Kâtib/Kâtip Çelebi

(1609 (H. 1017) – İstanbul – (6-13-24) Ekim 1656-1657- Vefâ/İstanbul)
18.10.2007

Derleyen: Mehmet Keçeci

Kâtip Çelebi

Târih, coğrafya, bibliyografya ve biyografça ile meşgul olmuş meşhur âlim.

Şubat 1609’da İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mustafa’dır. Doğu’da Hacı Halife, Batı’da ise Hacı Kalfa adıyla da tanınır. Babası Abdullah Enderun’da yetişmiş, silâhdârlık göreviyle saraydan ayrılmıştı. 14 yaşına kadar özel eğitim gören Kâtib Çelebi, 1623’te Anadolu Muhasebesi Kalemi’ne girdi. IV. Murad Dönemi’nde (1624-1640) Osmanlı ordusuyla Tercan ve Bağdat seferlerine (1624-25) katılmıştır. Dönüşte babası bir müddet Diyârbakır’da kaldı. 1627-1628’de Erzurum kuşatmasına katıldıktan sonra İstanbul’a geldi ve yaklaşık iki sene, Bağdat Seferine katılana kadar, Kâdızâde’nin derslerine devâm etti. 1630 Bağdat kuşatmasında ordunun defterini tuttu. İstanbul’a dönüşünde eğitimine devam etmiş, tekrar orduya katılarak Halep, Hicaz ve Revan seferlerinde (1634-35) bulunmuştur. 1635’te İstanbul’a dönerek kendisini tümüyle okuyup yazmaya verdi.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde bilimsel çalışmaların ilk adımlarım atan Kâtip Çelebi, kısa sürede Fransızca ve Latinceyi de Öğrenerek Batı’daki gelişmeleri izleme olanağım elde etmiştir. Onun Cihannüma adlı kitabı, Batı dünyası için de vazgeçilmez bir kaynak oluşturdu. Türk Rönesans’ının ilk temsilcisi Kâtip Çelebi, Dünyanın yuvarlak olduğuna ilişkin kanıtlar arayan yazılarda yazmıştır.

Dönemin ünlü bilginlerinin derslerine katılarak medrese öğrenimindeki eksikliklerini giderdi. A’rec Mustafa Efendi, Ayasofya dersiâmı Abdullah Efendi ile Süleymâniye dersiâmı Mehmed Efendiden ders aldı ve A’rec Mustafa Efendiyi kendisine üstâd edindi. Bir taraftan kendisi öğrenirken, diğer yandan birçok talebeye ders verdi.

Tarihten tıpa, coğrafyadan astronomiye kadar geniş bir ilgi alanı olan Kâtib Çelebi’nin aynı zamanda zengin bir kitaplığı da vardı. 1645’te sırası geldiği halde yükselemediği için kalemdeki görevinden ayrıldı. Ancak 1648’de Takvimü’t-Tevarih adlı yapıtı dolayısıyla Şeyhülislam Abdürrahim Efendi aracılığıyla kalemde ikinci halifeliğe getirildi. Bundan sonra da öğrenme ve öğretme yolundaki çabalarını sürdüren Kâtib Çelebi peş peşe yapıtlar vermeye başladı. Telif ve çeviri olarak yirmiyi aşkın kitap yazdı. En önemlileri tarih, coğrafya ve bibliyografya alanındadır.

Tarih alanındaki yapıtlarının ilki 1642’de tamamladığı Arapça Fezleke’dir. (Fezleketi Akvâlü’l-Ahyâr fiİlmi’t-Tarih ve’l-Ahbar). Dört bölümden oluşan kitapta tarihin anlamı, konusu ve yararı anlatıldıktan sonra bu alandaki temel yapıtların bir bibliyografyası verilmiş, ardından da Klasik İslam Tarihçiliği’ne uygun olarak Dünya’nın yaratılışından 1639’a dek kurulan devletler ve meydana gelen önemli olaylar kısaca sıralanmıştır.

Arapça Fezleke’nin devamı niteliğindeki Türkçe Fezleke, 1591-1654 arasındaki olayları anlatan bir Osmanlı Tarihi’dir. Olayların kronolojik sıralamasının ardından her yılın sonunda o yıl içerisinde ölen devlet adamları ve bilginlerin yaşam öykülerinden ve yapıtlarından da kısaca söz eder. Takvimü’t-Tevarih ise, Âdem Peygamber’den1648’e kadar geçen tarihsel olayların bir kronolojisidir.

