Burma (Myanmar) Thayetmyo Türk Şehitliği

Mehmet Keçeci

24.07.2012

Burma Türk Şehitliğinin Şu Anki Durumu (Fotoğraf: Faruk Budak)

    1916 I. Dünya savaşında Irak, Suriye, Filistin, Arabistan’daki Osmanlı askerlerinin İngilizlere esir olan 12.000 Türk askeri İngiliz sömürgesi olan Burmaya getirilmiş ve orada kaldıkları süresince birçok hastalıktan vefaat etmişlerdir. 1.500 askerimizin kabri Thayetmyo (Thayet Myo) – Mektila Türk Şehitliğindedir. Burası Burmanın başkenti olan Magway (Magwe) Bölgesinin/Eyaletinin Thayet şehri/ilçesindedir. Magway susamı ve farklı kabuklu yemişleriyle meşhurdur.

Myanmar

Şehitliğin kitabesi Türkçe ve Burmacadır. Kitabede:

    “Birinci Dünya Savaşı’nda Irak, Suriye, Filistin ve Arabistan cephelerinde Osmanlı ve İngiliz Orduları arasındaki çarpışmalar sırasında İngilizlere tutsak düşerek Burma’ya getirilen ve burada vefat eden aziz Türk askerlerinin anısına” yazılıdır. Geri kalan Türklerin ne kadarının geri geldiği bilinmemektedir.

    Burma 60 milyondan fazla nüfusa sahip. %89 Budist, %4’ü Müslüman, %4 Hıristiyan olan bir ülke.

    Eyaletlerinden biri olan Rakhine (Rakhaing) eyaletinde 4 milyon nüfusa sahiptir. Burada genelde Budistler, Müslümanlar, Hindular yaşar. Maalesef bu günlerde Arakan (Arakanese) bölgesinde Budistler tarafından Müslümanlar katledilmektedirler ve yurtlarından sürülmektedirler. Şu ana kadar 100.000 civarında Arakanlı Müslüman Bangladeş’e geçmek zorunda kalmıştır.

Buraya mutlaka bir çözüm bulunması gerekir.

Not 29.07.2012: Kardeşim Aydın Keçeci’nin hatırlatması ile öğrendiğim Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu

Türkiye’nin 5 ay önce Burma’ya yeni bir büyükelçi atadığını hatırlatarak, yeni büyükelçiden Birinci Dünya Savaşı sırasında bu bölgede şehit olan Türkler’in mezarlarını bulmasını istediklerini söyledi. Dışişleri Bakanı, Türk şehitlere ait mezarların bulunduğunu ifade ederek, şehitliğın düzenlenmesi için gerekli girişimlerin başlatıldığını belirtti.” Kaynak: http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=28.07.2012&i=397916&k=m19

Bu hassasiyetinden dolayı Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’na ayrıca teşekkürlerimi iletirim. Bizim ailede de 1916 ve 1917 yıllarında II. Kolorduya kayıtlı 2 şehidimiz var ama ben hâlâ yerlerini öğrenemedim ve soracağım son bir kurum kaldı.

Not 02.08.2012: İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW: Human Rights Watch): Arakan’daki katliam sivil çatışma değil, devlet zulmü. Burma: Government Forces Targeting Rohingya Muslims.
Kaynaklar:

  1. http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1326860&title=arakandaki-katliam-sivil-catisma-degil-devlet-zulmu
  2. http://www.hrw.org/node/109214
  3. http://www.hrw.org/features/burma-violence-arakan-state

Not: 10.08.2012:

“Bugün burada tarihi bir buluşmaya, bir vuslata şahit oluyoruz. I. Dünya Savaşı’nda çok değişik cephelerden, Filistin’den, Mısır’dan, Irak’tan, Suriye ve diğer cephelerden toplanarak, esir olarak Basra’ya getirilip, daha sonra Basra’dan Karaçi’ye gemilerle, Karaçi’den Kalküta’ya trenlerle, Kalküta’dan da Yangon’a, oradan da buraya esir kamplarına getirilen dedelerimizin huzurundayız” Ahmet Davutoğlu

Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından esir alınan ve myanmar‘a getirilen 12 bin Türk askerinden dolayı bu ad verilmiş. Yemen, Mısır ve Suriye cephelerinden esir alınarak, demiryolu inşaatında çalıştırılmak üzere getirilen askerlerden bir grup bu köye yerleşmiş, bölge halkıyla yakın ilişkiler kurmuş. Türk Camisini tamir etmiş. 780’i burada vefat etmiş. İşte camiden az ilerideki 10 bin dönümlük boş arazide onlar yatıyor. 10-15 tanesinin mezar taşı duruyor. Bir o kadarınınki de cami duvarının dibinde. Cami imamı Muhammed Ali, gönüllü koruyucusu şehitliğin.

Cevapsız Mektuplara Cevaplar Gitmeye Başladı:

Türk heyeti, Bakan Davutoğlu yıllar önce esir olarak geldiği bu topraklardan ailesine mektup yazan Koşikavaklı İsmail’in mektubunu okurken gözyaşlarına hâkim olamıyor. Annesine niçin mektup yazmadığını soran esir asker, “Gözden ırak olduysak gönülden de mi ırak olduk?” diye soruyor çünkü. Genelkurmay’ın arşivinden çıkan mektup, ailesine hiç ulaşmamış. Davutoğlu, bu mektuplara buraya gelerek fiilen cevap verdiklerini söylüyor: “Şimdi biz bu mektuplara, fiilen buraya gelerek bir cevap getiriyoruz. Diyoruz ki, aziz ve muhterem şehitlerimiz, Koşikavaklı İsmail, Bigalı Hakkı, Manisalı Muhammed, Konyalı Veli, İstanbullu Ahmet, sizlerin aziz huzurunuzdayız ve sizlere, mektuplarınıza 75 milyondan cevap getirmek için buradayız. Biliniz ki siz hiçbir zaman bizim gönlümüzden, zihnimizden ırak olmadınız. Anadolu’dan, geride bıraktığınız o aziz vatandan, size dualar, rahmet duaları, niyazlar getirdik. Geride, savaşlardan bezmiş, yorgun düşmüş, nüfusu 10 milyona kadar gerilemiş, Anadolu’ya çekilmiş bir millet bırakmıştınız. Şimdi 75 milyonluk bir millet sizin aziz hatıranıza selam gönderiyor. Onların selamı sizin maneviyatınızın üzerine olsun.”

Kaynak: http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&ArticleID=222381&q=arakan

Not: Youtube’daki görüntülerde budistler Müslümanları canlı canlı yakıyor ve parçalayarak öldürüyorlar ve bu devlet desteği ile gerçekleşiyor. Ben bunun bir sebebininde Myanmardaki 2. inanç gurubunun hıristiyanların eline geçmesi için yapıldığını düşünüyorum. Bu hem budistlerin hemde hıristiyanların işine gelmektedir. Resmi açıklamalarda da hıristiyanlar 2. sırada gösterilmektedir.

Oralara giden tüm ekibe de (Ahmet Davutoğlu, Emine Erdoğan vs.) ayrıca teşekkürlerimi bildirim. Bu bir ziyaret meselesi değil bir insanlık onuru, şahsiyeti, vicdanı meselesidir. Vicdanı olan herkesin mazulun yanında zalimin karşısında olabilecek şuuru hissetmesi gerekir.

 

burma_burninghouse

 

Arakan Katliamı

Myanmar/Burma ile ilgili fotoğraflar:

Fetih İstanbul 1453

Conquest of Istanbul

Derleyen: Mehmet Keçeci

Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde (Beldetün Tayyibetün), Rabbiniz de çok bağışlayıcı (Gafûr) bir Rabdir. Kur’ân-ı Kerîm, Sebe’ Sûresi, Âyet: 34/15

Sebe’ Sûresi, Âyet: 34/15 “Beldetün Tayyibetün” ifâdesinin atıflarından birinin de İstanbul olduğu düşünülmektedir.

