Renkler ve Dalga Boyları

Colours and Wavelengths

Mehmet Keçeci

06.01.2014

renk

Renkler fotonun dalga boylarını algılamamız sonucu beynimizde oluşurlar. Her bir dalga boyu farklı renkleri üretir. En geniş dalga boyu Kırmızı en dar dalga boyu Mor’dur.

Renklerin sırasını en küçük dalga boyundan en uzun dalga boyuna doğru

“MaLıM YaSTıK”: Mor –> Lacivert –> Mavi –> Yeşil –> Turuncu –> Kırmızı olarak hatırlayabiliriz.

Dikkat ederseniz Beyaz ve Siyah yoktur. Aslında beyaz ve siyah doğrudan bir renk veya fotonun frekansına karşılık gelmezler. Beyaz tüm frekansların aynı anda gözümüze gelmesi, siyah ise bir algı oluşturmayacak kadar az gelmesidir.

Kara ise hiç gelmemesidir. Karadelik’ten (Black Hole) hiç bir fotonun bile kaçamaması gibi.

Karadelik, Blackhole

Göremediğimiz frekanslara ise Mor Ötesi veya Kızıl Ötesi denilmektedir.

Tayf

[1]

Not: Bu (- 273.15) kullanım mutlak sıcaklığın Celsius derecesine aittir. Fizikte kullanılan termodinamik sıcaklık olan  – 273.16 Celsius ile farklı noktalar değildirler. Bunların her ikiside aynı değerdir. Termodinamik sıcaklık suyun asıl donma noktası (triple point) olan 0,01 (0,0098) (13th CGPM, 1967) [1, 2, 3] dereceyi 0 olarak alırken mutlak sıcaklık ise normal 0 değerden alındığından dolayı aralarındaki 0,01 (0,0098 gerçek değer) derecelik fark buradan gelir fakat her ikisi de aynı noktayı gösterirler sadece başlangıç noktaları farklıdır. Tersinden alırsak başlangıç (0 Kelvin) aynı bitiş noktası birinin 0 diğerinin 0,01’dir. Santigrad kullanımı 1954’te kaldırılmış yerine Celsius derecesi getirilmiştir. Aralarında çok küçük fark vardır. 1 atmosferde suyun kaynama sıcaklığı 100 Santigrad (genelleme) yerine 99.975 oC (Celcius Degree/derece) [2]

Not 2: Sağlık ve tıp alanındaki kullanımları için [3]’e bakınız.

Not 3: Günlük yaşamda kullandığımız siyah ve kara farklı tonlara sahip veya fiziksel kara olmadıklarından benzer veya yakın anlamlarda kullanılmaları normaldir.

Herhangi bir rengin üzerine değişik renkler yansıtarak farklı renkleri elde edebiliriz. Bu bize fotonların girişim deseni verdiğini göstermektedir. Bu günlerde meşhur olan elbise örneği gibi. Siyah ve Mavi renkteki elbisenin üzerine Yeşil ve Kırmızı renk düşürdüğümüzde (bunların tonları ayrıca üzerine düşürülen renklerle değiştirilebilirnir) Beyaza ve Altın Sarısına yakın renkleri rahatlıkla elde edebiliriz. (05.03.2015)

Renk Dinamiği

Not 4: Gözünüzün, kulağınızın, dilinizin her insanda algı seviyesinin, netliğinin, aralığının farklı olduğunu bunun yaş, yapı, cinsiyetle de ilgisin bulunduğunu unutmayınız. Hatta ve hatta bazı canlılar bizlerden çok farklı görür ve duyarlar.

(Bir mağazadan aldığım ceketi mağazanın terzisine verip 2 gün kadar sonra terziye gittiğimde ceketimi bulamadım. Terzi ismimi alıp baktığında bana başka bir renk ceket getirdi. Ben dedim ki benim aldığım ceketin rengi bu değildi deyince (terzinin tecrübesi devreye girdi) ve siz ışık altında bakmışınızdır o yüzden rengi farklı gözükmüştür. Hak verdim ve ceketi denediğim yere gittiğimde gerçekten ışık altında farklı gözüktüğünü anladım. Hayatta bazen niyet farklı kısmet farklı olabiliyor. Bu yüzden buna benzer olaylar yüzünden kimse için ard niyetli yorumlar yapmayınız. 07.03.2015)

2011-2012 senesinde çalıştığım yerin çayını bir sene boyunca içemedim. Çayı ağzıma değdirdiğim anda midem bulanıyordu. Bir sene sonra çay paketleri değiştiğinde çayı içebildim. Binlerce kişi bu çayı içti fakat bir şey fark etmediler. Ben ise içemeyecek kadar tepki verdim. Çay hassas fermantasyon, mayalanma yöntemleri ile işlenir en küçük hata tadını değiştirir. Fakat herkes bunu fark edemez. Zaten gurme, tatbilir olanların da böyle hassas farkları olması gerekir.

Örnekler:

  1. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamânı gelince, yüzünüzü kara etsinler ((vucûhe-küm) sizin yüzlerinizin (li yesûu (med)) fenâ olması için, kederinizden suratlarınız asılsın, yüzlerinizi kötü duruma soksunlar; ayetin aslında siyah veya kara kullanılmamış olup bir hâlin, durumun benzetmesi yapılmıştır), daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e, Beytü’l-Mukaddes (mukaddes ev), Kudûs Camii, Mescid-i Aksâ) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmânlarınızı gönderdik.) Kur’ân-ı Kerîm, İsrâ Sûresi, Âyet:17/7
  2. Çörek otunda (Habbetüs Sevda, Kara Çörek Otu, Siyah Kimyon, Siyah Susam, Nigella Sativa) ölümden başka her hastalığa devâ vardır. Hadîs-i Şerîf
  3. Benim ne Mussolini gibi Kara Gömleklilerim, ne de Hitler gibi SS’lerim var. Adnan Menderes
  4. Boyama siyah gözlülük fıtri kara gözlülüğe benzemez. Leyse’l-kehuletu ke’t-tekehhüli. Arap Atasözü
  5. Zülf-i siyâhı sâye-i perr-i hümâ imiş, İklim-i hüsne ânun içün pâdişâ imiş… (Sevgîlinin kara zülüfleri, Hüma kuşunun kanadının talih bağışlayan gölgesi gibi olduğu için, güzellik ülkesinin sultânı da odur.) Bâkî (Mahmûd Abdülbâkî, Sultânüş’şuâra: Şâirlerin Sultânı)
  6. Koyun verdi kuzu verdi süt verdi Yemek verdi ekmek verdi et verdi Kazma ile dövmeyince kıt verdi Benim sâdık yârim kara topraktır. Âşık Veysel
  7. Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı. Fuzûlî
  8. Alnımıza kara yazı yazıldı, Tüfenk icâd oldu, mertlik bozuldu; Köroğlu
  9. Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.), câhillik ve kara günler içinde bulunan Hz. İbrâhîm (a.s.)’ın getirdiği dinin kaybolmaya başladığı ve parçalara ayrıldığı Mekke’de dünyâya geldi. İnsânlığa rahmet ve şefaat için gönderildi. O bütün zamânların en mükemmel insânıdır. Müslümân olduğumdan bu yana, Peygamberimiz’in, O büyük insânın hayatını araştırıyorum. O’nu okudukça, O’nu anladıkça, etrafımı saran bilgisizliği, cehâleti daha iyi görüyor ve irkiliyorum. Yûsuf İslâm, Cat Stevens [4]

