Zemzem Suyu Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Zamzam Water Need to Know About

Mehmet Keçeci

25.09.2011

Zemzem suyunun moleküler kristali

Zemzem suyunun moleküler kristali

                                                                                                                                                                          

3 suyun Kimyasal Analizi (parts per million (ppm)/mg/L)/Alıntıdır.

Chemical Analyses of the Three Waters

Parametre

Parameter

Zemzem Suyu

Zamzam water

Şişelenmiş kaynak suyu

Bottled drinking water

Damıtılmış Su

Distilled water

Azami izin verilebilirlilik

Maximum Permissible

Görünüş

Appearance

Temiz

Clear

Temiz

Clear

Temiz

Clear

 

Koku

Odor

Kabul edilebilir

Acceptable

Kabul edilebilir

Acceptable

 Kabul edilebilir

Acceptable

 

Bulanıklık

Turbidity

Sıfır

Nil

Sıfır

Nil

Sıfır

Nil

25

Asılı Katı Maddeler: TSS

Suspended Solids

Sıfır

Nil

Sıfır

Nil

Sıfır

Nil

35

Çözünmüş Katı Maddeler: TDS

Total Dissolved Solids

455**, 584*, 562***, 850-1000, 830****

452

1500

pH (Asit-Baz Oranı)

7,73-7,9***, 8-8,1*-8,0**, 7,79****

7,21

6,85

6,5-9,5

İletkenlik

Conductivity (μS/cm)

1390

740

0,5

 

Artakalan Klor

 

Residual chlorine

 

Sıfır

 

Nil

 **Var

 

0,45

 

Sıfır

 

Nil

 

0,5

 

Total Sertlik

 

Total hardness

 

300

 

228

 

0,2

 

500

 

Kalsiyum Sertliği

 

Calcium hardness

 

196-210

 

136

 

0,1

 

200

 

Magnezyum Sertliği

 

Magnesium hardness

 

80

 

92

 

0,1

 

150

 

Alkalinity (CO3)-2

 

Sıfır/Nil

 

Sıfır/Nil

 

Sıfır/Nil

 

 

Alkalinity (HCO3)-1

 

110

 

108

 

10

 

 

Klorür/Chloride (Cl)-

 

260

 

100

 

0,2

 

600

 

Florür/Fluoride

 

0,59-0,66-max0,86

 

0,32

 

 

1 veya 1,5

 

Sülfat/Sulfate

 

180

 

 

 

400

 

Nitrat/Nitrate (NO3)

 

?

 

 

 

10

 

Fosfat/Phosphate

 

0,15

 

0,13

 

 

 

Amonyak/Ammonia (NH3)
 

 

0,11

 

0,06

 

Sıfır/Nil

 

 

Demir/Iron (Fe+2)
 

 

0,06

 

0,05

 

Sıfır/Nil

 

1

 

Bakır/Copper (Cu)
 

 

0,04

 

 

 

1,5

 

Silisyum/Silica (Si)
 

 

37,6

 

11,3

 

 

Sıcaklık (°C) 17,9****      

EC (mS/cm, miliSiemens per centimeter)

1 millisiemen (mS) = 1000 microsiemen (µS)

1,17mS/cm****

1170µS/cm****

     

CF

İletkenlik Faktörü/conductivity Factor

EC to CF oran/ratio:  1:10

11,7****      

* Ölçümler bana aittir. 3 senelik bir zemzem suyu ve İstanbuldan alınmıştır.

**Ölçümler bana aittir. Ölçümler İstanbula yeni gelmiş bir zemzem suyu içindir. 31.05.2012

***Ölçümler bana aittir. Ölçümler satın aldığım bir zemzem suyu içindir. 18.05.2014

****Ölçümler bana aittir. Ölçümler satın aldığım bir zemzem suyu içindir. 19.06.2014

Çift girişler farklı zamanlarda alınmış farklı kurumların değerleridir.

                                                                                                                                

 

Ölçümlerim (Mehmet Keçeci”ye ve aittir alıntı değildir.)

Markaları bildirilmeyecektir.

No: Yer/Marka Tarih PH

TDS_ppm mg/L

Total Dissolved Solids

EC (mS/cm, miliSiemens per centimeter)

1 millisiemen (mS) = 1000 microsiemen (µS)

 

CF

İletkenlik Faktörü/conductivity Factor

EC to CF oran/ratio:  1:10

 

Sıcaklık (°C) Değerlendirme
1 Ümraniye/İst. 19-20.09.2011 7,1 172      Klorlu
2 Su 19-20.09.2011 8,2/damacana  8,0/0,5lt 82 / 84      Klorsuz
3 Maden Suyu 19-20.09.2011 5,5 683      
4 Samandıra/İst. 24.09.2011 7,0 131      
5 Maden Suyu 24.09.2011 5,5 800      
6 Su 24.09.2011 7,6/damacana 8     Minarel yok denecek kadar az. Agresif ve koroziftik bir su.
7 Su 24.09.2011 7,4/damacana 42      
9 Zemzem

24.09.2011*

31.05.2012**

18.05.2019***

Bu ölçümler bana aittir.

