santim eninde çarşaf üretir…
Zorlu’nun Türk tüketicisine tanıştırdığı renkli ve desenli nevresim, arkadaşları tarafından “Nevresim dediğin askerde kullanılır” yorumuna yol açar. Taç marka nevresimleri 1971 yılında piyasaya sürer. Zorlu, bu başarısı karşısında sabit yatırıma gitme kararı aldıysa da Santral Mensucat’ın Edirne’de Lale fabrikasını kurması onu bu fikrinden caydırır.

Bursa’dan aldığı 24 tane hazır dokuma tezgâhında çarşaf işinin yanı sıra orlon masa örtüsü işine de yönelir. Avrupa’dan getirttiği örneklerden esinlenerek yaptırdığı masa örtüleri büyük ilgi görür.
Türk halkı renkli çarşafa adeta dolanmıştır.
Artık mevcut kapasite, talebi karşılamaya yetmemektedir.
Bunun üzerine 1975 yılında Bursa’da Korteks’i kurmaya karar verir.

Sonraki yıllarda dünyanın en büyük entegre iplik ve dokuma tesislerinden birisi olmayı başaran Korteks’in yatırımı, o yıl patlak veren döviz krizi nedeniyle yarım kalır. 1980 yılına gelindiğindeyse Zorlu’nun Bursa’daki fabrikasında 400 dokuma tezgâhı çalışmaktaydı.
Yakaladığı fırsatı iyi değerlendiren Zorlu, nevresim pazarının yüzde 60’ını ele geçirir. Yüzde 50 kar marjıyla çalışır.

Zorlu o dönemde elde ettiği başarı için “Ne demişler, ilk vuran okçudur” değerlendirmesini yapıyor.

PAZARI KOKLAMAK

Başarılı bir sanayicinin burnunun iyi koku alması gerektiğine inandığını söyleyen Zorlu, o dönemlerde tül perdenin kokusunu almaya başlar:

“1980’lerde doğru dürüst tül perde yoktu, olanlarda Avrupa’dan ithal ediliyordu.
Bursa’daki Korteks tesislerinde yarım kalan yatırım Almanya’ya sipariş verilen 12 adet tül makinesi ile hız kazandı. Siparişimi duyan Alman ‘Bu kadar çok makineyle ne yapacaksın, altı tane alsan sana yeter’ dedi.”

O siparişin ardından 8 tane daha tül makinesi ısmarlayan Zorlu, ertesi yıl ihracata başlar. Rakiplerinin üretimi hala mekanikken onun 100 adet elektronik makinesi vardı. Bu hayli iddialı bir rakamdı. Çünkü o dönemde Avrupa’nın en büyük fabrikasında bile en fazla 20 makine vardı.

Sonrasında yıllık tül perde üretimi 150 milyon metrekareye ulaşan Korteks, üretiminin yüzde 40’ını ihraç eder. Almanya ve Amerika ağırlıklı olmak üzere Güney Afrika, Japonya ve Singapur’da onun perdeleri pencereleri süslemeye başlar.
O ise en büyük silahının ürününün kalitesi olduğunun farkındadır:

“Müşterilerimizin hemen hepsi tavsiye üzerine geldi. Alman müşteri Fransız’a, İngiliz Amerikalıya tavsiye etti. Bizde böylece dünyaya açıldık. Başlangıçta ‘Türk malı’ ile yanyana anılmaya alışılmış olan kalitesiz imajını yıkmak için çok çaba harcadık. Amerikalı bir müşteriye görüşmeye gittiğimde bir Türk’le çalışmak istemediğini söyledi. Ben sırf onu ikna etmek için farklı desen ve modelde perdeler ürettim. Bu iş için de cepten 200 bin dolara yakın masraf ettim.”

Bu çabaları boşa gitmez, onu Amerika’da 100 milyon dolarlık iş hacmine ulaştırır.

GÜZ GÜLLERİ

Diğer bir kilometre taşına gelince…
1994 yılıdır…
Türk ekonomisinin uzun yıllardır yaşadığı krizli ortamın, kangrene dönüştüğü günlerdir. Adı pek medyada duyulmamış bir isim Bayraktar Holding, İhlâs, Garanti Bankası ve Sabancı gibi devleri geride bırakıp, Vestel’i satın alır.
İş dünyasının birçok önemli şirketini geride bırakan bu isim Ahmet Nazif Zorlu’dan başkası değildir.

Bir anda kamuoyunun gündemine giren bu isim kamuoyunda ciddi merak uyandırır. Sonradan dünyanın en büyük tül perde üreticisi olduğunun farkına varılan bu isimle Denizbank’ın yönetim katında sohbet ederken, “1980’li yılların başında aldığımız tedbirlerin semeresini görüyoruz. Bugün grubumuz 1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiriyor. Bu küçümsenecek bir rakam değildir. Bunun 250 milyon dolarını tekstilden, 700-750 milyon dolarını da elektronik ve beyaz eşyadan gerçekleştiriyoruz” demişti.
Zorlu, Vestel ile katettikleri mesafeyi olumlu buluyor:

“1990’lı yılların başında tekstilden başka dallarda da faaliyet göstermek için araştırmalar yaptık. Karşımıza Vestel çıktı.

Vestel’i aldığımızda büyük bir üretimi yoktu. İmajı da kötüydü. 1994’te 350 bin televizyon üretirken, inşallah 2001’de hedeflediğimiz 6 milyon televizyonu üretiyor olacağız. 7 milyon 700 binlik bir kapasiteye sahibiz. Kalanını bilgisayar ve monitör için kullanmayı düşünüyoruz. Bu da küçümsenecek bir kapasite değil. Dünyada bir çatı altında bunların hepsini üreten en büyük üretici kuruluş olarak bir tek biz varız. Bir çatı altında böylesi bir kapasiteye sahip olmak ve üretim yapmak kolay değil.”

AKILCI YOL

Büyüme çizgisinde akılcı bir planı takip ettiklerini söylüyor:

“Tabii insanlarda bir ideal vardır. Bu ideali gerçekleştirmek için var gücüyle çalışır. Akılcı işler yapar. Biz planlı programlı işler yaptık. Holdinge bağlı kurumlarımız daha ileri gidecektir diyoruz. Onun için bizim holdingimiz Türkiye’ye mal olmuş bir kurumdur. 16 bin çalışanımız var. Bunların aileleri, yan sanayisi şusu busunu da içine katarsanız 200 bin kişi buradan ekmek yiyor demektir. Öğrenim işin teori yanıdır. İnsanlar daima kendilerine ne yapmak istediklerini sormalılar. Sonra da onu gerçekleştirmek için var güçleriyle çalışmalılar. Şimdi bir şeyi yaparken iyi düşünmek lazım.  Ar-Ge’ye önem vermek lazım.

Elektroniğe girdiğimizde bize dediler ki ‘Televizyon firmalarının çoğu batıyor, ne işin var bu sektörde!’ Kendi kendime sordum, ‘O halde Uzak Doğusu, ABD’si, Avrupa’sı bu işi ne diye yapıyor. O zaman onlar yapıyorlarsa ben niye yapmayayım?’ dedim ve bu işe soyundum. Vestel’i aldıktan iki hafta sonra Uzak Doğu’ya gittim, orada neler yapıldığını görmeye. Elektronik sektörünü inceledim. Onlar yapıyorsa bende yaparım dedim ve bu işe giriştim. Vestel’i alır almaz da piyasada ne kadar bozuk, hatalı ürün varsa hepsini değiştirttim. O zamanki genel müdürüm karşı çıkmıştı bu isteğime, batarız demişti. Bende ona asıl onları iyi ve sağlam olanları ile değiştirmezsek o zaman batarız demiştim.

Neticede piyasadaki 5 bin tane bozuk Vestel toplatıldı ve yenileri ile değiştirildi. Sonra da ürünlere 3 yıl garantiyi ilk biz getirdik. Yine müdürlerim karşı çıktı, batarız dediler, görüldüğü gibi batmadık, büyüdük, geliştik.”

Geçen yıllar onu haklı çıkarır.
Sezgileri onu yanıltmaz.
Sorduğumda “Evet sezgilerim güçlüdür” deyip, geleceğe dönük öngörülerini şöyle sıralıyor:

“Her büyük grubun kendine seçtiği alanlar var. Bizim de kendimize göre seçtiğimiz dallarımız var. Analar ne Sabancılar, ne Koçlar doğurur. Ben Denizli’nin Babadağ ilçesinden çıkıp gelmiş, ilkokul mezunu bir insanım. Bu ülke daha çok Sabancılar, Koçlar çıkarır. Sony’nin hayatını okudum. Bir mühendis, bugün dünyada söz sahibi, servetini hesap edemezsiniz.

Onları gördüm ya da dışarıya gittiğimde kendimi bir hiç olarak görüyorum. Ama dışarıdan gelip tesislerimi gezdikleri vakit, ‘Yaptıklarınız imkânsız gibi bir şey’ diyorlar. Örneğin perde. Perdesiz ev olur mu; olmaz. Ben 1980 senesinde onun kararını verdim. Çarşafçıydım, ama perdesiz ev olmaz diyerek bu işe girdim. Televizyonsuz ev olmaz diyerek elektronik sektörüne girdim. Şimdi bilgisayarsız ev olmayacak diyorum. İlerde her evde de bilgisayar olacak.”

Ve Ahmet Nazif Zorlu “Büyüyeceğimiz kadar büyüdük” diyor ve kendi tabiriyle hazmetme dönemini yaşıyor.

GENÇ YAŞTA KOKU ALMAYI ÖĞRENDİM

İlkokuldan sonra okumadım. Başlangıçta lisan zorluğum oldu, ama şimdi onu da aştım. Eğer İngilizce biliyor olsaydım, işin başında bazı kazıklar yemezdim. Yanımda götürdüğüm tercümanlar bile yaptığım işten komisyon aldılar.
Yaşam okulda öğretilenlere pek benzemez. Önemli olan pratik yapmaktır. Ben ticaret hayatından çok şey öğrendim. Okusaydım, bu noktaya gelmem bir on senemi daha alırdı.
25 yaşında büyük kararlar alıp, yatırımlar yaptım. Genç yaşta iş dünyasında koku almayı öğrendim. 24 saat çalıştığım günler olmuştur. Maalesef cumartesi pazarları da çalışırım.
En büyük zevkim spor. Yürürüm, kayak yaparım, yüzerim. 6 ay deniz kenarında kal deseler, kalır ve yüzerim.
Okumamış olmaktan pişmanlık duymadım, ama tüm çocuklarımı da okuttum. Ama bir lisanı tam olarak öğrenebilseydim, hiç gam çekmeyecektim. Bir keresinde Fransa’da bir fiyat verdim, tercüman bunu nasıl söyleyeceğini bilemedi. Kızardı, bozardı. Verdiğim fiyatın yarısıydı.

HİÇBİR ZAMAN TOKATÇI OLMADIM

Sanayicilik kolay iş değil. İyi bir piyasa araştırması yapmadan bir işe girmem. Merdivenleri birer birer çıktım. Sanayicilik büyük özen isteyen bir uğraş. Yatırımını ufak bir bebek gibi göreceksin. Ona gereken ihtimam ve özeni göstereceksin. Sanayici parasını asla yastık altına koymamalı, yatırımlarını durdurmayı bir gün olsun aklının ucundan geçirmemeli.
Kaliteye önem vermek şart. Aksi halde en gelişmiş robotları kullansan bile ürünün başarılı olamaz. Fabrikada disiplin çok önemli. Bekçiden genel müdüre kadar herkes işine sahip çıkmalı.
Hiçbir zaman tokatçı olmadım. Bir kavgaya giriyorsan sonuna kadar mücadele edeceksin. İki tokat atıp kaçmak ne insanlığa ne de erkekliğe yakışır. Bizde insanlar yükseldiğinde “Kimleri çarptı acaba?” diye düşünülüyor. Kimse nasıl başarılı olduğunuzu merak etmiyor. Benimki gibi pek çok kuruluş olsa bu ülke zarar mı görür!
Ben yükselmek için çok çalıştım. Önemli olan zirveye çıkmak değil, çıkılan zirveden geri inmemek. Bunun için gereken fedakarlığı göstermek lazım.
Son söz benim. Sinirli bir patronum. Biraz da sert mizaçlıyım. Titizlik bizim ilkemiz. İşçim bunu bilir ve ona göre davranır. Çalışanın yanındayım, ona destek olurum. Bütün kararları kendim alırım. Bilgiler de bende toplanır. 1987’den bu yana kurumsallaşmaya önem verdik. Ama yine de bütün yatırım kararlarını ben veririm.

Kaynaklar/References:

  1. http://www.kigem.com

Islâhât Fermânı (1856)

Islâhât Hatt-ı Hümâyûn-û (î)

اصلاحات خط همايونى

The Imperial Islâhat Firmân

The Imperial Reform Edict

The Rescript of Reform

Hatt-ı Hümayun of 1856

Hatt-i Humayan

Hatt-ı Hümayun

Хатихумајун

Хатихумаюн

Χαττ-ι Χουμαγιούν

改革勅令

하티 후마윤 칙령 

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.19-23’ten alınmıştır 

Bibliyografya.- Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.78-79; Üçok ve Mumcu, op. cit., s.314-316; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.98-101; Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit., s.10; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, op. cit., s.19-20; Okandan, op. cit., s.73-75; Karal, Osmanlı Tarihi, op. cit., c.V, s.248-252.

Kağıt Kaynaklar: Düstur, Birinci Tertip, Cilt 1, s.-7; Suna Kili ve A. Şeref Gözübüyük, Türk Anayasa Metinleri, Ankara, Türkiye İş Bankası Yayınları, 1985, s.13-16; Server Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, İstanbul, Cem Yayınevi, 1976, s.11-14.  E-Kaynaklar: http://www.tbmm.gov.tr/kultur_sanat/yayinlar/yayin001/001_00_005.pdf 

English Translation of Islahat Fermanı  (Reform Edict / Reform Ferman / Royal Edict of Reform / Rescript of Reform / 28 February 1856): http://www.bilkent.edu.tr/~genckaya/documents1.html

1. Hazırlanışı

Islahat Fermanı, Kırım Harbinin son yıllarında hazırlanarak Paris Andlaşmasının  imzalanmasından altı hafta önce, 28 Şubat 1856’da Bâb-ı Âlî’de bütün bakanlar, yüksek memurlar, şeyhülislâm, patrikler, hahambaşı ve cemaat ileri gelenleri önünde okunarak ilân edildi ve Paris Andlaşmasını hazırlayan devletlere bildirildi. Kitaplarda Islahat Fermanının “dış baskı” sonucu çıkarıldığının yazılması âdettir. Kırım Harbinde, İngiltere, Fransa ve Avusturya Osmanlı İmparatorluğunu Rusya’ya karşı desteklemişti. 1856 Paris Konferansı öncesinde, Osmanlı İmparatorluğunu Rusya’nın müdahalelerine karşı korumanın bedeli ve Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa Devletleri ailesine katılmasının şartı olarak Avrupa Devletleri birtakım şartlar ileri sürdüler. Bu şartlar Islahat Fermanının esasları olarak Ali Paşa  ile İstanbul’daki İngiliz ve Fransız elçileri arasında kararlaştırıldı. Islahat Fermanı da Tanzimat Fermanı gibi Padişah Abdülmecid  tarafından ısdar edilmiştir.

2. Hükümleri

Islahat Fermanı Tanzimat Fermanından daha kapsamlıdır.

1. Islahat Fermanı Tanzimat Fermanının tanıdığı hak ve özgürlükleri, benimsediği esasları bir “kerre dahi tekit ve teyit kıl”mıştır.

2. Gayrimüslim tebaaya eskiden beri tanınmış hakların aynen sürdüğü belirtiliyordu (… tebea-i gayr-i müslime cemaatlerine ecdad-îzamım taraflarından verilmiş ve sinîn-i âhirede îta ve ihsan kılınmış olan bilcümle imtiyazat ve muafiyet-i ruhaniye bu kere dahi takrir ve ibka kılınıp..”).