29 Mayıs (Hicri: 20 Cemâziyelevvel 857) 1453

İstanbul

Bişr el-Ganevî (r.a.) babasından yaptığı rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz: Letüftehanne’l-Kostantıniyyete, feleni’mel emrü emiruhâ, vele ni’mel ceyşü zâlike’l-ceyş. Konstantiniyye (İstanbul) elbette ve elbette fetholunacaktır (elbette fethedilecektir). Onu fetheden emîr (kumandan) ne güzel emîr(dir); o asker (onu fetheden asker,) ne güzel askerdir! Hadîs-i Şerîf; İmâm-ı Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV, 335; Hâkim, IV, 468/8300.

29.05.1453

29.05.1453

Cenâb-ı Hakk buyuruyor:

Allâh’ın yardımı ve zaferi geldiği, ve insanların bölük bölük Allâh’ın dînine girmekte olduklarını gördüğün vakit. Rabbine hamdederek O’nu tesbîh et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. Kur’ân-ı Kerîm, Nasr Sûresi, Âyet: 1-3

Ya Konstantiniyye beni fetheder, ya ben Konstantiniyye’yi fethederim. Fâtih Sultân Mehmed Hân

Ben Sultan Murad Hân oğlu Sultan Mehmed, derim ki: Bu günden itibaren canınız ve hürriyetiniz teminat altındadır. Fâtih Sultan Mehmed Hân (Ratko Mladiç ve sırp katillerine duyrulur. Görün de biraz insanlığın nasıl bir şey olduğunu anlayınız. Tabii ki onlarda o kapasite varsa.)

Fetih Marşı

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden….
Senin de destanını okuyalım ezberden…
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın…
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini…
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..

Bu kitaplar Fatih’tir, Selim’dir, Süleyman’dır.
Şu mihrap Sinânüddîn, şu minare Sinan’dır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır!..

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın!..

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan….

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın…

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!..

Arif Nihat Asya


Yahyâ Kemâl Beyatlı

Vur pençe-î Alî’deki şemşîr aşkına
Gülbangi âsmânı tutan pîr aşkına

“(Ey yiğit! Allâh’ın arslanı olan) Hazret-i Alî’nin pençesindeki (zülfikâr isimli) kılıç aşkına; gülbangi, (Allâh Allâh sesleri tâ)
semâyı kaplayan pîr aşkına vur!..”

Ey leşker-î müfettihu’l-ebvâb vur bugün
Feth-î mübîni zâmin o tebşîr aşkına

“Ey kapılar açan kahraman asker! Bugün, (içinde) feth-i mübîni gizleyen o (ulvî ve şerefli) müjde (ye nâil olmak) aşkına
vur!..”

Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-î hilâl içün
Gelmiş bu şehsüvâr-ı cihângîr aşkına

“Küfrün kilisesinin (husûsiyle Ayasofya’nın) üstüne (İslâm’ın) hilâli (ni) dikmek için gelmiş bu at üstündeki cihangir (Fâtih
Sultan Mehmed Han) aşkına vur!..”

Düşsün çelengi Rûm’un eğilsün ser-î Firenk
Vur Türk’ü gönderen yed-i takdîr aşkına

“Türk’ü gönderen (yüce) takdîrin kudreti aşkına (öyle) vur (ki), (hem) Rum’un taktığı sorguç (kafasıyla birlikte yere)
düşsün; (hem de) Firenk’in (yâni kâfir Avrupalı’nın da) başı eğilsin!..”

Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar
Fecr-i hücûm içindeki Tekbîr aşkına

“(Haydi, ey yiğit!) Hücûm sabahının içindeki (yeri göğü kaplayan) Tekbîr aşkına, bütün gücünle ve son şiddetli hücûm
olacak (zaferi müyesser kılacak) şekilde vur ki, (yıllardır fethedilememiş olan ve Peygamber müjdesine nâiliyyeti engelleyen)
şu (zâlim) surlar, (nihâyet sana mukâvemet edemeyip, artık) açılsın (ve aşılsın! Böylece feth-i mübîn nasîb olsun! Böylece
sen de Hazret-i Peygamber’in methettiği asker ol; kumandanın da O’nun methettiği kumandan olsun; haydi vur bugün!..)”