Kaynaklar/References:

  1. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=180&Itemid=570
  2. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=316
  3. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=130
  4. Geçmişten Günümüze Özlü Sözler Serisi: Türkçe Özlü Sözler, Mehemt Keçeci, V: 1.1.1.

Bertrand Arthur William Russell’a Reddiye

Refutation of Bertrand Arthur William Russell

Mehmet Keçeci

03.01.2015

Reddiye

Hatırladığım kadarıyla, kutsal kitaplarda zekâyı öven tek bir kelime bile yoktur. Bertrand Arthur William Russell

Bu söz özellikle Kur’ân-ı Kerîm için tamamen geçersizdir.

Kelimelerin tarihsel kullanımını da göz önünde bulundurulmadan kullanılmış bir ifade olarak düşünüyorum. Örneğin; Kur’ân’da bazı kelimesini bulamazsınız fakat onun işlevi olan “âkıl, düşünmek, görmek, işitmek, duymak, anlamak, ilim vs.” gibi birçok ifadeyi bulabilirsiniz. Aşağıda hem Kur’ân’da geçen benzer ifadeler hem de İslâm tarihinde söylenmiş ifadelerin sadece bir kısmını sunuyorum.

  1. Şüphesiz bunlarda, âkıl sâhibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır. Kur’ân-ı Kerîm, Fecr Sûresi, Âyet: 89/5. [1]
  2. (Böyle bir kimse mi Allâh katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde hâlinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itâat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak âkıl sâhipleri (ûlûl-elbâb) öğüt alırlar. Kur’ân-ı Kerîm, Zümer Sûresi, Âyet: 39/9. [1]
  3. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işâretler meydana getirdi. İnsânlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. Şu halde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? Kur’ân-ı Kerîm, Nahl Sûresi, Âyet: 16/15-17. [1]
  4. Bu Kur’ân, âyetlerini düşünsünler (liyeddebberû, tedebbür etsinler) ve âkıl sâhipleri (ulûl-elbâbi) öğüt alsınlar (veliyete’zekkera) diye sana indirdiğimiz mübârek bir kitaptır. Kur’ân-ı Kerîm, Sâd Sûresi, Âyet: 38/29. [1]
  5. Onlar bu sözü (Kur’ân’ı) hiç düşünmediler mi (efelem yeddebberûl-gavle, bir iyice tedebbür etmezler mi)? Yoksa kendilerine, önceki atalarına (evvelîne) gelmeyen bir şey mi geldi? Kur’ân-ı Kerîm, Mü’minûn Sûresi, Âyet: 23/68. [1]
  6. Hâlâ (efelâ) Kur’ân’ı düşünüp anlâmaya çalışmıyorlar mı (yetedebberûnel-kur’âne, Kur’ân’ı tedebbür etmiyorlar mı?)? Eğer (velev) o, Allâh‘tan başkası tarafından (min ‘indi gayrillâhi) (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda (fîhi) birçok çelişki, ihtilâf (hi-’htilâfan ke’siran) bulurlardı/bulacaklardı. Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi, Âyet: 4/82. [1]
  7. Onlar Kur’ân’ı düşünmüyorlar mı (elela yetedebberûnel-kur’âne, Onlar Kur’ân’ı tedebbür etmiyorlar mı?)? Yoksa (em) kalplerin (kulûbin) üzerinde (‘alâ) kilitleri (ekfâlühâ) mi var? Kur’ân-ı Kerîm, Muhammed Sûresi, Âyet: 47/24. [1]
  8. Tedebbür, huzûr-ı kalbden yâni, kalbin dünyâ meşgâlelerinden kurtulmasından sonra gelir. Kur’ân-ı Kerîm okumaktan maksad, O’nun âyetleri üzerine tedebbür etmektir. Bunun için, Kur’ân-ı Kerîmi ağır okumak sünnettir. İmâm-ı Gazzâlî (rha.)
  9. İlimsiz ibâdetin hayrı yoktur. Tedebbürsüz (düşünmeden) kıraatın da faydası olmaz. Hz. Alî (k.s.)
  10. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili, çift çift yarattık) iki eş yarattık. Kurân-ı Kerîm, Zâriyât Sûresi, Âyet: 51/49. [1]
  11. Rahmân (er-Rahmân(ü)) Kur’ân’ı öğretti. İnsânı yarattı. Ona beyanı (düşünüp ifâde etmeyi) öğretti. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. Otlar ve ağaçlar (Allâh‘a) boyun eğerler. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Ölçüde haddi aşmayın. Tartıyı adâletle yapın, teraziyi eksik tutmayın. Allâh yeri yaratıklar için var etti. Kur’ân-ı Kerîm, Rahmân Sûresi, Âyet: 55/1-10. [1]
  12. Bu, bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik. Kur’ân-ı Kerîm, Nûr Sûresi, Âyet: 24/1. [1]
  13. Elif Lâm Râ. Bunlar, apaçık Kitâbın âyetleridir. Biz onu, âkıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’ân olarak indirdik. Kur’ân-ı Kerîm, Yûsuf Sûresi, Âyet: 12/1-2. [1]
  14. Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allâh‘ın hidâyete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar âkıl sâhiplerinin ta kendileridir. Kurân-ı Kerîm, Zümer Sûresi, Âyet: 39/18. [1]
  15. Allâh hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır (‘hayran ke’siran) verilmiş demektir. Bunu ancak âkıl sâhipleri (ûlûl-elbâbi) anlar. Kur’ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi, Âyet: 2/269. [1]
  16. Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alâmetler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz (efelâ tübsirûn) ? Kur’ân-ı Kerîm, Zâriyât Sûresi, Âyet: 51/20-21. [1]
  17. Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir; ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk. Demek bizim beyinsiz olanımız Allâh hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş. Kur’ân-ı Kerîm, Cin Sûresi, Âyet: 72/3-4. [1]