3. Gayrimüslim tebaanın ihtiyaçları “patrikhanelerde teşkil olunacak meclisler marifetiyle” Bâb-ı Âliye “arz ve ifade” edilecekti.

4. Patriklerin seçim usûlü  (usûl-i intihabileri) ıslah olunacaktı.

5. Gayrimüslim din adamlarına devlet maaş bağlayacaktı (“…patriklere ve cemaat başlarına varidat-ı muayyene tahsis ve rühban-ı sairenin dahi rütbe ve mansıplarına göre kendilerine bervech-i hakkaniyet maaşlar tayin olunup…”)

6. Hıristiyan rahiplerinin menkul ve gayrimenkul mallarına müdahalede bulunulmayacaktı.

7. Gayrimüslimler kendi işlerini görebilmeleri için her cemaat birer meclis seçecekti. (“… gayr-i müslime cemaatlerinin milletçe olan maslahatlarının idaresi her bir cemaatin ruhban ve avamı beyninde müntehap azadan mürekkep bir meclisin hüsn-i muhafazasına havale kılınması…”).

8. Gayrimüslimlerin ibadet yerlerinin, okul, hastane ve mezarlıklarının tamirlerine engel olunmayacak; yenilerinin yapılmasına izin verilecekti.

9. “Bir mezhebe tâbi olanların adedi ne miktar olursa olsun ol mezhebin kemal-i serbesti ile icra olunmasını temin için” lazım olan tedbirlerin alınması öngörülüyordu. Yani ibadet özgürlüğü tanınıyordu.

10. Mezhep, dil ve cinsiyet bakımından eşitlik ilkesi kabul ediliyordu (“… mezhep ve lisan veyahut cinsiyet cihetleriyle sünuf-ı tebaa-i saltanat-ı seniyyemden bir sınıfın âher sınıftan aşağı tutulmaması…”). Din ve mezhep yüzünden kimsenin aşağılanmaması da isteniyordu.

11. Din ve mezhep değiştirmek için kimsenin zorlanmaması (“…tebdil-i din ü mezhep etmek üzere kimse icbar olunmaması…”) ilkesi benimseniyordu. Keza, İslâm dininden çıkmanın idam ile cezalandırılmayacağı belirtiliyordu. Bunlarla “inanç özgürlüğü”nün kabul edildiğini söyleyebiliriz.

12. Devlet memurluğuna girişte din farkı gözetilmemesi (tebea-i Devlet-i aliyyemim cümlesi herhangi bir milletten olursa olsun devletin hizmet ve memuriyetlerine kabul olunacakları…”) ilkesi benimsenmişti. Bu ilkeyle gayrimüslimlerin memurluğa girişi konusundaki “siyasal hakları” tanınmıştı.

13. Gayrimüslimler de devletin askerî ve mülkî okullarına kabul edileceklerdi (“… saltanat-ı seniyyem tebaasında bulunanların… cümlesi bilâfark ve temyiz Devlet-i aliyyemin mekatib-i askeriyye ve mülkiyyesine kabul olunması…”).

14. Ticaret ve ceza davalarında eğer taraflardan biri Müslüman ve biri gayrimüslim veya bir yan gayrimüslim tebaa, diğer yan yabancı ise, yargılama karma mahkemelerce ve alenî olarak yapılacaktır (“…ehl-i İslâm ve Hıristiyan vesair tebaa-yi gayr-i müslime miyanesinde veyahut tebaa-i İseviyye vesair teba-i gayr-i müslimeden mezahib-i muhtelifeye tâbi olanların birbiri beyninde ticaret veyahut cinayata müteallik zuhura gelecek cemi devaî muhtelit divanlara havale olunup…”). Ancak, iki gayrimüslimin arasındaki davaya ise taraflar isterlerse kendi patrikhaneleri bakabilecekti. Mahkemelerde şahitlik hususunda Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında eşitlik esası kabul ediliyordu.

15. İşkence ve eziyet ve bunlara benzer muamelelerin yapılması yasaklanıyor, bunları emreden amirlerin ve yapan memurların cezalandırılması öngörülüyordu (“… mücazat-ı cismaniye ve eziyet ve işkence müşabih kaffe-i muamele dahi kamilen lağv ve iptal kılınması ve bunun hilafına vukubulacak harekat şediden men ve zecrolunacağından maada bunun icrasını emreden memurin ile bilfiil icra eyleyen kesanın dahi ceza kanunnamesi iktizasınca tekdir ve tedip olunması…”). Keza, hapishane şartlarının iyileştirilmesi (“… usûl-i hapsiyyenin mümkün mertebe müddet-i kaile zarfında ıslahına mübaşeret edilmesi…”) isteniyordu.

16. Askerlik hizmetine gayrimüslim tebaanın da kabulü (tebaa-ı gayrimüslime dahi ehali-i İslâm misillü hisse-i askeriyye itası”) esası benimsenmişti. Ancak askerlik hizmetine gitmek istemeyenler için “bedel vermek ve nakden akçe ita etmek” usûlü de kabul ediliyordu.

17. Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında vergiler açısından da eşitlik sağlanıyordu. Vergi alımında din ayrımı yapılmayacağı ilân ediliyordu (“… tebaa-i saltanat-i seniyemin kâffesi üzerine tarh olunacak vergi ve tekalif sınıf ve mezheplerine bakılmayacak bir surette ahz olunması…”). İltizam usûlünün kaldırılarak vergilerin doğrudan alınması öngörülüyordu.

18. Yabancılara Osmanlı toprakları üzerinde mülk edinme hakkı (“… ecnebiyyeye dahi tasarruf-ı emlak müsaadesinin itâ olunması…”) tanınıyordu.

19. Gayrimüslimler de eyalet meclislerine girebilecek ve Meclis-i Vâlâ’da temsil edilebilecekti. Böylece gayrimüslimlerin siyasal temsil hakları o zamanın koşulları ölçüsünde kabul ediliyordu.

Yukarıdaki ilkelerden de açıkça anlaşılacağı üzere, Islahat Fermanının ana hedefi, Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında her yönden tam bir eşitlik sağlamaktı. Din, vergi, askerlik, yargılama, eğitim, devlet memurluğu ve temsil alanında o zamana kadar olan farklar kaldırılıyordu. Din bakımından ayrımcılık kaldırılıyor, dini dolayısıyla kimsenin aşağılanmaması öngörülüyor, din değiştirme hakkı kabul ediliyor, İslâm’dan çıkmanın ölüm cezasıyla cezalandırılması usûlüne son veriliyordu. Vergi bakımından olan eşitsizlikler de kaldırılıyordu. Keza askerlik bakımından da eşitlik sağlanıyordu. Tanzimata kadar Hristiyan tebaa askere alınmazdı. Islahat Fermanı gayrimüslimlerin de askerlik hizmeti yapmaları prensibini açıkça kabul etmiştir. Ancak askerlik hizmetini yapmak istemeyenler için ise “bedel-i nakdi” formülü bulunmuştur. Bu bir derece haraç vergisinin devamı demekti; ama böylece artık Müslümanların da bedel-i nakdi vererek askere gitmeme hakları tanınmış oluyordu. Mahkemelerde gayrimüslimler aleyhine olan eşitsizlikler kaldırılmıştır. Gayrimüslimlerin, Rumlar hariç, devlet memurluklarına geçme hakları yoktu. Islahat Fermanı bu eşitsizliği de gidermiştir. Gerek askerlik, gerek memurluk, bunları hazırlayan okullarla ilgili olduğundan gayrimüslimlerin de askerî ve mülkî okullara girebilmesi esası kabul edilmiştir. Gayrimüslimlere eyalet meclislerinde ve Meclis-i Vâlâda temsil hakkı verilerek onların siyasal hakları da tanınmıştır.

3. Hukukî Biçimi

Islahat fermanının hukukî biçimi Tanzimat Fermanınınki gibidir. Yani hukukî biçimi bakımından Islahat Fermanı da bir “ferman”dır. Bu konuda gerekli açıklama yukarıda Tanzimat Fermanı başlığı altında yapılmıştır. O nedenle bu konuya tekrar girmiyoruz.

4. Anayasal Niteliği

Islahat fermanının anayasal niteliği Tanzimat Fermanınınki gibidir. Yani Islahat Fermanı şeklî anlamda değil, maddî anlamda anayasal niteliktedir. Bu konuda gerekli açıklama yukarıda Tanzimat Fermanı başlığı altında yapılmıştır. O nedenle bu konuya tekrar girmiyoruz.

Sonuç olarak, Osmanlı İmparatorluğunda Islahat Fermanı ile tebaaya o dönem Avrupa ülkelerinde tanınan temel hak ve özgürlüklerinin önemli bir kısmının tanındığını görmekteyiz. Tanzimat ve Islahat Fermanlarıyla tanınan hakların, o dönemde Batı ülkelerinde tanınan haklar ile, birçok eksiği olmakla birlikte, karşılaştırılabileceğini söyleyebiliriz. Sonuç olarak, Islahat Fermanı, Sened-i İttifak ile başlayan, Tanzimat Fermanı ile devam eden Osmanlı anayasacılık hareketleri içinde atılmış önemli bir adımdır.

.   Karal, Osmanlı Tarihi, c.V, s.248.

.   Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.78.

.   Ibid.

.   Karal, Osmanlı Tarihi, op. cit., s.252.

Kaynak: Kemal Gözler,  “Islahat Fermanı”, www.anayasa.gen.tr/islahatfermeni.htm

04.07.2007

Islahat Fermani – Rescript of Reform
18 February 1856

The guarantees promised on our part by the Hatt-i Hümayun of Gülhane, and in conformity with the Tanzimat, to all the subjects of my Empire, without distinction of classes or of religion, for the security of their persons and property and the preservation of their honour, are today confirmed and consolidated, and efficacious measures shall be taken in order that they may have their full and entire effect.

All the privileges and spiritual immunities granted by my ancestors ab antiquo, and at subsequent dates, to all Christian communities or other non-Muslim persuasions established in my empire under my protection, shall be confirmed and maintained.

Every Christian or other non-Muslim community shall be bound, within a fixed period, and with the concurrence of a Commission composed ad hod of members of its own body, to proceed, with my high approbation and under the inspection of my Sublime Porte, to examine into its actual immunities and privileges, and to discuss and submit to my Sublime Porte the reforms required by the progress of civilization and of the age. The powers conceded to the Christian Patriarchs and Bishops by the Sultan Mehmed II and his successors shall be made to harmonize with the new position which my generous and beneficent intentions ensure to these communities.

The principle of nominating the Patriarchs for life, after the revision of the rules of election now in force, shall be exactly carried out, conformable to the tenor of their  Firmans of Investiture.

The Patriarchs, Metropolitans, Archbishops, Bishops, and Rabbis shall take an oath on their entrance into office according to a form agreed upon in common by my Sublime Porte and the Spritual heads of the different religious communities. The ecclesiastical dues, of whatever sort or nature they be, shall be abolished and replaced by fixed revenues of the Patriarchs and heads of communities, and by the allocation of allowances and salaries equitably proportioned to the importance, the rank, and the dignity of the different members of the clergy.

The property, real or personal, of the different Christian ecclesiastics shall remain intact; the temporal administration of the Christian or other non-Muslim communities shall, however, be placed under the safeguard of an Assembly to be chosen from among the members, both ecclesiastics and laymen, of the said communities.
In the towns, small boroughs and villages, where the whole population is of the same religion, no obstacle shall be offered to the repair, according to their original plan, of buildings set apart for religious worship, for schools, for hospitals, and for cemeteries.

The plans of these different buildings, in case of their new erection, must, after having been approved by the Patriarchs or heads of communities, be submitted to my Sublime Porte, which will approve of them by my Imperial order, or make known its observations upon them within a certain time.

Each sect, in localities where there are no other religious denominations, shall be free from every species of restraint as regards the public exercise of its religion.

In the towns, small boroughs, and villages where different sects are mingled together, each community, inhabiting a distinct quarter, shall, by conforming to the above-mentioned ordinances, have equal power to repair and improve its churches, its hospitals, its schools, and its cemeteries. When there is a question of the erection of new buildings, the necessary authority must be asked for through the Sublime Porte, which will pronounce a Sovereign decision according to that authority, except in the case of adminitrative obstacles. The intervention of the adminitrative authority in all measures of this nature will be entirely gratuitous. My Sublime Porte will take energetic measures to ensure to each sect, whatever be the number of its adherents, entire freedom in the exercise of its religion.

Every distinction or designation tending to make any class whatever of the subjects of my Empire inferior to another class, on account of their religion, language, or race, shall be for ever effaced from the Administrative Protocol. The laws shall be put in force against the use of any injurious or offensive term, either among private individuals or on the part of the authorities.

As all forms of religion are and shall be freely professed in my dominions, no subject of my Empire shall be hindered in the exercise of the religion that he professes, nor shall be in any way annoyed on this account. No one shall be compelled to change their religion.

The nomination and choice of all functinaries and other employees of my Empire being wholly dependent upon my Sovereign will, all the subjects of my Empire, without distinction of nationality, shall be admissible to public employments, and qualified to fill them according to their capacity and merit, and conformably with rules to be generally applied.

All the subjects of my Empire, without distinction, shall be received into the Civil and Military Schools of the Government if they otherwise satisfy the conditions as to age and examination which are specified in the organic regulations of the said schools. Moreover, every community is authorized to establish Public Schools of Science, Art, and Industry. Only the method of instruction and the choice of professors in schools of this class shall be under the control of a Mixed Council of Public Insturiction, the members of which shall be named by my Sovereign command.

All commercial, correctional, and criminal suits between Muslims and Christian or other non-Muslim subjects, or between Christians or other non-Muslims of different sects, shall be referred to mixed tribunals.

The proceedings of these tribunals shall be public. The parties shall be confronted, and shall produce their witnesses, whose testimony shall be received, without distinction, upon an oath taken according to the religious law of each sect.

Suits relating to civil affairs shall continue to be publicly tried, according to the laws and regulations, before the Mixed Provincial Councils, in the presence of the Governor and Judge of the place. Special civil proceedings, such as those relating to successions of others of that kind, between subjects of the same Christian or other non-Muslim faith, may, at the request of the parties, be sent before the Councils of the Patriarchs or of the communities.

Penal, correctional, and commercial laws, and rules of procedure for the mixed tribunals shall be drawn up as soon as possible, and formed into a Code. Translation of them shall be published in all the languages current in the Empire.

Proceedings shall be taken, with as little delay as possible, for the reform of the penitentiary system as applied to houses of detention, punishment, or correction, and other esteblishments of like nature, so as to reconcile the rights of humanity with those of justice. Corporal punishment shall not be administered, even in the prisons, except in conformity with the disciplinary regulations established by my Sublime Porte, and everything that resembles torture shall be entirely abolished.

Infractions of the law in this particular shall be severely repressed, and shall, besides, entail, as of right, the punishment, in conformity with the Civil Code, of the authorities who may order and of the agents who may commit them.

The organization of the police in the capital, in the provincial towns and in the rural districts shall be revised in such a manner as to give to all the peaceable subjects of my empire the strongest guarantees for the safety both of their person and property.

The equality of taxes entailing equality of burdens, as equality of duties entails that of rights, Christian subjects and those of other non-Muslim sects, as it has been already decided, shall, as well as Muslims, be subject to the obligations of the Law of Recruitment. The principle of obtaining substitutes, or of purchaing exemption, shall be admitted. A complete law shall be published, with as little delay as possible, respecting the admission into and service in the army of Christian and other non-Muslim subjects.

Proceedings shall be taken for a reform in the constitution of the Provincial and Communal Councils, in order to ensure fairness in the choice of the deputies of the Muslim, Christian, and other  communities, and freedom of voting in the councils. My Sublime Porte will take into consideration the adoption of the most effectual means for ascertaining exactly and for controlling the result of the deliberations and of the decisions arrived at.