8,0** (31.05.2012)

8,1* (24.09.2011)

7,73-7,9-8.0 (King Saud University), King Abdul Aziz City of Science and Technology (KACST)

7,9***

7,79****

455** (31.05.2012)

584* (24.09.2011)

835-1000 (King Saud University)

562***

830****

   

A+++bir su (3 sene önce İstanbuldan alınmış/hâlâ bozulmamış). Maden suyu sınıfında bir su. Özellikle çocukların gelişimi için haftada bir bardak tavsiye edilir.

31.05.2012 tarihindeki ölçümümde ki zemzem suyunda klor tespit ettim. Daha önceki TDS değerlerindende düşüktü. Bu muhtemelen su fitreden geçtiği ve klor eklendiği anlamına gelir ki buda günümüz şartlarında normaldir. Fakat zemzem tadı azalmış su tadı yükselmiştir.

10 Ümraniye/İst. 25.09.2011 7,2 183      
11 Riyad Şehir Suyu   7,2 (Alıntı)        
12
  
Ümraniye/İst. Su 29.09.2011 7,0 133      
13
  
Kaynatılmış Su 8,6        
14 Kolonya/Limon 7,8 2      
15 Kefir Ayran 30.09.2011 4,3 4520      
16 Tam Yağlı Süt/Past. 6,6 3220      Katkı maddeleri TDS’yi yükseltir
17 Süt/Pastörüze 6,7 2830     Katkı maddeleri TDS’yi yükseltir
  Süt/Past. değil 04.05.2013 6,8 2400     Katkısız
  Günlük Süt/Past. 19.05.2013 6,6 2170      
  Süt (doğal/katkısız) 26.08.2013 7.1 2400     Katkısız
18 Elma Sirkesi

2,3

2,6

2480

1070

     
19 Çay

Dem: 4,9

 

Dem+Su: 5,4

Dem: 376      
20 Yeşil Çay (Doğal yaprak olarak toplanmış) 30.05.2013 6,0 244      
21 Süt katılmış Nescafe 03.10.2011 6,3 2330      
22 Sade nescafe 04.10.2011 5,7 1040      
23 Yoğurdun suyu 4,4

3810

3360

3330

     
24 Ayran 4,3 2530      
25 Az tuz katılmış ayran 4,3 3750     *Tuz her zaman TDS’yi çok yükseltir.
  Yogurt Suyu/Homojenize 11.06.2013 4,0 3670      
  Ayran (Tuzsuz, homojenize) 11.06.2013 3,9 2090      
26 Ümraniye/İst. Su 7,1 131      
27 Şekerli su 7,2 142      
28 Acılı Şalgam 16.10.2011 3,5

9390

    *Tuz her zaman TDS’yi çok yükseltir.
29 Ev Yapımı Turşu Suyu 3,5 10.000 üzeri     *Tuz her zaman TDS’yi çok yükseltir.
30 Hazır Nar Suyu 3,3 2750      
31 Doğal Limon Suyu 2,4 2720      
32 Ümraniye/İst. Su

16.05.2011

18.05.2014

7,1

7,1

185

180

    Yağmur yükseltmiş olabilir
33 Doğal Nar Suyu  25.10.2011  3,0 2390      
34 Su/Damacana 01.04.2012 8,3 77      
35 Ihlamur 08.01.2013 7,2 578     Kullanılan su şehir suyu olduğundan PH değeri ona göre değişmektedir. PH’ı yüksek sular kullanımında fayda vardır.
36 Yayla Suyu 28.04.2013 6,3 70     Yayla suyunun yağmur sularından fazla derine inmeden tekrar yüzeye çıktığı anlaşılıyor.
37 Latte 19.05.2013 6,7 1330     su olarak şehir suyu kullanılmıştır. PH:7-7,2
38 Su/BGTKmÇ2 21.05.2013 6,7 252     Mineral değerinin yüksek olması ayrıntılı inceleme gerektirir.
39 Portakallı Gazoz 31.05.2013 3,5 330      
40 Gül Suyu 31.05.2013 4,6 164      
41 Ananas Aroması   3,6 1050      
42 Şeftali Suyu   3,9 763      
43 Vişne Suyu   3,5 846      
44 Acısız Şalgam   3,6 8710      
45 Bir Köyün Suyu  