  18. Ya âlim, ya ilim öğrenen, ya ilmi dinleyen, ya da bunları seven kimse ol. Sakın beşincisi olma, yoksa helak olursun! Hadîs-i Şerîf [2]
  19. Ya öğrenen ol, ya öğreten ol, ya dinleyen ol ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi olma. Yoksa helak olursun. Hadîs-i Şerîf. [3]
  20. İnsânların en âkıllısı, bilgesi insânlar için onları uyaran, ikaz eden, önlem alandır. Hz. Ömer (r.a.) [6]
  21. Herkese âkıllı denmez. Âkıllı kimse, kendisini her türlü kötülükten koruyandır. İmâm-ı Şâfiî (rha.) [6]
  22. En büyük zenginlik âkıldır. En büyük fakîrlik ahmâklıktır. Bilgisizliğin en büyüğü kendini beğenmektir. Üstünlüğün en büyüğü de güzel ahlâktır. Hz. Ali (r.a.). [4]
  23. İnsândaki en üstün haslet hangisidir? diye sorulunca; “Kâmil âkıl.” buyurdu. Eğer o yoksa? dediler. “Güzel edebdir.” buyurdu. O da yoksa? dediler. “Kendisiyle istişâre edilecek şefkatli bir kardeş.” buyurdu. “O da yoksa?” “Devamlı sükût.” buyurdu. “O da bulunmazsa?” dediklerinde; “Ölmek.” buyurdu. Abdullâh İbnü’l Mübârek (rha.) [6]
  24. Âkıl, mü’minin dostu; ilim, vezîri, sabır, askerlerinin komutanı ve amel ise silâhıdır. Hz. Alî (r.a.) [6]
  25. Ham düşünceleri, ancak âkıl pişirir. Firdevsi [6]
  26. Çirkinle güzeli, gözle değil, görünüşle değil âkılla ayırt edin. Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî (rha.) [6]
  27. Âkıllı isen, gariplerin gönlünü avla Mustafa gibi ili gezip yetim ara Dünyâya tapan soysuzlardan yüzünü çevir Yüz çevirerek deryâ olup taştım ben işte. Hoca Ahmet Yesevî, Xoja Ahmad Yassaviy (rha.) (1093-1166) Divan-ı Hikmet 1-7. [6]
  28. Âkıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur. Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir. Kutadgu Bilig, Mutluluk Veren Bilgi, Yûsuf Hâs Hâcib (Balasagun, 1017 – 1077, Kaşgar) [6]
  29. Âkıl bir meşaledir. Kör için göz, ölü vücût için can, dilsiz için sözdür. Kutadgu Bilig, Mutluluk Veren Bilgi, Yûsuf Hâs Hâcib (Balasagun, 1017 – 1077, Kaşgar) [6]
  30. “Üniversite Hocalığı”, ilmini sürekli arttırmanın kendisine farz olduğu husûsunda idrâk ve irâde sâhibi olmak edebi olmalıdır. [5]
  31. İlim öğrenmek için üç şart vardır: Hocanın maharetli, talebenin zeki olması ve uzun zamân. İmâm-ı Şâfiî (rha.) [6]
  32. Sakın ha zeki oluşun ve avamdan farklılığın, her şeyi inkârla karşılaman olmasın! Bu, düşüncesizlik ve acizliktir. Açıklığı sana henüz görünmeyen şeyi yalanlâmandaki kabalık, delili henüz elinde bulunmayan şeyi tasdik etmendeki kabalıktan aşağı değildir. Aksine işittiğin şeyi yadırgamak seni rahatsız etse bile imkânsızlığı sana kanıtlanmadığı sürece duraksama ipine sarılman gerekir. Senin için doğru olan, bir kanıtlayan gelip oradan çıkarmadığı sürece böylesi şeyleri imkân sahasına salınandır. Bil ki tabiatta tuhaf şeyler gerçekleşir; etkin yüce güçler ile edilgin düşük güçler, tuhaf şeyleri gerçekleştirmek için bir araya gelirler. İbn-i Sînâ [6]
  33. Beyin bedensel bir uzuv, fonksiyondur. Hızı veya zekâyı etkiler fakat aklı asıl etkileyen faktörler oldukça karmaşık ve kaotiktir. Bu yüzden âkıla, mantığa, zihni etkileyen ana faktörü doğruluk, dürüstlük, samîmiyet gibi asıl bizi biz yapan rûhî, gönle âit faktörlerdir. Mehmet Keçeci, 05.12.2014. [7]
  34. Eğitim boş beyinleri doldurma değil onu nasıl kullanacağını, çalıştıracağını, neyin nasıl bulacağını, en önemlisi nasıl düşüneceğini, nasıl araştırıp, tahkik edip sorgulama ve çözümleme yapacağını bilim ve irfân ışığında yapabilme yeteneğini kazandırma, sonuçların nasıl bir samîmi hizmete döndürüleceğini öğretme zanaatı ve sanatıdır. Öğretmen bir bilim insânı olduğu gibi aynı zamânda hem zanaatkâr hem de sanatkârdır. Mehmet Keçeci, 23.02.2014. [7]
  35. Matematikçinin özgürlüğü bir kağıt bir kalem ile, fizikçinin özgürlüğü bir algı bir kâinât ile, yazılımcının özgürlüğü bir metin editörü bir derleyici bir de işletim sistemi ile, bir düşünürün özgürlüğü düşünebilen bir beyin bir ortam ile, bir devletin özgürlüğü adâleti ve vatandaşları ile, bir yöneticinin özgürlüğü çevresindeki memurların dürüstlüğü ile, bir halkın özgürlüğü güven ve huzurlulukları ile, bir toplumun özgürlüğü iftirâ, baskı, şantajın olmaması ile, bir insânın özgürlüğü samîmi bir gönül bir dost ile, bir vicdanın özgürlüğü dosdoğru olabilmesi ile, bir rûhun özgürlüğü aslîyetini hissedebilmesi ile, bir inananın özgürlüğü ise yüce Rabbi (c.c.) ve vahyi iledir. Mehmet Keçeci 16.10.2014. [7]
  36. Özgürlük ne başkalarına hakaret etmek ne de aşağılama, baskı yapma serbestliğidir. Özgürlük insân gibi yaşama yetisini en güzel kullanabilme erdemidir. Erdemsizlerin elinde özgürlük maalesef yitik bir olgudur. Baskı yapanların yanında, özgürlüğü hakâret sananlar da hep yanılmışlardır. Aşağılık beyinler her zamân özgürlüğü harcayarak diğer insânlara zarar verirler. Özgürlüğün başı saygı ile başlar. Saygı ile de devam eder. Mehmet Keçeci 11.05.2013. [7]