As the laws regulation the purchase sale, and disposal of real property are common to all the subjects of may empire, it shall be lawful for foreigners to possess landed property in my dominions, conforming themselves to the laws and police regulations, and bearing the same charges as the native inhabitants, and after arrangements have been come to with foreign powers.

The taxes are to be levied under the same denomination from all the subjects of my empire, without distinction of class or of religion. The most prompt and energetic means for remedying the abuses in collecting the taxes, and especially the tithes, shall be cosidered. The system of direct collection shall gradually, and as soon as possible, be substituted for the plan of farming, in all the branches of the revenues of the State. As long as the present system remains in force, all agents of the Government and all members of the Meclis shall be forbidden, under the severest penalties, to become lessees of any farming contracts which are announced for public competition, or to have any beneficial interest in carrying them out. The local taxes shall, as far as possible, be so imposed as not to affect the sources of production or to hinder the progress of internal commerce.

Works of public utility shall receive a suitable endowment, part of which shall be raised from private and special taxes levied in the Provinces, which shall have the benefit of the advantages arising from the establishment of ways of communication by land and sea.

A special law having been already passed, which declares that the budget of the revenue and expenditure of the State shall be drawn up and made known every year, the said law shall be most scrupulously observed. Proceedings shall be taken for revising the emoluments attached to each office.

The heads of each community and a delegate designed by my Sublime Porte shall be summoned to take part in the deliberations of the Supreme Council of Justice on all occasions which might interest the generality of the subjects of my Empire. They shall be summoned specially for this purpose by my Grand Vezir. The delegates shall hold office for one year; they shall be sworn on entering upon their duties. All the members of the Council, at the ordinary and extraordinary meetings, shall freely give their opinions and their votes, and no one shall ever annoy them on this account.

Steps shall also be taken for the formation of roads and canals to increase the facilities of communication and increase the sources of the wealth of the country. Everything that can impede commerce or agriculture shall be abolished. To accomplish these objects means shall be sought to profit by the science, the art, and the funds of Europe, and thus gradually to execute them.

Such being my wishes and my commands, you, who are my Grand Vezir, will, according to custom, cause this Imperial Firman to be published in my capital and in all parts of my Empire; and you will watch attentively, and take all the necessary measures that all the orders which it contains be henceforth carried out with the most rigorous punctuality.

Kaynak: http://www.bilkent.edu.tr/~genckaya/documents1.html

07.04.2012

1876 Kânûn-i Esâsî

Temel Kanun, Anayasa

قانون اساسى

Loi constitutionelle

Constitution Ottomane de 1876

Ottoman constitution of 1876

Basic Law

Osmanische Verfassung

オスマン帝国憲法

오스만 제국 헌법

Османска конституция

Kanun-i Esasi

Kemal Gözler, Türk Anayasaları, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1999, s.30-63’ten alınmadır.

KANUNU ESASİNİN BÖLÜMLERİ

Memaliki Devleti Osmaniye (Madde 1-7)

Tebaai Devleti Osmaniyenin Hukuku Umumiyesi (Madde 8-26)

Vükelâyı Devlet (Madde 27-38)

Memurin (Madde 39-41)

Meclisi Umumi (Madde 42-59)

Heyeti Ayan (Madde 60-64)

Heyeti Mebusan (Madde 65-80)

Mehakim (Madde 81-91)

Divanı Âli (Madde 92-95)

Umuru Maliye (Madde 96-107)

Vilâyat (Madde 108-112)

Mevaddı Şetta (Madde 113-119)

KANUNU ESASİ

 

Kabul Tarihi: 7 Zilhicce 1293 (23 Aralık 1876)

Düstur, Birinci Tertip, Cilt 4, s.1-40.

Memaliki Devleti Osmaniye

MADDE 1.- Devleti Osmaniye memalik ve kıtaatı hazırayı ve eyalatı mümtüzeyi muhtevi ve yekvücud olmakla hiç bir zamanda hiç bir sebeple tefrik kabul etmez.

MADDE 2.- Devleti Osmaniyenin payıtahtı İstanbul şehridir ve şehri mezkurun sair Osmaniyeden ayru olarak bir gûne imtiyaz ve muafiyeti yoktur.

MADDE 3.- Saltanatı Seniyei Osmaniye hilâfeti kübrayı İslâmiyeyi haiz olarak sülalei âli Osmandan usulü kadimesi veçhile ekber evlada aittir.

MADDE 4.- Zatı Hazreti Padişahi hasbel hilâfe dini İslâmın hâmisi ve bilcümle tebeai Osmaniyenin hükümdar ve padişahıdır.

MADDE 5.- Zatı Hazreti Padişahinin nefsi hümayunu mukaddes ve gayri mesuldür.

MADDE 6.- Sülalei âli Osmanın hukuku hürriye ve emval ve emlâki zatiye ve madâmelhayat tahsisatı maliyeleri tekâfülü umumi tahdındadır.

MADDE 7.- Vükelânın azil ve nasbı ve rütme menasıp tevcihi ve nişan itası ve eyalâtı mümtazenin şeraiti imtiyazlerine tevfikan icrayı tevcihatı ve meskûkat darbı ve hutbelerde nâmının zikri ve düveli ecnebiye ile muahedat akdi ve harb ve sulh ilânı ve kuvvei berriye ve bahriyenin kumandası ve harekâtı askeriye ve ahkâmı şeriye ve kanuniyenin icrası ve devairi idarenin muamelâtına müteallik nizamnamelerin tanzimi ve mücazaatı kanuniyenin tahfifi ve affı ve Meclisi Umuminin akt ve tatili ve ledeliktiza Heyeti Mebusanın azası yeniden intihap olunmak şartile feshi hukuku mukaddesei Padişahi cümlesindendir.

Tebaai Devleti Osmaniyenin Hukuku Umumiyesi

MADDE 8.- Devleti Osmaniye tabîyetinde bulunan efradın cümlesine herhangi din ve mezhepten olur ise bilâ istisna Osmanlı tabir olunur ve Osmanlı sıfatı kanunen muayyen olan ahvale göre istihsal ve izae edilir.

MADDE 9.- Osmanlıların kâffesi hürriyeti şahsiyelerine mali ve aherin hukuku hürriyetine tecavüz etmekle mükelleftir.

MADDE 10.- Hürriyeti şahsiye her türlü taarruzdan masundur. Hiç kimse kanunun tayin ettiği sebeb ve suretten maada bir bahane ile mücazat olunamaz.

MADDE 1.- Devleti Osmaniyenin dini islâmdır. Bu esası vikaye ile beraber asayişi halkı ve adabı umumiyeyi ihlâl etmemek şartile memaliki Osmaniyede maruf olan bilcümle edyanın serbestii icrası ve cemaatı muhtelifiye verilmiş olan imtiyazatı mezhebiyenin kemakân cereyanı Devletin tahdi himayetindedir.

MADDE 12.- Matbuat kanun dairesinde serbesttir.

MADDE 13.- Tebaai Osmaniye nizam ve kanun dairesinde ticaret ve sanat ve felahet için her nevi şirketler teşkiline mezundur.

MADDE 14.- Tebaai Osmaniyeden bir veya bir kaç kişinin gerek şahıslarına ve gerek umuma müteallik olan kavanin ve nizamata muhalif gördükleri bir maddeden dolayı işin merciine arzuhal verdikleri gibi Meclisi Umumiye dahi müddei sıfatile imzalı arzuhal vermeğe ve memurinin ef’alinden iştikâye selâhiyetleri vardır.

MADDE 15.- Emri tedris serbesttir. Muayyen olan kanuna tebaiyet şartile her Osmanlı umumi ve hususi tedrise mezundur.

MADDE 16.- Bilcümle mektepler Devletin tahtı nezaretindedir. Tebaai Osmaniyenin terbiyesi bir siyakı ittihat ve intizam üzere olmak için iktiza eden esbaba teşebbüs olunacak ve mileli muhtelifenin umuru itikadiyelerine müteallik olan usulü talimiyeye halel getirilmeyecektir.

MADDE 17.- Osmanlıların kâffesi huzuru kanunda ve ahvali diniye ve mezhebiyeden maada memleketin hukuk ve vezaifinde mütesavidir.

MADDE 18.- Tebaai Osmaniyenin hidematı Devlette istihdam olunmak için devletin lisanı resmisi olan Türkçeyi bilmeleri şarttır.

MADDE 19.- Devlet memuriyetinde umum tebaa ehliyet ve kabiliyetlerine göre münasip olan memuriyetlere kabul olunurlar.

MADDE 20.- Tekâlifi mukarrere nizamatı mahsusasına tevfikan kâffei tebaa beyninde herkesin kudreti nisbetinde tarh ve tevzi olunur.

MADDE 21.- Herkes usulen mutasarrıf olduğu mal ve mülkten emindir. Menafii umumiye için lüzumu sabit olmadıkça ve kanunu mucibince değer bahası peşin verilmedikçe kimsenin tasarrufunda olan mülk alınamaz.

MADDE 22.- Memaliki Osmaniyede herkesin mesken ve menzili taarruzdan masundur. Kanunun tâyin eylediği ahvalden maada bir sebeble hükûmet tarafından cebren hiç kimsenin mesken ve menziline girilemez.

MADDE 23.- Yapılacak usulü muhakeme hükmünce hiç kimse kanunen mensup olduğu mahkemeden başka bir mahkemeye gitmeye icbar olunamaz.

MADDE 24.- Müsadere ve angarya ve cerime memnudur. Fakat muharebe esnasında usulen tâyin olunacak tekâlif ve ahval bundan müstesnadır.

MADDE 25.- Bir kanuna müstenit olmadıkça vergi ve rüsumat nâmı aherle hiç kimseden bir akçe alınamaz.

MADDE 26.- İşkence ve sair her nevi eziyet katiyen ve külliyen memnudur.

Vükelâyı Devlet

MADDE 27.- Mesnedi sadaret ve meşihatı islâmiye tarafı Padişahiden enmiyet buyurulan zatlara ihale buyurulduğu misullû sair vükelânın memuriyetleri dahi ba iradei şahâne icra olunur.

MADDE 28.- Meclisi Vükela sadrıazamın risayeti tahtında olarak aktolunup dahili ve harici umuru mühimmenin merciidir. Müzekeratından mühtacı istizan olanların kararları iradei seniye ile icra olunur.

MADDE 29.- Vükelâden herbiri dairesine ait olan umurdan icrası mezuniyeti tahtında bulunanları usulüne tevfikat icra ve icrası mezuniyeti tahtında olmıyanları sadrıazama arzeder. Sadrıazam dahi o makule mevaddan müzekereye mühtaç olmıyanların muktezasını icra veyahut tarafı Hazreti Padişahiden istizan ederek ve muhtacı müzakere bulunanları Meclisi Vükelânın müzakeresine arzeyliyerek müteallik buyurulacak iradei seniye mucibince iktizasını ifa eyler. Bu mesalihin envağ ve derecatı nızamı mahsus ile tâyin olunacaktır.

MADDE 30.- Vükelâyı Devlet memuriyetine müteallik ahval ve icraattan mesuldür.

MADDE 31.- Mebusan âzasından biri veyahut birkaçı Heyeti Mebusanın dahil dairei vazifesi olan ahvaldan dolayı Vükelâyı Devletten bir zat hakkında mes’uliyeti mucip şikâyet beyan ettiği halde evvelâ Heyeti Mebusanın nızamı dahilisi mucibince ve misillu mevaddın Heyete havalesi lazım gelip gelmiyeceğini müzakereye memur olan şubede tetkik olunmak üzere şikâyeti müşâir Heyeti Mebusan Reisine verilecek takrîr Reis tarafından nihayet üç gün zarfında o şubeye gönderilir ve bu şube tarafından tahkikatı lâzime icra ve iştikâ olunan zat tarafından izahatı kâfiye istihsal olunduktan sonra şikâyetin şayanı müzakere olduğuna dair ekseriyetle terkip olunacak kararname Heyeti Mebusanda kıraat olunarak ve ledeliktiza şikâyet olunan zat davetle bizzat veya bilvasıta vereceği izahat istima kılınarak âzayı mevcudenin sülüsen ekseriyeti mutlakasile kabul olunur ise muhakeme talibini müş’ir mazbatası Makamı Sadarete takdim ile ledelarz müteallik olacak iradei seniye üzerine keyfiyet Divanı Âliye havale olunur.

MADDE 32.- Vükelâden itham olunanların usulü muhakemeleri kanunu mahsus ile tâyin edilecektir.

MADDE 33.- Memuriyetlerinden hariç ve sırf zatlarına ait hernevi deavide vükelânın sair efradı Osmaniyeden aslâ farkı yoktur. Bu misillu hususatın muhakemesi ait olduğu mehakimi umumiyede icra olunur.

MADDE 34.- Divanı Âlinin dairei ithamı tarafından müttehem olduğuna karar verilen Vükelâ tebriyei zimmet edinceye kadar vekâletten sakıt olur.

MADDE 35.- Vikelâ ile Heyeti Mebusan arasında ihtilâf olunan maddelerden birinin kabulünde Vükelâ tarafından israr olunup da mebusan canibinden ekseriyeti arâ ile ve tafsilen esbabı mucibe meyanile katiyyen ve mükerreren reddedildiği halde Vükelânın tebdili veyahut müddeti kanununiyesinde intihap olunmak üzere Heyeti Mebusanın feshi münhasırran yedi iktidarı Hazreti Padişahidedir.

MADDE 36.- Meclisi Umumi mün’akit olmadığı zamanlarda Devlet bir muhataradan veya emniyeti umumiyeyi halelden vikaye için bir zaruret mübreme zuhur ettiği ve bu bapta vaz’ına lüzûm görünecek kanunun müzakeresi için Meclisin celp ve cem’ine vakit müsait olmadığı halde Kanunu Esasi ahkâmına mugayir olmamak üzere Heyeti Vükelâ tarafından verilen kararlar Heyeti Mebusanın içtimaile verilecek karara kadar ba iradei seniye, muvakkaten kanun hüküm ve kuvvetindedir.

MADDE 37.- Vükelâdan her biri her ne zaman muradeder ise Heyetlerin ikisinde dahi bulunmak veyahut maiyetindeki rüesayı memurinden birini tarafından vekâleten bulundurmak ve iradı nutukta âzaya takaddüm etmek hakkını haizdir.

MADDE 38.- İstizahı madde için Vükelâdan birinin huzuruna Meclisi mebusanda ekseriyetle karar verilerek davet olundukta ya bizzat bulunarak veyahut maiyetindeki rüesayı memurinden birini göndederek irad olunacak suallere cevap verecek veyahut lüzum görür ise mes’uliyetini üzerine alarak cevabını tehir etmek selâhiyetini haiz olacaktır.

Memurin

MADDE 39.- Bilcümle memurin nizamen tâyin olunacak şerait üzere ehil ve müstahak oldukları memuriyetlere intihap olunacaktır ve bu veçhile  intihap olunan memurlar kanunen mucibi azil hareketi tahakkuk etmedikçe veya kendisi istifa eylemedikçe veyahut Devletçe bir sebebi zaruriye mebni infisal edenler nizamı mahsusunda tâyin olunacağı veçhile terekkiyata ve takaüt ve mazuliyet maaşlarına nail olacaklardır.

MADDE 40.- Her memuriyetin vezayifi nizamı mahsus ile tâyin olunacağından her memur kendi vazifesi dairesinde mes’uldur.

MADDE 41.- Memurun âmirine hürmet ve riayeti lâzımeden ise de itaati kanunun tâyin ettiği daireye mahsustur. Hilâfı kanun olan umurda amire itaat mes’uliyetten kurtulmağa mecbur olamaz.

Meclisi Umumi

MADDE 42.- Meclisi Umumî Heyeti Âyan ve Heyeti Mebusan nâmlarile başka başka iki heyeti muhtevidir.

MADDE 43.- Meclisi Umuminin iki heyeti beher sene teşrisani iptidasında tecemmu eder ve ba iradei seniye açılır ve mart iptidasında yine ba iradei seniye ve bu heyetlerden biri diğerinin müctemi bulunmadığı zamanda mün’akid olamaz.

