banner

Vahşilik ve Vicdânın Sesi

The Voice of Conscience and Brutality

Mehmet Keçeci

15.06.2010 01:35

Nasıl olur da bir insan mâsum, suçsuz diğer bir insânı öldürebilir?

Bu büyük bir soru ve bunun cevabını bulmakta oldukça kolay değil.

Düşünün bir hayvan bile ancak yaşam ihtiyaçları doğrultusunda bu fiili işlerken insan dediğimiz canlı bunu pervasızca kullanabiliyor.

Savunmasız bir insanı köşeye sıkıştırıp öldürdünüz diyelim bunun vereceği vicdan azabından bir ömür boyu kurtulabileceğinizi mi zannediyorsunuz. Bastırabilirsiniz, görmezlikten gelebilirsiniz ama bu duygu her seferinde kapıyı daha sert çalacaktır.

Pişman olsanız dahi bu duygu sizinle birlikte olacaktır. Asla ve asla bu duygudan kurtuluşunuz olmayacaktır.

İlk başta çocuklarımıza iyiliği, doğruluğu, dürüstlüğü, sevmeyi ve hata yaptığımızda bundan dönmeyi ve özür dilemeyi öğretmemiz gerekir.

İnsanı bırakın diğer canlılara, bitkilere ve eşyalara dahi zarar vermemeyi öğretmemiz gerekir.

Sadece bilgi yığınlarını ezberletmek, iyi okullarda okutmak, iyi bir meslek sahibi yapmak maalesef ve maalesef iyi bir insan olmak anlamına gelmemektedir.

Ben iyi insan olmayı bunlara sahip ama insan olamamışlara tercih ederim.

Vicdân sahiplerine selâm ola…

banner
Vahşilik ve Vicdanın Sesi. The Voice of Conscience and Brutality.

 

Vahşilik ve Vicdanın Sesi. The Voice of Conscience and Brutality.

 

vicdan

 

Vahşilik ve Vicdanın Sesi. The Voice of Conscience and Brutality.

 

vicdan

 

Vahşilik ve Vicdanın Sesi. The Voice of Conscience and Brutality.

 

vicdan

 

Vahşilik ve Vicdanın Sesi. The Voice of Conscience and Brutality.

 

banner

banner
F# Nedir?

 

What is F#?

 

Mehmet Keçeci16.06.2010 16:51

 

F Sharp bilinen birçok geleneksel yazılım dilinin yerini alması planlanan ve Microsoft tarafından geliştirilen bir yazılım dilidir.

banner

Özellikle Bilim camiasında kullanılan birçok dilin (Fortran, C, C++, C# ve Java) yerini alması planlanmaktadır.

Ayrıca 2D ve 3D matematiksel fonksiyonların çiziminde ve animasyonunda birçok kolaylık sağlamaktadır.

.NET platformu ve API uyumu vardır. VisualStudio 2010 ile birlikte tam desteği mevcuttur.

 

 

F#
banner

banner

Köroğlu

Koca Seyis Yûsuf bin Ruşen Alî (Gerede, Dörtdivan; Bolu, 155x – 16xx)

Köroğlu III. Murâd Hân zamanında Osmânlı-İran seferine katılmış bir Gâzi’dir.

03.06.2010

Tüfenk icâd oldu, mertlik bozuldu;

Bizden selâm olsun Bolu Bey’ine
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır!
Ok gıcırtısından, kalkan sesinden,
Dağlar gümbür gümbür seslenmelidir!

Düşmân geldi tabur tabur dizildi,
Alnımıza kara yazı yazıldı,
Tüfenk icâd oldu, mertlik bozuldu;
Eğri kılınç kında paslanmalıdır!

Köroğlu düşer mi yine şanından,
Ayırır çoğunu er meydanından,
Kırat köpüğünden, düşmam kanından,
Çizme dolap şalvar ıslanmalıdır!