6,4

7,3

54

51

     
46 Su/Damacana   8.0 108     ozon, klor yok.
47 Süt (doğal/katkısız) 26.08.2013 7.1 2400      
48 Ev Yapımı Peynir Suyu 19.10.2013 5,5 8770     Tuz içermediği halde minareli en yüksek su. Kesinlikle atmayınız. Suyunu değerlendiriniz. Sütten, ayrandan ve yoğurt suyundan daha minerali yüksek.
49 Maydonoz Suyu 03.11.2013 6,6 847      
50 Doğal Kaynatılmış Elma Suyu 04.11.2013 5,5 458      
51 Su/Damacana 07.04.2014 7,0 16     Minarel değeri istenenden düşük
52 Keçi Sütü/Pastorize 09.04.2014 6,9 2840      
53 Su/Damacana 18.05.2014 7,8 (eskisi 7,2) 39     Eski tadı daha güzeldi
54  Su/Ümr/İst.  19.06.2014  7,11  90  0,13  27,1  
55  Su/Damacana  “  8,13  170  0,25  27,9  
56 Zemzem4 7,79 830

1,17mS/cm****

1170µS/cm****

17,9 Zemzem tadı
57 Zemzem4+Su1 7,79 450 0,64 16,8 Daha az zemzem tadı
58 Zemzem4+Su2 7,33 580 0,82 15,6 Az zemzem tadı
               
Not
  1. Gazı çıkan maden suları 0,3 derece kadar PH ları yükselir.
  2. Arıtılmamış suların değerleri farklıdır.
  3. Alınan numunelerin sıcaklık farkları PH derecelerini 0,1 ile 0,4 derece değiştirebilirler. Bizim aldıklarımız doğal ortamdan veya buzdolabından alınan numunelerdir.
  4. PH değerleri 0,1 ile 0,5 değerinde farklılık gösterebilirler.
  5. Günlük değerler arasında farklılıklar olabilir.
  6. Sudaki tuz/sodyum (Na) TDS değerini yükseltip PH değerini düşürür. İçeriğinde nekadar Tuz/Sodyum olduğu bilinmesi gerekir. Tuzluluk böbrek ve yüksek tansiyon hastaları için iyi değildir. PH”ı yüksek ise tuzluluk oranı düşük olabilir. PH”ın yüksek olması suyun kalitesi açısından önemlidir. Damarlardaki yağlanmayı önler, obaziteyi azaltır, hazmı kolaylaştırır vs…
  7. Minarelli yok denecek kadar az sular tavsiye edilmez. Vucutta mineral azlığına sebep olabilirler. Bu yüzden arada bir farklı suları deneyiniz. Hep aynı su alışkanlığı yapmayınız.
  8. 1 seneden fazla bekleyen suların PH değerlerinde bozulma görülür. İçeriğine göre bu artabilir ve daha az sürelere inebilir.
  9. Suyun oksijen değeri çok önemlidir. Genellikle yüksek yerlerden çıkan sular daha fazla oksijen içerir.
  10. Ozon ve Klor suyun tadını değiştirirler.
  11. Suyun tadı içindeki minarellere, PH değerine, mikroorganizmalarına ve oksijen değerlerine göre değişir.
  12. Güneşte bekleyen PET ve Damacanalara bunlardan kimyasallar geçer. Bunlar ise zararlıdır.

****Ölçümler bana aittir. Ölçümler satın aldığım bir zemzem suyu içindir. 19.06.2014

Not: Zemzeme su katıldığında PH, TDS, EC/CF, TAD oranları normal karışım özelliği göstermektedir. Kristal/Moleküler yapıda herhangi bir değişiklik olup olmadığı ise ayrıca incelenmesi gerekir.

                                                                                                                

