Fizikte; Yeni Bir Yoruma İhtiyaç Var

In physics; There a Need for a New Comment

Mehmet KEÇECİ

22.04.2009

    Evreni anlamk için Modeller Kuruldu (Standart Model, BigBang Teorisi …), bu modeller bildiğimiz en iyi ve en güncel Kuantum Mekaniği ve İzafiyet Kuramı ile açıklandı. Herbiri kendi başına güzel çalıştı (paradoksları bir kenara bırakırsak…). Fakat hem Kuantum Mekaniğini hemde İzafiyet Kuramını aynı anda makro aleme uygulamaya kalktığımızda birçok zorluklarla karşılaştık. Artık fiziğe yeni bir bakış ve yeni yorumların gerekliliği zorunlu olmuştur.

YOL HARİTASI (Road Map)

    Bence bu iki kuramı birleştirmek yerine (ya çok uzun zaman alacak yada birleşmiyecektir). Bu ikisine tamamen yeni açılardan bakan yeni bir kurumın kurulması gerekir.

 İmâm İsmâil Cevherî

Ebû Nasr İsmâ’il İbn-i Hammad el-Cevherî

 Abu Nasr Ismâ’il ibn Hammad al-Jawhari (al-Jauhari)

 ??? – 1002-1010 (Hicrî 400)

Mehmet Keçeci

07.04.2009

Aerodinamiğin 2. Kurucusu Cevherî bilinen ilk Türk ve İslâm Dünyâsının Fizik ve Hava şehîdidir. [3]

 
    Gazneliler Devleti’nin sınırları içinde Mâverâunnehir denilen Türk ülkesinin Farab (Otrar) şehrinde doğan Türk asıllı büyük bilim adamı Cevheri’nin babası Hamid oğlu İsmail’dir. Cevheri gençliğinden itibaren seyahati seven bir bilgin olarak tanınır. Arapça üzerine bilgisini artırmak için Irak ve Hicaza gitmiş ve  eski ve saf Arapça konuşan kabileler arasında yaşamıştır. Arap kültürü ve dili üzerine yaptığı geniş araştırmalardan sonra en büyük Arapça sözlüklerden birini Cevheri yazacaktır (Kitâbu’s–Sıhah veya es-Sıhah) yine o zamanın büyük bilim merkezlerini, İranı ve Şamı ziyaret etti, oradaki bilginlerle ilişkiler kurdu. Diğer bilim dallarında çalışırken de bir yandan  zamanın hattatlarının en ünlüleriyle kıyaslanacak kadar bu sanata da hakim oldu.
 
    İlâhiyat ve Edebiyat konularının yanında, Fizik, Tabii Bilimler ve Riyaziyeye’de  (Matematik) merak sardı. Nihayet Horasan’da Nişabur şehrine yerleşerek Büyük Cami’de halka ve öğrencilere bilgilerini öğretmeye başladı. Müderrislik yaparken, Büyük Cami’nin de imamlık görevini yapıyordu. Dilbilgisi ve sözlük kitaplarını bu devrede yazdı. Güzel el yazısı ile yazdığı Kur’anları ve diğer eserlerini satarak hayatını kazanıyordu. Sıhah isimli önce Piri Mehmed, sonraları Vankulu tarafından Türkçeye çevrilen ve İbrahim Müteferrika matbaasının ilk kitabı olarak basılan kıymetli sözlüğü en tanınmış eseridir.
 
    Fenle uğraştığı zamanlarda büyük kuşların kanat çırpmadan yükseklerden süzülerek uçuşlarında dikkatle izliyor (Fiziğin Aerodinamik Dalı: Aerodinamik; hareket eden katı kütlelerin havayla etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır. Özellikle uçakların, roketlerin ve füzelerin havadaki hareketlerini belirleyen ilkeleri açıklar. Ayrıca otomobillerin, hızlı trenlerin, gemilerin tasarımıyla, köprülerin ve çok yüksek yapıların şiddetli rüzgara dayanabilecek biçimde inşa edilmeleriyle ilgilenir.) ve bugün maalesef elde olmayan hesaplar yapıyordu. Bir gün (M.S. 1002 veya 1010 yıllarında) Nişabur’daki Ulucamînin damına çıkarak halka şu hitapta bulundu:
 
 “Ey ahali bu dünyada emsali bulunmayan bir eser keşfettim (Fiziğin Aerodinamik Dalı), gelecek insanlar için bir ilmi tasavvuru nasib olmadı”.

