Burma (Myanmar) Thayetmyo Türk Şehitliği

Mehmet Keçeci

24.07.2012

Burma Türk Şehitliğinin Şu Anki Durumu (Fotoğraf: Faruk Budak)

    1916 I. Dünya savaşında Irak, Suriye, Filistin, Arabistan’daki Osmanlı askerlerinin İngilizlere esir olan 12.000 Türk askeri İngiliz sömürgesi olan Burmaya getirilmiş ve orada kaldıkları süresince birçok hastalıktan vefaat etmişlerdir. 1.500 askerimizin kabri Thayetmyo (Thayet Myo) – Mektila Türk Şehitliğindedir. Burası Burmanın başkenti olan Magway (Magwe) Bölgesinin/Eyaletinin Thayet şehri/ilçesindedir. Magway susamı ve farklı kabuklu yemişleriyle meşhurdur.

Myanmar

Şehitliğin kitabesi Türkçe ve Burmacadır. Kitabede:

    “Birinci Dünya Savaşı’nda Irak, Suriye, Filistin ve Arabistan cephelerinde Osmanlı ve İngiliz Orduları arasındaki çarpışmalar sırasında İngilizlere tutsak düşerek Burma’ya getirilen ve burada vefat eden aziz Türk askerlerinin anısına” yazılıdır. Geri kalan Türklerin ne kadarının geri geldiği bilinmemektedir.

    Burma 60 milyondan fazla nüfusa sahip. %89 Budist, %4’ü Müslüman, %4 Hıristiyan olan bir ülke.

    Eyaletlerinden biri olan Rakhine (Rakhaing) eyaletinde 4 milyon nüfusa sahiptir. Burada genelde Budistler, Müslümanlar, Hindular yaşar. Maalesef bu günlerde Arakan (Arakanese) bölgesinde Budistler tarafından Müslümanlar katledilmektedirler ve yurtlarından sürülmektedirler. Şu ana kadar 100.000 civarında Arakanlı Müslüman Bangladeş’e geçmek zorunda kalmıştır.

Buraya mutlaka bir çözüm bulunması gerekir.

Not 29.07.2012: Kardeşim Aydın Keçeci’nin hatırlatması ile öğrendiğim Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu

Türkiye’nin 5 ay önce Burma’ya yeni bir büyükelçi atadığını hatırlatarak, yeni büyükelçiden Birinci Dünya Savaşı sırasında bu bölgede şehit olan Türkler’in mezarlarını bulmasını istediklerini söyledi. Dışişleri Bakanı, Türk şehitlere ait mezarların bulunduğunu ifade ederek, şehitliğın düzenlenmesi için gerekli girişimlerin başlatıldığını belirtti.” Kaynak: http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=28.07.2012&i=397916&k=m19

Bu hassasiyetinden dolayı Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’na ayrıca teşekkürlerimi iletirim. Bizim ailede de 1916 ve 1917 yıllarında II. Kolorduya kayıtlı 2 şehidimiz var ama ben hâlâ yerlerini öğrenemedim ve soracağım son bir kurum kaldı.

Not 02.08.2012: İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW: Human Rights Watch): Arakan’daki katliam sivil çatışma değil, devlet zulmü. Burma: Government Forces Targeting Rohingya Muslims.
Kaynaklar:

  1. http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1326860&title=arakandaki-katliam-sivil-catisma-degil-devlet-zulmu
  2. http://www.hrw.org/node/109214
  3. http://www.hrw.org/features/burma-violence-arakan-state

Not: 10.08.2012:

“Bugün burada tarihi bir buluşmaya, bir vuslata şahit oluyoruz. I. Dünya Savaşı’nda çok değişik cephelerden, Filistin’den, Mısır’dan, Irak’tan, Suriye ve diğer cephelerden toplanarak, esir olarak Basra’ya getirilip, daha sonra Basra’dan Karaçi’ye gemilerle, Karaçi’den Kalküta’ya trenlerle, Kalküta’dan da Yangon’a, oradan da buraya esir kamplarına getirilen dedelerimizin huzurundayız” Ahmet Davutoğlu

Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından esir alınan ve myanmar‘a getirilen 12 bin Türk askerinden dolayı bu ad verilmiş. Yemen, Mısır ve Suriye cephelerinden esir alınarak, demiryolu inşaatında çalıştırılmak üzere getirilen askerlerden bir grup bu köye yerleşmiş, bölge halkıyla yakın ilişkiler kurmuş. Türk Camisini tamir etmiş. 780’i burada vefat etmiş. İşte camiden az ilerideki 10 bin dönümlük boş arazide onlar yatıyor. 10-15 tanesinin mezar taşı duruyor. Bir o kadarınınki de cami duvarının dibinde. Cami imamı Muhammed Ali, gönüllü koruyucusu şehitliğin.

Cevapsız Mektuplara Cevaplar Gitmeye Başladı:

Türk heyeti, Bakan Davutoğlu yıllar önce esir olarak geldiği bu topraklardan ailesine mektup yazan Koşikavaklı İsmail’in mektubunu okurken gözyaşlarına hâkim olamıyor. Annesine niçin mektup yazmadığını soran esir asker, “Gözden ırak olduysak gönülden de mi ırak olduk?” diye soruyor çünkü. Genelkurmay’ın arşivinden çıkan mektup, ailesine hiç ulaşmamış. Davutoğlu, bu mektuplara buraya gelerek fiilen cevap verdiklerini söylüyor: “Şimdi biz bu mektuplara, fiilen buraya gelerek bir cevap getiriyoruz. Diyoruz ki, aziz ve muhterem şehitlerimiz, Koşikavaklı İsmail, Bigalı Hakkı, Manisalı Muhammed, Konyalı Veli, İstanbullu Ahmet, sizlerin aziz huzurunuzdayız ve sizlere, mektuplarınıza 75 milyondan cevap getirmek için buradayız. Biliniz ki siz hiçbir zaman bizim gönlümüzden, zihnimizden ırak olmadınız. Anadolu’dan, geride bıraktığınız o aziz vatandan, size dualar, rahmet duaları, niyazlar getirdik. Geride, savaşlardan bezmiş, yorgun düşmüş, nüfusu 10 milyona kadar gerilemiş, Anadolu’ya çekilmiş bir millet bırakmıştınız. Şimdi 75 milyonluk bir millet sizin aziz hatıranıza selam gönderiyor. Onların selamı sizin maneviyatınızın üzerine olsun.”

Kaynak: http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&ArticleID=222381&q=arakan

Not: Youtube’daki görüntülerde budistler Müslümanları canlı canlı yakıyor ve parçalayarak öldürüyorlar ve bu devlet desteği ile gerçekleşiyor. Ben bunun bir sebebininde Myanmardaki 2. inanç gurubunun hıristiyanların eline geçmesi için yapıldığını düşünüyorum. Bu hem budistlerin hemde hıristiyanların işine gelmektedir. Resmi açıklamalarda da hıristiyanlar 2. sırada gösterilmektedir.

Oralara giden tüm ekibe de (Ahmet Davutoğlu, Emine Erdoğan vs.) ayrıca teşekkürlerimi bildirim. Bu bir ziyaret meselesi değil bir insanlık onuru, şahsiyeti, vicdanı meselesidir. Vicdanı olan herkesin mazulun yanında zalimin karşısında olabilecek şuuru hissetmesi gerekir.

 

burma_burninghouse

 

Arakan Katliamı

Myanmar/Burma ile ilgili fotoğraflar:

Bilimsel Tekâmülün Yeni Paradigması

The New Paradigma of Scientific Improving

Mehmet Keçeci

23.07.2012 Pazartesi 16.04

    Higgs Bozonunun 04.07.2012 tarihinde 5 Sigma ile kabul edilmesinden sonra Normal Standart Modelin (SM)  geleceği ve var olan anomalilerin, aykırılıkların nasıl açıklanabileceği ile ilgili sorular ve sorunlar artmaktadır. Var olan model ve paradigma, değerler dizisi gelecek için yetersizdir. Hatta bu yetersizlik bir krize, bunalıma dahi yol açmaktadır.