Abide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle Osmanlı

Fetihte ki Önemli Şahsiyetler

  1. Akşemseddin
  2. Fatih Sultan Mehmed Han
  3. Molla Gürani
  4. Ali Kuşçu
  5. Hızır Bey
  6. Molla Hüsrev

 

 

Mavi Marmara Gemisi Destanı

Efsanesi, Masalı, Hikayesi

Epic Blue Marmara Ship
  Myth, Tale, Story

 Mehmet Keçeci

08.06.2010

Evvel zamân içinde kalbur zamân içinde bir Mavi Marmara gemisi varmış. Bu gemide 640 yardımı çok seven gönüllüler varmış. Bunlar Gazze diye çevresi duvarlarla örülmüş mazlûm insânların diyarına yardım götürüyorlarmış. İçlerinde bir yaşında sevecen mi sevecen bir yavrucak varmış.

Yardım götürürken bir sabah canavar mı canavar, terörist mi terörist, çapulcu mu çapulcu bir haydut ve korsan devlet olan israilin vahşi mi vahşi ama bir o kadarda korkak haramileri gemiye baskın yapmışlar.

Yardım görevlilerin ellerinde hiç bir şey yokmuş ama haramiler silahları ile üzerlerine kan kusmuşlar.
Gönüllülerde ellerine geçenlerle korunmaya çalışsa da nafile üzerlerine yağmur gibi mermiler yağıyormuş. Hata bazı haramiler ellerine geçince başlamışlar zırlamaya bizim yardım gönüllüleri dayanamayıp onlara da yardım etmişler.

Haramiler silahlı olduklarından bunları alıp kendi ülkelerine götürmüşler. Bir işkence mi işkence yapmışlar, zehirli içecek ve yiyecek yedirmişler, hastaları tornavida ile delmişler. Akla gelen tüm kötülükleri tam yapacakken yiğit mi yiğit, korkusuz mu korkusuz bir devlet olan Türkiye diye bir devlet varmış.

Bu devletin başkanı adâletli mi adâletli, yardım sever mi yardım sever hele hele çocuklar çok müşfik biri imiş. Bu kefere haramilerin yaptığını duyar duymaz ya onları bize geri verirsiniz ya da zinhar bir daha gün yüzü görmezsiniz diye haber göndermiş.

Bunu duyan israilli haydutlar ne yapacaklarını bilememişler bir kısmı altlarına yapmış velhâsılı kelam hemen geri vermişler.

Ama maalesef şehit ve yaralılar varmış. İyilerin başkanı Tayyip Baba ya bunların haklarını verirsiniz yada sizleri hak ile yeksan yaparız demiş.

Fakat israilli haydutlar nasıl olsa Türkiye bize uzak bize bir şey yapamazlar diye dalga geçmeye başlamışlar bir kaç gün geçmişti ki bütün dünyâ “Özgür Filistin” diye diye onları her yerde sıkıştırmaya, kovalamaya ve yüzlerine bakmamaya başlamışlar.

Gün gelmiş, gün geçmiş bakmışlar ki bu böyle olmuyor en sonunda inlerine çekilmek zorunda kalmışlar. Filistinliler özgür olmuşlar ama insânların çoğunun âileleri ölmüş, annesiz, babasız kalmışlar ama sonunda bir devletleri olmuş.

Efsanemiz burada bitmemiş amma velâkin saat çok geç olmuş. Mavi Marmara Gemisi dillerden dillere, nesillerden nesillere aktarılır olmuş. Haydutlar her duyduklarında kahırlarından ölür olmuşlar.

Tüm Mazlûmlara…
Referans verilerek her yerde yayınlanabilir.

Yazan: Mehmet Keçeci
Tarih: 08/06/2010 16:39
İlk Yayınlanan Web-Sitesi: www.hiperteknoloji.org

Mavi Marmara Gemisi Destanı/Efsanesi/Masalı/Hikayesi