MADDE 44.- Zatı Hazreti Padişahi, Devletçe görünecek lüzum üzerine Meclisi Umumi’yi vaktinde dahi açar ve müddeti muayyenei içtimaını da tenkis veya temdit eder.

MADDE 45.- Meclisi Umuminin yevmi küşadında Zatı Hazreti Padişahi veyahut taraflarından bilvekâle Sadrıazam hazır olduğu ve Vükelâyı Devletle iki heyetin âzayı mevcudesi birlikte bulundukları halde resmi küşat icra olunup senei cariye zarfında Devletin ahvali dahiliye ve münasebatı hariciyesine ve senei atiyede ittihazına lüzum görülecek tedabir ve teşebbüsata dair bir nutku hümayun kıraat olunur.

MADDE 46.- Meclisi Umumi âzalığına intihap veya nasbolunan zevat Meclisin yevmi küşadında Sadrıazam huzurunda ve o gün hazır bulunmıyan olur ise mensup olduğu heyet müçtemi olduğu halde reisleri huzurunda Zatı Hazreti Padişahiye ve vatanına sadakat ve Kanunu Esasi ahkâmına ve uhdesine tevdi olunan vazifeye riayetle hilâfından mücanebet eyliyeceğine tahlif edilür.

MADDE 47.- Meclisi Umumi âzası rey ve mütalea beyanında muhtar olarak bunlardan hiçbiri bir gûna vaad ve vaid ve talimat kaydı altında bulunamaz ve gerek verdiği reylerden ve gerek Meclisin müzakeratı esnasında beyan ettiği mütalealardan dolayı bir veçhile itham olunamaz; meğer ki Meclisin Nizamnamei Dahilisi hilâfında hareket etmiş ola. Bu takdirde nizamnamei mezkûr hükmünce muamele görür.

MADDE 48.- Meclisi Umumi âzasından birinin hiyanet ve Kanunu Esasiyi nakız ve ilgaya tasaddi ve irtikâp töhmetlerinden biri ile müttehem olduğuna mensup olduğu Heyet azayı mevcudesinin sülüsan ekseriyeti mutlakasile karar verilür veyahut kanunen hapis ve nefsi mucip bir ceza ile mahkûm olur ise azalık sıfatı zail olur ve bu af’alin muhakemesile mücazatı ait olduğu mahkeme tarafından rüyet ve hükmolunur.

MADDE 49.- Meclisi Umumi âzasından herbiri reyini bizzat ita eder ve herbirinin müzakerede bulunan bir maddenin red ve kabulüne dair rey vermekten içtinabe hakkı vardır.

MADDE 50.- Meclisi Umumi Heyetlerinden ikisinde dahi mürettep olan azanın nısfından bir ziyade hazır bulunmadıkça müzakereye mubaderet olunamaz ve kâffei müzakerat sülüsanı ekseriyetile meşrut olmayan hususatta hazır olunan azanın ekseriyeti mutlakası ile karargir olur ve tesavii âra vukuunda reisin reyi iki addedilür.

MADDE 52.- Bir kimse şahsına müteallik dâvasından dolayı Meclisi Umuminin iki Heyetinden birine arzuhal verdiği halde eğer evvela ait olduğu memurini Devlete veyahut o memurların tabi bulundukları mecrie müracaat etmediği tebeyyün ederse arzuhali reddolunur.

MADDE 53.- Müceddeden kanun tanzimi veya kavanini mevcudeden birinin tadili teklifi Vükelâya ait olduğu gibi Heyeti Ayan ve Heyeti Mebusanın dahi kendü vazifei muayyeneleri dairesinde bulunan mevad için kanun tanzimini veyahut kavanini mevcudeden birinin tadilini istidaya salâhiyetleri olmakla evvelce Makamı Sadaret vasıtası ile tarafı Şahaneden istizan olunarak iradei seniye müteallik buyrulur ise ait olduğu dairelerden verilecek izahat ve tafsilat üzerine layihalarının tanzimi Şûrayı Devlete havale olunur.

MADDE 54.- Şûrayı Devlette bilmüzakere tanzim olunacak kavanin layihası Heyeti Mebusanda badehu Heyeti Ayanda tetkik ve kabul olunduktan sonra icrayi ahkâmına iradei seniye Hazreti Padişahi müteallik buyrulur ise düsturül amel olur ve işbu heyetlerin birinde katiyen reddolunan kanun layihası o senenin müddeti içtimaiyesinde tekrar müzakereye konulamaz.

MADDE 55.- Bir kanun lâyıhası evvelâ Heyeti Mebusanda badehu Heyeti Ayanda bend bend okunup ve her bendine rey verilüp ekseriyeti ara ile karar verilmedikçe ve bedel karar heyeti mecmuası için dahi betekrar ekseriyetle karar hasıl olmadıkça kabul olunmuş olmaz.

MADDE 56.- Bu Heyetler Vükelâdan veya onların göndereceği vekillerden veya kendi azalarından olmayan veyahut resmen davet olunmuş memurinden bulunmayan hiç kimseyi gerek asaleten ve gerek bir cemaat tarafından vekâleten bir madde ifadesi için gelmiş olduğu halde asla kabul edemez ve ifadelerini istima eyliyemez.

MADDE 57.- Heyetlerin müzakeratı lisanı Türki üzere cereyan eder ve müzakere olunacak layıhaların suretleri tab ile yövmü müzakereden evvel azaya tevzi olunur.

MADDE 58.- Heyetlerde verilecek reyler ya tâyini esamî veyahut işaratı mahsusa veyahut reyi hafi ile olur. Reyi hafi usulünün icrası âzayı mevcudenin ekseriyeti arası ile karar verilmeğe mütevakkıftır.

MADDE 59.- Her Heyetin inzibatı dahilisini münhasıran kendi reisi icra eder.

Heyeti Âyan

MADDE 60.- Heyeti Âyanın reisi ve âzası nihayet miktarı Heyeti Mebusan âzasının sülüsü miktarını tecavüz etmemek üzere doğrudan doğruya tarafı Hazreti Padişahiden nasbolunur.

MADDE 61.- Heyeti Âyana âza tâyin olunabilmek için asar ve efali umumun vüsuk ve itimadına şayan ve umuru Devlette hidematı memduhesi mesbuk ve mütearif olmak ve kırk yaşından aşağı bulunmamak lâzımdır.

MADDE 62.- Heyeti Âyan âzalığı kaydı hayat iledir. bu memuriyetlere vükelâlık ve valilik ve ordu müşirliği ve kazaskerlik ve elçilik ve patriklik ve hahambaşılık memuriyetinde bulunmuş olan mazulinden ve berri ve bahri ferikândan ve sıfatı lâzimeyi cami sair zevattan münasipleri tâyin olunanlar azalık memuriyetinden sakıt olur.

MADDE 63.- Heyeti Âyanın azalık maaşı şehriye onbin kuruştur. Başka bir nam ile Hazineden muvazzaf olan azanın maaş ve tâyini eğer onbin kuruştan dûn ise ol miktara iblâğ olunur ve eğer onbin kuruş veya ziyade ise ibka olunur.

MADDE 64.- Heyeti Âyan Heyeti Mebusandan verilen kavanin ve muvazene lâyihalarını tetkik ile eğer bunlardan esasen umuru diniyeye ve Zatı Padişahinin hukuuk seniyesine ve hürriyete ve Kanunu Esasi ahkâmına ve Devletin tamamiyeti mülkiyesine ve memleketin emniyeti dahiliyesine ve vatanın esbabı müdafaa ve muhafazasına ve adabı umumiyeye halel verir bir şey görür ise mütalâasını ilâvesile ya kat’iyen red veyahut tâdil ve tashih olunmak üzere Heyeti Mebusana iade eder ve kabul ettiği lâyihaları tasdik ile Makamı Sadarete arzeyler ve Heyete takdim olunan arzuhalları bittetkik lüzum görür ise ilâvei mütalâa ile beraber Makamı Sadarete takdim eder.

Heyeti Mebusan

MADDE 65.- Heyeti Mebusan miktarı âzası tebaai Osmaniyeden her ellibin nüfus zükûrda bir nefer olmak itibariyle tertip olunur.

MADDE 66.- Emri intihap reyi hafi kaidesi üzerine müessestir. Sureti icrası kanunu mahsus ile tâyin olunacaktır.

MADDE 67.- Heyeti Mebusan âzalığı ile Hükûmet memuriyeti bir zat uhdesinde içtima edemez. Fakat Vükelâdan intihap olunanların âzalığı mücazdır. Vesair memurinden biri mebusluga intihap olunur ise kabul edip etmemek yedi ihtiyarındadır. Fakat kabul ettiği halde memuriyetinden infisal eder.

MADDE 68.- Heyeti Mebusan için azalığa intihabı caiz olmıyanlar şunlardır: Evvelâ tebai Devleti Aliyeden olmıyan saniyen nizamı mahsusu mucibince muvakkaten hizmeti ecnebiye imtiyazını haiz olan salisen Türkçe bilmiyen rabian otuz yaşını ikmal etmiyen hamisen hini intihabta bir kimsenin hizmetkârlığında bulunan sadisen iflâs ile mahkûm olup ta iadei itibar etmemiş olan sabian sui ahval ile müştehir olan saminen mahcuriyetine hüküm lâhik olup ta fekki hacir edilmeyen tâsian hukuku medeniyeden sakıt olmuş olan aşiren tabiiyeti ecnebiye iddiasında bulunan kimselerdir. Bunlar mebus olamaz. Dört seneden sonra icra olunacak intihaplarda mebus olmak için Türkçe okumak ve mümkün mertebe yazmak dahi şart olacaktır.

MADDE 69.- Mebusan intihabı umumisi dört senede bir kerre icra olunur ve her mebusun müddeti memuriyeti dört seneden ibaret olup fakat tekrar intihap olunmak caizdir.

MADDE 70.- Mebusların intihabı umumisine Heyetin mebdei içtimaı olan teşrini saniden lâakal dört mah mukaddem başlanılır.

MADDE 71.- Heyeti Mebusan âzasının herbiri kendini intihap eden dairenin ayrıca vekili olmayıp umum Osmanlıların vekili hükmündedir.

MADDE 72.- Müntehipler intihap edecekleri mebusları mensup oldukları dairei vilâyet ahalisinden intihap etmeğe mecburdur.

MADDE 73.- Ba iradei seniye Heyeti Mebusan feshile dağıtıldığı halde nihayet altı ayda müçtemi olmak üzere umum mebusanın müceddeden intihabına başlanılacaktır.

MADDE 74.- Heyeti Mebusan âzasından biri vefat eder veya esbabı hacriyei meşruadan birine duçar olur veya bir uzun müddette meclise devam etmez veyahut istifa eder veya mahkûmiyet veya kabulü memuriyet cihetile âzalıktan sakıt olursa yerine nihayet gelecek içtimaa yetişmek üzere usulü veçhile diğeri tâyin olunur.

MADDE 75.- Münhal olan mebusluk makamlarına intihap olunacak âzanın memuriyeti gelecek intihabı umumî zamanına kadardır.

MADDE 76.- Mebuslardan herbirine beher sene içtimaı için Hazineden yirmibin kuruş verilecek ve şehrîye beşbin kuruş maaş itibarile memurinî mülkiye nizamına tevfikan azimet ve avdet harcırahı ita kılınacaktır.

MADDE 77.- Heyeti Mebusan Riyasetine Heyet tarafından ekseriyetle üç ve ikinci ve üçüncü riyasetlere üçer nefer ki cem’an dokuz zat intihap olunarak huzuru şahaneye arzile bunlardan birisi riyasete ve ikisi reis vekâletlerine ba iradei seniye tercih ve memuriyetleri icra kılınır.

MADDE 78.- Heyeti Mebusanın müzakeratı alenidir. Fakat bir maddei mühimmeden dolayı müzakeratı hafi tutulmak Vükelâ canibinden veyahut Heyeti Mebusanın âzasından onbeş zat tarafından teklif olundukta Heyetin içtima ettiği mahal âzanın maadasından tahliye edilerek teklifin red veya kabulü için ekseriyeti arâya müracaat edilir.

MADDE 79.- Heyetin Mebusanın müddeti içtimaiyesinden âzadan hiç biri Heyet tarafından ithama sebebi kâfi bulunduğuna ekseriyetle karar verilmedikçe veyahut bir cünha veya cinayet icra ederken veya icrayı müteakip tutulmadıkça tevkif ve muhakeme olunamaz.

MADDE 80.- Heyeti Mebusan kendüye havale olunacak kavanin lâyihalarını müzakere ile bunlardan umuru maliyeye ve Kanunu Esasiye taalûk eder maddeleri red veya kabul veyahut tâdil eder ve mesarifi umumiye muvazene kanununda gösterildiği veçhile Heyeti Mebusanda tafsilâtile tetkik olunduktan sonra miktarına Vükelâ ile birlikte karar verilür ve buna karşılık olacak varidatın keyfiyeti ve kemmiyeti ve sureti tevzi ve tedariki kezalik Vükelâ ile birlikte tâyin edilür.

Mehakim

MADDE 81.- Kanunu mahsusuna tevfikan tarafı Devletten nasbolunan ve yedlerine beratı şerif verilen hakimler lâyenazildir. Fakat istifaları kabul olunur. Hakimerin terekkiyatı ve meslekleri ve tebdili memuriyetleri ve tekaüdleri ve bir cürüm ile mahkûmiyet üzerine azil olunmaları dahi kanunu mahsusu hükmüne tabidir ve hakimlerin ve mehakim memurlarının matlup olan evsafını işbu kanun irae eder.

MADDE 82.- Mahkemelerde hernevi muhakeme alenen cereyan eder ve ilâmatın neşrine mezuniyet vardır. Ancak kanunda müsarrah esbaba mebni mahkeme muhakemeyi hafi tutabilir.

MADDE 83.- Herkes huzuru mahkemede hukukunu muhafaza için lüzum gördüğü vesaiti meşruayı istimal edebilir.

MADDE 84.- Bir mahkeme vazifesi dahilinde olan dâvanın her ne vesile ile olursa olsun rüiyetinden imtina edemez ve bir kerre rüiyetine veyahut rüiyeti için iktiza eden tahkikatı evveliyeye başlandıktan sonra tatil veya tâviki dahi caiz olamaz; meğer ki müddei dâvadan keffiyed etmiş ola. Şu kadar ki cezaya müteallik deavide Hükûmete ait olan, hukuk nizamı vechile yine icra olunur.

MADDE 85.- Her dâva ait olduğu mahkemede rüyet olunur. Eşhas ile hükümet beynindeki dâvalar dahi mehakimi umumiyeye aittir.

MADDE 86.- Mahkemeler her türlü müdahelâttan azâdedir.

MADDE 87.- Deavii şer’iye mehakimi şer’iyede ve deavii nizamiye mehakimi nizamiyede rüyet olunur.

MADDE 88.- Mahkemelerin sunuf ve vezaif ve selâhiyetinin derecat ve taksimatı ve hükkâmın tavzifi kavanine müstenittir.

MADDE 89.- Her ne nam ile olursa olsun bazı mevaddı mahsusayı rüiyet ve hükmetmek için mehakimi muayene haricinde fevkalâde bir mahkeme veyahut hüküm vermek sel”hiyetini haiz komisyon teşkili katiyen caiz değildir. Fakat kanunen muayyen olduğu veçhile tâyini mevla ve tahkim caizdir.

MADDE 90.- Hiçbir hakim hakimlik sıfatiyle Devletin maaşlı bir başka memuriyetini uhdesinde cemedemez.

MADDE 91.- Umuru cezaiyede hukuku âmmeyi vikayeye memur müddei umumiler bulunacak ve bunların vezaif ve derecatı kanun ile tâyin kılınacaktır.