    Fakat yeni yol nasıl çizilmelidir. Model mi değiştirilmeli, paradigma mı değiştirilmeli? Bu sorunun cevabını kolay kolay vermek elbette mümkün değil fakat yakın bir gelecekte bunların cevabı aşikâr olacaktır.

    Mehmet Keçeci olarak benim önerim:

    Yeni bir Standart Modele (Y-SM) (New Standart Model N-SM) geçmeden önce daha alınacak bir çok yol olduğundan Genişletilmiş Standart Model (G-SM) (Extended Standart Model E-SM) çalışmaları ve öngörüsüdür.

Bu G-SM’de neler olabilirler.

  1. Etkileşim kuvvetlerin sayısını 4’ten 8’e çıkarmak. (6, 7’ye kadar çıkaranlar mevcut fakat 8 olduğunu söyleyenlere rastlamadım.)

    1. Elektromanyetik Kuvvet

    2. Zayıf Kuvvet (Elektro-Zayıf Kuvvet olarak 1968’de birleştirilmiş ve doğruluğu kanıtlanmıştır.)

    3. Güçlü Kuvvet

    4. Gravitasyon

  2. Süpersimetri deneylerini arttırarak var olup olmadığının kesinleştirilmesi (CERN, Fermilab vs.)

  3. Yüksek boyut deneylerini arttırarak var olup olmadığının kesinleştirilmesi (CERN, Fermilab vs.)

  4. Sicim teorilerine deneysel öngörüler sunarak test edilmesi (CERN, Fermilab vs.)

  5. Kuantum mekaniğin öngördüğü ve klasik olarak anlaşılamayan olguların çözümü için deneysel öngörülerin yapılması. (CERN, Fermilab vs.)

  6. Kara cisim ve karanlık enerjinin deneysel öngörüler sunarak test edilmesi (CERN, Fermilab vs.)

  7. Higgs sonrası yeni parçacıkların varlığı hakkında deneysel öngörüler sunarak test edilmesi (CERN, Fermilab vs.)

  8. Madenin yeni hallerinin (Katı, Sıvı, Gaz, Plazma vs.) olup olamayacağı hakkında deneysel öngörüler sunarak test edilmesi (CERN, Fermilab vs.)

  9. Farklı hadron (veya parçacık, fermiyon, bozon vs.) birliktelikleri (bildiğimiz madde tipinin dışında) oluşturup oluşturamayacaklarının deneysel öngörüler sunarak test edilmesi (CERN, Fermilab vs.)

  10. Yeni evrensel sabitlerinin araştırılması.

  11. Sonsuz menzilli etkileşimlerinin çökme noktalarının olup olmadıkları menziller deneysel öngörüler sunarak test edilmesi (CERN, Fermilab vs.)

  12. Arka alan ışımasının daha geniş anlamı üzerinde çalışmaların yapılması

  13. Kuantum Alan Teorilerinin öngördüğü bazı matematiksel hipotezlerin ne kadarının fiziksel realiteye uyduklarının testleri

  14. Kuantum bilgisayar denemelerinin yapılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi (Bunun yapılmasını 2040 ve sonrası olabileceği kanaatindeyim)

  15. Rölativistik teoriler ile Kuantum mekaniksel teorilerin birleşebileceği yönde çalışmaların arttırılması (belki yeni model ve paradigmada bunlara gerek kalmayabilir fakat şu an için bu erkendir.)

Genç kız mı yaşlı kadın mı?

    Evet, benim Genişletilmiş Standart Model (G-SM, GSM) öngörülerim bunlar sayılabilirler. Önümüzdeki 2060 yılına kadar yeni model yerine genişletilmiş modele devam edilmesi ve buradan çıkacak sonuçlara göre yeni model veya yeni paradigma geçişlerinin değerlendirilmesi olarak düşünmekteyim.

    Bazıları yeni bir paradigma için yeni bilimsel veriler ve gelişmeler yerine tamamen yepyeni bir paradigmanın sunumunu daha iyi olabileceğini söyleyebilirler fakat ben bunun için biraz erken olduğu kanaatindeyim ve 2050-2060 sonrası bu paradigma bunalımının, krizinin, felcinin yerine yeni bir paradigma geçeceğini düşünmekteyim.

