Şehîdlik

Şehîdlik

Şehâdet (شهادت)
Martyrdom

Derleyen: Mehmet Keçeci

01.04.2015

Şehîd (شهید): Martyr
Şehîde: Bayan Şehîd
Şühedâ (شهدا): Şehîdler
Meşhed: Şehîd düşülen yer.
Seyyidü’ş-Şühedâ: Şehîdlerin Efendisi

Şehîdlik

Şehîd:

Sözlükte “bilen, gören, hazır olan, haber veren, muttali ve tanık olan” demektir. Şehîd, şâhid, kelimesinin mübalağasıdır. Şehîd kelimesinin çoğulu şühedâ ve eşhâddır. Bu kelimeler, aynı zamanda şâhid kelimesinin de çoğuludur. Kur’ân’da şehîd kelimesi, 35 defa, şühedâ kelimesi ise 20 defa geçmiştir. Bu kavram, Allah’ın, Peygamberin, meleklerin ve insanların sıfatı olarak kullanılmıştır. Allah’ın sıfatı için bk. Şâhid. Peygamberin sıfatı olarak şehîd; Hz. Muhammed (a.s.), kıyâmet günü her ümmetin şâhitlerine (Nisâ, 4/41. Nahl, 16/89) ve Müslümanlara (Hac, 22/78) şâhidlik edecektir.

“Her ümmet içinde kendilerinden kendi üzerlerine bir şâhid (şehîd) getirdiğimiz gün (Ey Muhammed!) seni de bunların üzerine şahid (şehîd) getirmiş olacağız…” (Nahl, 16/89)

“…Allah önceki kitaplarda da bu Kur’ân’da da size Müslümanlar adını verdi ki Peygamber size şâhid (şehîd) olsun, siz de insanlara şâhidler (şühedâ) olasınız….” (Hac, 22/78).

Her ümmetin Peygamberi kavmine şâhidlik edecek, Hz. Muhammed (a.s.) ve Müslümanlar da Peygamberlere şâhidlik edecektir (Bakara, 2/143; Nahl, 16/84, 89; Hac, 22/78)

İsâ (a.s.)’ın dünyada kavmini kollayıp gözetlemesi anlamında şehîd olduğu (Mâide, 5/117) ve âhirette ehl-i kitap aleyhine şâhidlik edeceği bildirilmiştir. (Nisâ, 4/159).

Hafaza meleklerinin sıfatı olarak şehîd; “Her insan (kıyamet günü) yanında bir sürücü (sâik) ve şâhid (şehîd) ile gelir.” (Kâf, 50/21) âyetinde geçen “şehîd”, insanın yaptıklarına ve söylediklerine şâhid olan yazıcı melektir. İnsanın sıfatı olarak şehîd kelimesi farklı anlamlarda kullanılmıştır:

a) Bir olaya tanıklık eden kimselere (Bakara, 2/282; Nisâ, 4/35; Mâide, 5/8; Nûr; 24/4, 6),

b) Gerçekleri gören, dinleyen, duyan ve gâfil olmayan kimselere (Kâf, 50/37),

c) Nankörlüğünü bilmesi, anlaması ve görmesi itibariyle her insana (Âdiyât, 100/70),

d) İnanç, söz, fiil ve davranışlarıyla, âdil, müstakim, numune-i imtisal, güzel ahlâk sahibi, ilim ve irfan sahibi olmaları

hasebiyle Müslümanlara şehîd-şühedâ denilmiştir. İlgili âyette şöyle buyrulmuştur:

“Böylece sizi orta bir toplum yaptık ki siz insanlara şahidler (şühedâ = güzel örnekler) olasınız, Peygamber de size şâhîd (şehîd) olsun…” (Bakara, 2/143).

Hz. Muhammed (a.s.)’in inanç, söz, fiil, davranış ve yaşantısıyla insanlara örnek olması “şehîd” kelimesi ile, müminlerin de aynı şekil de diğer insanlara numune-i imtisal olması “şühedâ” kelimesi ile ifade edilmiştir.

e) Allah yolunda öldürülen müminlere, “şühedâ” denilmiştir (Âl-i İmrân, 3/140; Nisâ, 4/69; Zümer, 39/69).

Örfümüzde “şehîd” kelimesi bu anlamda kullanılmaktadır. Allah yolunda öldürülen müminlere, şehîd denilmesi, ölen kişinin cennetlik olduğuna dünyada şâhidlik edilmesi, gerçekte ölü olmayıp yaşaması (Bakara, 2/154) sebebiyledir. “Şehîdler, âhirette gördüğü nimet ve mükâfat sebebiyle dünyaya tekrar dönüp on defa öldürülmeyi temenni ederler” (Buhârî, Îmân, 26; Müslim, İmare, 103) Şehîdler âhirette peygamberler, sıddîklar ve sâlihlerle beraber olurlar (Nisâ, 4/69). “Şehîdin kul hakkından başka bütün günahlarını Allah bağışlar” (Müslim, İmare, 32)

Şehîdler üç kısımdır:

1- Hakîki şehîd: İslâm’ın yücelmesi (îlâ-i kelimetüllah) vatan müdafası için savaşırken ölen Müslümanlar. Bu kimseler, yıkanmaz, kefenlenmez, namazları kılınıp kanlı elbiseleri ile defnedilir. Uhud, Bedir ve Çanakkale şehîdleri gibi.