En tanınmış yapıtlarından olan Tuhfetü’l-Kibar fi Esfari’l-Bihar’da kuruluş döneminden 1656’ya kadar, Osmanlı Denizciliği’nin bir tarihçesi yanında Osmanlı Donanması’nın, tersane ve bahriye örgütünün işleyişini anlatır, kaptan-ı deryaların yaşam öykülerini verir. Sonunda da son zamanlarda denizlerde uğranılan başarısızlıkları giderme yolundaki öğütlerini sıralar. 1645’te Girit Seferi münâsebetiyle haritaların nasıl yapıldığını, tetkik etti ve bu konuyla ilgili yazılan eserlerde çizilen haritaları gördü. Coğrafi yapıtların en önemlisi olan Cihannüma, Osmanlı Coğrafyacılığı’nda yeni bir çığır açmıştır. Kâtib Çelebi, Cihannüma’yı iki kez yazmıştır. 1648’de yazmaya başladığı ilki, Klasik İslam Coğrafyası temelindeydi. Bu yapıtını henüz bitirmemişken eline geçen Gerardus Mercator’un Atlas’ını, Mehmed İhlasî adlı bir Fransız dönmesinin yardımıyla Latinceden Türkçeye çevirterek yeni bilgiler edindi ve 1654’te Cihannüma’yı ikinci kez yazmaya girişti. Ardından yine Mercator’un Atlas Minor’unu elde etti. Bunların yanı sıra Batılı coğrafyacılardan Ortelius, Cluverius ve Lorenz’in yapıtlarından da yararlandı. Doğal olarak eski Arap, İran ve Osmanlı Coğrafyacıların yapıtlarını da kullandı.

İkinci Cihannüma, Dünya’nın yuvarlak olduğunu da kanıtlamaya çalışan fiziki coğrafya ağırlıklı bir giriş bölümünden sonra Kristof Kolomb ve Macellan’ın keşif gezilerinden söz eder. Ardından Japonya’dan başlayarak Asya ülkelerini tanıtır. Bunların tarihleri, yönetim biçimleri, ekonomileri, inançları konusunda bilgiler verir. Bu arada İslam Coğrafyacılarının bilgi yanlışlarını gösterir, bunların harita kullanmamaktan ileri geldiğini açıklar. Bu ikinci Cihannüma’da anlatılan son yer Van’dır. Birinci Cihannüma’da ise Osmanlı Avrupa’sı ve Anadolu ile İspanya ve Kuzey Afrika’yı kapsamaktadır. Her iki biçimde de ek olarak birçok harita vardır.

Cihannüma, özünde tüm İslam ve Hıristiyan Coğrafyacılığı’nın da temeli olan Batlamyus (Ptolemaios) Kuramı’na dayanmakla birlikte, o güne dek hemen hemen hiç yararlanılmayan Batı kaynaklarını Osmanlı Coğrafyacılığı’na tanıtması bakımından büyük önem taşır.  Kâtib Çelebi’nin Batı’da tanınan en ünlü yapıtı Keşfü’z-Zünun an Esamü’l-Kütübi ve’l-Fünun’dur. Arapçabir bibliyografya sözlüğü olan yapıtta 14.500 kitap ve risalenin adı ve yazarı verilir. Bilim tasnifine göre ve alfabetik olarak düzenlenmiş olan yapıt, yirmi yılda tamamlanmıştır.

Kâtib Çelebi’nin tarihfelsefesini ve toplum görünüşünü açıklaması bakımından önemli olan yapıtı Düsturü’l-Amel li-Islahi’l-Halel’dir. Kısa kısa dört bölümden oluşan bu küçük risalede İbn Haldun’un etkisi açıkça görülür. Toplumların da canlılar gibi doğup, gelişip, öldüğü görüşünü yineleyen Kâtib Çelebi, bu dönemlerin uzunluğunun ya da kısalığının toplumlara ve kişilere göre değiştiğini de ekler. Risalede Osmanlı Toplumu’nun ömrünün uzaması için de reaya, asker ve hazine konularında alınması gerekli önlemleri sıralar, öğütler verir.

Daha çok dinsel konuları tartıştığı yapıtlarının en önemlilerinden olan İlhamü’l-Mukaddes fiFeyzi’l-Akdes’de kuzey ülkelerinde namaz ve oruç zamanlarının belirlenmesi, Dünya’da Güneş’in hem doğduğu hem de battığı bir yerin var olup olmadığı ve her ne yana yönelirse Mekke’den başka kıble olabilecek bir yer olmadığını tartışır. Arapça olan bu yapıtında yanıtlamaya çalıştığı bu soruları daha önce Şeyhülislam’a ve bilginlere sorduğunu, ama doyurucu bir karşılık alamadığını da belirtir.