Kaynaklar/References:

  1. Kur’ân-ı Kerîm Meali
  2. Süyûtî, Câmius-Sağîr
  3. Taberânî; Beyhâkî
  4. Hayâtü’s-Sahâbe, 3: 370
  5. Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre, Vahye Göre Âkıl İslâm’da Aklın Önemi ve Sınırı, XXVII. Bölüm İdrâk Edene: “Üniversite Hocalığı Bir Edebtir”; Kubbealtı Akademi Mecmuası, Ocak-1994
  6. Geçmişten Günümüze Özlü Sözler Serisi: Türkçe Özlü Sözler, Mehemt Keçeci, V: 1.1.1.
  7. Mehmet Keçeci’nin Sözleri

İş Sağlığı ve Güvenliği

Occupational Health and Safety

職業安全衛生

Shokugyō Anzen Eisei

Mehmet Keçeci

11.10.2014

isg

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığı (İGU&İSU=İSGU, Occupational Health and Safety Specialist, OHSS) ve yönetimi (OHSAS) tahmin edilen iş çeşitliliğinden çok daha fazla çeşitliliğe ve ayrıntılara sahiptir. Mutlaka disiplinler arası ilişkilerin yüksek seviyede olması gereken bilim ve iş, meslek koludur. Anlık iş, güncel bilgi, işçi, işveren takibi gerekliliği en yüksek olduğu bir alandır. Yapılabilirliği, çalışabilirliği bazen hayalleri bile zorlasa da mutlaka yapılması gereken özel bir alandır. İşi hem bir bilim insanı, araştırmacı hem de zanaatkâr titizliği ile yapılması zaruri bir meslek dalıdır. Bu açıdan her İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İş Sağlığı Uzmanının (İSU) mesleğini bir sanatkâr gibi titizlikle yapması gerekir. Bu bilim dalı ve meslek olarak bir Monozukuridir [1]. Her şeyi en uygun değerler de yaptırma gayretidir. Bu İnsan-ı Kâmil, Hitozukuri olma yolunda önemli bir bakış açısıdır. Güncel bilginin yanında tecrübe kaçınılmazdır. Eski ile yeniyi aynı potada eritmedir. İşe, alın terine, işverene, çalışana, bilgiye, tecrübeye, üretime, imalata, gelişime, ilerlemeye, yetişmeye, eğitim ve olgunlaşmaya saygıdır. Mehmet Keçeci 11.10.2014  [2]

Kaynaklar/References:

  1. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=411
  2. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=183

Çalışılabilinir ve Sürdürülebilinir Bir Ortam (Çevre)

Workable and Sustainable an Environment

Mehmet Keçeci

26.09.2014

Dinginlik, Serenity

Çalışılabilinir Ortam (Çalışabilinirlik, Çalışabilirlik, Workability, Çalışabilir, Workable):