Divanı Âli

MADDE 92.- Heyeti Âyan otuz âzadan mürekkeptir. Bunların onu Heyeti Âyan ve Şûrayı Devlet ve onu Mahkemeyi Temyiz ve İstinaf rüesa ve âzasından kurâa ile tefrik ve tâyin olunarak Heyeti Âyan dairesinde lüzum göründükçe ba iradei seniye akdolunur. Vazifesi Vükelâ ile Mahkemei Temyiz rüesa ve âzasının ve zat ve hukuku şahane aleyhinde harekete ve Devleti bir hali muhataraya ilkaya tasaddi eyliyenlerin muhakemesidir.

MADDE 93.- Divanı Âli ikiye münkasem olup biri Dairei İthamiye ve biri Divanı Hükümdür. Daireyi İthamiye dokuz âzadan ibaret olup bunun üçü Heyeti Âyan ve üçü Divanı Temyiz ve İstinaf ve üçü Şûrayı Devlet âzasından Divanı Âliye alınacak aza içinden kur’a ile intihap olunur.

MADDE 94.- Bu dairei şikâyet olunan zevatın müttehem olup olmadığına sülüsanı ekseriyetile karar verir ve Dairei İthamiyede bulunanlar Divanı Hükümde bulunamaz.

MADDE 95.- Divanı Hüküm, yedisi Heyeti Âyan ve yedisi Divanı Temyiz ve İstinaf ve yedisi Şûrayı Devlet rüesa ve âzasından olmak üzere Divanı Ali âzasının yirmibir neferinden mürekkep olarak Dairei İthamiye tarafından muhakemesi lâzım olduğuna karar verilmiş davalar hakkında âzayı murettebenin sülüsanı ekseriyetile kat’iyen ve kavanini mevzuasına tatbikan hükmeder ve hükümleri kabili istinaf ve temyiz değildir.

Umuru Maliye

MADDE 96.- Tekâlifi Devletin hiçbiri bir kanun ile tâyin olunmadıkça vaz ve tevzi ve istihsal olunamaz.

MADDE 97.- Devletin büdçesi varidat ve mesarifatı takribiyesini mübeyyin kanundur. Tekâlifi Devletin vaz ve tevzi ve tahsil emrinde müstenit olacağı kanun budur.

MADDE 98.- Büdçe yani Muvazenei Umumuye Kanunu Meclisi Umumide madde be madde tetkik ve kabul olunur. Varidat ve mesarifatı muhammenin müfredatını cami olmak üzere ana merbut olan cedveller nızamen tâyin olunan numunesine tevfikan aksam ve fusul ve mevaddı müteaddideye münkasem olarak bunların müzakeresi dahi fasıl fasıl icra edilir.

MADDE 99.- Muvazenei Umumiye Kanunu müteallik olduğu senenin dühulünde mevkii icraya konulabilmek için lâyihası Heyeti Mebusana Meclisi Umuminin küşadı akabinde ita olunur.

MADDE 100.- Bir kanunu mahsus ile muayyen olmadıkça emvâli Devletten muvazene haricinde sarfiyat caiz olamaz.

MADDE 101.- Meclisi Umuminin münakit bulunmadığı esnada esbabı mücbireyi fevkalâdeden dolayı muvazene haricinde masraf ihtiyarına lüzumu kavi tahakkuk eder ise mesuliyeti Heyeti Vükelâya ait olmak ve Meclisi Umuminin küşadı akabinde ana dair kanun lâyıhası Meclisi Umumiye verilmek üzere o masrafın tesviyesi için iktiza eden mebaliğin tarafı Hazireti Padişahiye arz ve istizan ile sadır olacak iradei seniye üzerine tedarik ve sarfı caiz olur.

MADDE 102.- Muvazene Kanunun hükmü bir seneye mahsustur. O senenin haricinde hükmü cari olamaz ancak bazi ahvali fevkalâdeden dolayı Meclisi Mebusan muvazeneyi kararlaştırmaksızın fesih olunduğu halde hükmü bir seneyi tecavüz etmemek üzere bir kararname ile Vükelâyı Devlet ba iradei seniye seneyi sabıka muvazenesinin cereyanı ahkâmını Meclisi Mebusanın gelecek içtimaına kadar temdit ederler.

MADDE 103.- Muhasebei Kat’iye Kanunu müteallik olduğu senenin varidatından istihsal olunan mebaliğ ile yine o senenin mesarifatına vukubulunan sarfiyatın miktarı hakikisini mübeyyin olarak bunun şekil ve taksimatı dahi Muvazenei Umumiye Kanununa tamamile mutabık olacaktır.

MADDE 104.- Muhasebei Kat’iye Kanununun lâyihası müteallik olduğu senenin hitabından itibaren nihayet dört sene sonra Meclisi Umumiye ita olunur.

MADDE 105.- Emvali Devletin kabız ve sarfına memur olanların muhasebelerini rüiyet ve devairden tanzim olunan sâl muhasebelerini tetkik ederek hulâsai tetkikat ve neticei mütalâatını her sene bir takriri mahsus ile Heyeti Mebusana arzeylelemek üzere bir Divanı Muhasebat teşkil olunacaktır. Bu divan her üç ayda bir kere ahvali maliyeyi Riyaseti Vükelâ vasıtasile ba takrir tarafı Hazreti Padişahiye dahi arzeder.

MADDE 106.- Divanı Muhasebatın âzası oniki kişiden mürettep olacak ve herbiri Heyeti Mebusandan ekseriyetle azlinin lüzumu tastik olunmadıkça memuriyetinde kaydı hayat ile kalmak üzere ba iradei seneyi nasbolunacaktır.

MADDE 107.- Divanı Muhasebat âzasının evsaf ve vezayifinin tafsilatı ve sureti istifade ve tepdil ve terakki ve tekaüdü ve ahkâmının keyfiyeti teşkili bir nizamı mahsus ile tâyin olunacaktır.

Vilâyat

MADDE 108.- Vilâyatin usulü idaresi, tevsii mezuniyet ve tefriki vezayıf kaidesi üzerine müesses olup derecatı nizamı mahsus ile tâyin kılınacaktır.

MADDE 109.- Vilâyet ve liva ve kaza merkezlerinde olan idare meclislerile senede bir defa merkezi vilâyette içtima eden Meclisi Umumu âzasının sureti intihabı bir kanunu mahsus ile tevsi olunacaktır.

MADDE 110.- Vilâyet Mecalisi Umumiyesinin vezayifi yapılacak kanunu mahsusunda beyan olunacağı veçhile turuku meabir tanzimi ve itibar sandıklarının teşkili ve sanayi ve ticaret ve felâhatın teshili gibi umuru nafiaya müteallik mevad hakkında ve umuma ait maarif ve terbiyenin intişarı yolunda müzakerata şâmil olmakla beraber, tekâlif ve mürettebatı miriyenin sureti tevzi ve istihsalinde ve muamelâtı sairede kavanin ve nizamatı mevzua ahkâmına muhalif gördükeri ahvalin müteallik olduğu makam ve mevkilere tebliği ile tashih ve ıslahı zımnında arzı iştikâ etmek selâhiyetini dahi muhtevi olacaktır.

MADDE 111.- Müsakkafat ve müstagillât ve müstagillât ve nukudu mevkufe hasılatının şurutu vakfiyesi ve teamülü kadimi veçhile meşrutun lehine ve hayrat ve müberrata sarfolunmak üzere vasiyet edilen emvalin vasiyetnamelerinde muharrer olduğu üzere musalehine sarfına ve emvali eytamın nizamnamei mahsusu veçhile sureti idaresine nezaret etmek üzere her kazada her milletin bir cemaat meclisi bulunacak ve bu meclisler tanzim edilecek nizamatı mahususası veçhile her milletin müntehap efradından mürekkep olacaktır. Ve mecalisi mezkûre mahalleri hükûmetlerini ve Vilâyet Mecalisi Umumiyesini kendülerine merci bilecektir.

MADDE 112.- Umuru belediye Dersaadet ve taşralarda bilintihap teşkil olunacak Devairi Belediye Meclislerile idare olunacak ve bu dairelerin sureti teşkili ve vezaifi ve âzasının sureti intihabı kanunu mahsus ile tâyin kılınacaktır.

Mevaddı Şetta

MADDE 113.- Mülkün bir cihetinde ihtilâl zuhur edeceğini müeyyid asar ve emarat görüldüğü halde Hükûmeti seniyenin o mahalle mahsus olmak üzere muvakkaten (idarei örfiye) ilânına hakkı vardır. (İdarei örfiye) kavanin ve nizamatı mülkiyenin muvakkaten tatilinden ibaret olup (idarei örfiye) tahtında bulunan mahallin sureti idaresi nizamı mahsus ile tâyin olunacaktır. Hükûmetin emniyetini ihlâl ettikleri idarei zabıtanın tahkikatı mevsukası üzerine sabit olanların memâliki mahrusai şaheneden ihraç ve teb’id etmek münhasıran Zatı Hazireti Padişahinin yedi iktidarındadır.

MADDE 114.- Osmanlı efradının kâffesince tahsili maarifin birinci mertebesi mecburi olacak ve bunun derecat ve teferrüatı nizamı mahsus ile tâyin kılınacaktır.

MADDE 115.- Kanunu Esasinin bir maddesi bile hiçbir sebep ve bahane ile tatil veya icradın iskat edilemez.

Madda 116 – Kanuna Esasinin mevaddı mündericesinden bazılarının icabı hale ve vakte göre tagyir ve tadiline lüzumu sahih ve kat’i göründüğü halde zikri ati şerait ile tadili caiz olabilir. Şöyle ki Heyeti Vükelâ veya Heyeti Âyan veya Heyeti Mebusan tarafından işbu tadile dair bir teklif vukubulduğu halde evvelâ Meclisi Mebusanda azayı mürettebenin sülüsan ekseriyetile kabul olunur ve kabul Meclisi Âyanın kezalik sülüsan ekseriyetile tasdik edildikten sonra iradei seniye dahi o merkezde sudur eder ise tadilâtı meşruha düsturülamel olur ve Kanunu Esasinin dali iteklif olunan bir maddesi berveçhi meşruh müzakeratı lâzimesinin icrasile iradei seniyesinin suduruna kadar hüküm ve kuvvetini kaip etmeksizin meriyülicra tutulur.

MADDE 117.- Bir maddei kanuniyenin tefsiri lâzım geldikte umuru adliyeye müteallik ise tâyini manâsı Mahkemei Temyize ve idarei mülkiyeye dair ise Şurayı Devlete ve işbu Kanunu Esasiden ise Heyeti Âyana aittir.

MADDE 118.- Elyevm düsturülamel bulunan nizamat ve teamül ve âdat ilerüde vazolunacak kavanin ve nizamat ile tadil veya ilga olunmadıkça meriyülicra olacaktır.

MADDE 119.- Meclisi Umumiye dair olan fi 1 Şevval sene 93 tarihli Talimatı Muvakkatenin cereyanı ahkâmı yalnız birinci defa içtima edecek Meclisi Umuminin müddeti inikadiyesi hitamına kadar olup andan sonra hükmü carî değildir.

 

 

KANUNU ESASİDE YAPILAN
DEĞİŞİKLİKLER

7 ZİLHİCCE 1293 TARİHLİ KANUNU ESASİNİN BAZI MEVADDI MUADDELESİNE DAİR KANUN

5 Şaban 1327 – 8 Ağustos 1325 (1909)
Düstur, İkinci Tertip, Cilt 1, s.638-644.

 

Heyeti Âyan Kararnamesi

Kanunu Esasinin lüzumu tadiline Meclisi Mebusanca sülüsan ekseriyetle karar verilip ve mevaddı muaddelesi bend bend yine sülüsan ekseriyetle kabul olunup lâyihası kanuniye şeklinde Meclisi Âyana tevdi kılınmış ve Meclisi Âyanca dahi Kununu Esasinin lüzumu tadiline sülüsan ekseriyetle karar verilerek lâyıhayı kanuniyesi encümeni mahsusuna havale olunmuş idi. Ancak devrei içtimaiyenin ahiri olmak ve Meclisi Mebusandan tevdi olunan lavayıhı kanuniye tekessür etmek sebebiyle Kanunu Esasinin baştan başa tetkikatına vakit müsait olamamış ve meşrutiyeti idare ve hakimiyeti milliyenin teeyyüdü için kanunu mezkûr mevaddının en mühim ve müstacel olanlarının tetkiki ve müphem ve nakıs görünenlerin tavzih ve ikmali ile işbu devrei içtimaiyeye ait kavanin sırasında ilân olunması kavaidi meşrutiyetinin cidden ve fiilen teessüs ettiği enzarı âmmede isbat etmek için elzem görülmüş ve mevaddı sairenin tetkikatı devrei içtimaiyeyi âtiyeye bırakılmıştır. Her iki heyetde tadilen kabulüne karar verilen üçüncü, altıncı, yedinci, onuncu, on ikinci, yirmi yedinci, yirmi sekizinci, yirmi dokuzuncu, otuzuncu, otuz beşinci, otuz altıncı, otuz sekizci, kırk üçüncü, kırk dördüncü, elli üçüncü, elli dördüncü, yetmiş altıncı; yetmiş yedinci; sekseninci, yüz on üçüncü ve yüz on sekizinci maddeleri asılları ile sureti muaddelerini havi layıhayı kanuniye leffen takdim kılınmış ve yüz on dokuzuncu madde tay edelmiş ve yeniden üç madde ilâve olunup Kanunu Esasinin tetkikat ve tâdilatı ikmal olundukta faslı mahsuslarına nakl ve derç olunmak üzere mevaddı selâsei mezkûre şimdilik yüz on dokuzuncu ve yüz yirminci ve yüz yirmi birinci madde olarak kabul olunmuş ve lâyıhayı mezkûrenin bilistizan tasdiki âliye iktiran ettikten sonra ceridei resmiye ile ilân olunarak mevki tatbika vaz edilmek üzere Kuvvei İcraiyeye tebliği kararlaştırılmıştır.

Mevaddı Muaddele

MADDE 3.- Saltanatı Seniyei Osmaniye Hilâfeti Kübrâyı İslamiyeti haiz olarak Sülâlei Âli Osmandan usulü kadimesi veçhile ekber evlada aittir. Zatı Hazreti Padişahi hini cüluslarında Meclisi Umumide ve Meclis müştemi değilse ilk içtimaında Şer’i Şerif ve Kanunu Esasi ahkâmına riayet ve vatan ve millete sadakat edeceğine yemin eder.

MADDE 6.- Sülalei Âli Osmanın hukuku hürriye ve emval ve emlâki zatiye ve kanunu mahsus mucibince madamel hayat tahsisatı maliyeleri tekâfülü umumi tahdındadır.

MADDE 7.- Hudbelerde namımın zikri ve meskûkat darbı, kanunu mahsusuna tevfikan rütbe ve mehasıp tevcihi, nişan itası Sadrıazam ve Şeyhülislaâmın intihap ve tâyini ile Sadrıazamın teşkil ve arz edeceği Vükelânin tasdiki memuriyetleri, icabında Vükelânın alel usul ve azl ve tebdili, kavanini umumiyenin tasdiki ile ilânı meriyeti, devairi hükûmetin muamelâtına ve kavaninin suveri icraiyesine müteallik nizamnameler tanzim, her nevi kavanin teklifi, ahkâmı şeriye ve kanuniyenin muhafaza ve icrası, eyalâtı mümtazenin şeraiti imtiyaziyelerine tevfikan icrayı tevcihatı, kuvayı berriye ve bahriyenin kumandası, harp ilânı, musalâha akdi, mücazatı kanuniyenin tahfif ve affı, Meclisi Umuminin tasvibi ile affı umumi ilânı, Meclisi Umuminin miadında tüşat ve tatili, Meclisi Umuminin ahvali fevkalâdede vaktinden evvel içtimaa daveti, otuz beşinci madde mucibince Meclisi Mebusanın üç ay zarfında intihap olunup içtima etmek şartı ve Heyeti Âyanın muvafakatı ile ledeliktiza feshi, alel umum muahedat akdi hukuku mukaddesei Padişahidendir. Ancak sulhe ve ticarete ve trek ve ilhakı araziye ve tebai osmaniyenin hukuku asliye ve şahsiyesine taallûk eden ve Devletçe masarifi mucip olan muahedatın akdinde Meclisi Umuminin tasdiki şarttır. Meclisi Umuminin münakit olmadığı zamanda Heyeti Vükelânın tebeddülü vukuunda keyfiyeti tebeddülden mütevellit mesuliyet heyeti lâhikaya ait olacaktır.