Son yapıtı olan Mizanü’l-Hakk fiİhtiyari’l-Ahakk’da da dönemin din bilgilerinin tartıştıkları çeşitli konular hakkında düşüncelerini açıklar. Karşıt düşüncelere hoşgörüyle bakılmasını öğütler. Din bilginlerinin kendi aralarındaki şiddetli tartışmalarının temelsizliğini ve zararlarını vurgular. Yapıtın sonunda kendi öz yaşam öyküsüne yer verir. Dînî ilimlerden matematik ve coğrafyaya kadar geniş bir yelpâzede söz sahibi olan Kâtip Çelebi, Mizânü’l-Hak adını verdiği bu Türkçe eserde; Osmanlı toplumunda tartışma konusu olan dînî ve sosyal konularıele alıp incelemiştir.

Tartışma usûl ve âdâbına dikkat etmeden âdetâ bir karalama ve kör döğüşüne döndürülen ve toplumu rahatsız eden bu gidişe, o sağduyu ve tarafsızlığı ile karşı çıkmış; aşırı uçlarda ölçüsüz bir şekilde kavga edenlere orta yolu, itidâl ve dengeyi göstermiştir. Bugün de ülkemizde tartışılan birçok dînî ve sosyal konuya da ışık tutan Mîzânu’l-Hak, dünün tartışmalarını aktarırken, yarını da aydınlatmaktadır.

“Vefatı senesinde kaleme aldığı “Mizan-ül Hak” adlı mühim, matbu risalesinin sonunda, tercüme-i halini yazarken, bu öğrenme hırsının kendisinde ne kuvvetli olduğunu ve bu yolda uykusuz geçen gecelerini samimiyetle tasvir etmiştir. Haftada bir iki gün resmi vazifesine gitmek suretiyle maişetini te’min ediyor, kalan zamanlarını okumakla ve yazmakla geçiriyordu. Fikri kabiliyeti ve ilmi seviyesi muasırlarıyla (çağdaşlarıyla) mukayese edilemeyecek kadar yüksek olduğu için, birçok aleyhtarlar kazanmış, zamanında kâfi derecede takdir edilememiştir.

Onun kudret ve ihatasını (kapasitesini) ilk defa idrak edenler Avrupalı âlimler oldu. Katip Çelebi, yalnız büyük bir âlim, bir mütebahhir değil (ilmi deniz gibi derin), zamanının idrak edemeyeceği kadar yüksek mütefekkir (düşünür) ve bir müceddittir (yenileyici). Bu büyük âlim ve cesur mütefekkir, aynı zamanda tam bir vatanperverdi. İlim ile hayat arasında ki sıkı rabıtayı (ilişkiyi) daha o zaman idrak etmişti.

Kabri:

Bugün Vefa mahallesinde Zeyrek’e inen caddenin solunda, kendi adını taşına yazmış mektep arasında kimsesiz, unutulmuş bir halde yatan Kâtip Çelebi işte böyle bir adamdı. (Vefâ’dan Unkapanı’ndaki Mahmûdiye (Unkapanı) Köprüsüne inen büyük caddenin sağ kenarındadır.) Ondan sonra, o kudret ve ihatada (kapasitede) âlimler yetiştirebilseydik, bugünkü Türkiye manen, şimdiki seviyesinden çok yüksek bir seviyede bulunurdu.

İlginç Tespitler

Kâtip Çelebi’nin “Düsturü’l-Amel li Islahi’l-Halel” isimli eserinden sadeleştirilmiş bir bölüm:

“Geçmişte rüşvet almak töhmetiyle niceleri azledilmiş (görevden uzaklaştırılmış) ve hor-hakir kılınmış, belki nice devlet erkânı (ileri gelenleri) katlolunmuş iken, bugün akla ve dine uygun olmayan bu zararlı ve kötü gidişin sonu, işleri döndürmeye gücü yetmeyen bu devlet ve hazineyle nasıl olacaktır? Bu sebeple, geçmiş sultanlar halkı zalimlerden korumaya, onlara adalet gösterip, gönüllerini almaya pek dikkat ederlerdi. Adaletten sapmaz, zalime yüz vermezlerdi. Köylerin harap olmasına rıza göstermezlerdi. Merhum Sultan Süleyman Han, devletin başkenti İstanbul’un imarı (yapımı) için bile, ‘halkın ekip biçmekten geri kalıp şehre gelmesini reva (uygun) görmemiş, Belgrat Kalesi’ni feth ettiğinde, o diyarın küffarını (bölgenin kâfirlerini) sürüp Yedikule semtlerinde iskân eylemişti.