  1. Su; kokusuz, renksiz, berrak, tortusuz ve içimi hoş olmalıdır. Sularda fenoller, yağlar gibi suya kötü koku ve tat veren maddeler bulunmamalıdır.
  2. Su; hastalik yapan mikroorganizma ihtiva etmemelidir. Suda bulunan vibrio cholera, salmonella typhi, hepatit virüsü gibi mikroorganizmalar sudan geçerek hastalığa sebep olurlar. İçme sularinin kesinlikle bakteriyolojik kirlilik tasımamasi gerekir.
  3. Suda sağlığa zararlı kimyasal maddeler bulunmamalıdır. Bazı kimyasal maddeler zehirli etki yapabilir. Arsenik, kadmiyum, krom, kurşun, civa gibi. Bunun yaninda baryum, nitrat, florür (1,5ppm üzeri), radyo aktif maddeler, amonyum, klorür gibi maddeler sınır degerlerinin üzerinde sağlığa olumsuz etkileri olan maddelerdir. Aynı zamanda bazıları suya kirli suların karıştığının göstergesidir. 
  4.  Sular kullanma maksatlarına uygun olmalıdır. İçme suyu ve sanayide, kullanma sularında demir, manganez ve sertlik değerleri önemlilik arzeder.
  5.  Sular agresif olmamalıdır. Sularin agresifliği, serbest karbondioksit (CO2) ile bikarbonat (HC03) iyonunun dengede olmasından ileri gelir. Suların agresifliği boruların korozyonuna sebebiyet verir. Ayrıca boruların aşınması halinde borudan ayrılan elementler su kalitesinin bozulmasına sebep olur.
  6. TS-266”ya göre, içme sularında pH 6,5-8,5 tavsiye edilen değerdir. Düşük pH’lı ve düşük TDS’lı sular, korozif oldukları için borulardaki birtakım zehirli metalleri çözebilirler. Yüksek pH’a sahip sularda ise pH’ı yükselten kimyasalların zararlı olup olmadığı belirlenmelidir. Bunun için ayrıntılı ölçüm gerekir.
  7. Sular Ozun, Klor, Ultraviole, Kaynaktma, Nanozarlan geçirme ile bakterilerden (0,5mikron ve üzeri) temizlenebilirler. Fakat virüsler 0,5 mikrondan daha düşük olduklarından her filtreleme işe yaramaz.
  8. Deniz suyu ve kuyu suları, taze yüzey sularına göre daha az çözünmüş oksijen içerirler. Yüksek yerlerdeki sular deniz seviyesine göre daha çok oksijen içerirler.
  9. Gazı çıkan maden suları 0,3 derece kadar PH ları yükselir.
  10. Arıtılmamış suların değerleri farklıdır.
  11. Alınan numunelerin sıcaklık farkları PH derecelerini 0,1 ile 0,4 derece değiştirebilirler. Bizim aldıklarımız doğal ortamdan veya buzdolabından alınan numunelerdir.
  12. PH değerleri 0,1 ile 0,5 değerinde farklılık gösterebilirler.
  13. Günlük değerler arasında farklılıklar olabilir.
  14. Sudaki tuz/sodyum(Na) TDS değerini yükseltip PH değerini düşürür. İçeriğinde nekadar Tuz/Sodyum olduğu bilinmesi gerekir. Tuzluluk böbrek ve yüksek tansiyon hastaları için iyi değildir. PH”ı yüksek ise tuzluluk oranı düşük olabilir. PH”ın yüksek olması suyun kalitesi açısından önemlidir. Damarlardaki yağlanmayı önler, obaziteyi azaltır, hazmı kolaylaştırır vs…
  15. Minarelli yok denecek kadar az sular tavsiye edilmez. Vucutta mineral azlığına sebep olabilirler. Bu yüzden arada bir farklı suları deneyiniz. Hep aynı su alışkanlığı yapmayınız.
  16. 1 seneden fazla bekleyen suların PH değerlerinde bozulma görülür. İçeriğine göre bu artabilir ve daha az sürelere inebilir.
  17. Zemzem suyunun Kral Suud Üniversitesi, King Abdul Aziz City of Science and Technology (KACST) tarafından açıklanan değerleri:

    KATYONLAR : Ca+2, Mg+2, Na+2, Fe+2, Mn+2

    ANYONLAR : Bikarbonat HCO3, Cl-1, SO4-2, N03 Nitrat, C03-2 Karbonat

    Sodyum/Sodium (Na) 133 mg/L (4.8×10−6 lb/cu in)
     Kalsiyum/Calcium (Ca) 96 mg/L (3.5×10−6 lb/cu in) (Orta yumuşak su)
     Magnezyum/Magnesium (Mg) 38.88 mg/L (1.405×10−6 lb/cu in)
     Potasyum/Potassium (K) 43.3 mg/L (1.56×10−6 lb/cu in)
     Bikarbonat/Bicarbonate (HCO3) 195.4 mg/L (7.06×10−6 lb/cu in)
     Klorür/Chloride (CI) 163.3 mg/L (5.90×10−6 lb/cu in)
     Florür/Fluoride (FI) 0.72 mg/L (2.6×10−8 lb/cu in) (0,6-1 ppm optimal seviyedir)
     Sülfat/Sulfate (SO4) 124.0 mg/L (4.48×10−6 lb/cu in)
     pH 7,9-8 (Bazik ve alkali)
     TDS değeri: Total dissolve alkalinity 835 mg/L (3.02×10−5 lb/cu in)

    Zemzemin içinde 34 tane element bulunmuştur. Bunlardan biri de Selenyumdur (Se). Bu element sarımsak ve soğandan bildiğimiz vucudun direncini arttıran bir elementtir. Çoğu toksik iken azı ise çok faydalıdır. Az miktarda da olsa zemsem suyu selenyum içerir.

    Yapısal olarak Sodyum Klorürlü (Sodium Cloride) ve metrotik bir sudur. Oluştuğu bölgeye uzaydan gelen kayaların ve metallerin yapısal etkisi vardır. (Zamzam is a sodium chloride water and of meteoritic origin. Adj.1.meteoritic – of or relating to or caused by meteorites)

    Zemzem suyu kimyasal olarak içmeye uygun bir sudur. Chemically Zamzam water is suitable for drinking purposes.

    Zemzem suyunun uzun seneler bozulmamasının nedeni belkide tuzluluk/sodyum (Na) oranının biraz yüksek olması olabilir. Ben 3-5 senelik zemzem içtiğim halde bir bozulma görmedim.