MADDE 10.- Hürriyeti şahsiye her türlü taarruzdan masundur. Hiç kimse şer’ ve kanunun tâyin ettiği sebep ve suretten maada bir bahane ile tevkif ve mücazat olunamaz.

MADDE 12.- Matbuat kanun dairesinde serbesttir. Hiç bir veçhile kableltab teftiş ve muayeneye tâbi tutulamaz.

MADDE 27.- Mesnedi Sadaret ve Meşihati İslâmiye emniyet buyrulan zevata ihale buyrulduğu misillu teşkili Vükelâya memur olan Sadrıazamın tensip ve arzı ile sair Vükelânın memuriyetleri dahi ba iradei şahane icra olunur.

MADDE 28.- Meclisi Vükelâ Sadrıazamın riyaseti tahdında olarak aktolunup dahili ve harici umuru mühimmenin merciidir. Müzakeratından muhtacı tasdik olan kararlar ledelarz iradei seniye ile icra olunur.

MADDE 29.- Vükelâdan her biri dairesine ait olan umurdan mezuniyeti tahtında bulunanları usule tevfikan icra ve icrası mezuniyeti tahtında olmıyanları Sadrıazam inha eder. Sadrıazam dahi o makule mevaddan müzakereye muhtaç olmayanları doğrudan doğruya ve muhtacı müzakere bulunanları Meclis Vükelada badel müzakere muhtacı tasdik olduğu takdirde arz eder ve muhtacı tasdik olmıyanlar hakkında Heyeti Vükelâ kararını tebliğ eyler. Bu mesalihin envağ ve derecatı kanunu mahsusla tâyin olunacaktır. Şeyhülislâm muhtacı müzakere olmıyan mevaddı doğrudan doğruya arz eder.

MADDE 30.- Vükelâ Hükûmetin siyaseti umumiyesinden müştereken ve daireyi nezaretlerine ait muamelattan dolayı münferiden Meclisi Mebusana karşı mesuldürler. Tarafı Hazireti Padişahiden tasdike muhtaç olan mukarreratın mamulünbiha olması için Sadrıazam ile dairei müteallikası nazırı taraflarından kararnamelere vazı imza edilerek kararın mesuliyeti deruhte olunmak ve anların imzası balâsına tarafı Hazireti Padişahiden dahi vazı imza buyrulmak şarttır. Heyeti vükelaca ittihat olunan kararlar umum Vükelanın imzalarını havi olacak ve o imzaların balâsına muhtacı tasdik oluduğu takdirde kezalik tarafı Hazireti Padişahiden vazı imza buyrulacaktır.

MADDE 35.- Vükelâ ile Heyeti Mebusan arasında ihtilaf vukuunda Vükelâ reyinde ısrar edüpte mebusan canibinden katiyen ve mükerreren red edildiği halde Vükelâ ya mebusanın kararını kabule veya istifaya mecburdur. İstifa takdirinde yeni gelen heyeti Vükelâ heyeti sabıkanın fikrinde ısrar eder ve Meclis esbabı mucibe beyanı ile yine red ederse yedinci madde mucibince intihabata başlanılmak üzere Zatı Hazreti Padişahi Meclisi feshedebilir; fakat heyeti cedidei mebusan evvelki heyetin reyinde sebat ve ısrar ederse Meclisi Mebusanın rey ve kararının kabulü mecburi olacaktır.

MADDE 36.- Meclisi Umumi münakit olmadığı zamanlarda Devleti bir muhataradan veyahut emniyeti umumiyeyi halelden vikaye için bir zarureti mübreme zuhur ettiği ve bu babda vazına lüzum görünecek kanunun müzakeresi için Meclisin celp ve cemine vakit müsait olmadığı halde Kanunu Esasi ahkâmına mugayir olmamak üzere Heyeti Vükelâ tarafından verilen kararlar Heyeti Mebusanın içtimaiyle verilecek karara kadar ba iradei seniye muvakkaten kanun hüküm ve kuvvetinde olup ilk içtimada Heyeti Mebusana tevdi edilmek lâzımdır.

MADDE 38.- İstizahı madde için Vükelâdan birinin huzuruna Meclisi Mebusanda ekseriyetle karar verilerek davet olundukta ya bizzat bulunarak yahut maiyetindeki rüesayı memurinden birini göndererek irad olunacak suallere cevap verecek yahut lüzum görür ise mesuliyet  üzerine alarak cevabının tehirini talep etmek hakkını haiz olacaktır. Neticei istizahta Heyeti Mebusanın ekseriyeti arası ile hakkında ademi itimat beyan olunan nazır sakıt olur. Reisi vükelâ hakkında ademi itimat beyan olunduğu halde Heyeti Vükelâ hep birden sukut eder.

MADDE 43.- Meclisi Umuminin iki heyeti beher sene teşrinisani iptidasında bilâ davet tecemmu eder ve ba iradei seniye açılır ve mayıs iptidasında yine ba iradei seniye kapanır. Bu heyetlerden biri diğerinin müçtemi bulunmadığı zamanlarda münakit olamaz.

MADDE 44.- Zatı Hazireti Padişahi görülecek lüzum üzerine re’sen yahut mebusanın ekseriyeti mutlakası tarafından vuku bulacak talebi tahririye binaen Meclisi Umumiyi vaktinden evvel açar ve Heyeti Umumiyenin kararı ile veya res’en müddeti muayenei içtimai temdit edebilir.

MADDE 53.- Müceddeden kanun tanzimini veya kavanini mevcudeden birinin tadilini teklife Vükelâ ve Âyan ve Mebusandan her birinin hakkı vardır. İki Meclisten her biri müceddeden veya tadilen kaleme aldığı kanun lâyıhalarını diğer heyete gönderir. Orada dahi kabul olunduktan sonra tasdiki Hazireti Padişahiye arzolunur.

MADDE 54.- Tanzim olunacak  kavanin lâyıhaları Meclisi Mebusan  ve Ayanca tetkik ve kabul olunarak ledelarz tasdik ile icrayı ahkâmına iradei seniyei Hazireti Padişahi taalluk ederse düsturül amel olur. Arz olunan kanunlar iki mah zarfında ya tasdik olunur yahut tekrar tetkik edilmek üzere bir kere iade edilir. İade olunan kanunun tekrar  müzakeresinde ekseriyeti sülüsan ile kabul şarttır. Müstaceliyetine karar verilmiş olan kanunlar on gün zarfında ya tasdik veya iade olunur.

MADDE 76.- Mebuslardan her birine beher sene içtimaı için Hazineden otuz bin kuruş verilecek şehri beş bin kuruş maaş itibariyle memurini mülkiye nizamına tevfikan azimet ve avdet harcirahı ita kılınacaktır. Müddeti kanuniyeden fazla içtima vuku bulduğu suretde şehrî beşbin kuruş itibariyle tahsisatı munzama verilecektir.

MADDE 77.- Heyeti Mebusan Riyaseti ile birinci ve ikinci reis vekaletlerine Heyet tarafından her sene içtimaında ekseriyetle birer zat intihab ve intihabı vaki huzuru Padişahiye arz olunur.

MADDE 80.- Masarifatı umumiye muvazene kanununda gösterildiği veçhile Heyeti Mebusanda tafsilatı ile tetkik olunduktan sonra miktarına Vükelâ hazır olduğu halde Mebusanca karar verilir. Buna karşılık olacak varidatın keyfiyet ve kemiyeti ve sureti tevzi ve tedariki Vükelâ huzuru ile tâyin edilir.

MADDE 113.- Mülkün bir cihetinde ihtilâl zuhur edeceğini müeyyit asar ve emarat görüldüğü halde Hükûmeti seniyenin o mahalle mahsus olmak üzere muvakkaten idarei örfiye tahtında bulunan mahallin sureti idaresi nizamı mahsus ile tâyin olunacaktır.

MADDE 118.- Elyevm düsturülamel bulunan nizamat ve teamül ve adât ileride vazolunacak kavanin ve nizamat ile tâdil veya ilga olunmadıkça meriyül icra olacaktır. Kavanin ve nizamatın tanziminde muamelâtı nasa erfak ve ihtiyacatı zamana evfak ahkâmı fıkhiye ve hukukiye ile adab ve muamelât esas itihaz kılınacaktır.

119’uncu madde tay olunmuştur. (Yeniden üç madde ilâve olunup Kanunu Esasinin tetkikat ve tâdilatı ikmal olundukta faslı mahsuslarına nakil ve derç olunmak üzere mevaddı selâseli mezkure şimdilik yüz on dokuz ve yüz yirmi ve yüz yirmi bir rekamı ile berveçhi ati tahrir edilmiştir):

MADDE 119.- Pastanelerde mevdu evrak ve mekatib müstantik veya mahkeme kararı olmayınca açılamaz.

MADDE 120.- Kanunu mahsusuna tebaiyet şartı ile osmanlılar hakkı içtimaa maliktir. Devleti Osmaniyenin temamiyeti mülkiyesini ihlal ve şekli meşrutiyet ve hükûmeti tagyir ve Kanunu Esasi ahkâmı hilafına hareket ve anasırı osmaniyeyi siyaseten tefrik etmek maksatlarından birine hadim veya ahlâk ve adabı umumiyeye mugayir cemiyetler teşkili memnu olduğu gibi alelıtlâk hafi cemiyetler teşkili de memnudur.

MADDE 121.- Heyeti Âyan müzakeratı alenidir fakat bir maddei mühimmeden dolayı müzakerat hafi tutulmak Vükelâ canibinden veya Heyeti Âyan azasından beş zat tarafından teklif olundukta heyetin içtima ettiği mahal azanın madasından tahliye edilerek teklifi red veya kabul için ekseriyeti araya müracaat olunur.

KANUNU ESASİNİN 5 ŞABAN 1327 TARİHLİ 7, 35 VE 43’ÜNCÜ MEVADDI MUADDELESİNİ MUADDİL KANUN

2 Recep 1332 – 15 Mayıs 1330 (1914)
Düstur, İkinci Tertip, Cilt 6, s.749-750.

7’nci Maddenin Fıkrai Muaddelesi

“…. Otuz beşinci madde mucibince Heyeti Mebusanın ledeliktiza feshi ve müddeti teciliye ve tatiliyenin mecmuu müddeti içtimaiyei seneviyenin nısfını tecavüz etmemek ve o senei içtimaiye zarfında müddetini ikmal eylemek üzere tecil ve tatili, hukuku mukaddesei Padişahidendir.”

35’inci Maddei Muaddele

“Vükelâ ile Heyeti Mebusan arasında ihtilâf olunan maddelerden birinin kabulünde Vükelâ tarafından israr olunupda Mebusan canibinden ekseriyeti arâ ile ve mükerreren red edildiği halde Vükelânın tebdili veyahut müceddeden ve dört ay zarfında intihap ve içtima olunmak üzere Heyeti Mebusanın feshi hukuku Padişahi cümlesindendir. Fakat Heyeti cedidei Mebusan evvelki heyetin reyinde sebat ve israr ederse Meclisi Mebusanın rey ve kararının kabulü mecburi olacaktır.”

43’üncü Maddei Muaddele

“Meclisi Umuminin iki heyeti beher sene teşrinisani iptidasında ve tecil vuku bulmuş ise müddeti teciliyenin inkizasında bilâ davetin içtima eder ve ba irade seniye küşad edilir. müddeti içtima altı aydır ve bu müddetin hitamında Meclis yine ba iradei seniye kapanır. Bu Heyetlerden biri diğerinin bulunmadığı zamanlarda münakit olamaz. Meclisi Mebusan fesh edildiği halde dört ay sonra içtima edecek olan heyeti cedidenin içtimaı bir içtimaı fevkalâde hükmünde olup müddeti iki aydır ve kabili temdit olup tecile tabi değildir ve altmış dokuzuncu maddede muharer olan dört seneden ibaret müddeti memuriyeti teşrinisani ibtidasında başlar.”

Kanunu Esasinin yetmiş üçüncü maddesi mülgadır.

Meclisi Mebusan ve Âyanda kabul olunan işbu lâyihanın kanuniyetini ve ona göre Kanunu Esasiye ilâvesini irade eyledim.

2 Recep 1332 – 15 Mayıs 1330

(Diğer imzalar)                                               Mehmet Reşat

7 ZİLHİCCE 1293 TARİHLİ KANUNu ESASİNİN 102’NCİ MADDESİ İLE 2 RECEP 1332 TARİHLİ 7’İNCİ VE 43’ÜNCÜ MEVADDI MUADDELESİNİ MUADDİL KANUN

26 Rebiyülevvel 1333 – 29 Kanunusani 1330 (1914)
Düstur, İkinci Tertip, Cilt 7, s.224-225.

MADDE 7.- …. Meclisi Umuminin miadında açılıp kapatılması, gerek vaktinden evvel gerek sureti fevkalâdede içtimaa daveti temdidi müddeti, üç ayı tecavüz ve tekerrür etmemek üzere tecili ve senei içtimaiyesi zarfında müddetini ikmal eylemek üzere Meclisin muayyen bir zaman için tatili, otuz beşinci madde mucibince Heyeti Mebusanın ledeliktiza feshi, alel umum muahedat akti hukuku mukaddasei Padişahidendir…

MADDE 43.- Meclisi Umuminin iki heyeti beher sene teşrinisani iptidasında ve tecil vuku bulmuş ise müddeti teciliyenin inkızâsında bilâ dâvetin içtima ve ba iradei seniye küşat edilir. Müddeti içtima dört aydır ve bu müddetin hitamında…

MADDE 102.- Muvazene kanunun hükmü bir seneye mahsustur. O senenin haricinde hükmü cari olamaz ve bu hüküm tecil ve tatil ile ihlâl edilemez. Ancak, Meclisi Mebusan muvazeneyi kararlaştırmaksızın fesholunduğu halde….

Meclisi Âyan ve Mebusanca kabul olunan işbu lâyıha veçhile Kanunu Esasinin tâdilini irade eyledim.

26 Rebiyülevvel 1333 – 29 Kanunusani 1330

(Diğer imzalar)                                                 Mehmet Reşat

KANUNU ESASİNİN 5 ŞABAN 1327 TARİHLİ 76’INCI MADDEİ MUADDELESİNİ MUADDİL KANUN

(4 Cemaziyüevvel 1334 – 25 Şubat 1331) (1916)
Düstur, İkinci Tertip, Cilt 8, s.483

MADDE 76.- Meclisi Mebusan azasından herbirine her sene içtimaı için elli bin kuruş tahsisat ve şehrî dörtbin kuruş üzerinden azimet ve avdet harcîrahı verilir. Müddeti içtimaın temdidi ve meclisin fevkalade içtimaı halinde ayrıca tahsisat verilmez. Fesihten sonra içtima eden meclis azasına tahsisatın nısfı verilir.

KANUN ESASİNİN 26 REBİÜLEVVEL 1333 TARİHLİ 7’İNCİ MADDEİ MUADDELESLİNİN TADİLİ İLE 2 RECEP 1332 TARİHLİ 35’İNCİ MADDEİ MUADDELESİNİN TAYYI HAKKINDA KANUN

 

4 Cemaziyülevvel 1334 – 25 Şubat 1331 (1916)
Düstur, İkinci Tertip, Cilt 8, s.484

 

MADDE 7.- …. dört ay zarfında bilintihap içtima etmek üzere ledeliktiza Heyeti Mebusanın feshi hukuku mukaddesei padişahidendir.

MADDE 35.- Tayyedilmiştir.