    Her paradigmanın azami 200 yıl kadar (günümüz için) bir ömrünün olduğunu düşünmekteyim ve şu anki paradigmanın ömrü Planck‘ın “Kara Cisim” “Blackbody” ışımasının kuantlaştığını ve enerjinin kuantum durumunun değişmesiyle salındığının bulunduğu 1900 olarak düşünürsek (Kuantum mekaniği genel olarak 1925’e kadar sürmüştür) 112 yıl olarak kabul edebiliriz (Aslında bu öngörü 1860‘ta Gustav Robert Kirchhoff tarafından öngörülmüştür. Otto Richard Lummer ve Ferdinand Kurlbaum önemli yayınlar yapmışlardır). Yani son sınırın 2100-2125 olacağını düşünüyorum. 2050-2060 yıllarından sonra tam bir paradigma felcinin yaşanacağı kanısındayım.

    Ayrıca bu yeni paradigmaya geçişlerde yeni aksiyomlar, belitler, postulatlar gündeme geleceği kesin gibidir. Bilimin en realitesi Fizikte olsa o’da aksiyomlara dayanır. Kuantum Mekaniğinin aksiyomları, Hilbert uzayının aksiyomları gibi.. Aslında aksiyomların varlığı evrendeki bilimin hiçbir zaman bir reel realite değil de hep buna yaklaşmaya çalışan bir yapıda olduğunu gösterir.

    Bu ne anlama gelir? Benim kendime özgü yani bana ait bir örnekle cevap vereyim?

    Evren duvak giymiş bir geline benzer bilim insanı veya bilim o duvağı her açtığında farklı bir gelin gözükür. Gelinin kendisi mutlak realite olmasa da gerçek ve realitesi mevcuttur. Bilim ise onu tanımlamaya çalışan ve her açışta bazı tanımları değişen bir felsefi, matematiksel yapıdır. Gelinin realitesi olduğundan biliminde sanki realitesi varmış gibi yorumlanmaktadır. Asıl realite evrenin kendisinden kaynaklanmaktadır bilimin kendisinden değildir.

    Mutlak realite ile realite arasında oldukça fark vardır. Realitenin varlığı kendisinden değil ve geçicidir. Mutlak realitenin varlığı kendisinden ve geçici değildir.

    Paradigmanın değişimi için bir olaya bakış açımızı değiştirmemiz gerekir. Görünende değişecektir fakat oradaki nesne aynı nesne olduğu halde bakış acımızla birlikte görünen değişmiştir. Evrenin fiziksel realitesi de böyledir. Eğer bizler evrene bakış açılarımızı değiştirdikçe o’da bize kendi görünümünü değiştirecektir. Bu anlamda bizler hiçbir zaman evrenin mutlak hakikatine varamayacağız ama hakikati bulmada ilerleyen doğrulara sahip olacağız.

    Hakikat için bir adım daha atmaya değmez mi?

Vazo mu birbirlerine bakan insan mı?

Kuantum CPU

Bu resim ve yazı 05.12.2011 tarihinde Facebook adresime eklenmiştir.

        Bir zamanlar gelecek bilgiler Kuantum Bilgisayarları ile şifrelenecek. Şimdilik bu şifrelerin kırılamayacağını düşünüyoruz. Birileri bunun için bir çözüm üretirse hem bunu çözmek çok zor olacak hem de her şey altüst olurcasına karışacaktır. Siber âlemde %80’den fazla güvenlik olmaz. Bu kuantum bilgisayarları ile değişecek mi? Yeni teori ve araştırmalarımız bunu da bir gün gösterecektir.