                                    

    Doğadaki Su Çeşitleri

    pH

    Yumuşak Sular/Soft water

    5,3-7,4

    Sert Sular/Hard water

    7,6-8,8

     Deniz Suyu/Sea water

    8,2-9,2

    Asidik kirlenmiş sular

    2,2-4,8

    Atmosferle pH”ı dengelenmiş su

    5,6

     Zemzem

     7,73-7,9-8,0-8,1

      

  18. Suda ya Nitrat-Azot3Oksit (Nitrate NO3) olmaması gerekir yaza izin verilen seviyelerin altında olması gerekir. Nitrik asit (HNO3) tuzu iyonudurlar. Nitrik asit ve alkollerin esterlerine nitrat adı verilir. Sağlık açısından zararlıdırlar.  

    Amonyak (NH3): Amonyak dogal sularda genellikle amonyum azotu (NH4) halinde bulunur ki buna serbest veya tuz halindeki amonyak denir. Sularda amonyak, kimyasal ve fiziksel olaylar veya mikroorganizma faaliyetleri sonucunda oluşur. Kimyasal ve fiziksel olaylar sonucunda oluşan amonyağın sağlığa zararı yoktur. Ancak mikroorganizma faaliyetleri sonucunda oluşan amonyak organik madde kaynaklı olma ihtimali bakımından tehlikelidir. 0.5 ppm”den büyük değerde amonyak kirliliğin belirtisidir.

    Nitrit (NO2) : İçme suyunda kesinlikle istenmez. Güneş ışığı ve bazı bakteriler nitratları nitrite dönüştürür.

    Nitrat (N03) : Azotlu organik bileşiklerin son yükseltgenme ürünleridir. Kuyu sularında nitrat genelde daha fazla bulunur. Özellikle bebeklerde blue-baby denilen hastalığa neden olur. Vücudu morarmaya baslayan bebeklerde bu hastalık ölüme dahi neden olabilir. Suda kötü koku yaparlar.

  19. İyonik Kalsiyum (Ca) vucudumuz için oldukça gereklidir. Diş ve kemik yapımızın ihtiyacını karşılarlar.
  20. TDS”i çok düşük olan sular agresif ve koroziftirler. Dolayısıyla özel kullanımlarda tedbir alınmalıdır. Örneğin bu sular depolanacaksa deponun metal yerine plastik olması tercih edilmelidir.
  21. Klorürün (CI) normal konsantrasyonlarında bir sağlık sakıncası yaratmadığı bilinmektedir. Ancak 250 mg/It’den yüksek konsantrasyonlarda tuz tadı oluşmaktadır. Klorür suyun iletkenligini artırdığı için korozyonu kolaylaştırır.Nadir olarak bazı bileşiklerle birleşerek zararlı olabilirler. Bazı durumlardada ozonda da bu gözükebilir. Her ikisi de suyun tadını değiştirirler.
  22.  Pekçok suda silis SiO2 (SilisyumdiOksit) bulunmaktadır. Bu çok doğaldır çünkü doğada en çok bulunan element silisyumdur (Si).
  23. Sülfür (S(-ll)) bilesikleri, çesitli reaksiyonlar sonunda olusturduklari tat, koku, toksitite ve korozyon gibi problemleriyle önemli kirletici durumundadirlar. Suda yüksek sülfatin anlami; yüksek sertlik, yüksek sodyum tuzu ve yüksek asiditedir. Sodyum sülfat ve magnezyum sülfat, insanlarda müshil etkisi gösterdiklerinden 250 mg/1 üst sınırla sınırlandırılmıştır. Hayvanlar için ise bu sınır 1000 mg/l olarak belirlenmistir. Bunun yanında sülfatlar suya acımsı tat verirler. Sülfatlar, kazan sularında CaSO4 ve MgS04 çökeltileri oluşturduğundan, bu tip sularda çok düşük miktarlarda tutulmalıdırlar.
      
  24. Suyun Toplam Sertliğini (Total Hardness) içindeki Kalsiyum (Ca) ve Magnezyum (Mg) miktarı belirler. Kalsiyum ve Magnezyum sertliği ayrı ayrı hesaplanabilir. Sert sularda iyi sayılmazlar. Fakat sonradan suyun sertliğine müdahele edilerek yumuşatılması sonucu da kanser vakalarında artma tesbit edilmiştir.  

    Sertlik, su içinde çözünmüs (+2) değerlikli iyonların (Ca+2, Mg+2, Sr+2, Fe+2, Mn+2 vb.), varlığının sonucudur. Ca+2 ve Mg+2 iyonları doğal sularda diğer iyonlardan daha fazla bulunduklarından, çoğunlukla sertlik, Ca+2 ve Mg+2 iyonlarının konsantrasyonlarının toplamı olarak ifade edilir. Diğer iyonlar genellikle komplex formda oldukları için sertliğe fazla bir katkıları olmaz. Bir suyun sertliği, sabunu çökeltme kapasitesinin ölçüsüdür. Sabun suda yaygın olarak kalsiyum ve magnezyum iyonları ile çökeltilir.