7 ZİLHİCCE 1293 TARİHLİ KANUNU ESASİNİN 72’NCİ MADDESİNİN MUADDİL KANUN

 

15 Cemaziyülevvel 1334 – 7 Mart 1332 (1916)
Düstur, İkinci Tertip, Cilt 8, s.754

 

MADDE 72.- Müntehipler evsafı matlubeyi haiz her Osmanlıyı meb’us intihap edebilirler. Ancak bir kimse aynı zamanda üçten ziyade dairei intihabiyede namzetliğini vaz edemez.

KANUN ESASİNİN 69’UNCU MADDESİNİ MUADDİL KANUN

8 Cemaziyülahir 1336 – 21 Mart 1334 (1918)
Düstur, İkinci Tertip, Cilt 10, s.176

MADDE 69.- Meb’usan intihabı umumisi dört senede bir kere icra olunur. İntihap olunan meb’usların müddeti meb’usiyeti dört seneden ibaret olup fakat tekrar intihap olunmak caizdir. Ancak dördüncü senei içtimaiye ordu’yu hümayunun umumî seferberliğini müstelzim muhabereye musadıf olduğu halde her iki mecliste adedi mürettebin sülüsanıyla müzakeresine ibtidar ve adedi mürettebin ekseriyeti mutlakasıyla kabul edilecek bir kanun ile müddeti mezkûre temdit olunabilir.

04.07.2007

The Ottoman Constitution
23 December 1876

The Ottoman Empire
Art. 1. The Ottoman Empire comprises present territory and possessions, and semi-dependent provinces. It forms an indivisible whole, from which no portion can be detached under any pretext whatever.

Art. 2. Istanbul is the capital of the Ottoman Empire. This city possesses no provilege or immunity peculiar to itself over the other towns of the empire.
Sultan, “Supreme Caliph”

Art. 3. The Ottoman sovereignty, which which includes in the person of the Sovereign the Supreme Caliphat of Islam, belongs to the eldest Prince of the House of Osman, in accrodance with the rules established ab antiquo.

Art. 4. His Majesty the Sultan, under the title of “Supreme Caliph,” is the protector of the Muslim religion. He is the sovereign and padi?ah (emperor) of all the Ottomans.

Art. 5. His Majesty the Sultan is irresponsible; his person is sacred.

Art. 6. The  liberty of the members of the Imperial Ottoman Dynasty, their property, real and personal, ad their civil list during their lifetime, are under the guarantee of all.
Sovereign Rights of the Sultan

Art. 7. Among the sovereign rights of His Majesty the Sultan are the following prerogatives: – He makes and cancels the appointments of ministers; he confers the grades, functions and insignia of his orders, and confers investiture on the chiefs of the privileges provinces, according to forms determined by the privileges granted them; he has the coining of money; his name is pronounced in the mosques during public prayer; he concludes treaties with the powers; he declares war and makes peace; he commands both land and sea forces; he directs military movements; he carries out the provisions of the ?eriat (the sacred law), and of the other laws; he sees to the administration of public measures; he respites or commutes sentences pronounced by the criminal courts; he summons and prorogues the General Assemly; he dissolves, if deems it necessary, the Chamber of Deputies, provided he directs the election of the new members.

Public Law of the Ottomans

Personal Liberties

Art. 8. All subjects of the empire are called Ottomans, without distinction whatever faith they profess; the status of an Ottoman is acquired and lost according to conditions specified by law.

Art. 9. Every Ottoman enjoys personal liberty on condition of non interfering with the liberty of others.

Art. 10. Personal liberty is wholly inviolable. No one can suffer punishment, under any pretext whatsoever, except in cases determined by law, and according to the forms prescribed by it.

Religion

Art. 11. Islam is the state religion. But, while maintainig this principle, the state will protect the free exercise of faiths professed in the Empire, and uphold the religious privileges granted to various bodies, on condition of public order and morality not being interfered with.

The Press

Art. 12. The press is free, within limits imposed by law.

Art. 13. Ottomans have the power of forming commercial companies, industrial or agricultural, within limits imposed by law and statute.

Right of Petition

Art 14. One or more persons of ottoman nationality have the right of presenting petitions in the proper quarter relating to the breaking of law and regulation, done either to their own or public detriment, and may likewise present in protest signed petitions to the General Ottoman Assembly, complaining of the conduct of state servants and functionaries.

Education

Art. 15. Education is free. Every Ottoman can attend public or private instructions on condition of conforming to the law.

Schools

Art. 16. All schools are under state supervision. Proper means will be devised for harmonizing and regulating the instruction given to all the Ottomans, but without interfering with the religious education in the various districts.

Equality before the Law, Public Offices

Art. 17. All Ottomans are equal in the eyes of the law. They have the same rights, and owe the same duties towards their country, without prejudice to religion.

Art. 18. Eligibility to public office is conditional on a knowledge of Turkish, which is the official language of the State.

Art. 19. All Ottomans are admitted to public offices, according to their fitness, merit, and ability.

Taxes

Art. 20. The assessment and distribution of the taxes are to be in proportion to the fortune of each taxpayer, in conformity with the laws and special regulations.

Property

Art 21. Property, real and personal, of lawful title, is guaranteed. There can be no dispossession, except on good public cause shown, and subject to the previous payment, according to law of the value of the property in question.

Inviolability of Domicile

Art. 22. The domicile is inviolable. The authorities cannot break into any dwelling except in cases prescribed by law.

Tribunals

Art. 23. No one is bound to appear before any other than a competent tribunal, according to statutory form of procedure.

Property. Forced Labour. Contributions in Time of War

Art. 24. Confiscation of property, forced labour (“corvée”), and taking temporary possession of property are prohibited. Nevertheless, contributions lawfully levied in time of war, and measures rendered necessary by the exigencies of war, are exempt from this prevision.

Taxes and Imports

Art. 25. No sum of money can be exacted under the name of a tax or impost, or under any other title whatever, except by virtue of law.

Torture and Inquisition

Art. 26. Torture and inquisition, under any form, are wholly and absolutely forbidden.

Ministers of the Crown

Art. 27. His Majesty may appoint as Grand Vizier and ?eyhü’l-?slam whomsoever he confides in, and thinks right to nominate to those posts.  The other ministers are appointed by Imperial Decree (?rade)

Art. 28. The Council of Ministers meets under the presidency of the Grand Vizier. All weighty state affairs, whether domestic or foreign, come within the competency of the Council of Ministers. Those of their measures, which must be submitted for the approval of His Majesty, are made law by Imperial Decree.

Art. 29. Each head of department, within the limits of his powers, carries out the measures, which appertain to his Department. In matters without this limit he must have recourse to the Grand Vizier.  The Grand Vizier takes action on the measures presented to him by the heads of departments, either by referring them, if need be, to the Cabinet, and then presenting them for the Imperial sanction; or, on the other hand, by deciding on them himself, and referring them to the decision of His Majesty the Sultan. Special enactments will, in the case of each department, determine under which of the preceding heads the various business is to be distributed.

Art. 30. The ministers are responsible for decisions or acts under their management.

Art. 31. If one or more members of the Chamber of Deputies wish to lodge a complaint against any Minister, by reason of his responsibility, and with reference to matters within the Province of the Chamber, the petition and complaint must be handed to the President, who will refer it within three days to the Committee appointed by the rules of the House to investigate the charge, and determine whether it be right to submit the same to the decision of the Chamber. When the necessary investigation has taken place, and explanations have been laid before them by the Minister interested, the decision of the Committee will be taken by the vote of the majority. If the Committee advise that the complaint be laid before the Camber, their report containing this decision is to be read at a public sitting, and the Chamber, after hearing the explanations of the accused Minister who shall be summoned to appear, or of his representative, will vote on the question at issue, a majority of two-thirds being requisite for a decision. In the event of the adoption of Committee’s Report, an address praying for the trial of the Minister is to be transmitted to the Grand Vizier, who will submit it for the sanction of His Majesty the Sultan, and remit it to the High Court by virtue of an Imperial trade.

Art. 32. A special law will settle the forms of procedure to be followed for the trial of Ministers.

Art. 33. There shall be no distinction between Ministers and private individuals in respect of private suits, which do not relate to their functions. Causes of such nature are to be referred to the ordinary Tribunals.

Art. 34. The Minister whose trial has been decreed by the Chamber of Accusation of the High Court is to be suspended from his functions until he has been acquitted of the charges brought against him.

Art. 35. In the event of the Chamber of Deputies throwing out a Bill, and assigning its reasons therefor, upon the adoption of which Bill the Minister is of opinion he ought to insist, His Majesty the Sultan, in the exercise of his sovereignty, orders either a change of Ministers or a dissolution of the Chamber, subject to the re-election of Deputies within the period appointed by the law.

Art. 36. In case of urgent necessity, if the General Assembly be not in session, the Minister may adopt measures to protect the State against danger or to preserve the public safety.
These measures, sanctioned by an Imperial Irade, have provisionally the force of law if they be not contrary to the Constitution. They must be submitted to the General Assembly immediately upon its meeting.

Art. 37. Each Minister has the right to be present at the sittings of the Senate and of the Chamber of Deputies, or to be represented there by one of the chief officials of his Department.  He has also a right to be heard before any member of the Chamber who may have leave to speak.

Art. 38. When, in consequence of a decision adopted by a majority of votes, a Minister is requested to appear in the Chamber to give explanations, he is bound to reply to the questions addressed to him either by appearing there in person or by delegating this duty to one of the heads of his Department.  He has, nevertheless, the right to postpone his reply, if he shall deem it necessary to do so, by assuming the responsibility for such postponement.

Art. 39. All appointments to various public functions shall be made in conformity with the regulations which shall determine the conditions of merit and capacity required for admission to employment under the state. No functionary appointed under these conditions can be dismissed or transferred; unless it can be proved that his conduct legally justified such removal; unless he shall have resigned, or unless his retirement is considered indispensable by the government.  Officials who may have given proof of good conduct and uprightness, as well as those whom the Government may have thought it indispensable to place on half-pay, shall have a right either to promotion, or to a pension, or to half-pay, according to the terms which will be laid down in a special regulation.

Art. 40. The duties of the several offices will be settled by special regulations. Each functionary is responsible within the limit of his duties.

Art. 41. Every functionary is bound to pay respect to his superior, but obedience is only due to orders given within the limits defined by the law. In respect of acts contrary to law, the fact of having obeyed a superior will not relieve the official who has carried them out from responsibility.

The General Assembly

Art. 42. The General Assembly is composed of two chambers: the Chamber of Notables or Senate, and the Chamber of Deputies.

Art. 43. The two chambers will meet on the 1st of November of each year, the opening to take place by imperial decree (irade), the closing, fixed for the following 1st March, also to take place following an imperial decree. Neither of the two chambers can meet while the other chamber is not sitting.

Art. 44. His Majesty the Sultan according to the exigencies of circumstances, may anticipate the date of the opening or may abridge or prolong the session.

Art. 45. The opening of the session shall take place in the presence of His Majesty the Sultan, either in person or represented by the Grand Vizier, and in the presence of the Ministers and the Members of the two Chambers.  An Imperial Speech will be read, giving an account of the internal position of the Empire and the state of its foreign relations during the past year, and setting forth the measures the adoption of which for the following year is deemed to be necessary.

Art 46. All the members of the General Assembly shall take an oath of fidelity to His Majesty the Sultan and to the country, shall bind themselves to observe the Constitution, to perform the duties entrusted to them, and to abstain from all acts opposed to those duties.  This oath shall be taken by new members at the opening of the Session in the presence of the Grand Vizier, and after the opening in the presence of their respective Presidents and at a public sitting of the Chamber of which they are members.

Art. 47. Members of the General Assembly are free to express their opinions and to vote as they like.  They cannot be bound by conditions or promises, nor influenced by threats. They cannot be prosecuted for opinions or votes delivered in the course of debate, unless they have contravened the Standing Orders of the Chamber, when they are amenable to the provisions of the regulations in force.

Art. 48. Any member of the General Assembly who, by an absolute majority of two-thirds of the Chamber of which he is a member, is accused of treason, or attempting to violate the Constitution, or of peculation (“concussion”), or has been condemned to imprisonment or exile, loses his status as Senator or Deputy.  He will be tried and sentence passed by the competent tribunal.

Art. 49. Every member of the General Assembly must vote in person. He can refrain from voting.

Art. 50. No one can at the same time be a member of both Chambers.

Art. 51. No business can be done in either of the Chambers unless one member more than the majority of the Chamber be present.  Except in cases where a majority of two-thirds is requisite, all resolutions must be carried by an absolute majority of members present.  When the votes are equally divided, the President shall have the casting vote.

Art. 52. All private petitions presented to either Chamber shall be rejected if in the course of inquiry it should be shown that the petitioner did not apply in the first instance to the public officers concerned, or to their superior officers.

Art. 53. The initiative of bringing forward a bill or altering an existing law lies with the Ministry.
The Senate and Chamber of Deputies may also originate a new law, or the modification of an existing one, with reference to matters within their own province. In the latter case, the demand is submitted by the Grand Vizier to His Majesty the Sultan, and, if occasion requires, the Council of State is empowered by an Imperial Decree to prepare the proposed Project of Law, aided by information and details from the proper quarter.
Art. 54. Drafts of Bills elaborated by the Council of State are in the first instance laid before the Chamber of Deputies, and after that before the Senate. Though passing both Chambers, no Bill will become law until it has been sanctioned by the Imperial ?rade. No draft Bill, once thrown by either of the Chambers, can be brought forward a second time in the course of the same session.

Art. 55. A Bill is not regarded as carried if it has not been successively passed both by the Chamber of Deputies and the Senate by a majority of votes, voting article by article, and if the whole Bill has not been voted by a majority in each of the two Chambers.

Art. 56. With the exception of the Ministers, of their deputies, and the functionaries summoned by a special call, no one can be introduced in either Chamber, nor allowed to make any communication whatever, whether he present himself in his own name or as the representative of a body.

Art. 57. The debates of the Chambers are conducted in the Turkish language. The Bills are printed and circulated before the day fixed upon for discussion.

Art. 58. The votes are given at the call of the House (“par appel nominal”), by show of hands or by ballot. The vote by ballot is subject to the decision of a majority of the members present.

Art. 59. The maintenance of order in each Chamber is entrusted to its President.
Senate.

Art. 60. The President and members of the Senate are nominated directly by His Majesty the Sultan. The number of senators cannot exceed a third of the members of the Chamber of Deputies.

Art. 61. To be nominated a senator it is necessary to have shown by one’s acts that one is worthy of public confidence, or to have rendered signal services to the State, and to be, at least, forty years of age.

Art. 62. The senators are nominated for life.
The rank of senator may be conferred on persons “en disponibilité,” having exercised the functions of Minister, Governor-General (vali), Commandant of Corps d’Armée, Judge, Ambassador or Minister Plenipotentiary, Patriarch, Grand Rabbi, General of Division of armies by land or sea (“terre et de mer”), an generally on persons combining the requisite conditions.
Members of the Senate, called at their request to other functions, lose the position as senator.

Art. 63. The stipend of senators is fixed at 10.000 piastres per month.
A senator receiving from the Treasury salary or pay in any other capacity is entitled only to the difference if the sum is below 10.000 piastres. If the sum is equal to or above the pay of senator, he continues to receive it.

Art. 64. The Senate examines the Bills or Budget transmitted to it by the Chamber of Deputies. If in the course of the examination of a Bill the Senate finds a provision contrary to the sovereign rights of the Sultan, to liberty, the Constitution, the territorial integrity of the Empire, the internal security of the country, to the interests of the defence of the country, or to morality, it rejects it definitely by a vote, assigning its reasons; or it sends it back, accompanied by its observations, to the Chamber of Deputies, demanding that it should be amended or modified in the sense of those observations.
Bills adopted by the Senate are invested with its approval, and are transmitted to the Grand Vizier.
The Senate examines the petitions presented to it; transmits to the Grand Vizier such as it thinks deserving of reference, accompanying them with its observations.
Chamber of Deputies

Art. 65. The number of deputies is fixed at one deputy for every 50.000 males belonging to the Ottoman nationality.