  1. Çalışanlarının ev, cep telefonlarının dinlenmediği bir ortam
  2. Çalışanlarının evleri, arabalarının dinlenmediği bir ortam
  3. Çalışanlarının çalışma mekânlarının dinlenmediği bir ortam
  4. Çalışanlarının evlerinin dikizlenmediği, röntgenlenmediği, kameraya alınmadığı, yatak odalarının gözlenmediği bir ortam
  5. Çalışanlara baskı, tarassut, mobing, şantaj yapılmadığı bir ortam
  6. Çalışanlara iftira atılmadığı bir ortam
  7. Çalışanlara öküz gibi bakılmadığı bir ortam
  8. Çalışanların sigortalarının ödendiği bir ortam
  9. Çalışanlarının mesailerinin ödendiği bir ortam
  10. Çalışanların maaşlarının zamanında ödendiği bir ortam (Maaşlar hukuken en fazla 20 gün gecikebilir)
  11. Çalışanların resmi tatile gelen günlerinde ödemelerin yapıldığı bir ortam
  12. Çalışanlara ajan gönderilmediği bir ortam
  13. Çalışanlara kumpas kurulmadığı bir ortam
  14. Çalışanların açığını yakalamak için gayret edilmediği bir ortam
  15. İbadethanelere gizli kamera koyup çalışanların oralarda ne yaptığının araştırılmadığı bir ortam
  16. Çalışanların peşine istihbarat elemanlarının takılmadığı bir ortam
  17. Çalışanlarının doktora gittiğinde arkasından istihbarat elemanlarının gönderilmediği bir ortam
  18. Çalışanlara hakları alnının teri soğumadan verildiği bir ortam
  19. İstihbarat ile temasa geçip çalışanlarına baskı yapılmadığı bir ortam
  20. Ajan elemanlar gönderilip kendileri hakkında ne düşünüldüğünü öğrenilmediği bir ortam ( ben bu durumda genelde iyice saydırırım…)
  21. Çalışanların koltuklarına, sandalyelerine bir şeyler sürülmediği bir ortam
  22. Çalışanlara biyolojik, kimyasal, fiziksel saldırıların yapılmadığı bir ortam
  23. Çalışanların ailelerine küfredilmediği bir ortam
  24. Çalışanların çalışma mekanında, dışarıda, evlerinde rahatsız edilmediği bir ortam
  25. Çalışanlar hakkında resmi birimlere yalan beyânât verilmediği bir ortam
  26. Çalışanların yanında bulundurdukları eşyalara dinleyici, takip edici cihazların yerleştirilmediği bir ortam
  27. Çalışanların internetinin, televizyonunun, e-maillerinin, SMS’lerinin takip edilmediği bir ortam
  28. Çalışanlarının ev ve GSM telefonlarındaki adreslerin, numaraların, şahısların takip edilmediği bir ortam
  29. Çalışanların ailelerinin ve akrabalarının, arkadaşlarının takip edilmediği bir ortam
  30. Çalışanlara ya bize tabi olursun ya da sana her şeyi yaparız denmediği bir ortam
  31. Güç ve yetki bizde istediğimizi yaparız denmediği bir ortam
  32. Çalışanların canının, namusunun, mallarının güvende olduğu bir ortam
  33. Ortamda pezevenklik, ibnelik, fahişelik yapılmadığı, bal tuzaklarının kurulmadığı bir ortam
  34. Çalışanlara iş garantisi verileceği sözü ile birçok kanunsuzluğun, hukuksuzluğun, ahlaksızlığın yaptırılmadığı bir ortam
  35. Çalışanlarının iş, kişisel, ev bilgisayarlarına ekranı kaydedecek program, kart veya gizli kamera ile görüntülenmeyecek bir ortam (maalesef bir çok üçkağıtçı firmalar ekranı kaydeden yazılımlar kurmaktadırlar. Bunlar kişilerin banka hesaplarındaki miktarları, arkadaşı ile yazışmaları görebilmektedirler. Bunun yerine yasal olan internet çıkışında log programları ile hangi sitelere girdiğinin takibi yapılması gerekir.)
  36. Size verilen şirket e-maillerinin aynı zamanda yöneticierede gitmesi. Onlar hesabınızdaki yazışmaları okuyabilmektedirler.
  37. Kişisel ve ev bilgisayarınızın hard disklerinin kopyalarını bazıları maalesef çalmaktadırlar.
  38. Çalışanları aşağılatarak maaşları düşük tutmaktadırlar. Seni bizden başka kim alır ki, sen kimsin ki vs.
  39. Sınavlarda yapmadığınız sorular tipinde soru sayısını arttırarak sınavlarda başarısız olmanızı ve kendilerine bağlı kalmanızı sağlıyorlar. Bir yöneticinin benim ÖYSM’nin yaptığı sınavlardaki soruları incelemiş olduğunu gördüm. Maalesef bunlar hep sümen altı yapılmaktadır. (Nasıl elde ettiler, soruları nasıl benim yapmadığı soru tipini arttırdılar? ÖSYM ile kimler aracılığı ile bağlantı kurdular???)
  40. Sağlığınızı, psikolojinizi bozarak ellerine düşmenizi sağlıyorlar.
  41. Depresyona girmenizi, anormal hareketler göstermenizi, intihara kalkışmanızı sağlayarak bak bu böyle biri, şizofreni gibi sizi zor durumda kalacak kumpaslara sürüklüyorlar.
  42. Resmi şikayetleriniz bir yerlerde sümen altı yapılıyor mu veya organize olmuş bu tipteki kişilere karşı hakkınızı aramak için git savcılığa şikayet mi et diyorlar?
  43. Yazılı veya sözlü sorularınıza cevap vermiyorlarsa bu mobing olarak yeterli bir sebeptir. 15 gün içinde cevap vermeyen kurumlarda kurumsal kültür, kurumsal kimlik yok demektir.
  44. Yöneticiler kendi kendilerine tanrıcık mı oynuyorlar?
  45. Yöneticiler zulümleri için bel’amlar mı tutmuşlar? Bel’amların en belirgin özellikleri sizin arkanızdan fetvâ vermeleridir. (Size sormayı dahi düşünmezler kurum köpeklerinin onlara getirdikleri haberler onlar için yeterlidir.) “Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde onlardan sıyrılıp da şeytânın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o dünyâya saplanıp kaldı da kendi hevâ ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir (keme’seli’l-kelbi): Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da (tetrukhu) dilini sarkıtıp solur (yelhe’s). İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.” Kur’ân-ı Kerîm A’râf Sûresi, Âyet: 7/175-176.
  46. Sosyal haklar var mı? Yoksa çalışmaya değmez.
  47. İş Sağlığı ve Güvenliği’ne önem veriliyor mu? Verilmiyorsa çalışmaya değmez.
  48. Termal ve Konfor şartlarına dikkat ediliyor mu?
  49. Ergonomi kurallarına ne kadar dikkat ediliyor?

Böyle bir kurum çalışılabilinir değildir. Mutlaka ve mutlaka “Ortam ve Şartların” Değişmesi Gerekir.

Böyle bir ortam biliyor musunuz?

