Nükleer Bomba ve Plütonyum

Nuclear Bomb and Plutonium

Mehmet Keçeci

1996

 

Nükleer fizyon bombalarında kullanılan 1940’da ağır hidrojen olan döteryumlarla (Deuterium, D, 2H, heavy hydrogen) bombardıman edilmesi sonucu keşfedilen plütonyum (Pu-236…246) elde edilmesinin normalde 4 yolu vardır.

1. İzotop Ayrımı Yöntemi
2. Üretim Reaktörleri
3. Araştırma Reaktörleri
4. Güç santralleridir

Bunlardan ilk üçü birçok yönden daha çekicidir. Bunları çözümlü bulmacaya benzetirsek 4. Yol çözümsüz bulmaca gibidir. Bir yerde takılırsak sonucu getirmeme imkânı vardır veya eksik bitiririz. Şimdi bunları inceleyelim.

1) İzotop Ayrımı Yöntemi: En az 10 ülkede bu olanaklar vardır ve diğer ülkelerin bunu elde etmesi pekte güç bir şey değildir. Orta seviyeli bir tesisi çok rahatlıkla 5 Trilyon TL (5 Milyon TL)’ye kurulabilir. (Bu hesaplamalar 1990 öncesine aittir.) Yılda 20’ye yakın bomba üretecek kadar yakıt sağlayabilir ve 5 yılda rahatlıkla tamamlanabilir. Silah tipi plütonyumdan daha kolay ve mükemmel bombalara dönüşebilirler. Ayrıca bu yöntem çok daha ucuz tesis, şekil ve yöntemleri mevcuttur. Gizli kurulabilir.

2) Üretim Reaktörleri: Bunlar elektrik üretmek için değil, üretimi ucuz yakıtla uygun konumda olan bir geometride kolay ve hızlı yakıt sağlamak üzere kurulmuş, plütonyum üretim reaktörleridir.  [1]
Bunlar çok daha pratiktir; çünkü düşük sıcaklık ve normal basınçta işlerler böylece oluşan sızıntı ve çatlakların büyümesi engellenmiş olur. Üstelik güç reaktörlerinde kullanılan ve çok pahalı olan zenginleştirilmiş uranyum yerine, doğal uranyum kullanma yeteneğine de sahiptir. Bunun maliyeti güç santrallerinin onda biridir. [2]
Tüm askeri bombalar bu tip reaktörlerde üretilmiştir. Bir nedeni de tasarlanması ve hazırlanması da çok daha az zamân gerektirir.

3) Araştırma Reaktörleri: Elektrik üretmek amacı ile değil; araştırma uygulamaları için radyasyon sağlamak üzere kurulmuş olan reaktörlerdir. En az 50 ülkede bunlar bulunmaktadırlar ve bunların rahatlıkla 30’u her iki yılda bir bomba üretecek kadar plütonyum sağlamaktadır. Bu reaktörler her ülke için zaruri bir ihtiyaç olduğundan her ülkede vardır veya yapabilme kapasitesine sahiptirler. Çünkü bunun tıp, mühendislik, fizik, kimya, biyoloji, sanayi ve tarım gibi radyoaktif izotop üretirler. Bir diğeri de metallerden biyolojik moleküllere kadar birçok maddenin özelliklerini araştırmak için nötron ışını sağlamaktır.

Suçlunun elindeki barutu (silahtan çıkan zerrecik seviyesindeki barut) veya deniz canlılarında zehirlenmeye yol açan cıva gibi çok küçük miktarları ölçmek için en duyarlı yöntemleri sağlar.
Türkiye’deki ve dünyadaki birçok insân İsrail hava saldırısında [3] yerle bir olan Irak reaktörünün bir nükleer güç tesisi olduğunu zannediyor oysa tesis bir araştırma reaktörüydü. Nasıl gerçekleştiğini öğrenmek isteyenler [4] bakabilirler. Ayrıca okumanızı tavsiye ederim.