Not: Şu anda ABD’de -270 derecede çalışan 2. nesil kuantum bilgisayarı vardır. Fakat bu deneme amaçlı bir bilgisayardır.

esed’in Düddürüsü

esed'in Düddürüsü

Atası câni kendisi câni

İnsanlar olanları seyrediyor hâni hâni

Bir de keyifle izleyenler yâni

İnsanlık nerede kaldı bu da mâni

 

Ey esed misin yoksa bilmem ne câni

Bekle geliyor korkuların hâni hâni

Sanma ki kaçacaksın yâni

İnsanlık nerede kaldı bu da mâni

 

Mazlumlar ölürken sen câni

Bir de köpekleri var hâni hâni

Sıra gelir diye yâni

İnsanlık nerede kaldı bu da mâni

Simetrî (Mehmet Keçeci)

16.07.2012 Pazartesi 14:52

Paralel Evrenler Hipotezi Hakkındaki Sorular

Questions About Parallel Universes Hypothesis

Etkileşimli Reel Fiziksel Paralel Evrenlerin İmkânsızlığı

 Impossibility of Interactive Real Physical Parallel Universes

Mehmet Keçeci

10.07.2012

Evrenin mikrodalga ardalan ışıması

 

İlahiyatçıların Soruları:

Soru 1. Fatiha suresinde geçen “âlemin” kelimesi paralel evrenleri ima etmez mi?

Cevap 1: Âlemin kelimesi cemi/çoğul, müennes/dişil bir kelimedir ve anlamı âlemler olarak ifade edilir. Buradaki âlemin çoğul olması bizlere birçok âlem olduğunu dişil olması ise bunların içinden benzerlerinin çoğaldığını göstermektedir.

Fakat “Paralel Evrenler” deki paralel ifadesi “Paralel Âlemler” anlamına gelir ki bu sûreden bunu anlamak ve bu manayı çıkarmak zordur.

İlk önce biz paralel evrenlerden kastımızı net olarak koyalım: Var olan evren modelleri

  1. Evrenimiz, Kozmos (Universe, Cosmos): Var olan uzayımızın ve fiziksel yasalar dahilindeki evren.

  2. Paralel Evrenler (Parallel Universe): Aynı anda evrenlerin çok fazla veya sonsuz sayıda paraleli olması

  3. Çoklu Evrenler (Multi Universe-Multiverse): Birden fazla evrenin veya sonsuz sayıda evrenin olması (Evrenimizin etrafında oluşturulan bütün muhtemel evren modelleri)

    1. Evrenler tamamen bağımsız olabilirler

    2. Evrenler etkileşim içinde olabilirler

    3. Evrenler paralel olabilirler

    4. Evrenlerin bir kısmı paralel, bir kısmı etkileşim içinde, bir kısmı etkileşimsiz olabilirler

    5. Evrenlerin hepsi aynı anda var olabildiği gibi farklı zamanlarda da var olmuş olabilirler

  4. Fiziksel olmayan âlemler (melekler, ruhlar vs.). Bu şu anda bahsettiğimiz konunun dışındadır ve bizim kastettiğimiz ise sadece reel fiziksel evrenler içindir. Fakat ayette geçen “Âlemler” ifadesi bunları da kapsamaktadır.

  5. Çoklu Dünyalar (Many Worlds): Bu çoklu evrenlerden farklı olarak aynı evrenin içinde fakat sanki farklı evrenler veya farklı boyutlardan vs. kaynaklanan sebeplerden dolayı ortaya çıkan durumlar. Özellikle kuantum mekaniğinin öngörülerinde beliren durumlar.

  6. Metaverse: Bireysel evrenin fiziksel gerçeğinin sanal realite similasyonuna veya herbir gerçekliği filmin üzerindeki bir birinden bağımsız kareleler veya M-Teorisindeki braneleri/zarların herbirini bir katmana/sheet’e bağlanması ile oluşturulan evren modeli. Bu yorumun önemli tarafı sanal alemi kullanarak insanlar üzerinde fiziksel realitelere yol açan işlerin başarılabileceğidir. Psikologların ve devlet yöneticilerin bu noktayı iyi değerlendirmeleri gerekmektedir.