                                   

    Toplam Sertlik (CaCO3 mg/lt) Sınıflandırma
    0-50 yumuşak su / soft
    50-100 orta yumuşak / moderately soft
    100-150 biraz sert / slightly hard
    150-200 orta sert / moderatly hard
    200-300 sert / hard
    >300 çok sert su /very hard

    Sertlik yaratan maddelerin, eşdeğer kireç türlerinin karşılıklarına göre tanımlanmış sertlik dereceleri, genellikle Fransız, Alman ve İngiliz sertlik dereceleri cinsinden ifade edilir.

     

    1F = 10 mg/lt CaC03 Fransız Sertlik Derecesi

    1E = 14.3 mg/lt CaC03 İngiliz Sertlik Derecesi

    1D = 17.8 mg/lt CaC03 Alman Sertlik Derecesi

                                             

    Sertlik Dereceleri
    Çarpma Faktörleri Alman (°D) Fransiz (°F) İngiliz (°E) milival (mval)
    °D için 1 1.79 1.25 0.357
    °Fiçin 0.56 1 0.7 0.200
    °Eiçin 0.80 1.43 1 0.285
    mval için 2.80 5.00 3.5 1

    Sertlik artışı, suyun iletkenliğinin de artmasına sebep olur. Sertlik giderilirse;

    a. Sabun ve deterjan sarfiyati azalır.

    b. Korozyon kontrolüne yardımcı olur.

    c. Taşlaşmanın önüne geçilir.

    Sertlik giderme yöntemleri;

    * Kireç-soda yöntemi

    * Sodyum hidroksit ile muamele

    * Sodyum sülfatla yumuşatma

    * iyon değiştirme

  25. Demir  ve mangan içme sularında istenmeyen renk ve bulanıklığa sebep olurlar. Su borularının iç cidarlarında birikerek kesit daralmasına ve tıkanmalara yol açarlar. Aynı zamanda çamaşır, kumaş ve porselen eşya üzerinde leke bırakırlar. Demir kahverengimsi, mangan gri-siyah lekeler yapmaktadır. Bu özellikleriyle demir ve mangan konsantrasyonları yüksek sular; kağıt, deri, dokuma, plastik, gıda gibi sanayilerde kullanıldıklarında ürünün renk ve tadında değişmelere sebep olduklarından istenmezler.   

    Demir ve mangan (manganez) suda çözünmeyen (Fe+3 ve Mn+4) ile çözünen (Fe+2 ve Mn+2) hallerinin her iki şeklinde de bulunmaktadır. İki değerlikli demir ve mangan, genellikle yeraltı sularında bulunur.

    Gerçekte demir doğal sularda şu şekilde bulunur;
     1. Çözünür Ferrous iyonları.
     2. Ferrik iyonlari (asidesi yüksek sularda çözünür).
     3. Ferrik hidroksit (dogal veya alkali sularda çözünmezler).
     4. Ferrik oksit
     5. Organik bilesiklerde kombine halde veya demir bakterileri bünyesinde

    Su hava ile temas ettiğinde CO2 havaya karışırken moleküler oksijen suya karışmaya başlar. Oksijen ferrus (Fe+2) iyonlarını oksitleyerek Fe+3”e dönüştürür. (Fe+3) iyonları da serbest hidroksil (OH) iyonlarıyla reaksiyona girerek ferrik hidroksit [ Fe(OH)3] oluşturur. Bu bileşik çözünmez jelatimsi bir yapıya sahiptir ve bulunduğu yüzey üzerinde birikimler yapar. Aynı şekilde Mn+2 iyonları da Mn+ ”e dönüşürler.

  26. Toplam alkalinlik hesaplamalarında Kalsiyum Karbonat (CaCO3), Karbonat (CO3), Bicarbonat (HCO3) dikkate alınırlar.
  27. Florid seviyesinin  fazlası da (1-1,5ppm)  azı da (0,30ppm) zararlıdır.
  28.  Kaynatılan suların PH değerleri artarken TDS önemli bir değişiklik göstermez.
  29. Temizlik, sanayi, yemek sularında yumuşak sular tavsiye edilirken içme kaynak sularında sert olması daha uygundur çünkü sert sular yer altından geldiklerinden yüksek miktarlarda çözünmüş minareller içerirler.
  30. Suyun oksijen değeri çok önemlidir. Genellikle yüksek yerlerden çıkan sular daha fazla oksijen içerir.