4) Güç Reaktörleri: Power Reactors: Buraya girmeden önce plütonyum bombasının işlenmesine bir göz atmak gerekir. Nükleer fizyon bombaları için 3 elverişli yakıt vardır. İzotop (isotobe) yöntemi ile doğal uranyum (natural uranium) %1’den daha az olan U-235’i ayrıştırmak ve reaktörlerle üretileni yeniden işleme yöntemi veya U-233’den elde edilmesidir.
Nükleer bomba 2 aşama sistemi ile işler. 1. Aşama: Plütonyumu kendisini saran patlayıcılarla birlikte içeri doğru patlatılıp sonrada onlar tarafından iyice sıkıştırıldığı 2. Aşamada fizyon sürecinin zincir reaksiyonu (chain raction) başlatmak üzere nötronların işe sokulduğu dışarıya patlamadır. Tabiî ki bunlar saniyenin milyarda biridir. Reaksiyon dengesiz olursa (1. Aşama bitmeden 2. Aşama başlarsa) etkisiz yâda fos çıkabilir.  Reaktör yakıtı olan U-238’den Pu-239 üretilir. Güç reaktörlerinde 3 yıl kalan yakıtın %30’u Pu-240’a dönüşür ve bu bombada kullanıldığında saniyede 2 milyon nötronluk süre gelen bir nötron yağmuru başlatır ve bu da patlamanın gücünü 10 kat (10X) düşürür veya daha kötüsü olur. Bir bombayı etkisiz hale getirmenin en iyi yöntemlerinden biri de onu nötron bombardımanına tutmaktır. Böylelikle iç ve dış patlama dengesi bozulur, zincirleme reaksiyon hızını kaybeder.

Reaktörlerde 30 gün bırakılmak sureti ile üretilen “Silah Tipi Plütonyum” dur. Bu Pu-240 miktarlarını azaltır. Fakat yakıtı yeniden çıkarmak için 30 gün reaktör kapatılması gerekir. Bu ise merkezi Viyana’da olan Uluslararası Atom Enerji Kurumu (IAEA: International Atomic Energy Agency, 1954) tarafından eğitimli inceleme gruplarının bu gibi tesislere her ân girmeye yetkileri olduğundan ve 30 gün elektrik kesintisi uygulaması gerektiğinden bunun fark edilmemesi imkânsızdır.
Bu sebeplerden dolayı nükleer güç santrallerinde silah tipi plütonyum üretmek için bir ülkenin son çaresi bu olması gerekir.
Bazı çevreciler nükleer güç santralleri dünyâ üzerinden kaldırılır ise nükleer silahların kalkacağını söylemeleri oldukça bilimsellikten uzak oldukları aşikârdır.

En güçlü bombalar izotop ve yeniden işleme yöntemleri ile elde edilen plütonyumun karışımı ile elde edilmesi sebebi ile Fransa’nın denemeler sonucu bunu hangi oranlarda ve hangi şekilde patlattığı bilgisi diğer ülkelerin bu sonuçları satın almasına sevk etmiştir.

Olaylara gerçekçi bakabilen bilimci çevrecilere saygılarımla.

Not: Bu makale 1995-1998 yılları arasında Yeni Şafak Gazetesinden Levent Elpen beye gönderilmiştir. Yayınlanıp yayınlanmadığını bilmiyorum.

Kaynaklar/References:

  1. Before It’s Too Late, B. L. Cohen
  2. Nuclear Power and Weapons Proliferation, USA, 1977
  3. Sfenks Operasyonu, 1977
  4. MOSSAD İhanet Çemberi, Victor Ostrovsky, Claire Hoy, Hikmet Neşriyat, 1990

Bilim Dünyası

Science World

Mehmet Keçeci
1996

Kün Feyekûn

Sevgili X dinleyicileri yepyeni bir programla karşınızdayız. Bu programda Big Bang (Büyük Patlama), Kâinatın Doğuşu, Galaksiler, Kuantum Fiziği, Beyaz Cüceler, Nötron Yıldızları, Kuasarlar, Karadelikler, Işık Hızı, Madde ve Anti Madde, Enerji, Nükleer Enerji, Termonükleer Bombalar, Zamân, UFO’lar, Boyutlar, Işınlanma, Kâinatın Genişliği, Güneş ve Güneşteki Kara Lekeler ve bunun gibi birçok ilginç konularla karşınızdayız.