  7. Xenoverse: Metaverse ve multiversin dışında çok bilinmeyenli bir evren modeli

  8. Hyperverse: Çoklu Xenoverse

  9. Omniverse: Tüm ihtimal dahilindeki evrenler ve tüm ihtimal dahilindeki fiziksel yasalardan oluşan evren modeli.

Örneğin bir sabun köpüğünün diğer yüzlerce köpüğün içinde, yanında veya ayrışık bir durumda olması fakat hepsinin aynı fiziksel kanunlara tabi olmaları fakat boyutlarının, hızlarının, kütlelerinin, çevre etkileşimlerinin farklı olmalarından dolayı farklı tepkiler göstermeleri gibidir. Bir kovanın kenarına bir bardak su dökerseniz suyun çoğu kovanın dibine inerken (yerçekimi kanunu galipken) küçük bir kısmının kovaya tutunması (kimyasal bağların galip gelmesi) gibi fiziksel kanunların önceliklerinde değişmeler olmaktadır. Küçük veya büyük ölçek, kütle, hız bu öncelikleri değiştirmektedir.

Evrenimizde 9-300 Sektilyon (Sextillion)=9-300×1021

=9-300.000.000.000.000.000.000.000 tane yıldız var demektir. (3 trilyon çarpı 100 milyar)

Bu sadece bizim evrenimizin yıldızlar âlemi. Dikkat edilirse birçok yıldız türü vardır yani sadece evrendeki yıldızlar bir âlemdir.

Şimdi gelelim yıldızlar bir araya gelerek galaksileri oluşturmaktadırlar. Bizimde içinde yaşadığımız samanyolu 200milyar yıldızı içermektedir. Yani bir insan ömrü boyunca sadece yaşadığımız galaksideki yıldızları saymaya kalksa buna ömrü yetmiyor.

Şimdi gelelim “Galaksiler Âlemine”:  Her galakside ortalama 100 milyar yıldız olduğunu düşünelim.

9-300 Sektilyon (Sextillion)/100milyar=9-300×1021/100×109

=9-300.000.000.000.000.000.000.000/100.000.000.000=9-300×1012

=9-300 trilyon galaksi demektir. Ortalama galaksideki yıldız sayısını artırırsa bu da bize en az 1 trilyon ile 300 trilyon galaksi anlamına gelir ki bu da sadece galaksi âleminin büyüklüğünü ve çeşitliliğini gösterir.

Gelelim galaksi âlemleri bizim gibi meydana gelen “Güneş Sistemi” veya buna benzer “Güneş Sistemi Âlemleri” ne fakat ben burada bunun hesabını yapmayacağım bunun yerine sadece Güneş Sistemimizin ne anlama geldiğine bakalım.

Güneşimizin bir yıldız olduğunu unutmayalım. Yaşı yaklaşık olarak 4,6 milyar yıl (evrenimizin yaşı 13,7 milyar yıl).

Güneşimiz çevresinde birçok gezegen, asteroit ve küçük gezegen ve uyduların oluşumuna yol açmıştır. Bunlardan bir tanesi de dünyamızdır. Sadece dünyamızın içinde 2 milyon hayvan türü tespit edilmiş ve tahminen 8 milyon ise daha tespit edilmeyi beklemektedir.

Ortalama evrenimizde 118 element (element âlemi) var olmasına rağmen milyonlarca farklı türde bileşik oluşturmaktadırlar.

Bitkiler vs. dikkat edilirse bunların hepsi farklı âlemlerdirler, hepsi çoğuldurlar, hepsi kendinden sonrasını için bir üretim ve değişim yaparlar yani dişil ve doğurgandırlar.

Madenin (reel fiziksel) yanında birde enerji kısmı vardır. O ise ayrı bir âlemdir. Biz bunu fiziksel evren içinde düşünmekteyiz. Fizik ötesi olanlar için (ruhlar vs.) bir ifade kullanmamaktayım. Yani onların tanımını ilahiyatçılara ve dini metinlerin ifadesine bakılması gerekli olduğu düşüncesindeyim. Çünkü fiziğin sınırları yine fizikçiler tarafından çok iyi belirlenmiştir. Fakat dini olarak veya fizik felsefesi olarak elbette ki bu konularda da bir şeyler söylenebilir.