Köroğlu

Doğduğu ve Yaşadığı Bölgeler: Gerede, Dötdivan, Kıbrıscık/Bolu, Haymana/Ankara
Bu şiirin kaynağı: Aşık Ahmed Dîvanî ve Bolu Rehberi
Kırk Kandil – Mustafa Özdamar

Köroğlu

 

İnanan ve sâlih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “Selâm” dır. Kur’ân-ı Kerîm, İbrâhîm Sûresi, Âyet: 14/23

İlticâ edenlere emân vermekte bütün Müslümânlar eşittir. Halktan herhangi biri de bu hakka sâhiptir. O hâlde kim bir Müslümânın ahdini (verdiği sözü) bozarsa, ona ihânet ederse, Allâh‘ın, meleklerin ve bütün insânların lâneti onun üzerine olsun. Kıyâmet gününde Allâh onun ne farz, ne nâfile ibâdetlerini, ne de tövbesini kabûl eder. Hadîs-i Şerîf; Et-Tergîb vet-Terhîb.

Selâm bu dünyâdan cennete kadar verilen bir emândır. Mehmet Keçeci, 03.11.2014.

Köroğlu ile ilgili daha geniş bir yazı:

Kaynaklar/Refences:

  1. http://okulweb.meb.gov.tr/14/08/133123/ilcekulturukoroglu.htm
  2. Aşık Ahmed Dîvanî ve Bolu Rehberi Kırk Kandil, Mustafa Özdamar

Not: Köroğlu, Koca Seyis Yûsuf bin Ruşen Alî (Gerede, Dörtdivan; Bolu, 155x – 16xx) ile Kiziroğlu (Muhtar’ın oğlu, Susuz/Kars) birbirleri ile hiç karşılaşmamışlardır. Yâni kendini daha iyi göstermek isteyenlerin hayalî bir hikayesidir. Ayaklanma veya Celâlî isyanlarıla da bir ilgisi yoktur.

Köroğlu Destanı

Destanın bilinen iki rivayeti olup, bunlardan biri İstanbul, diğeri Azeri Kökenlidir. Orta Asya’da anlatılanlar Azeri rivayetine uydurulmuştur. “Köroğlu’nun Bolu yöresinde faaliyetleri hakkında sekiz resmi belgeye rastlanmıştır. Bu belgelerden en eskisi 1580, en yenisi 1585 tarihlidir. Köroğlu’nun Bolu sancağı ve komşu yörelerde faaliyetleri anlatılmaktadır. Bolu Bey’i ile Gerede Kadısı’na devlet merkezinden yazılan 1580 tarihli ilk belgede, Bolu Sancağı’nın Gerede kazasına bağlı Sayuk Köyü’nden Köroğlu adıyla tanınmış kimsenin evler bastığı, iki adamı yaraladığı, yörede yaşayanların aciz kaldıkları bildiriliyor.

9 Haziran 1581 tarihli Anadolu Beylerbeyi’ne yazılan diğer bir hükm-i şerif ise Köroğlu’nun KIBRUS (Kıbrıscık) kazasından Çakaloğlu Kara Mustafa ile birleşip celali oldukları ve yörede yağma ve tahriplerde bulundukları anlatıldığı gibi, aynı yıla ait diğer bir belgede adının Ruşen olduğu bildiriliyor. Bu vesikalarda kastedilen Köroğlu Ruşen’in destan kahramanımızdan başkası olamayacağı tam bir kesinlik kazanıyor.

Köroğlu ve arkadaşı Kıbrıscık’lı Çakaloğlu Kara Mustafa’nın birlikte başlarına topladıkları 20-25 kişi ile kuzeyde Amasra, güneyde Beypazarı, doğuda Ayaş olmak üzere faaliyet sahalarını genişlettikleri anlaşılıyor.Yörede anlatılan diğer bir rivayete göre de Ruşen Ali ve Çakaloğlu Kara Mustafa’nın Ayaş Amasra arasında kervan yollarının güvenliğini sağlamakla görevli oldukları ve Kervanların güvenliği için kervanlardan aldıkları yol bacı yüzünden Bolu Beyi ile arasının açıldığı belirtiliyor.Faaliyetlerini de Kıbrıscık’ta Çamlıbel’den yönlendirdiği anlatılıyor. Bolu Beylerinin tavrı nedeniyle Osmanlı yönetimi ile arası açılan Köroğlu bu faaliyetlerini daha fazla sürdürmeyerek 1585 yılında Ankara’ya bağlı Haymana’ya çekilip mütegallibeden Mahmud’a sığındığı belirtiliyor) Köroğlu’nun Çamlıbel’de yaşadığı ve kervan yollarını buradan denetlediği anlaşılmaktadır. Kıbrıscık’ta ise Köroğlu’nun bugünkü Köroğlu Tepesi’nde yaşadığına, zirvede bulunan ev yerlerinin Köroğlu’na, hatta aynı yerde bulunan taşlaşmış at izinin de Köroğlu’nun atına ait olduğuna zannedilmektedir. Kıbrıscık yaylalarından kervan yollarının geçtiği ve Köroğlu’nun bu yollara buradan hükmettiği belirtilmektedir.