2- Hükmî şehîd: Hakîkî şehîdin şartlarından birini taşımaması sebebiyle yıkanıp kefenlenen ve âhiret itibariyle şehit olanlardır. Savaşta yaralandıktan sonra yiyip içen, uyuyan, tedâvi gören, başka bir yere nakledilen ve daha sonra ölen kimseler; deprem yangın, sel felaketi, âfet ve benzeri musibetlere maruz kalarak ölen, mide ağrısından ölen, doğum sırasında ölen, suda boğularak ölen, kolera, veba ve veremden ölen, göçük altında kalarak ölen, ilim yolunda ölen Müslümanlar da hükmen şehittirler. (Buhârî, Cihâd, 30, Tıb, 30; Ebû Dâvûd, Cenaiz, 11, 16; Nesâi, Cenaiz, 14; Malik, Cenaiz, 36; Müslim, İmâre, 164-166)

3- Dünya hükümleri bakımından şehîd; Müslümanların yanında savaşırken ölen münafıklardır. Bunlar da yıkanıp kefenlenmeden cenaze namazları kılınır, kanlı elbiseleri ile defnedilir. Ancak îmânları bulunmadığı için âhirette şehîdlik sevabı alamazlar. Şehîdlik, Müslümanlara özgü bir niteliktir. Müslüman olmayanlar şehîd olamazlar. (İ.K.) [1]

Ayrıca:
    İlim öğrenirken ölen şehittir. Hatib
    Ebu Zer’den (ra) rivayetle; “Kişi ilim öğrenirken ölürse şehit olarak ölmüş olur.”

Bezzar
    Enes bin Mâlik (ra) rivayet ediyor; “Size en cömert kimsenin kim olduğunu haber vereyim mi? Allah (cc) bütün cömertlerden daha cömerttir. Ben ademoğullarının en cömerdiyim. Benden sonra onların en cömerdi ise Allah’ın kendisine ilim verip bu ilmi yayan kimsedir. Bu kimse Kıyamet Günü tek başına bir ümmet olarak diriltilecektir. Bundan sonra en cömert olan ise şehit edilinceye kadar Allah (cc) yolunda nefsinden fedakârlıkta bulunan kişidir.” Ebû Ya’la

Şehâdet:

Sözlükte “tanıklık etmek, huzurda olmak, hazır bulunmak, idrak etmek, haber vermek, muttali olmak ve bilmek” anlamlarına gelir. Kur’ân’da; bu kelime çeşitli formalarda 160 defa geçmiş ve bilmek (Âl-i İmrân, 3/18, 70, 86), hazır olmak, yetişmek, tanıklık etmek (Bakara, 2/185, 283), ikrâr etmek (Nûr, 24/6) ve haber vermek (Yûsuf, 12/81) anlamlarında kullanılmıştır. Gözle görülmeyen, ancak Allah’ın bildiği gayb âleminin zıddına şehâdet denilmiştir. Şehâdet, gözle görülebilen, insanlar tarafından bilinip idrak edilebilen varlıklardır (Haşr, 59/22; Mâide, 5/106). Allah, şâhidliğin, adaletle yapılmasını, gizlenmemesini, şâhidlikten imtina edilmemesini, bunun günah ve zulüm olduğunu bildirmiştir (Bakara, 2/140, 282-283). Hukuk dilinde şehâdet; mahkemede her hangi bir olay veya bir konu hakkında bildiği, gördüğü ve muttali olduğu şeyleri birinin lehine diğerinin aleyhine olarak söylemesi, anlatması ve haber vermesidir. Bir kimsenin kendi lehine başkasının aleyhine şâhidlik yapmasına da’va, kendi aleyhine başkası lehine şâhidlik yapmasına ise ikrâr denir. Şâhidlik yapmak dinen farz, şâhidlik yapmamak veya yalancı şâhidlik yapmak ise büyük günahtır. Bir Müslümanın, Allah yolunda, İslâm uğrunda öldürülmesine de şehâdet denir. Bu anlamda şehâdet kavramı “Allah yolunda öldürülmek” (yüktel fî sebîlillah) şeklinde de ifade edilmiştir (Bakara, 2/154). Kıyamette kulak, göz, dil, el, ayak ve derilerin kişinin aleyhinde konuşmalarına, yaptığı kötülükleri söylemelerine (Fussilet, 41/20-21; Nûr, 24/24; Yâsîn, 36/65); kâfirlerin küfürlerini ikrar etmelerine de (En’âm, 6/130) şehâdet denilmiştir. [2]
 