  1.     Nereye bir muhbir, ajan, istihbaratçı, tarassut elemanı girmişse orada eğitim, araştırma, onur, şeref, hak ve hukûk bitmiştir. Mehmet Keçeci, 2013.
  2.     Bir insâna yüzlerce kez kumpas kuranlar ve suç işlemesi için her şeyi yapanlar insânlıktan nasîblerini almış olamazlar. Mehmet Keçeci, 27.04.2014
  3.     Evden çıkmadan mutlaka duâlarınızı okuyun ki köpekler havlamadan öteye gidemesinler. Mehmet Keçeci, 27.04.2014.
  4.     Evinizde konuşulanları dışarı çıktığınızda birileri biliyorsa mutlaka gözleri veya yüzü ben biliyorum der. Rabbim (c.c.) onların ellerindeki imkânlara karşı size de öyle bir şey vermiştir ki siz onları öldürmüyorsanız biliniz ki sizin elinizdeki ile onların imkânlarına değiş etmeyeceğinizdendir. Bırakın onlar kendilerini zeki ve uyanık zannetsinler. Mehmet Keçeci, 30.04.2014 (2011-2014 arası yaşadıklarımın bir sonucu)
  5.  Bâzıları öyle bir lâf söylerler ki derileriniz etlerinizden, etleriniz kemiklerinden ayrılır ve siz neredeyse çevrenizde uçuşan melekleri hissetmeye başlarsınız ve bunâ meleklerle dans etmek güzel şeymiş deyip onlarla uğraşmazsınız. Mehmet Keçeci, 30.04.2014. (Meleklerle Dans ifâdesini 2 kere kullandım. Biri 2007-2008 yıllarında biri de telefon konuşmamda (2012/2013). İslâm’a göre böyle bir şeyin elbette ki realitesi yok fakat öyle hançerler yiyorsunuz ki ister istemez bu hislere gark oluyorsunuz. Anlâmayanlara…)
  6. Öküzlerin içinde erkek olmak, ineklerin içinde bayan olmak, domuzların içinde insân olmak, mukallitlerin içinde düşünür olmak, iftirâcıların içinde dürüst olmak, koyunların içinde hür olmak, münâfıkların içinde inanan olmak depresyona girmek için yeterli sebeplerdir. Mehmet Keçeci, 30.05.2014. (İkilem/Dilemma: Depresyondakiler mi insân yoksa depresyonda olmayanlar mı insân?)
  7.  Yönetici Görünen Dağı, Lider Dağların Ötesini Hedef Gösterir. Yönetici Kızıl Elmayı, Lider Kâf Dağını Hedef Gösterir. Bu yüzden yönetici ve lider arasındaki iyi ve düzenli ilişki kaçınılmazdır. Mehmet Keçeci, 01.06.2014.
  8.  Ortam ve şartlar Hakları ihlal ediyorsa Hak için mücadele Allâh için yapılan bir cihâddır. Ölüm ise şehîdliktir. Hak alın teri soğumadan verilendir. Diğeri ise bir borçtur. Mehmet Keçeci, 03.07.2014.
  9.  Ma’sûm insânların hayâtlarının mahv edildiği yerde mutlaka gerzekler sürüsü vardır. Mehmet Keçeci, 18.07.2014.
  10. Innocent people’s lives were ruined, where there are necessarily lots of idiots. Mehmet Keçeci, 18.07.2014.
  11. خربت حياة الناس الأبرياء، حيث هناك الكثير من البلهاء القيام به. محمد كججى, 18.07.2014.
  12. Vida de las personas inocentes fueron arruinadas, necesariamente, donde hay un montón de idiotas. Mehmet Keçeci, 18.07.2014.
  13. Das Leben der unschuldigen Menschen waren ruiniert, unbedingt, wo es viele Idioten. Mehmet Keçeci, 18.07.2014.
  14. La vie de personnes innocentes ont été ruinés, nécessairement où il ya beaucoup d’idiots. Mehmet Kececi, 18.07.2014.
  15. Jetën e njerëzve të pafajshëm u shkatërruar, domosdoshmërisht aty ku ka shumë idiotë. Mehmet Keçeci, 18.07.2014.
  16. La vita delle persone innocenti sono state rovinate, necessariamente dove ci sono un sacco di idioti. Mehmet Keçeci, 18.07.2014.
  17. Günâhsız insânların həyatlarının məhv edildiyi yerdə mütləq gerzekler sürüsü vardır. Mehmet Keçeci, 18.07.2014.
  18. Živote nevinih ljudi su uništeni, nužno gdje postoje puno idiota. Mehmet Keçeci, 18.07.2014.
  19. Günümüzün câhilleri tek bir bilgi dışında diğerlerini bilmeyenler, ilerletemeyenler veya göremeyenlerdir. Diğer dalları araştırmayanlar, bilgiyi sorgulamayanlar, her ortaya atılanı, yazılanı, üretileni olduğu gibi doğru kabûl edilenlerdir. Bilginin kaynağı, anlâmı, yorumu ve o ânâ uygulanmasını anlayamayânlar, uygulayamayânlar, çözemeyenler, algılayamayânlar, fehm edemeyenler maalesef günümüzün câhilleridir. Bir de niyetlerini bozânlar ne olurlarsa olsunlar câhildirler. Mehmet Keçeci, 12.08.2014.
  20.  İlk insândan günümüze kadar geçen insânlık tecrübesi sonucu oluşan birikimleri değerlendirebilmenin en iyi yolu her devrin, dalganın güzel yönlerini alabilmek, hakîkatleri takip etmek ve onları sindirebilmekten geçer. Mehmet Keçeci, 12.08.2014.
  21.  Yöneticilerin kırdıkları her kalp gelecekte o şirketin önünde duran bir handikap, engel olacaktır. İyi bir yöneticilik sene sonunda değil gelecekteki şirketin görünümünde olacaktır. Gelecek bu günden kazanılan bir olgudur. Mehmet Keçeci, 23.08.2014.
  22. Bâzı sözler vardır ki zülf-i yâre dokunulmadan söylenemezler. Dokunursan da acı çekersin dokunmasan da. Fakat bunu kimseler bilmez. Mehmet Keçeci, 12.09.2014.
  23. Îmânı, kalbi, aklı, anlayışı, iz’anı, insâfı, merhameti, düsturu, vicdânı, fehmi, muhlis olmayanlar dostu dosta kırdırırlar. Mehmet Keçeci, 12.09.2014.
  24. Ergonomi ve konfor lüks değil sağlık ve dikkât için zarûrettir. Mehmet Keçeci, 13.04.2014.
  25. Yöneticilerin kırdıkları her kalp gelecekte o şirketin önünde duran bir handikap, engel olacaktır. İyi bir yöneticilik sene sonunda değil gelecekteki şirketin görünümünde olacaktır. Gelecek bu günden kazanılan bir olgudur. Mehmet Keçeci, 23.08.2014.

handikap

Yaşanabilir Bir Çevre (Yaşanabilirlik):

A habitable environment (livable, liveability):