Köroğlu Tepesi’nin kuzeybatı yamacında bulunan yerleşim izlerinin Çamlıbel olduğu anlatılmakta ve iddia edilmektedir. Bu nedenle yaşadığı Çamlıbel’in Kıbrıscık’ta bu bölge olması muhtemeldir.

Diğer bir ilgi çekici hususta 1998 yılında yapılan kültür araştırmaları sonucu ortaya çıkan mani ve yörede söylenen aşağıdaki şiirlerdir. (Emin TEKEMEN-1998)

Ayaş Amasra arası
Çamlıbel koç yiğitler yaylası
Bir yanda Çakaloğlu,bir yanda Eyvazı
Köroğluyum dağlar yollar bizimdir.

Burgazı,Serkesi,Türkmen Beli
Düşmana dokunur yiğitler yeli
Dostu güvendirir Çamlıbel’i
Köroğluyum dağlar yollar bizimdir.

 

Kırbız şarabıyla besler Meydana inerler sesli Nesilleri aslan nesli Yorar yırtar yer adamı Yarın seyreyle bunları
Kıyarlar tatlı canlara
Belenirler el kanlara
Yorar yırtar yer adamı
Yarın sen görürsün bizi
Kan tutar ovayı düzü
Birine yetmez beş yüzü
Yorar yırtar yer adamı
Sabah seyreyle bunları Alırlar tatlı canları Köroğlu’nun aslanları
Aç kurt gibi yer adamı
Hamaylı taşırım cevahir kabı
Kimya imiş Çamlıbel’in turabı
Kamalak altında Kırbız şarabı
Tehin tehin içmek ister bu gönül
Kırbız şarabını içmişler
Can ile serden geçmişler
Bugün ordan göçmüşler
Bir er yırtar söker yeri
Hırlaşırlar arı gibi Kapışurlar sürü gibi
Beş ayların seli gibi Derelerden akar gelir
Bellidir yiğit yapısı
Şimdi toplanır hepisi
Açıldı çamlı kapısı
Birbirini teper gelir
Köroğlum benler mertleri Yumuşak ederler sertleri Çamlıbel’in acar kurtları Birbirini kapar gelir

Siyah Kaküllerin Dökmüş

Siyah kaküllerin dökmüş
Kızıl güllere güllere
Ela gözlerini dikmiş
İnce yollara yollara
Gel Ayvaz’ım dolaşalım
Çamlı bellere bellere
Gel Ayvaz’ım dolaşalım
Çamlı bellere bellere
Aşıklara vardır meyli
Riyazet çekmişem hayli
Ben Mecnun olam sen Leyli
Düşüp çöllere çöllere
Doldur elinden içeyim
Mest olup serden geçeyim
Seninle bile göçeyim
Uzak illere illere
Gel Ayvaz’ım dolaşalım
Çamlı bellere bellere
Gel Ayvaz’ım dolaşalım
Çamlı bellere bellere
Köroğlu der budur derdim
Sarardı çehre-i zerdim
Şu benim nihanî derdim
Düştü dillere dillere
Okursun aşkın kitabın
Komadın aşıkın ta’bın
Akıttın çeşmimin abın
Döndü sellere sellere
Gel Ayvaz’ım dolaşalım
Çamlı bellere bellere