Art. 66. The election is held by secret ballot. The mode of election will be determined by a special law.

Art. 67. The mission of deputy is incompatible with public functions, except those of ministers. Any other public functionary elected deputy is free to accept or refuse; but, in case of acceptance, he must resign his functions.

Art. 68. The following are ineligible as deputies:
1. Those who do not belong to the Ottoman nationality; 2. Those who, by virtue of the special regulation in force, enjoy immunities attached to the foreign service to which they belong; 3. Those not understanding Turkish; 4. Those not turned thirty years of age; 5. Persons attached to the service of a private individual; 6. Bankrupts not rehabilitated; 7. Those notoriously in disrepute for their conduct; 8. Persons visited with judicial interdiction, as long as that interdiction is not raised; 9. Those not enjoying their civil rights; 10. Those who lay claim to a foreign nationality. After the expiration of the first period of four years, one of the conditions of eligibility will be ability to read Turkish and, as far as possible, to write in that language.

Art. 69. General elections of deputies are held every four years. The commission of every deputy lasts only four years, but he is re-eligible.

Art. 70. The general elections commence at the latest four months before the 1st of November, which is the date fixed for the meeting of the Chamber.

Art. 71. Every member of the Chamber of deputies represents the whole body of Ottomans, and not exclusively the circumscription which has elected him.

Art. 72. The electors are bound to choose their deputies from among the inhabitants of the province to which they belong.
Art. 73. In case of the dissolution of the Chamber by Imperial ?rade, the general elections are to commence in such times as that the Chamber may meet again at the latest within six months of the date of the dissolution.

Art. 74. In the case of death, judicial interdiction, prolonged absence, loss of the office of  Deputy resulting from a condemnation or from the acceptance of public functions, a substitute shall be elected in conformity with the prescriptions of the electoral law, and in such time as that the new deputy will be able to exercise his mandate at the latest in the following session.

Art. 75. The mandate of deputies elected to vacant places only lasts till the following election.

Art. 76. The Treasury will allot to each deputy 20.000 piastres Per session and the expense of this journeys. The amount of these expenses will be established conformably with the provisions of the regulations dealing with the repayment of travelling expenses incurred by civil functionaries of the State, and will be calculated on the basis of a monthly salary of 5.000 piastres.

Art. 77. The President and the two vice-presidents of Deputies are selected by His Majesty the Sultan from a list of nine candidates elected by the Chamber by a majority of votes, three for the Presidency, three for the first vice-presidency, and three for the second vice-presidency. The appointment of the president and vice-presidents is made by Imperial ?rade.

Art. 78. The sittings of the Chamber of deputies are public.
At the same time the Chamber may form itself into secret committee if the proposition is made by the ministers, or by the president, or by fifteen members, and that proposition is voted in secret committee.

Art. 79. No deputy can, during the session, be arrested or prosecuted, except in case of flagrant delinquency, unless a majority of the Chamber grant an authorization to prosecute.

Art. 80. The Chamber of deputies discusses the Bills submitted to it.
It adopts, amends, or rejects the provisions affecting finance or the Constitution.
It examines in detail the general expenditure of the State comprised in the Budget, and settles the amount with the Ministers.
It likewise determines, in accord with the Ministers, the nature, amount, and mode of assessment and collection of the receipts destined to meet the expenditure.
The Law Courts

Art 81. The judges nominated in conformity with the special law on this subject and furnished with the patent of investiture are irremovable, but they can resign.
The promotion of Judges, their displacement, superannuation, and revocation, in case of judicial condemnation, are subject to the provisions of the same law.
That law fixes the conditions and qualities requisite for exercising the functions of judge or the other functions of a judicial order.

Art. 82. The sittings of all tribunals are public
The publication of judgments is authorized
Nevertheless, in cases specified by law, the tribunal may sit with closed doors.

Art. 83. Any person may, in the interest of his defence, make use before the tribunal of the means permitted by the law.

Art. 84. No tribunal can, under any pretext, refuse to judge an affair within its competency.
It cannot either arrest or adjourn judgment after having commenced the examination or instruction, unless the plaintiff desists.
Nevertheless, in penal matters the public prosecution continues to be carried on conformably to law, even in case the plaintiff has desisted.

Art. 85. Every affair is judged by the tribunal to whose province it belongs. Suits between individuals and the State are within the competency of the ordinary tribunals.

Art. 86. No interference is to be attempted with the tribunals.

Art. 87. Affairs touching the ?eriat are tried by the tribunals of the ?eriat. The judgment of civil affairs appertains to the civil tribunals.

Art. 88. The various categories of tribunals, their competency, functions, and the emoluments of the judges are settled by law.

Art. 89. Apart from the ordinary tribunals, there cannot, under any title whatever, be formed extraordinary tribunals or commissions to judge certain special cases.
Nevertheless, arbitration and the nomination of a “muvella” (judge delegate) are sanctioned in the forms established by law.

Art. 90. No judge can combine his functions with other functions paid by the State.

Art. 91. Public prosecutors will be appointed, charged with acting on behalf of the public. Their functions and grades will be fixed by law.
High Court of Justice

Art. 92. The High Court is formed of thirty members, of whom ten are Senators, ten Councilors of State, and ten chosen among the presidents and members of the Court of Cassation and Court of Appeal.  All the members are nominated by lot.  The High Court is convoked, when necessary, by Imperial ?rade, and assembles in the  Senate building.
Its functions consist in trying the ministers, the president, and the members of the Court of Cassation, and all other persons accused of treason or attempts against the safety of the State.

Art. 93. The High Court is composed of two chambers; the Chamber of Accusation and the Chamber of Judgment.
The former is formed of nine members, nominated by lot among the members of the High Court, three of them being senators, three councilors of State, and three members of the Court of Cassation or Court of Appeal.
Art. 94. The decision of sending before the Chamber of Judgement is pronounced by the Chamber of Accusation by a majority of two-thirds of its members. The members belonging of the Chamber of Accusation cannot take part in the deliberations of the Chamber of Judgment.

Art. 95. The Chamber of Judgement is formed of twenty-one members, seven of whom are senators, seven members state councilors, and seven members of the Court of Cassation or Court of Appeal. It judges the cases that are sent to it by the Chamber of accusation by a majority of two-thirds of its members, and conformably to the laws in operation.  Its decisions are not susceptible either of appeal or of recourse to Cassation.

Finance

Art. 96. Taxes to the profit of the State can only be established, assessed, or collected in virtue of a law.

Art. 97. The Budget is the law which contains the estimates of the receipts and expenses of the State.
Taxes to the profit of the State are governed by that law as to their assessment, their distribution, and collection.

Art. 98. The examination and the vote by the General Assembly of the budget bill is carried through article by article. The tabular statements to be annexed, comprising the details of the receipts and expenditure, are to be divided into sections, chapters, and articles, according to the model defined by the regulations.
These tables are voted by chapters.

Art. 99. The Bill of the budget is submitted to the Chamber of Deputies immediately after the opening of the session, in order to make its execution possible from the commencement of the year to which it applies.

Art. 100. No extra budgetary expense can be defrayed out of the State funds except by virtue of a law.

Art. 101. In the case of urgency caused by extraordinary circumstances, the Ministers may, if the General Assembly  is not sitting, create by an Imperial ?rade the necessary resources, and defray expenses not provided for in the budget, on the condition of immediately laying a bill on the subject before the Assembly at the opening of the next session.

Art. 102. The budget is voted for one year, and has only legal force for the year  to which it refers.
At the same time, if, in consequence of exceptional circumstances, the Chamber of Deputies is dissolved before the budget is voted, the Minister may, by a Decree issued in virtue of an Imperial ?rade, apply the budget of the preceding year till the next session, but the application of this provisional budget shall never extent beyond the term of one year.
Art. 103. The law definitely settling the Budget indicates the amount of receipts collected and payments made out of the revenue and expenditure of the year to which it relates. Its form and provisions must be the same as those of the budget.

Art. 104. The definitive bill is submitted to the Chamber of Deputies at latest within four months from the end of the year to which it relates.

Art. 105. A Court of Accounts shall be created charged with the examination of the operations of the finance functionaries, as also of the annual accounts drawn up by the various ministerial departments.
It will yearly address to the Chamber of Deputies a special report stating the results of its labors, accompanied by its observations.
At the end of every quarter it will  present to the Sultan, through the Grand Vizier, a report containing the explanation of the financial situation.

Art. 106. The Court of Accounts shall be composed of twelve irremovable members, nominated by Imperial ?rade.
None of them can be revoked unless the explanatory proposition for his dismissal be approved by a decision of the majority of the Chamber of Deputies.

Art. 107. The conditions and qualities required of members of the Court of Accounts, the details of their functions, the rules applicable in case of resignation, replacement, promotion, and superannuation, as well as the organization of its bureaus, shall be determined by a special law.

Provincial Administration

Art. 108. The administration of provinces shall be based on the principle of decentralization.
The details of this organization shall be fixed by a law.

Art. 109. A special law will settle on wider bases the election of the administrative councils of provinces (vilayet), districts (sancak), and cantons (kaza), as also of the Council General, which meets annually in the chief town of each province.

Art. 110. The functions of the Provincial Council-General shall be fixed by the same
special law, and shall comprise:
The right of deliberating on matters of public utility, such as the establishment of means of communication, the organization of “caisses de crédit agricole,” the development of manufactures, commerce, and agriculture, and the diffusion of education.
The right of applying to the competent authorities for the redress of acts committed in contravention of the laws and regulations as regards assessment or collection of taxes or any other matter.

Art. 111. There shall be in every canton a Council appertaining to each of the different confessions. This Council will be charged with controlling:
1. The administration of the revenues of the real property of pious foundations (vak?f), the special destination of which is fixed by the express provisions of the founders or by custom.
2. The employment of funds or properties assigned by testamentary provision to acts or charity or beneficence.
3. The administration of funds for orphans, in conformity with the special regulation governing the matter.
Each Council shall be composed of members elected by the community it represents, conformably to special rules to be established. These Councils will be subordinated to the local authorities and the Councils General of provinces.

Art. 112. Municipal business will be administered in Istanbul and in the provinces by elected municipal councils.
The organization of the municipal councils, their functions, and the mode of election of their members, will be determined by a special law.
Various Provisions

Art. 113. In the case of the perpetration of acts, or the appearance of indications of a nature to presage disturbance at any point on the territory of the Empire, the Imperial Government has the right to proclaim a state of siege there.
The state of siege consists in the temporary suspension of the civil laws.
The mode of administration of localities under a state of siege will be regulated by a special law.
His Majesty the Sultan has the exclusive right of expelling from the territory of the Empire those who, in consequence of trustworthy information obtained by the police, are recognized as dangerous to the safety of the State.

Art. 114. Primary education will be obligatory on all Ottomans. The details of application will be fixed by a special law.

Art. 115. No provision of the constitution can, under any pretext whatsoever, be suspended or neglected.

Art. 116. In case of duly proved necessity, the Constitution may be modified in some of its provisions. This modification is subordinated to the following conditions:
Every proposal of modification, whether presented by the Minister or by either of the two Chambers, must be, in the first instance, submitted to the deliberations of the Chamber of Deputies.
If the proposition is approved by two-thirds of the members of the Chamber it shall be forwarded to the Senate.
In case the Senate also adopts the proposed modification by a two-thirds majority, it shall be submitted for the sanction of His majesty the Sultan.
If it is sanctioned by Imperial ?rade, it shall have force of law.
Articles of the Constitution, which it is proposed to modify, remain in force, until the modification, after having been voted by the Chambers, shall have been sanctioned by Imperial Irade.

Art. 117. The Court of Cassation will interpret the civil and penal laws; the Council of State administrative laws; and the Senate the articles of the Constitution.

Art. 118. All the provisions of the laws, regulations, usages, and customs now in force shall continue to be applied, so long as they shall not have been modified or abrogated by other laws and regulations.

Art. 119. The preliminary order of 28th October 1876, concerning the General Assembly, will cease to have effect from the end of the first session.

The Young Turk Constitution
Revised Articles of the 1876 Constitution
August 1909

Art. 3. The Imperial Ottoman sovereignty, which carries with it the Supreme Caliphate of Islam, falls to the eldest Prince of the House of Osman, according to the rule established ab antiquo. On his accession the Sultan shall swear before Parliament, or if Parliament is not sitting, at its first meeting, to respect the visions of the ?eriat (canon law) and the Constitution, and to be loyal to the country and the nation.

Art. 7. Among the sacred prerogatives of the Sultan are the following:
The mention of his name in prayers; the minting of money; the granting of high public offices and titles, according to the law ad hoc; the conferring of orders; the selection and appointment of the Grand Vizier and the ?eyhülislam; the confirmation in their offices of the members of the Cabinet formed and proposed by the Grand Vizier, and, if need arise, the dismissal and replacement of Ministers according to established practice; the approval of putting into force of general laws; the drawing up of regulations concerning the workings of Government departments and the method of administering the laws; the initiative in all kinds of legislation; the maintenance and execution of the canon and civil laws; the appointment of persons to the privileged provinces according to the terms of their privileges; the command of the military and naval forces; the declaration of war and the making of peace; the reduction and remission of sentences passed by penal Courts; the granting of a general amnesty with the approval of Parliament; the opening and closing of the parliamentary sessions; the summoning of Parliament before its time in extraordinary circumstances; the dissolution of the Chamber of Deputies if necessary, with the consent of the Senate, on condition that elections take place and the Chamber assembles within three months; and the conclusion of  Treaties in general. Only, the consent of Parliament is required for the conclusion of Treaties which concern peace, commerce, the abandonment or annexation of territory, or the fundamental or personal rights of Ottoman subjects, or which involve expenditure on the part of the State. In case of a change of Cabinet while Parliament is not sitting, the responsibility arising out of the change rests upon the new Cabinet.

Art. 27. Just as His Imperial Majesty the Sultan entrusts the posts of Grand Vizier ad ?eyhülislam to men in whom he has confidence, so the other Ministers, who are approved and proposed by the Grand Vizier entrusted with the formation of the Cabinet, are confirmed in their offices by Imperial Irade.

Art. 28. The Council of Ministers shall meet under the presidency of the Grand Vizier. It shall deal with affairs of importance, both home and foreign. Such of its decisions as need the Imperial assent shall be put into force by Imperial Irade.

Art. 30. Ministers shall be responsible to the Chamber of Deputies collectively for the general policy of the Government and personally for the affairs of their respective departments. Decisions which need the Imperial sanction shall only become valid if signed by the Grand Vizier and the Minister concerned, who thus accept responsibility, and countersigned by the Sultan. Decisions arrived at by the Council of Ministers shall bear the signatures of all the Ministers, and in cases where the Imperial assent is necessary, these signatures shall be headed by that of His Imperial Majesty the Sultan.

Art. 41. Both houses of Parliament shall meet without being summoned on the 1st (14th) November of every year.

Art. 44. If need arises His Imperial Majesty the Sultan may open Parliament before the specified time, either on his own initiative or on application from an absolute majority of the members. He may also prolong the session either in virtue of a decision of Parliament or on his own initiative.

Art. 54. Bills become law after being examined and accepted by the Chamber of Deputies and the senate, and sanctioned by Imperial ?rade. Bills submitted for the Imperial sanction must either receive that sanction within two months or be returned for re-examination. If a bill sent back to be discussed again is to be accepted, it must be voted by a two-thirds majority. Bills, which are voted urgent, must either be sanctioned or be returned within ten days.

Art. 120. Ottomans enjoy the right of assembly, on the condition that they obey the law on the subject.
The societies are forbidden which aim at injuring the territorial integrity of the Ottoman Empire, changing the form of the Constitution or of the government, acting contrary to the provisions of the Constitution, or bringing about a separation between the various Ottoman elements, or which are contrary to public morals.
The formation of secret societies in general is also forbidden.

Kaynak: http://www.bilkent.edu.tr/~genckaya/documents1.html

07.04.2012