Sevgili X dinleyicileri böyle bir programı hazırlamamızın sebebi baş döndürecek bir hızla ilerleyen bilim ve teknoloji sahasında neler olup bittiğini bir nebze de olsa takip edebilmek ve Rabbimizin Kur’ân-ı Kerimde Âl-i İmrân 191’deki emrine uyabilmektir. “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sâhipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allâh’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azâbından koru!” Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi, Âyet: 3/190-191, “Gök (semâü) yarılıp da (-nşekkati) , yanıp kızaran yağ gibi (fekânet) kırmızı gül (verdeten kaddihâni) hâline geldiği zamân (fei’za, hâliniz ne olur?) Kur’ân-ı Kerîm, Rahmân Sûresi, Âyet: 55/37” ayetlerinin sırrını biraz daha derinden tefekkür edebilmek ve yitirdiğimiz ilmin ucundan da olsa tekrar yakalayabilmek ve Rabbimizin bizlere neler bahşettiğini anlayabilmektir. İmâm-ı Gazzâlî (rha.) “Astronomi bilmeyen mârifetullâhta noksan kalır” sözünden mârifetullâha doğru bir adım daha atmaktır.

Ben program hazırlayıcınız Mehmet Keçeci bugünkü konumuz Big Bang, Kâinatın Doğuşu,  Yaratılış, Büyük Patlama, Singülarite,  Başlangıç Tekilliği, (Kozmik çekirdek, Siyah Nokta, İptidai Atom, Kozmik Çorba) gibi birçok adlarla adlandırılan 20. Yüzyılın en önemli teorisi ile sizlerle beraberiz. Bu teoriler “O, gökleri ve yeri örneksiz (bedî’u-ssemâvâti) yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir (Kün Feyekûn). Kur’ân-ı Kerîm Bakara Sûresi, Âyet: 2/117”, “O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği (Kün Feyekûnü) günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûra üflendiği gün de mülk (hükümranlık) onundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. Kur’ân-ı Kerîm En’âm Sûresi, Âyet: 6/73”, “Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, “ol” dememizdir. O da hemen oluverir (Kün Feyekûnü). Kur’ân-ı Kerîm Nahl Sûresi, Âyet: 16/40”, “Bir şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir (Kün Feyekûnü). Kur’ân-ı Kerîm Yâsîn Sûresi, Âyet: 36/82”  yâni “ Ol” emrinin tezahüründen başka bir şey değildir.

Sizlerle burada birçok konuları, teorileri, kanunları, hipotezleri konuşacağız, müzakere edeceğiz, tartışacağız bazen anlattıklarımızı unutun diyeceğiz ve yeniden yeni bir bakışla anlatacağız, beyin jimnastiği yapıp uyuyan beynimizi uyandıracağız ve Rabbimizin bize bahşettiği beynimizin inanç ile birleşince devasa büyüklüğünü seyredeceğiz.

Bilim Dünyası

Kaynaklar/References:

  1. Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi, Âyet: 3/190-191
  2. Kur’ân-ı Kerîm, Rahmân Sûresi, Âyet: 55/37
  3. Kur’ân-ı Kerîm Bakara Sûresi, Âyet: 2/117
  4. Kur’ân-ı Kerîm En’âm Sûresi, Âyet: 6/73
  5. Kur’ân-ı Kerîm Nahl Sûresi, Âyet: 16/40
  6. Kur’ân-ı Kerîm Yâsîn Sûresi, Âyet: 36/82