Selam Verdim Selam Almaz

Selam verdim selam almaz
Selamıma salam seni
Akçasız pulsuz aşıkım
Nasıl benim kılam seni
Nazlım salınır gezersin
Dertli bağrımı ezersin
Beyaz kağıda benzersin
Yazar m’ola kalem seni
Hubluğuna yok bahane
Gözlerin benzer şahana
Namın çıkmıştır cihana
Bilir cümle alem seni
Malım yok ki dökem saçam
Hazinem yok ağız açam
Çarem budur alam kaçam
Hep yanımda bulam seni
………………………Yeni bahçenin narısın
………………………Kırmızı gülden arısın
………………………Koç Köroğlu’nun yarısın
………………………Böyle misin bilem seni

Sağ Elde Kılınç Ettiğim

Sağ elde kılınç ettiğim
Sol elde kalkan tuttuğum
Kol kola sarılıp yattığım
Şirin Döne yerinde mi
Kılınç deyu bağlandığın
Kalkan deyu kullandığın
Seyreyleyip eğlendiğin
Şirin Döne saçın yoluk
Çamlıbel’in koyağında
Sular akar ayağında
Şirin Döne yanağında
Ürüşen benler yerinde mi
Çamlıbel’in koyağında
Su kesilmiş ayağında
Güzel Döne yanağında
Kibar benler soluk soluk
Küçücükten büyüttüğüm
Saz çalarak uyuttuğum
Mah yüzünü seyrettiğim
Han Ayvaz’ım yerinde mi
Küçücükten büyüttüğün
Ürgüleyip uyuttuğun
Gül yüzünü seyrettiğin
Han Ayvaz’ın boynu buruk
Köroğlu der öğündüğün
Taşlar alıp dövündüğün
Arka verip sığındığın
Koca çamlar yerinde mi
Güdümen der karlı dağlar
Dağda çamlar kara bağlar
Döne söyler Ayvaz ağlar
Ağlaşırlar soluk soluk
Meydan Gümbür Gümbürlenir
Mert dayanir nâmert kaçar
Meydan gümbür gümbürlenir
Şahlar şahi divan açar
Divan gümbür gümbürlenir
Yigit kendini övende
Oklar menzili dövende
Kiliç kalkana degende
Kalkan gümbürlenir
……………………………Ok atilir kalasindan
……………………………Hak saklasin belâsindan
……………………………Köroglu’nun nârasindan
……………………………Daglar gümbür gümbürlenir

Kır-atım Meydan Yerinde

banner
Kır-atım meydan yerinde
Gezer horlayı horlayı..
Bir kötü az bin kavgadan
Kaçar zorlayı zorlayı.
Kır-ata yakışır bunlar
Yiğit giyer demir donlar.
Ak gövdeden ala kanlar
Akar şorlayı şorlayı.
………………………….Köroğlu der al kanları
………………………….Yere serer çok canları
………………………….Eğri kılıç düşmanları
………………………….Kırar parlayı parlayı

Kimisi Pınar Başında

Kimisi pınar başında
Kimisi yolun dışında
Al giyen on beş yaşında
İlle mavili mavili
Kimisi dağlarda gezer
Kimisi incisin dizer
Al giyen bağrımı ezer
İlle mavili mavili
Kimisi odun devşirir
Kimisi kahve pişirir
Al giyen aklım şaşırır
İlle mavili mavili
Köroğlu’m der ki n’olacak
Takdir yerini bulacak
Mavilim kaldı alacak
İlle mavili mavili

Karşıdan Gelen Piyade

Karşıdan gelen piyade
Bizim iller yerinde mi
Etekleri çimen olmuş
Karlı dağlar yerinde mi
Çamlıbel’ in koyağında
Sular akar ayağında
Şirin Döne yanağında
Siyah benler yerinde mi?
………………………….Köroğlu der öğündüğüm
………………………….Taşlar alıp döğündüğüm
………………………….Arka verip sığındığım
………………………….Koca çamlar yerinde mi