Böylelikle Aerodinamiğin 2. kurucusu olmuştur. [3]

Aerodynamics (aérodynamique, aerodynamisch) 2. Founder by Cevherî

 Aerodinamiğin 1. Kurucusu Abbas Kasım İbn Firnas (? – 888) dır. [3]

    Fakat konum nazarı itibari ile bakıldığından Cevherî’ye herhangi bir çalışmasının gelmesi zor gözükmektedir. Yani Cevherî kendi çalışmaları sonucu bu kanıya varmıştır. Aerodynamics (aérodynamique, aerodynamisch) 1. Founder by Firnas
 

    Toplanan halk hayretle imamı ve müderrislerini dinlediler, bazıları aklını kaybettiğini zannettiler. Vücudunu iplerle iki büyük satıh bağladı ve uçacağını ilan etti ve kendisini boşluğa bıraktı. Kanat satıhları maalesef Cevheri’yi taşımadılar, şiddetle yere çarparak vefat etti. Cevheri’nin bu hareketi, zamanında çok garip karşılanmıştır.

 Cevherî bilinen ilk Türk ve İslam Dünyasının Fizik ve Hava şehididir. [3]

    Ayrıca ilk Türk Fizik ve Hava Şehididir. [3] Çünkü yapmış olduğu ve çalışma asli itibari ile bir Fizik ve onun altdalı olan Aerodinamik Fiziğini ilgilendiren bir çalışmadır. [3] Yapmış olduğu kanatların nasıl bir mühendislik çalışması olduğu bilinmediğinden o konu ayrıca araştırılması gerekir.

 Bu kanıtımızın delili: (Cevherî için) [3]

  1.  “Ey ahali bu dünyada emsali bulunmayan bir eser keşfettim (Fiziğin Aerodinamik Dalı), gelecek insanlar için bir ilmi tasavvuru nasib olmadı”.

  2. Uçmak için bugünkü uçak kanatlarına benzeyen fakat hesaplamalar (sürtünme, havanın kaldırma gücü, yerçekimi gibi bilgilerin hesabı doğru bilinmediğinden kuşların uçuşu ile yapılan kıyaslama yeterli olamamış fakat bunun bir ilim dalı olduğunun farkına varmıştır.

  3. Farkına varmakla kalmadığı gibi denemesini de yapmıştır.

  4. Deneme sonucu hayatını kaybettiğinden yaptığı çalışmalar bizlere aktarılamamış olması onun bu bilimi fark etmesine ve 2. kurucusu olmasına mani değildir.

  5. İlk uçuş çalışmaları MÖ. 2200”lerde başlamış olmasına rağmen bunun bir bilim dalı olduğu fark edilememiştir.

 Kaynaklar/References:

  1.  Havacılık Tarihinde Türkler 1, Y. Kansu, S. Şensöz, Y. Öztuna, 1971, Ankara

  2.  http://www.hho.edu.tr/muze/turkhavaciligi.htm

  3.  MSc. Mehmet Keçeci

 

Bu Makaleye Yapılan Atıflar

Buradaki bazı ifadeler tamamen benim onun çalışmaları hakkındaki incelemelerimin sonucu olarak günümüzün ifadeleri ile tanımlamam, onu yeniden anlamaya çalışmam ve tekrar ojinal bir tanım yapmam bana aittir. Aerodinamiğin 1. ve 2. kurucuları oldukları, Cevherî’nin bir Şehit olduğu. Cevherî aslında bildiğimiz bir İslâm âlimidir. (2- Hükmî şehîd. Hakîkî şehîdin şartlarından birini taşımaması sebebiyle yıkanıp kefenlenen ve âhiret itibariyle şehit olanlardır. Savaşta yaralandıktan sonra yiyip içen, uyuyan, tedâvi gören, başka bir yere nakledilen ve daha sonra ölen kimseler; deprem yangın, sel felaketi, âfet ve benzeri musibetlere maruz kalarak ölen, mide ağrısından ölen, doğum sırasında ölen, suda boğularak ölen, kolera, veba ve veremden ölen, göçük altında kalarak ölen, ilim yolunda ölen Müslümanlar da hükmen şehittirler. (Buhârî, Cihâd, 30, Tıbb, 30; Ebû Dâvûd, Cenaiz, 11, 16; Nesâi, Cenaiz, 14; Mâlik, Cenaiz, 36; Müslim, İmâre, 164-166)

