Hicrî 1433 – Miladî 2012 Kurban Bayramı

Arefe gününüz ve Kurban Bayramınız mübarek olsun.
Mehmet Keçeci
24.10.2012

Kurban Bayramı

Güzel bir bayram tebriği Red Hat Linux’ten.

happy aid

Hesabı:

15 Ekim 2012 Pazartesi Günü “Yeni Ay” girmiş ve yine aynı gün Güney Amerika’nın arka tarafından sonraki kısımlarında ilk “Hilal” hem teleskopla hem de gözle görünebilir hale geldiğinden dolayı 16 Ekim 2012 Salı Günü Hicrî Zilhiccenin 1. günüdür. Zilhiccenin 9. Günü 24 Ekim 2012 Çarşamba günü Arefe Zilhiccenin 10. günü olan 25 Ekim 2012 Perşembe günü “Kurban Bayramı“nın 1. günüdür. Bu anlamda Türkiye ve Diyanetin seçimi “en doğru/ en kuvvetli/en uygulanabilir” olanıdır. Suudi Arabistan’ın ise hilalin yerel gözlenmesine dayanır ki bu uygulanacak olsa Rusya’nın orta kesimlerinden sonrası Japonya gibi birçok yerde 3 gün gecikme olması gerekir ki bu fetva genelde 2-4 gün arasında farklılık oluşması uygulamanın zorluğu anlamına gelir ve de ilmi olarak çok tutarlı da değildir.

9 Zilhicce 1433: 24 Ekim 2012 Çarşamba: Arefe Günü
10 Zilhicce 1433: 25 Ekim 2012 Perşembe: Kurban Bayramının 1. Günü
11 Zilhicce 1433: 26 Ekim 2012 Cuma: Kurban Bayramının 2. Günü
12 Zilhicce 1433: 27 Ekim 2012 Cumartesi: Kurban Bayramının 3. Günü
13 Zilhicce 1433: 28 Ekim 2012 Pazar: Kurban Bayramının 4. Günü

Wishing you and the families a happiest Eid-ul-Azha.

Bilimde Devlet İdealizmi

In Science State Idealism

Mehmet Keçeci
1999 : 90’lı yıllar veya 2000’lerin başları

Yayın Tarihi: 18.10.2012

(Bu makaleyi tam ne zaman yazdım bilemiyorum ama notlarımın arasından 2 el yazısı olarak çıktığından aynen yayınlıyorum. Değişen veya değişmeyen fikirlerim olmuş olabilir. Okurken o tarihlerin şartlarına göre düşünmenizde fayda vardır. Parantez içi açıklamalar bugün yapılmıştır. (Bu yazıyı Yeni Şafak Gazetesinden Levent ELPEN Beye göndermişim. Yayınlanıp yayınlanmadığını bilmiyorum.)

 

    Bir ülkenin ilerlemesi, yüksek teknolojiye ulaşması, bilgi toplumu haline gelmesi elbette ülkenin bilimsel yönden gelişmiş, bilgi üreten müesseseleri oluşturmuş, toplumu bilimde ve teknolojide hızlı gelişme ve değişikliklere hazırlanmış olması gerekir. Bilimde devletçilik mi? Diyebilirsiniz. Hayır, bu bilimde devletçiliği değil özelleşmeyi, kurumsallaşmayı öngörür ve bunu şu şekilde açıklayabiliriz. Devlet eğitim ve araştırma kurumlarının hemen hemen tamamı özel kurum ve kuruluşlara devreder denetimi kendi yapar. (Burada bazı fikir değişmelerim olmuştur. Devlet zayıf iken özel kurumlar iyi fakat devlet güçlü olduğunda devlet kurumları daha iyi olduklarını gördüm. Strateji ve denge içinde gereklidir. Bu oranların zamana göre dengede olması en güzeli.) Bu kurumlar tamamen bağımsızdır fakat bu kurumların hepsi kendi düşüncelerine göre bilim ürettiğinde birkaç sorun ortaya çıkar. (Şu anda dünyada maddi gelir getirecek yönelimler, trendler özel ve devlet kurumların çalışmalarını birbirlerine benzetmeye başlamışlardır.)