  1. Eş-Şehîd (c.c.): Her yerde ve her zamân hazır ve nazır olan. Kur’an-ı kerim’de 20 yerde geçmektedir. Her şeye şâhit olan, kendisnden hiçbir şey saklanamayan, hiçbir şey saklanamayan, hiçbir şeyi unutmayandır. Her şeyi anında gören, her şeye şahit olan. Nisâ Sûresi: 4/79, Hac Sûresi: 22/17. []
  2. Sanâ gelen iyilik Allâh’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insânlara elçi gönderdik; şâhit olarak da Allâh yeter (vekefâ billâhi şehîdan). Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi, Âyet: 4/79 []
  3. Şüphesiz, îmân edenler, Yahudiler, Sabiîler, Hıristiyanlar, Mecûsiler ve Allâh’a ortak koşanlar var ya, Allâh kıyâmet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allâh her şeye şâhittir (şehîdün). Kur’ân-ı Kerîm, Hac Sûresi, Âyet: 22/17 []
  4. Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allâh’a âidiz/âitiz ve şüphesiz O’na döneceğiz (İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci’ûn)” derler. Kur’ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi, Âyet: 2/156 []
  5. Allâh yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allâh’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehît olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi, Âyet: 3/169-170 []
  6. Kim Allâh’a ve Peygambere itâat ederse, işte onlar, Allâh’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehîdlerle ve iyi kimselerle birliktedirler (mine-nnebiyyîne vessıdîkîne veşşühedâi vessâlihîne). Bunlar ne güzel arkadaştır (vehasüne ülâike refîkân). Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi, Âyet: 4/69
  7. Ölümü sevgîli gibi kucaklayan ve şehîtliği susayan insânlara, esaret teklif etmek çok boş ve gülünçtür. Şeyh Şâmil (rha.)
  8. Şehîdlerin rûhları yeşil kuşkanatları içinde Allâh’a kavuşur. Şeyh Şâmil (rha.)
  9. Vatanınız için öldürünüz şehît olunuz. Şeyh Şâmil (rha.)
  10. Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehîdimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım! Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sanâ benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selâmlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım. Dalgalândığın yerde ne korku, ne keder… Gölgende banâ da, banâ da yer ver. Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar: Yurda ay yıldızının ışığı yeter. Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün Kızıllığında ısındık; Dağlardan çöllere düştüğümüz gün Gölgene sığındık. Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı; Barışın güvercini, savaşın kartalı Yüksek yerlerde açan çiçeğim. Senin altında doğdum. Senin dibinde öleceğim. Târîhim, şerefim, şiirim, her şeyim: Yeryüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim! Ârif Nihât Asya (rha.)
  11. Sen şehîd oğlusun, încîtme, yâzîktır, âtânî. İstiklâl Marşı
  12. Terörün sıktığı bir mermi bir vatan evlâdını şehîd etmekle kalmaz bir milletin geleceğine de ambargo kor. Mehmet Keçeci, 2010.
  13.  Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sanâ âgûşunu açmış duruyor Peygamber. Mehmet Âkif Ersoy (rha.), Çanakkale Şehîdlerine.
  14. Allâh’a ulaşmanın pek çok yolu vardır. Biz şehîdliği seçtik. Şeyh Şâmil (rha.)
  15. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.) Resûlullâh’ın şöyle buyurduğunu rivâyet etti: Doğru, güvenilir tüccar cennette peygamberler, sıddîklar ve şehîdlerle berâberdir. Tergib ve Terhib, c.4/76-l
  16. İslâm’ın ilk şehîdesi Hz. Sümeyye (Lâle, Tulip) (r.anhâ)’dır.
  17. Haiku 2: Şehîdlere Selâm, Şol Müjdeler Yaradan, Yolumuz Kur’ân. Haijin: Simetrî, Mehmet Keçeci, Mefumetto Kecheji, 03.11.2014.
  18. Ortam ve şartlar Hakları ihlal ediyorsa Hak için mücadele Allâh için yapılan bir cihâddır. Ölüm ise şehîdliktir. Hak alın teri soğumadan verilendir. Diğeri ise bir borçtur. Mehmet Keçeci, 03.07.2014.
  19. Zamân şehîdlik zamânıdır ve ben bir şehîd olacaksam, bu kardeşlik uğruna olacaktır. Bu ülkeyi kurtaracak tek şey budur. (Şehâdetinden iki gün önce) Malcolm X (rha.)
  20. Allâh üstünlük bakımından gözyaşını şehîdlerin kanı ile eş tuttu. Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî (rha.)

Kaynaklar/References:

  1. https://fetva.diyanet.gov.tr/SoruSor/DiniKavramlarSozlugu.aspx Ş/Şehîd maddesi
  2. https://fetva.diyanet.gov.tr/SoruSor/DiniKavramlarSozlugu.aspx Ş/Şehâdet maddesi