Hoylu’m

Bağdat’a sefer edenler
Hoylu’m nic’oldu gelmedi?
Turna teline gidenler
Hoylu’m nic’oldu gelmedi?
Bağdat’a sefer eyledim
Hoylu’m da kaldi gelmedi
Acem ile ceng eyledim
Hoylu’m da kaldı gelmedi
Düğünü bozup gidenler
Badeyi süzüp gidenler
Acem ile ceng edenler
Hoylu’m nic’oldu gelmedi
N’olsam koç Köroğlu n’olsam
Hoylu’yu düşümde görsem
N’olaydı da ben de ölsem
Hoylu’m da kaldı gelmedi

Hemen Mevla İle Sana Dayandım

Hemen mevla ile sana dayandım
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey
Yoktur senden gayri kolum kanadım
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey
Sana derim sana hey ulu yaylam
Meğer başım alam ilimden gidem
Okum senden yayım sendendir cıdam
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey
Yüce yüce tepesinden yol aşan
Gitmez oldu gönlümüzden endişen
Mürüvvetsiz beyden yeğdir dört köşen
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey
Köroğlu der tepelerden bakarım
Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim
Bunca yıldır hasretini çekerim
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey

Eğer Kendülerde Erlik Var İse

Eğer kendülerde erlik var ise
Gelsin döğüşelim Bolu Beyleri
Kanından susayıp candan geçerse
Gelsin döğüşelim Bolu Beyleri
Atına binende eyledi dizgin
Alayları çatıp eyledi bozgun
Leşine kondurmak isterse kuzgun
Gelsin döğüşelim Bolu Beyleri
Yüce yüce tepesinden yol aşan
Gitmez oldu gönlümüzden endişen
Mürüvvetsiz beyden yeğdir dört köşen
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey
Köroğlu der tepelerden bakarım
Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim
Bunca yıldır hasretini çekerim
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey

Benden Selam Olsun Bolu Beyine

Benden selam olsun Bolu beyine
Çikip şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından gürzün sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir
Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnimiza kara yazi yazıldı
Tüfek icad oldu mertlik bozuldu
Eğri kiliç kinda paslanmalıdır
…………………………………..Köroğlu düşer mi yine şanindan
…………………………………..Ayirir çoğunu er meydanından
…………………………………..Kir-At köpüğünden düşman kanindan
…………………………………..Çevrem dolup şalvar islanmalıdır

Dinle Sözlerimi Han Oğlum Ayvaz

Dinle sözlerimi han oğlum Ayvaz
Yükletin kervanı dengine bakın
Erlik meydanına girdiğin zaman
Kuşanın kılıcı gencine bakın
Düşmanın üstüne eyledim akın
Dönüşüm yok zamanın yakın
Fakir fukarayı incitmen sakın
Mal yemez tamahkar zengine bakın
…………………………………….Köroğlu her zaman kurdu meydanı
…………………………………….Ben bilirim yahşi ile yamanı
…………………………………….Aman dileyenden kesmen amanı
…………………………………….Dertli olanların derdine bakın

Çar Köşe Fani Dünyada

Çar köşe fani dünyada
Koç yiğitler olmasaydı
Dünyayı zulmet alırdı
Ağlayanlar gülmeseydi
Sevdiğim karşımda salın
Bilmez misin aşık halin
Yare gönderdiğim gülün
Yapracığı solmasaydı
Sevdiğim karşımda salın
Bilmez misin aşık halin
Yare gönderdiğim gülün
Yapracığı solmasaydı
Vur a koç Köroğlu vur a
Yar derdi ne derman ara
Ölüme bulurdun çare
Emir Hak’tan olmasaydı

Bizim İllerin Beyleri

Bizim illerin beyleri
Yakar kandili kandili
İçip arslana dönerler
Kadeh döndürü döndürü
Hem içerler hem kanarlar
Düşmana meydan ararlar
Arap atlara binerler
Boyun sündürü sündürü
Çürüdü gönlüm çürüdü
İçerde yürek eridi
Beylerin kolu yoruldu
Kılıç döndürü döndürü
Beyler n’eyleyip n’idelim
Güzellerle göç edelim
Meydanda at oynatalım
Boynun döndürü döndürü
……………………..Köroğlu der ki karıdım
…………………… .İhtiyar oldum çürüdüm
……………………..At yoruldu ben yoruldum
……………………..Güzel bindiri bindiri