    Bunlardan birincisi; bir devlet olmanın gerektirdiği ülkenin güçlü ve ileriye açık olması elinde bilgi ve teknoloji gücünün olması gerekir. O zaman bu düzensiz bilginin düzenlenmesinin bir yolu olması gerekir. Çağımızın en büyük gereği, hangi çağda olduğumuzu tam bilmesek te çünkü her 5 senede bir çağa verilen isimler değişmektedir (bilgi çağı, atom çağı, bilgisayar çağı, bilişim çağı, internet çağı, yazılım çağı, sosyal medya çağı vs.), bilgi çağının, bilgi toplumunun en önemli özelliği olan bilginin diğer devletlerden ve topluluklardan daha önce elde edilmiş, bulunmuş ve denenmiş olması gerekir. Yoksa lisans hakkını kaybeden bir bilgi fazla bir işe yaradığı söylenemez. Bunu biraz daha açarsak bilgi güçtür, herkesin bilindiği bilginin bilinmesi etmez. Önemli olan bilinmeyenin bilinmesi gerekir.

    Devletin buradaki rolü müdahale değil teşviktir, tanıtımdır yani hedef saptamadır. Bu hedefi müdahale etmeden nasıl saptar? En önemli noktayı nazariyesi burasıdır. Devlet ülkesi için gerekli olan bilgi türlerini saptar. Tabii ki bu devletin iç meselesi yani gizli saptanması gerekir. (Sadece hedefe dair olanların bir kısmı için geçerlidir.) Daha sonra medya aracılığı ile bu konular bir anda popülist veya revaçta olurlar. (Bu günlerde bunun uygulamalarını açık ve net olarak görebiliyoruz. Basit bir örnek vermem gerekirse ihtiyaç olan bölümler için öğrencilerin çoğunun o dallara yönlendirilmesi ve teşvik edilmesi gibi. Türkiye’nin farklı yerlerinden tanıştığım öğrencilerde seçecekleri bölümlerle ilgili olarak bunları görmüşümdür.) Bunun en güzel örneği ABD ve Japonya’da görülebilir. ABD’de bu konular oldukça gizli bir kurul ile tespit edilir ve bir anda popülist olan konulara meyilli ve yatkın olan birçok araştırmacı ve kurum o konulara yönelir ve arkasından devlet tarafından bu konular üzerinde araştırma yapan kişi ve kuruluşlara oldukça güzel ödenek sağlanır. Diğer konular üzerinde çalışma yapanlar ise oldukça düşük veya hiç ödenek alamazlar.

    ABD toplumu felsefi düşünce tarzı olmayan (popüler toplumların genel yapısıdır) bir toplum olduğundan araştırma yapanlara “why (niçin)” bunu yaptın sorusu sorulduğunda oldukça şaşırır, şok olur o şunu yaptı, bu şunu yaptı, bende bunu yaptım gibi bireysel şuursuzluk vardır. Fakat devlet belirlediği hedefe bu şuursuz araştırmacıların bulduğu, ürettiği bilgileri yine özel teşvik verdiği kurumlarda bu bilgiler toplanır ve bunlarla yeni bilgi ve teknoloji üretilir.

    ABD’de bunun en güzel ve azami, maksimum seviyesi Kennedy’nin 60’larda Ay’a gidelim sözü ile herkes bu yönde çalışmaya başlamış, bilgisayar teknolojisi müthiş bir şekilde hızlanmış ve boyutları küçülmüş ve sonunda kısa bir zamanda hedefine ulaşmıştır. Daha sonra bunu Japonya daha güzel hale gelmiştir. (Günümüzde en iyi uygulayan hangi ülkedir tam bilemiyorum. Fakat bu yöntem devletin organizeli çalışabildiği dönemlerde önemli sonuçlar verir. Diğer alanlarda çalışanlarda dışlanmışlık hissi oluşabilir ki bu bilimsel çalışmalarda isteksizliğe yol açabilir ve toplumsal uyumsuzluklar gerçekleşebilir. Herhangi bir dalda çalışmak isteyenlerin önleri önemsiz mazeretlerle kesilmemesi gerekir. Hiç tahmin edilmeyen bir alanın diğerlerine çok büyük katkılar sunduğu devamlı olarak görünmektedir.)

    İşte devletin yapması gereken bilimde idealizm budur. Yoksa tevafuken elde edilen bilgilerle hızlı bir ilerleme olsa olsa tevafuk olur.

Mısır Hiyeroglifi

Egyptian Hieroglyph
Hieroglyphic Typewriter
هيرغليفية
Hiyeroglifikon
ἱερογλυφικόν
Hiyeros (ἱερός) + Glifo (γλυφίς)
Kutsal Yazıt
Hieroglyph
Sacred Writing