Bu pis iş (rüşvet), küffar hükümdarları arasında bile yasaktır ve ayıptır. Zira hakkı ortadan kaldırıp, hak olmayanın meydan almasına sebep olduğundan, adalete ve akıl ölçüsüne aykırıdır. Dinen Haram olduğunun sabit olduğunda şüphe yok iken ve isim değiştirerek eskiden gizli alınırken, “bunun hazineye faydası vardır” deyip, pis işlerini açıkça yapmaya başladılar. Şüphesiz Hakk razı gelmeyip, hazineden bereketi götürdü. Ve askerin yüreğine korku koyup, geçmişte küffar Müslümanlardan korkarken, şimdi iş tersine döndü”

6-13-24 Ekim 1657’de İstanbul’da vefat etmiştir.

Kâtip Çelebi çalışkan, iyi huylu, vakarlı, az konuşan, çok yazan biri olarak bilinir. Arabî, Fârisî yanında Lâtinceyi de bilirdi. Osmanlı Devletinde batı ilmiyle en fazla ilgilenen, doğu ilmiyle mukâyesesini ve sentezini yapan ilk Türk ilim adamlarından biridir.

Eserleri

  1. Keşfü’z-Zünûn an Esâmi’l-Kütüb vel-Fünûn: Arapça, çok kıymetli bir eserdir. On beş bine yakın kitap ve on bine yakın müellifi tanıtan büyük bir bibliyografya ansiklopedisi mâhiyetindedir. Mısır’da, Almanya’da, İstanbul’da basıldı. Lâtinceye de tercüme ve tâb edildi.

  2. Cihannümâ: En eski coğrafya kitabımızdır. Haritalarıyla birlikte İbrâhim Müteferrika matbaasında basılmıştır. Daha sonra yazılacak coğrafya kitaplarımıza kaynak teşkil edebilecek bu eser, Avrupa dillerinde tercüme edilmiştir.

  3. Tuhfet-ül Kibâr fî Esfâr-il Bihâr: Denizcilik târihi bakımından mühim bir eserdir. Osmanlı Devleti zamânındaki deniz savaşlarından bahseder.

  4. Takvîm-üt-Tevârîh: Âdem aleyhisselâmdan 1648 târihine kadar geçen vakaların kronolojik açıklamasını ihtivâ eder. Arabî ve Fârisî dilde basılmıştır.

  5. Fezleket-üt-Tevârîh: Bir mukaddime, üç usûl ve bir son sözden ibâret olan bu eser, varlıkların başlangıcı, peygamberlerin ve hükümdârların târihi diye hülâsa edilebilecek bir târih kitâbıdır.

  6. Fezleke: Fezleket-üt-Tevârih’in devâmı niteliğindedir. 1591’den 1654 târihine kadar vukû bulan olayları anlatır. 1879’da iki cilt olarak basılmıştır.

  7. Kânûnnâme

  8. Târîh-i Firengî Tercümesi

  9. Târîh-i Kostantiniyye ve Kayâsire

  10. İrşâd-ül-Hayâfâ ilâ Târîh-ul-Yunân ver-Rûm

  11. Süllem-ül-Vusûl ilâ Tabakât-ilFuhûl

  12. İhlâm-ül-Mukaddes

  13. Tuhfet-ül-Ahfâr fil-Hikem ve’l-Emsâl ve’l-Eş’âr

  14. Dürer-i Müntesira vel Gurer-i Münteşira

  15. Düstûr-ül-Amel fî Islâhil-Hâlâl

  16. Beydâvî Tefsîri Şerhi

  17. Hüsn-ül-Hidâye

  18. Resm-ür-Recm bis-Sim ve’l-Cîm

  19. Câmi-ul-Mütûn min Cüll-il-Fünûn

  20. Mîzân-ül-Hak fî İhtiyâr-il-Ehak

22.03.2013 sonrası eklenenler:

Kâtip Çelebi’nin Bilinen Bütün Eserleri:

Tarih Alanındaki Eserleri
1. Arapça Fezleke (Fezleket akvâl’l-ahyâr fi ilmi’t-târîh ve’l-ahbâr)
2. Türkçe Fezleke
3. Tuhfet’ül-kibâr fi esfâri’l-bihâr
4. Takvîmü’t-tevârih
5. Tarîh-i Frengi tercümesi
6. Tarîh-i Kostantaniyye ve Keyasire (Revnaku’s-saltana)
7. Düstûrü’l-amel fi ıslâhı’l-halel
8. İrşadü’l-Hıyâfâ ila Tarihi’l-yunun ve’r-Rûm ve’n-Nasârâ

Coğrafya Alanındaki Eserleri
1. Cihannüma
2. Levâmiu’n-nur fi zulmeti Atlas Minur
3. Müntehab-ı Bahriye (Kitab-ı Bahriye)

Bibliyografik Çalışmaları
1. Keşfü’z-zunûn anil-esâmi ve’l-fünun
2. Süllemü’l-vusûl ilâ tabakati’l-fûhûl
3. Câmi-ul-Mütûn min Cüll-il-Fünûn

Din Alanında Çalışmaları
1. Mîzânü’l-Hakk fi ihtiyâri’l-ahakk
2. İlhâmü’l-Mukaddes Min Feyzi’l-Akdes

Sosyal Kültürel ve Halk Bilimi Alanında Çalışmaları
1. Tuhfetü’l-ahyâr fi’l-hikem ve’l-eş’âr
2. Dürer-i münteşire ve gurer-i münteşire
3. Recmü’r-râcim bi’s-sîn ve’l-Cim
4. Beyzâvi Tefsirinin şerhi
5. Muhammediyye şerhi
6. Kanunnâme
7. Tütün Risalesi

[6]

Tarihte “bilgi hâzinesi” büyük insanlar vardır; eskiler, bunlara “ hezarfen” veya “ayaklı kütüphane” derler. Bunlardan bazıları bilgilerini ölümleriyle birlikte götürür, kısa sürede unutulurlar. Bazıları da düşünce ve bilgilerini ölümsüzler defterine yazdırırlar. İşte, onyedinci yüzyılın yetiştirdiği, tarih, coğrafya, idare, hukuk, maliye ve denizcilik konularında ünlü eserler yazan, büyük Türk bilgini Kâtip Çelebi de bu ölümsüz kişiler arasında seçkin bir yer alır. [7]

Kaynaklar/References:

  1. http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=371
  2. http://www.davetci.com/d_biyografi/biyografi_katipcelebi.htm
  3. http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=1738
  4. http://tr.wikipedia.org/wiki/Katip_%C3%87elebi
  5. http://dunyaburda.com/turktarihi/tdsa1/katip%C3%A7elebi.html
  6. http://www.biyografi.info/kisi/katip-celebi
  7. http://www.kulturelbellek.com/katip-celebi-kimdir-hayati-eserleri

 2007-2008 EĞİTİM YILI

ROBOT KULÜBÜ PROGRAMININ İÇERİĞİ

Robot Club Programme

Mehmet Keçeci

08.10.2007

Robot kulübünde gelişen teknolojinin izini sürecek ve heyecanlı saatler geçireceğiz.

  •  Bir  cihaz uzaktan nasıl kontrol edilir? 
  •  Bilgisayarlar robotlar ile nasıl iletişim kurar? 
  •  Uzaktan nasıl ses ve görüntü nasıl alınır? 
  •   Işıklı  bilgi panoları nasıl çalışır? 
  •  Bir  robot da nasıl göz, kulak, hissetme, algılama organları geliştirilir? 
  •  Profesyonel olarak bu uygulamaları yapıp kullanacağız.
  •  Işıklı  animasyon sistemleri yapımı
  •  Dijital veri sistemleri yapımı
  •  Ses kaydedici modülü-parçası yapımı
  •  Verici ve Alıcı modülleri yapımı
  •  Uzaktan kontrol cihazları yapımı
  •  Kızılötesi Uzaktan (RC) kontrol yapımı
  •  Mesafe algılayıcı modül yapımı
  •  Cisim algılayıcı modül yapımı
  •  Görüntü verici yapımı
  •  Ses verici yapımı
  •  Ses yükselteç modülü yapımı

Bu eğitim 72 saat olup haftada 2 saat olarak verilecek ve eğitimin %85 i uygulama ile geçecektir.

Uygulama ile geçen eğitim daha verimli olduğu gibi aynı zamanda eğlenceli olacaktır.