Kaynaklar/References:

  1. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=176

 

Tıpta Biyoteknoloji Uygulamaları

Applications of Biotechnology in Medicine
Mehmet Keçeci

İlk Yazılış Tarihi: 09.03.2011

biyoteknoloji

    Bilimin teorik olarak sınırları zorladığı günümüzde aynı zamanda teknolojinin de sınırları zorlamaya başladığını görüyoruz. Sibernetik (Cybernetics, κυβερνήτης (kybernētēs, kybernétes), Cybernétique, Kibernetika, Kibernetik) kelimesini Platon (Plato, Eflâtun) (MÖ 427 – 347) tarafından ilk defa kullanılmıştır ve Liezi tarafından otomatları (1921’den önce robot kelimesi kullanılana kadar bu ifade kullanılmıştır) tanımlamasına karşın bir bilim dalı olarak ilk kurucusu olan Bedi’ûz-Zamân Ebû’l ‘İz bin İsmâ’îl bin Rezzâz el-Cezerî, al-Jazarī (530/1136 – 603/1206, Cezire/Cizre)’den sonra bir fizikçi olan Andre Marie Ampere (1775 – 1836) 1834’te kullanmıştır. Özellikle 1960 yılında “Cyborg-Siborg” adının Manfred Clynes ve Nathan Kline tarafından kullanılmaya başlanması ile insan-makine sistemlerinin düzenlenmesi, yapay zekâ, robotlar, kontrol sistemleri ve biyolojik parçaların üretilmesi ve tasarlanması her geçen gün artmaktadır. [1] 1970’lerde yeni sibernetikçiler ve 1986 sibernetik metaforu özellikle biyoloji bilimlerinde kullanımı ve etik konuları tartışmaya açıldı [2] ve bu konu hâlâ günümüzde de tartışmaya açıktır.

    İlk robot kelimesi Karel Čapek’in R.U.R (Rosumovi Umělí Roboti, Rossum’s Universal Robots, Rusumovi’nin Evrensel Robotu) adlı kitabında geçmiştir. 1986 yılında ilk olarak yapılan insanımsı ASIMO (Advances Step In Mobality) E1 serisinden günümüze oldukça yol alınmıştır ve kendisini Dünyanın en gelişmiş insanımsı robotu olarak tanımlar. [3]
 

    Günümüzde daha da biyolojik alanlara girerek göz lenslerine optoelektronik bütünleşik devreleri, ledleri ve radyo frekansı ile kontrolü çalışmaları başlamıştır. Bu teknolojinin üretilmesi için tamamen biyolojik yapılara zarar vermeyen üretim ve teknolojilerin geliştirilmesi gerekiyor. [4] Örneğin ledlerde bulunan toksik maddelerin giderilmesi gibi. Lenslerin ultrasonik olarak hassas temizlenmesi gerçekleştirilmiştir.
 

    DNA mikro yongaları (mikroçip, gen çip, microarray, microchip, biyoçip), robotları, makinaları gelecekte hastalık oluşumunun ilk evrelerinde müdahale etme imkânı bulabileceklerdir. Şu an için bu teknoloji çok erken sayılsa da gelişen teknoloji buna imkân vermektedir. Genellikle bunlar canlı biyolojisine zarar vermemesi için cam, plastik ve silikondan üretilmektedirler. Günümüz bilgisayar teknolojisi artık nöral ağ simülasyonlarına imkân vermektedir. Böylelikle beyinde oluşan hasarları daha iyi tahmin ve tespit etme imkânı oluşacaktır.
 

    Biyoteknoloji ve uygulamaları her yıl bir önceki yıla oranla ortalama %10 artmaktadır ve bu artışın özellikle yiyecek olarak kullandığımız ürünlerin canlılar ve doğa üzerindeki etkileri tam olarak bilinmemektedir. Fakat hızlı bir sanayi olarak geliştiğinden ancak bireysel veya toplumsal dikkatlerimiz bunun zararlarını minimize etmemizi sağlayabilir. Aslında insanoğlu ilk biyoteknolojik uygulamasını MÖ. 4000 yılını mayalı ekmek yapımı olarak alabiliriz. Bu günümüzde gen (DNA) mühendisliği, doku (tissue) mühendisliği, biyosensör teknolojileri, implant teknolojileri artık neredeyse kaçınılmaz bir seviyeye ulaşmıştır. 200’den fazla hastalık (HIV/AIDS, otoimmün, kanser, alzheimer, kalp, şeker, skleroz, artrit) için biyotek uygulamaları üzerinde çalışılmaktadır. 1995-2005 yılları arasında başlayan ve tamamen biyotek (biotech) teknolojisine dayanan 400’den fazla ilacın 2016 yıllarında eczanelerimizde deneme satışlarının başlanacağı öngörülmektedir. [5]

    Biyoistatikcilerin araştırmalarına göre dünyanın her yanında benzer zamanlarda ortaya çıkan bazı semptomlara, belirtilere karşı Akdeniz tipi doğal beslenme metabolik hastalık belirtilerine (metabolic syndrome), kalp sistemi, obezite (aşırı şişmanlık), HDL-kolesterol seviyesi, trigliserit, kan basıncı, şeker metabolizmaları üzerinde olumlu etkileri göstermektedir. Akdeniz diyetinde günlük tüketimde sayılan yiyecekler ise zeytin, zeytinyağı, meyve, sebze, kepekli tahıllar, düşük yağlı süt ürünleri ile haftalık tüketim için balık, kümes hayvanları, kabuklu yemiş, baklagiller ve düşük kırmızı et tüketimidir. [6]