  1. İnsanları suni gürültülerle strese sokmayan bir ortam
  2. Normal olmayan, sağlığı kötü etkileyen toz, duman, koku, kirlilik, manyetik alan, radyasyonun olmadığı bir ortam
  3. Doğal yaşam için termal ve konforu sağlayan bir çevre
  4. Doğal veya yapay iftiracıların olmadığı bir çevre
  5. Çevre esnafa birilerin gelip farklı şeyler söyleyerek normal bakış ve davranışların olmadığı bir çevre
  6. İnsanların tüm hesaplarının defalarca incelenmediği (baskı ve tarassut amaçlı), evine giren tüm paraların seri numaralarının alınıp her harcamada bu seri numaraların karşılaştırılmadığı bir çevre
  7. Çöpe atılan her çöpün defalarca incelenmediği bir çevre
  8. Oturduğu çevreye birçok gözün yerleştirilmediği bir çevre
  9. Yaşadığı çevrede yapay kumpasların kurulmadığı bir çevre
  10. Arkadaşlarının, akrabalarının ayartılmadığı bir çevre
  11. Çaylakların ellerine verilen oyuncaklarla insanların rahatsız edilmediği bir çevre
  12. İnsanların şehir, kültür, renk ayrımı yapılmadığı bir çevre
  13. İnsanların fakir, maddi imkânı olmadığı, arabasının olmadığı, evi olmadığı için ayrımcılığın yapılmadığı bir çevre
  14. Devletin imkânları ile başkalarına hava atılmadığı bir çevre
  15. Benim makamımı kapabilir korkusu ile iftira atılmadığı bir çevre
  16. Birilerinin köpeği olduğu için başkaların aşağılanmadığı bir çevre
  17. Huzur içinde oturma, gezme, dolaşma yerlerinin olduğu bir çevre
  18. İyi bir eğitim imkânları sunuluyor mu?
  19. İyi bir sağlık merkezi bulunuyor mu? Gidenler daha iyi mi oluyor yoksa gittiklerine bir ömür boyu pişmân mı oluyorlar?
  20. Şikayetlerinizi hoş görülü, nazikçe mi değerlendiriyorlar? Yoksa size ajan, düşmân muamelesi mi yapıyorlar?
  21. Şikayetlerinizi anlayacak seviyede yöneticilere sahipler mi?
  22. Yöneticilerin insanlık kalitesi nasıl?
  23. Hizmet kalitesi nasıl. Yaptıkları hizmetleri başınıza mı kakıyorlar. Daha ne istiyorsunuz köpekler gibi vs.
  24. Rüşvet imasına veya rüşvete karşı geldiğinizden dolayı size baskı yapılıyor mu? Şirketinizi işlemez hale getiriliyor mu?
  25. Haklarınız gerçekten veriliyor mu? Yoksa sen bizim ekipten değilsin diyerek sümen altı mı yapılıyor? Makamlara paralelcileri veya istihbaratçılarımı getiriyorlar?
  26. Arkanızdan insânlar dolaştırılıyor mu?
  27. Şirketinize gelen müşterilere kara propaganda yapılıyor mu? Müşterilere baskı yapılıyor mu?
  28. Bankamatiğe gittiğinizde birileri arkanızdan hesap şifrenizi, hesabınızı, ne yatırdığınızı veya ne kadar para çektiğinizi gözetliyor mu?
  29. Parklarda huzur içinde oturabiliyor musunuz? Yoksa elinde oyuncak olanlar sizi rahatsız mı ediyor? İnsanlara baktığınızda arkalarında dolaşan bir çok kişileri görüyor musunuz?
  30. İnsân yetiştirme yerine tarasutcu mu yetiştiriliyor?

Sürdürülebilinir Ortam (Sürdürülebilirlik, Sürdürebilir)

Sustainable Environment (Sustainability)

  1. Yukarıdaki listelerin yani çalışılınabilir ve yaşanabilinir olan yerdir.

 