Eğitim (72 saat) süresince yapılacak elektronik ve robotik uygulamalar da öğrencinin ihtiyacı

olacak elektronik ve mekanik malzemeler öğrenci tarafından peyderpey sırası geldikçe karşılanacak

ve yaptığı uygulama kendisinin olacaktır.

YAPILACAK PROJELER İLE FİYAT VE ZAMAN ÇİZELGESİ

Proje Adı Yapım Süresi (Hafta)  

 İşlevi

5 parça araç ve gereç seti Yıl boyunca kullanılır. Havya, Havya altlığı, Yan keski, Lehim, Lehim pastası
Havya becerilerini geliştirme kart seti 3 Havya kullanmayı ve Lehim yapabilmeyi öğretir ve kabiliyetleri  artırır.
Sese duyarlı anahtar 2 El çırpma yada benzeri yapılacak seslerle bağlı olduğu cihazı  (lamba, televizyon vb.) çalıştırır
 Araç park sensör sistemi 2 Mesafe algılar ve güvenli olarak aracı park etmeyi sağlar.
Ses sistemi 3 Mesafe algılar ve güvenli olarak aracı park etmeyi sağlar.
Havada yazı 3 Çubuk şeklinde olan proje havada sallanıldığı zaman istenen sözleri  havada gösterir.
Laser metre 3 Mesafe ölçer.
Uzaktan kontrol vericisi 3 Uzaktan komut göndermeye yarar. İstediğimiz cihaza alıcısını  bağlayarak uzaktan kontrol edebiliriz.  Garaj kapısı, uzaktan kumandalı  araba gibi sistemleri uzaktan çalıştırabiliriz.
Ses  kayıt cihazı 2 Ev veya işyerinde sesli mesaj sistemi olarak kullanılır.
Uzaktan kontrol alıcısı 3 Verici projesi ile birlikte kullanılır.
LINEBOT 3 Siyah veya beyaz çizgiyi izler. Çizgi üstünde istenilen iş  yaptırılabilir.
IRBOT 3 Kızılötesi gözlerle görerek cisimlerden çarpmadan dolaşabilir.
Diğer

                                                                        

ROBOT KULÜBÜ PROGRAMININ AMACI

  1.  
  2.  Öğrencilerin bilgisel ve deneysel teknolojik  gelişimlerini sağlamaktır.
  1.  Teknolojik gelişimlere karşı duyarlılıklarını  arttırmaktır.
  1.  Öğrenim hayatlarının sonunda öğrenim hayatları  boyunca aldıkları bilgilerin gerçek hayatta ne kadar gerekli olduğunu  hissettirmektir.
  1.  Bilgisayarın sadece görsel amaçlı işler için  kullanılmayacağını aslında teknolojide üreten bir cihaz olduğunu anlatmak.
  1.  Üretkenlik ve bundan kaynaklanan özgüven ile  mücadeleci gelişim kazandırmak.
  1.  Araştırmacı gelişimini ön plana çıkararak  gelişimci değişim, plancılık, programcılık, rekabetçi kişilik kazandırmak.
  1.  Bilimsel fikirler etrafında ekip çalışması  içerisinde her türlü kötü alışkanlıklardan uzak paylaşım ve katılım gücü  yüksek bireyleri hayata kazandırmak.

 BİLGİSAYAR VE ROBOTİK PROGRAMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

a)     6-7 sınıf grubu 2. kademe olarak katılırlar.

b)     Tüm öğrenci velilerine yazılı kulüp katılım formu ve bilgilendirme yazısı gönderilecektir.

c)     Kulüp tanıtım formunu onaylayan velilerin öğrencileri kulüp çalışmasına katılım hakkı kazanacaklardır.

d)     Kulüp çalışmasını kabul ederek gelen Robot kulübüne katılan her öğrenci kulüp çalışmalarına devam etmek zorundadır.

e)     Kulüp çalışmasını kabul ederek gelen Teknoloji kulübüne katılan her öğrenci kulüp çalışmaları müfredatında yapılacak her uygulamayı yapmak zorundadır.

f)   Her uygulama süresi azami 3 haftadır. Bu süre içerisinde görsel ya da yazılı dokümanlar da izlenecek ve incelenecektir.

g)   Stok ve dış etkenlere bağlı olarak proje listesindeki herhangi bir proje değiştirilebilir veya listeden kaldırılabilir.

Danışman Öğretmen

MSc. Mehmet KEÇECİ

Bilgisayar Öğretmeni