    Biyoteknoloji, biyotıp uzmanları birçok alanda insanlık adına birçok güzel çalışmalar yapsalar da ucu açık çalışmalarında olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bunu gelecekte öğreneceğiz fakat fizikçilerin bir kanunu vardır ki bu bütün bilim dallarına da uygulanabilir. Her sistem kendi kararlı durumuna dönmek ister. Kararlı durum (steady stade) dışında enerji harcamak zorundadır ve sistem enerji kaybeder fakat kararlı durumda sadece iç enerjisi (entropi kuralı) dışında buna ihtiyaç duymaz. Bu kural kısaca dinamik denge veya biyolojide buna homeostaz (organizmada normal şartların devamlılığı, homeostasi, homeostasis) denebilir bu aynı zamanda, kimyada, ekonomide, elektronikte, fizyolojide ve birçok bilim dalında çok rahatlıkla kullanılır. Bunu biyoteknolojinin genetik ürün çalışmalarına getirecek olursak doğal ortamda oluşan ile oluşmayan arasında bir kararlı durumdan çıkma mevcuttur ve bu da insan vücudu sistemi için doğal olmayan bir uyumsuzluk meydana getirebilir. Biyoteknoloji hızla gelişse de organik, doğal beslenmeden yana olmanın faydaları kaçınılmazdır. Bunun dışında tüm hastalıkları giderecek yöntemler bizim için gelecekte kaçınılmaz yöntemler olacaktır.

    Ayrıca çağımızda bilim ve teknolojinin zirveye çıkması insanların psikolojilerine ve hayallerine de etki etmeye başlamıştır. Bu ise bir pelerinin arkasından bilimi hayalleri ile süslemek anlamına gelir. Belki bilim felsefesi, gelecek bilimi ve teorik bilim dalları bir bakıma buna benzer ama bunlar bilimin temel verilerini çok iyi kullanırlar. Bu temelden yoksun olanlar bir Süpermen, yarasa adam (batman), süper kahramanların fiziği hatta ölümsüzlük hayalleri peşinde olmaları hayatlarının ilerleyen zamanlarında bir hayal kırıklığı, bir çöküntüye yol açabilir. Bazen eldeki tüm imkânlara karşı hayatın doğallığına boyun eğmekteyiz. Belki de bu insanoğlunun bitmek tükenmez hayal ve isteklerini eğitmesi için önemli bir fırsatlar zinciridir.

    Biyoteknolojinin güzel yanlarından biri de bilgi güvenliği sağlamasıdır. Artık her birey diğerinden çok hassas yöntemlerle ayrılabilmektedir ve bunun için fazla bir maliyette (DNA veya kan analizi gibi) gerekmemektedir. Parmak izi, retina taraması, yüz taraması, ses analizi gibi yöntemler artık hayatımızın her alanında kullanılır olmuştur. Evimizdeki bilgisayarımızı, kapıyı veya kasamızı açmak için dahi bunlardan birini kullanır hale geldik. Özellikle işyerlerinde çalışanları takip etmek açısından çok kolaylık sağlamıştır. Hastalara yerleştirilen biyosensörler ile hasta her an takip ve müdahale edilebilir hale gelmiştir.
 

Not:

Sibernetik; insân ile onu çevreleyen varlık âlemi diyaloğu, etkileşimi sonucu ortaya çıkan gerçeklik algısı ve bu algının uygulamalı bir disiplin dalıdır. Mehmet Keçeci, 15.01.2014. [7]

Sibertıp: Bilgisayar, internet, ağ, kablolu-kablosuz iletişim, mekanik, elektronik, robotik, veri işleme ve değerlendirme teknoloji ve yazılımların tümünü aynı anda veya kısmi olarak insân ve diğer canlıların teşhis, tedavi ve takibinde rol alan bir disiplin dalıdır. Mehmet Keçeci, 15.01.2014. [7]

Kaynaklar/References:

  1. Cyborgs and Space in Astronautics (September 1960), by Manfred E. Clynes and Nathan S. Kline.
  2. Jean-Pierre Dupuy, “The autonomy of social reality: on the contribution of systems theory to the theory of society” in: Elias L. Khalil & Kenneth E. Boulding eds., Evolution, Order and Complexity, 1986.
  3. http://asimo.honda.com
  4. http://spectrum.ieee.org/biomedical/bionics/augmented-reality-in-a-contact-lens/0
  5. Ernst & Young LLP ve Guide to Biotechnology 2007 (The Guide to Biotechnology is compiled by the Biotechnology Industry Organization)
  6. Christina-Maria Kastorini, Haralampos J. Milionis, Katherine Esposito, Dario Giugliano, John A. Goudevenos, and Demosthenes B. Panagiotakos. The Effect of Mediterranean Diet on Metabolic Syndrome and its Components A Meta-Analysis of 50 Studies and 534,906 Individuals. J Am Coll Cardiol, 2011; 57:1299-1313 DOI:10.1016/j.jacc.2010.09.073
  7. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=183