  1. En âcil konu, tüketimle tanımlanır bir toplumda, daha anlâmlı bir yaşamın nasıl sürdürüleceğidir. George Ritzer
  2. Köle gibi eğitilenler, köle gibi yönetilebilirler ancak. George Bernard Shaw (1856-1950 İrlandalı Yazar. 1925 Nobel, 1938 Oscar ödülüne sahiptir.)
  3.  Yaşamın uzunluğu değil, nasıl yaşanıldığı önemlidir. Martin Luther King (1929 – 1968)
  4.  Ey kardeşim! Ben sanâ bu işâretlerde gerçeğin özünü süzdüm, kelimelerin inceliklerinde hikmetlerin değerlisini lokma yedirdim. Onu müptezellerden, câhillerden ve keskin kavrayış, eğitim ve alışkanlıktan nasîbini almamış ve kalabalıklara meyleden veya o filozof geçinenlerin zındıklarından ve asalaklarından olan kimselerden koru. Kalbinin temizliğine, yaşantısının düzgünlüğüne, kendisine üşüşen vesveselerden uzak duruşuna, hakîkate hoşnûtluk ve doğrulukla baktığına güvendiğin birini bulursan onun senden istediğini yavaş yavaş, kısım ve parça parça ver ki önceden verdiğin şeyden ilerde karşılaşacağın şeyi kavramayı bekleyesin. Verdiğin bilgiler husûsunda senin gibi davranması ve seni izlemesi için ondan Allâh ve îmân üzerine çıkışı olmayan bir söz al. Eğer bu ilmî yayar ve zayi edersen Allâh benim ile senin arandadır ve Allâh vekîl olarak yeter. İbn-i Sînâ
  5.     Avam herhangi bir delîle dayanmaksızın kabûl ettiği için ahmaktır. O filozof geçinenler de herhangi bir delîl olmaksızın reddettiği için ahmaktır. Fahreddîn Râzî
  6. Sadece düşünceler dünyâsında değil, eylemler dünyâsında da yaşıyoruz. Ardındaki yaşantı olmadan sözcükler anlâmsızdır. Vladimir Vladimiroviç Nabokov (1899 – 1977)
  7. Kendisine aklını yerinde kullanma becerisi verilen kimse, kurtuluşa ermiştir. Hadîs-i Şerîf, Beyhâkî
  8. Gerçekler öğrenilince, zannetmeler biter. Huzeyl
  9. Teslîm olduğun ne ise, Teselli bulduğun da odur. Ve teslîmiyet yalnızca Allâh’adır. Allâh’a teslîm ol ki teselli bulasın! Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî (rha.)
  10. Yalan atla gider, gerçek yürür. Fakat yine de tam zamânında yetişir. Japon Atasözü
  11. Daha iyi olmaya çalışmayan iyi olarak ta kalamaz. Oliver Cromwell
  12. Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar. Pierre Paul Emile Roux
  13.  
  14. Hakîkaten insân için kendi çalıştığından başkası yoktur. Kur’ân-ı Kerîm, Necm Sûresi, Âyet: 53/39
  15. Hayâtta muvaffak olmak için üç şey lâzımdır: Dikkât, intizam, çalışma. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî (rha.)
  16. Öğrenmenin üç kaynağı vardır; çok görmek, çok acı çekmek, çok çalışmaktır. Arthur Catherall (1906 – 1980)
  17.  Kitâplardan önce kendimizi okumaya çalışalım. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî (rha.)
  18. Çağdaş ve Medenî Toplum: Bir bireyin, toplumun ve kurumların ihtiyâçları ne is bu ihtiyâçlara çözüm üreten ve bunun tesislerini kuran ayrıca daha üst seviyeye çıkarmaya çalışan toplumdur. MSc. Mehmet Keçeci, 2008.
  19. Kitâp; sustuğunuz zamân sessiz, konuştuğunuz zamân konuşan, meşguliyetiniz varken sohbete başlamayan, çalışma zamânında sizi yalnız bırakan, kendisi için giyinip süslenme ve utanıp sıkılma zahmetine sokmayan bir gece misâfiri; yüzünüze karşı dalkavukluk etmeyen bir arkadaş; azdırıp saptırmayan bir dost, bıktırıp usandırmayan, münâfıklık yapmayan ve size karşı yalan söyleyip dolap çevirmeyen bir yoldaştır. El-Câhız, Ebû Osmân Amr bin Bahr el-Kinânî el-Fukaimi el-Basrî (781 – 869)
  20. Hayâtta hiçbir şeyden korkmayın yalnız; her şeyi anlâmaya çalışın. Marie Curie
  21. Ben, erkek olsun kadın olsun ki hep birbirinizdensiniz içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi, Âyet: 3/195
  22.   Bizi yok edecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdânı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insânlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyâsı; insân sevgîsini alt plâna itmiş bilim; özveriden yoksun bir dîn anlayışı. Mahatma Gandhi, Genç Hindistan, 22.10.1925.
  23.  Eğer çevrendekiler itidâlini kaybedişte seni suçladığı zamân? Sen soğukkanlılığını muhafaza edebilirsen, Eğer herkes senden şüphelendiği hâlde, sen onların bu şüphesini? Hoşgörü ile karşılayabilir ve kendine olan güvenini kaybetmezsen, Eğer bekleyebilir ve beklemekten usanmazsan Yâhut senden nefret edilirse sen de nefretle karşılık vermezsen Ve yine, ne çok iyi görünmeye çalışır, ne de çok bilgiçlik taslamazsan, Eğer hayâl kurabilir, fakat hayâllerinin esîri olmazsan? Eğer düşünebilir, fakat düşüncelerinin kölesi olmazsan? Eğer zafer ve felâketle yüz yüze gelir? Ve bu iki sahtekârı da ayni olgunlukla karşılayabilirsen, Eğer doğru olan sözlerinin hilekârlar tarafından ahmakları? Aldatacak bir tuzak hâline getirilmesine tahammül edebilirsen Yâhut hayâtını vakfettiğin şeylerin bir anda yıkılısını seyredebilir Ve durup, yıpranmış âletlerle onu tekrâr kurabilirsen, Eğer bütün kazançlarını bir hamlede sansın kucağına atıp? Kurban edebilir ve sonra yeni bastan başlayabilir? Ve kaybından ötürü hiç sesini çıkarmazsan, Eğer is isten geçtikten sonra kalbini, sinirlerini ve enerjini? Tekrâr seferber edebilir ve gayene ulaşmaya çalışabilirsen? Ve sana: “dayan” diyen irâdenden? Başka hiçbir şeyin kalmadığı zamân dişini sıkmasını bilirsen, Eğer câhillerle konuştuğun hâlde fazîletlerini muhafaza edebilir? Yâhut krallarla dolaştığın hâlde gururlanıp benliğini kaybetmezsen, Eğer ne dostlarının, ne de düşmânlarının sözleri seni incitmezse, Eğer herkese kıymet verir, fakat kimseye fazla güvenmemeyi bilirsen? Eğer her dakikanın altmış saniyesini fâydalı olarak doldurabilirsen? İste o vakit, dünyâ da, içindeki her şey de senindir Ve hattâ daha fazla? Sen o zamân, bir adamsın, oğlum. Joseph Rudyard Kipling
  24. Harmanı yanan başkasının harmanının da yanmasını ister. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî (rha.) (Kötü bir hâle düşen insânlar kendileri gibi insânlar ararlar ve onlarla daha iyi ve çabuk duygusal bağ kurarlar. Bu bir duygusal bulaşma (emotional contagion) hâlidir. Bazen bir kötü psikolojik hâlden çıkmak için işe yarayacağı gibi daha da kötü olmasını sağlayabilir. Bu yüzden yas 3 gündür veya en fazla 40 gündür denmiştir. Bazen kendi kötü hâli gibi çevresindeki insânların da bu durumda olmasını isteyebilir hattâ bunun için bile çalışabilir. Umut kapısının hiçbir zamân kapanmaması gerekir. Mehmet Keçeci, 2013.)
  25. Eskinin usta savaşçıları belli etmeseler de inceliklerinden. Gizemli bir güçleri vardı, öyle derinlerdi ki bilinmezdiler. Bilinemez olduklarından onları betimlemeye çalışacağım: Savaşçılıkları kışın ırmağı geçmek gibiydi; İhtiyatları, çevredeki her şeyden korkanların ki gibi. Konuk olarak ciddiydiler, çözülme noktasındaki buz kadar gevşek. Yontulmamış tahta kadar yalın, vâdî kadar açık, bulanık sular kadar anlaşılmazdılar. Lao Zi, Lao Tsu, Lao Tse, Laotze, Laozi (MÖ 4. Yüzyıl) Tao Te Ching (Yol ve Onun Erdemlerinin Kitâbı, Denge ve Uyumun Kitâbı)
  26. Ekip Çalışmamızın Sinerjisi, Verimi, Bereketi Genel ve Toplu Sonuçlar Üretir. Mehmet Keçeci, 30.05.2013.
  27. Çoğu insân problemlerin çevresinden dolaşmaya, onları çözmeye çalışmaktan daha çok zamân ve enerji harcıyor. Henry Ford
  28.  Hâlâ (efelâ) Kur’ân’ı düşünüp anlâmaya çalışmıyorlar mı (yetedebberûnel-kur’âne, Kur’ân’ı tedebbür etmiyorlar mı?)? Eğer (velev) o, Allâh’tan başkası tarafından (min ‘indi gayrillâhi) (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda (fîhi) birçok çelişki, ihtilâf (hi-’htilâfan ke’siran) bulurlardı/bulacaklardı. Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi, Âyet: 4/82
  29. Bekâyı hak tanıyan, sa’yi bir vazîfe bilir, Çalış, çalış ki bekâ sa’y olursa hak edilir. Mehmet Âkif Ersoy
  30. Eğitim boş beyinleri doldurma değil onu nasıl kullanacağını, çalıştıracağını, neyin nasıl bulacağını, en önemlisi nasıl düşüneceğini, nasıl araştırıp, tahkik edip sorgulama ve çözümleme yapacağını bilim ve irfân ışığında yapabilme yeteneğini kazandırma, sonuçların nasıl bir samîmî hizmete döndürüleceğini öğretme zanaatı ve sanatıdır. Öğretmen bir bilim insânı olduğu gibi aynı zamânda hem zanaatkâr hem de sanatkârdır. Mehmet Keçeci, 23.02.2014.

Kaynaklar/References:

  1. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=183
  2. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=308
  3. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=379
  4. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=73
  5. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=345
  6. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=413