Ay Yansın Ağalar Güneş Tutulsun

Ay yansın ağalar güneş tutulsun
Parladı parladı çalın kılıncı
Oklar gıcırdasın ayyuka çıksın
Mevlanın aşkına basın kılıncı
Durmayın orada kargı kucakta
Dolansın yiğitler köşe bucakta
Bir savaş edelim kelle kucakta
Şehitler aşkına çalın kılıncı
Koç yiğitler melemeli dev gibi
Düşman kanı devrilmeli dağ gibi
Dest vurun avını almış bey gibi
Haykırı haykırı çalın kılıncı
Koç yiğitler bu kış burda kışlasın
Yılan dili eğri hançer işlesin
Kafir düşman el’amana başlasın
Kaçanı göndermen basın kılıncı
Koç yiğitler düğün bayram eylesin
Küheylan kişnesin aygır oynasın
Kazanlarda adam kanı kaynasın
Esir etmek yok ha çalın kılıncı
Yürü yiğit beyler namımız kalsın
Kelle getirenler bahşişin alsın
Öldürün atların hep yayan kalsın
Yaya kalana da çalın kılıncı
…………………………………..Koç Köroğlu girdi meydan almaya
…………………………………..Nara vurup düşmanına dalmaya
…………………………………..Yemin ettim yedi derya dolmaya
…………………………………..Doldurun denizi basın kılıncı

 

 

 

 

banner

banner

Ceph Nedir?

What is Ceph?

Mehmet Keçeci

03.06.2010

 

Peta Byte (1024 Tera Byte=1024*1024 Giga Byte= 1024*1024*1024 Mega Byte=1024*1024*1024*1024 Kilo Byte=1024*1024*1024*1024*1024 Byte=1024*1024*1024*1024*1024*8 Bit=8.796.969.195.536.384 Bit)

banner

büyüklüğündeki sistemleri yönetebilecek Açık Kaynak Kodlu Bir dosya sistemidir.

2.6.34 Linux Kernel ile birlikte yayınlanmıştır.

 

 

 

Daha geniş bilgi için

  1. ceph.com
  2. http://ceph.newdream.net

 

banner

banner

LHC Deneylerinde Yüksek Boyutlar Neden Gözükmedi?

Why did not seem LHC Experiments High-Dimension?

Mehmet Keçeci

03.06.2010
15:52
Yüksek Boyutlar

Teorik olarak farz edilen yüksek boyutlar maalesef şimdiye kadar yapılan deneylerde ortaya çıkmamıştır. En son ulaşılan 3TeV”da da gözükmemiştir.

Yeni Fizik (New Physics – Bilimsel yayınlarda bu isim kullanıldığından bizde rahatlıkla kullanabiliriz) için birçok senaryolar öngörülmüştü ve LHC deneyleri de bu öngörülerinin birçoğunu sınama imkânı oldu.

Bunlardan 1-3TeV arasında gözükmesi beklenen yüksek boyutlar maalesef gözükmedi.

banner

Acaba geçekten bunlar yok mu?
Şunu bilmek gerekir ki bunlar teorik ve matematiksel öngörülerdir ve illaki reel fizikte olacak demek değildir. Fakat gözükmemesinin bir kaç sebebi olabilir.

  1. Yoktur
  2. Yeterince yüksek enerjilere çıkılmamıştır (olabilir)
  3. Bizim tespit edebilmemizden daha kısa sürelerde gözükmüştür (olabilir)
  4. Kurguladığımız deneyler bunun ortaya çıkması için yetersiz veya yanlıştır (olabilir)
  5. Çıkılan enerjiler net enerji olmadığından (ufo vs.) yüksek boyutların gözükmesi için yeterli net enerji sağlanamamış olabilir
  6. Yakında bu deneylerin sonuçları geldikçe daha farklı bakış açılarına doğru yolumuz devam edecektir. Belki de LHC den sonraki ILC de bunları görebiliriz veya başka bir bahara kalabilirler.

Not 1: 09.2013 tarihine kadar CERN’den gelen sonuçlarda “Yüsek Boyutlar” bulunamamıştır.

 

banner