Şehîd:

Sözlükte “bilen, gören, hazır olan, haber veren, muttali ve tanık olan” demektir. Şehîd, şâhid, kelimesinin mübalağasıdır. Şehîd kelimesinin çoğulu şühedâ ve eşhâddır. Bu kelimeler, aynı zamanda şâhid kelimesinin de çoğuludur. Kur’ân’da şehîd kelimesi, 35 defa, şühedâ kelimesi ise 20 defa geçmiştir. Bu kavram, Allah’ın, Peygamberin, meleklerin ve insanların sıfatı olarak kullanılmıştır. Allah’ın sıfatı için bk. Şâhid. Peygamberin sıfatı olarak şehîd; Hz. Muhammed (a.s.), kıyâmet günü her ümmetin şâhitlerine (Nisâ, 4/41. Nahl, 16/89) ve Müslümanlara (Hac, 22/78) şâhidlik edecektir. “Her ümmet içinde kendilerinden kendi üzerlerine bir şâhid (şehîd) getirdiğimiz gün (Ey Muhammed!) seni de bunların üzerine şahid (şehîd) getirmiş olacağız…” (Nahl, 16/89) “…Allah önceki kitaplarda da bu Kur’ân’da da size Müslümanlar adını verdi ki Peygamber size şâhid (şehîd) olsun, siz de insanlara şâhidler (şühedâ) olasınız….” (Hac, 22/78). Her ümmetin Peygamberi kavmine şâhidlik edecek, Hz. Muhammed (a.s.) ve Müslümanlar da Peygamberlere şâhidlik edecektir (Bakara, 2/143; Nahl, 16/84, 89; Hac, 22/78) İsâ (a.s.)’ın dünyada kavmini kollayıp gözetlemesi anlamında şehîd olduğu (Mâide, 5/117) ve âhirette ehl-i kitap aleyhine şâhidlik edeceği bildirilmiştir. (Nisâ, 4/159). Hafaza meleklerinin sıfatı olarak şehîd; “Her insan (kıyamet günü) yanında bir sürücü (sâik) ve şâhid (şehîd) ile gelir.” (Kâf, 50/21) âyetinde geçen “şehîd”, insanın yaptıklarına ve söylediklerine şâhid olan yazıcı melektir. İnsanın sıfatı olarak şehîd kelimesi farklı anlamlarda kullanılmıştır: a) Bir olaya tanıklık eden kimselere (Bakara, 2/282; Nisâ, 4/35; Mâide, 5/8; Nûr; 24/4, 6), b) Gerçekleri gören, dinleyen, duyan ve gâfil olmayan kimselere (Kâf, 50/37), c) Nankörlüğünü bilmesi, anlaması ve görmesi itibariyle her insana (Âdiyât, 100/70), d) İnanç, söz, fiil ve davranışlarıyla, âdil, müstakim, numune-i imtisal, güzel ahlâk sahibi, ilim ve irfan sahibi olmaları hasebiyle Müslümanlara şehîd-şühedâ denilmiştir. İlgili âyette şöyle buyrulmuştur: “Böylece sizi orta bir toplum yaptık ki siz insanlara şahidler (şühedâ = güzel örnekler) olasınız, Peygamber de size şâhîd (şehîd) olsun…” (Bakara, 2/143). Hz. Muhammed (a.s.)’in inanç, söz, fiil, davranış ve yaşantısıyla insanlara örnek olması “şehîd” kelimesi ile, müminlerin de aynı şekil de diğer insanlara numune-i imtisal olması “şühedâ” kelimesi ile ifade edilmiştir. e) Allah yolunda öldürülen müminlere, “şühedâ” denilmiştir (Âl-i İmrân, 3/140; Nisâ, 4/69; Zümer, 39/69). Örfümüzde “şehîd” kelimesi bu anlamda kullanılmaktadır. Allah yolunda öldürülen müminlere, şehîd denilmesi, ölen kişinin cennetlik olduğuna dünyada şâhidlik edilmesi, gerçekte ölü olmayıp yaşaması (Bakara, 2/154) sebebiyledir. “Şehîdler, âhirette gördüğü nimet ve mükâfat sebebiyle dünyaya tekrar dönüp on defa öldürülmeyi temenni ederler” (Buhârî, Îmân, 26; Müslim, İmare, 103) Şehîdler âhirette peygamberler, sıddîklar ve sâlihlerle beraber olurlar (Nisâ, 4/69). “Şehîdin kul hakkından başka bütün günahlarını Allah bağışlar” (Müslim, İmare, 32) Şehîdler üç kısımdır:

1- Hakîki şehîd: İslâm’ın yücelmesi (îlâ-i kelimetüllah) vatan müdafası için savaşırken ölen Müslümanlar. Bu kimseler, yıkanmaz, kefenlenmez, namazları kılınıp kanlı elbiseleri ile defnedilir. Uhud, Bedir ve Çanakkale şehîdleri gibi.

2- Hükmî şehîd: Hakîkî şehîdin şartlarından birini taşımaması sebebiyle yıkanıp kefenlenen ve âhiret itibariyle şehit olanlardır. Savaşta yaralandıktan sonra yiyip içen, uyuyan, tedâvi gören, başka bir yere nakledilen ve daha sonra ölen kimseler; deprem yangın, sel felaketi, âfet ve benzeri musibetlere maruz kalarak ölen, mide ağrısından ölen, doğum sırasında ölen, suda boğularak ölen, kolera, veba ve veremden ölen, göçük altında kalarak ölen, ilim yolunda ölen Müslümanlar da hükmen şehittirler. (Buhârî, Cihâd, 30, Tıb, 30; Ebû Dâvûd, Cenaiz, 11, 16; Nesâi, Cenaiz, 14; Malik, Cenaiz, 36; Müslim, İmâre, 164-166)

3- Dünya hükümleri bakımından şehîd; Müslümanların yanında savaşırken ölen münafıklardır. Bunlar da yıkanıp kefenlenmeden cenaze namazları kılınır, kanlı elbiseleri ile defnedilir. Ancak îmânları bulunmadığı için âhirette şehîdlik sevabı alamazlar. Şehîdlik, Müslümanlara özgü bir niteliktir. Müslüman olmayanlar şehîd olamazlar. (İ.K.)

Kaynak: https://fetva.diyanet.gov.tr/SoruSor/DiniKavramlarSozlugu.aspx Ş/Şehîd maddesi

Ayrıca:

  1. İlim öğrenirken ölen şehittir. Hatib
  2. Ebu Zer’den (ra) rivayetle; “Kişi ilim öğrenirken ölürse şehit olarak ölmüş olur.” Bezzar
  3. Enes bin Mâlik (ra) rivayet ediyor;
“Size en cömert kimsenin kim olduğunu haber vereyim mi? Allah (cc) bütün cömertlerden daha cömerttir. Ben ademoğullarının en cömerdiyim. Benden sonra onların en cömerdi ise Allah’ın kendisine ilim verip bu ilmi yayan kimsedir. Bu kimse Kıyamet Günü tek başına bir ümmet olarak diriltilecektir. Bundan sonra en cömert olan ise şehit edilinceye kadar Allah (cc) yolunda nefsinden fedakârlıkta bulunan kişidir.” Ebû Ya’la
 
  1. T.C.
    SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ
    SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
    İŞLETME ANABİLİM DALI
    TÜRK SİVİL HAVACILIK SEKTÖRÜ VE THY
    A.O.’NUN SEKTÖRDEKİ YERİ: THY ÜZERİNE ORAN
    ANALİZİ UYGULAMASI
    TEZSİZ YÜKSEK LİSANS BİTİRME PROJESİ
    Hazırlayan
    Yalçın EKİNCİ
    0930229441
    Danışman
    Yrd. Doç. Dr. İsmet TİTİZ

Tez Linki: http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS00967.pdf

İsmail Cevheri

 

İsmail Cevherî