Paralel evrenler için en önemli çalışma Mikrodalga Arkaalan/Ardalan/Arkafon Işımasıdır (Microwave Background Radition) ve yapılan 7 senelik çalışma sonucu verilerde ne paralel evrenlere nede çoklu evrenlere ait bir ipucu bulunamamıştır. Olması halinde bunun tespiti çok kolay ve net olurdu. Ben fizikçilerin öne sürdüğü diğer delillerin özellikle kuantum mekaniğinden gelen süperpozisyon ilkesi (dalgaların üst üste binmesi, dejenerasyon, , yozlaşma, soysuzlaşma), tünelleme, gözlemcinin deneye müdahil olması, Schrödinger’in kedisi vs. delillerin yine aynı evrende olan fakat çoklu dünyalar gibi davranmasına sebep olan nedenlerden dolayı olduğunu düşünmekteyim. CERN’de bundan sonraki deneyler işte bu gizemleri daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. CERN’de yapılan hiçbir deneyde şu ana kadar ne yüksek boyut, çoklu evren nede paralel evrenlere ait hiçbir bulgu oluşmamıştır.

Paralel evrenler ve çoklu evrenler dairesel, devri daim modellerin alt modelleridirler ve hiçbir zaman bir başlangıcı gerçek olarak modelleyemezler. Mutlak boşluk (evrenimizden önceki hal) ile bir evrenin içindeki kuantum alanının (uzay alanı, vakum alanı) farkını betimleyemezler. Yani bu evren nereden geldi ifadesine süper sicimlerin, zarların dalgalanması ve çarpışması olarak açıklarlar ki bu mutlak boşluk ile uzay alanı (vakum) arasındaki ayrımı yapamamalarıdırlar. İlahiyatçılar fark etmeseler de mutlak bir başlangıcı, yaratılışı ve Yaratıcı ihtiyacı ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar. İlahiyatçıların bunlara da o zaman cevap vermeleri gerekir. Elbette Yaratıcı paralel evren veya çoklu evren yaratmak istediğinde yaratamaz mı? Elbette yaratır fakat bizim üzerinde durduğumuz konu bu değil. Yaratmış ise ve bizim evrenle bir şekilde etkileşimi varsa (etkileşimi yoksa zaten bir reel fizikçi olarak bir şey söylemem mantıksızdır, o yapılanlar sadece matematiksel ve felsefi ürünlerdir) bu etkileşim mutlaka belirli aralıklarla hem de çok sık aralıklarla tespit etmemiz gerekir. Bizim itirazımızın âlemin kelimesinin bunların hepsini kapsayacağı gibi (fiziksel, matematiksel, felsefi vs.) fakat olmayan bir durumu da belitmek istememiz veya oluşabilecek çelişkilere dikkat çekmemizdir.

Bir fizikçinin elde tek bir reel deneysel veri olmadan var demesini beklemek çok uygun değildir. Hele hele bazılarının yaptığı gibi fizikçi olmayanlar için yazılmış pup, popüler kitaplardan deliller vermek hiç mi hiç doğru değildir. Okuyacaklarsa kendileri aynı kitapları yüzlerce okuyup ezberleyebilirler ve bir papağan gibi aynı şeyleri söyleyebilirler. İşte CERN deneyleri, arkaalan/ardalan/arkafon ışıma sonuçları, Hubble teleskop gözlemleri ortada.

Bu bölümü özellikle ilahiyatçılara ayırdığımdan bu konuda oluşabilecek tüm soruları ve şüphelerini bana e-mail/iletişim aracılığı ile gönderebilirler.

Ek Bilgi (2011 yılı TV programı) [1]

Ek 1: 11.12.2012

2. Yorum: Âlemin kelimesi isimler, adlar anlamına gelir ki bu da var olan, adlandırılan, somut veya soyut olan her şeyi kapsar. Bu anlam her şeyi kapsamaktadır. Yani fisiksel olanın yanında, matematiksel, felsefi, inançsal veya fizikötesi tüm olguları kapsar. Bu açıklamaya zaten bir itirazımız yoktur. Güzel bir açıklama ve yorumdur.

Ek 2: 22.06.2011

 

[2]

Kaynaklar/References:

  1. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=77
  2. https://www.youtube.com/watch?v=UcdT3wVX9kM&list=UUBVkKYfOZkSSTuXFHFCmsMw&index=2