Koçlar Mahallesi Tarihi Çeşme Yazıtı

Mehmet Keçeci

25.05.2013

Koçlar Çeşmesi 2

Koçlar Mahallesindeki Tarihi Çeşme Yazıtı 1233 (1818/1819) [1]

Tatlar Köyü/Gerede/Bolu/Türkiye

Osmanlıcası:

Sâhibül-Hayrât u vel-Hasenât

(Hayr ve güzelliklerin sahibi)

Halil Ağa-oğlu (Ağaoğlu) Ahmed Ağanın Hayrâtıdır. Sene 1233.

(Halil Ağa-oğlu Ahmed Ağanın Hayrâtıdır. Sene 1818/1819)

Halil Ağa-oğlu Ahmed 1844 Temettu Defterinde Gerede Kâbiller Mahallesine kayıtlı bir kişi mevcuttur. Bu çeşmeye göre köyün kuruluşu (Osmanlıda Koçlar Köyü/Karyesi olarak geçmektedir. Daha sonra “Tatlar maa Koçlar” diye Tatlar Köyüne bağlanmış daha da sonra mahalle olmuştur.) 1818/1819 yıllarını göstermektedir. Fakat Koçlar 1844 Temettü Defterinde [2] değilde 1896 Temettü Defterinde mevcut olması ilginçtir. Ben 1859’a kadar kayıtlarda var olmasına rağmen tam kuruluşu ve ayrıntılarını çözebilmiş değilim. Temettü Defterinde var olan diğer Halil Ağa-oğlulları arasındaki ilişki nedir bilemiyorum (Kâbiller, Samat, Yukarı Ovacık, Aktaş Kurtlar).

Koç, Koçum, Koçlar ifadeleri Türklerin çok kullandığı yiğit, efendi, dürüst, kuvvetli insanlar (sağlıklı, gürbüz genç erkek [3]) için kullandıkları ifadelerden birisidir. Koçum benim, koç gibi, koç kurban etmek, bayram koçu gibi vs.

Koç: Kutlu Hayvan.
Eşdeğer: Goç, Koçkar, Goçkor, Koçkor, Koçak, Kucak, Kosak, Koskar
Moğolca: Huç, Husa, Huça, Kuca, Guca
Erkek koyun. Türklerde gücün simgesidir. Ak Koyun ve Kara Koyun olmak üzere iki zıtlığı temsil eder. Akkoyunlu Devleti, Karakoyunlu devleti gibi devlet adları bir hanedan adı olmaktan ziyade bu anlayışın bir sonucudur. Koç (Koçun) ve Koy (Koyun) olarak eril ve dişil biçimde anılır.
Koç: (Koc/Koç). Erkek koyun demektir. Ayrıca savaşçılık ve güç gibi anlamlar içerir. (Yansı: Koyun)

Koca: (Koc/Koç). Yaşlı, görmüş geçirmiş demektir. Kocamak yaşlanmak anlamına gelir. (Karşıt: Karı)

Koca: Bilge Adam.
Eşdeğer: Hoca
İnsanlara yol gösteren, bilgelik ve hikmet sahibi kişilerdir. Farsça anlam benzeşimi ve Türkçe’nin yapısını da uygun olan ses değişimi ile “Hoca” haline gelmiştir. Örneğin Nasreddin Hoca. Karı-Koca tabirindeki her iki kelimede yaşlılık ve tecrübe içerir. Karımak ve Kocamak fiilleri ihtiyarlamak demektir. Ozan kelimesiyle aynı kökten gelen Ozon’un ise yaşlı/bilge anlamına gelmesi önemli bir ayrıntıdır. [4, 5]

Tatlar kelimesinin çözümlemesi için [6] bakınız. Tatlar Köyü 1071 Malazgit Zaferi sonucu 1074 ve sonrası yıllarında Geredeye gelen Türkler tarafından kurulan bir köydür. Keçi Kalesi ve Bolu’nun fethi daha sonraki yıllarda gerçekleşmiştir. Selçuklu (Selçuklu devletinin 21 sancak beyliğinden birisidir), Gerede Beyliği, Osmanlı, Türkiye tarihine sahiptir.

Not: 1844 sayımından sonra bir çok küçük köyler ya birleştirilmiş yada diğer köylerin içerisine dahil edilmiştir. Burada adı geçmeyen köyler başka yerden değil yine Gerede’den oluşan küçük köylerden oluşmaktadırlar. Bu 1844’te Ankara civarında gerçekleşen 8 şiddetindeki depremin etkisi olmuş olabilir. Hâlâ günümüzde de köyler birleştirlmekte veya taşınmaktadır. Bu sosyal hayatın kaçınılmaz bir yönüdür.

Çeviriye yardım edenler:

  1. Mehmet Keçeci
  2. Kendi Gök Kubbemiz
  3. İsmail Çetin
  4. Cihan Gündoğdu

Kaynaklar/References:

  1. Koçlar Mahallesi tarihi çeşme yazıtı: Fotograf: Mehmet Keçeci 21.05.2013
  2. Ramazan Kaşmer bey’in çevirisi
  3. http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.51a09ae90e9dd4.65245796
  4. Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt
  5. http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/0/00/TurkSoylenceSozlugu.pdf
  6. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=293&Itemid=1180&lang=tr

 

Ay Işıldadı

Ay’da Parlak Patlama

Aya Çarpan Bir Meteor Nasıl Görünür Hale Gelebilir?

Bright Explosion on the Moon

Mehmet Keçeci

18.05.2013

Çarpma

17 Mart

Ay’da hiç oksijen olmadığından çarpma sonucu bir ışıldama olabilir mi?

patlama

NASA (LRO-Lunar Reconnaissance Orbiter-Ay Keşif Uzay Aracı, Yörüngecisi) 2005 yılından bu yana Ay’ın yüzeyine/surface düşen, çarpan/hitting meteoroidleri/meteoroids gözlemektedir. Bu gözleme “Ay Meteor Yağmurları/Duşları/Sağanakları, Lunar Meteor Showers” denmektedir. Şu ana kadar 300’den fazla çarpma tespit edilmiştir. [1]

17.03.2013 tarihinde NASA’nın gözlemini yaptığı Mare Imbrium’da (Sea of Rains, Sea of Showers; Yağmurların, Sağanakların, Duşların Denizi) en büyük patlama (biggest exploxion) gerçekleşti. Mare Latince deniz/sea, çoğulu Maria yani denizler/seas anlamına geliler. Eski astronomi bilginleri buradaki büyük, koyu, bazaltik ovaları (large, dark, basaltic plains) deniz zannettiklerinden böyle adlandırmışlardır. Günümüzde biliyoruz ki bunların oluşumu eski volkanlara dayanmaktadırlar (bazıları tam olarak açıklanamamaktadırlar, çarpmaların, patlamaların etkisi vs.). Buralar tepelerden/highlands daha az ışığı yansıttıkları ve demirce zengin bileşimlerden (iron-rich compositions) oluştuklarından çıplak gözle (naked eye) deniz gibi görünürler. Bu denizler ay’ın %16’sını oluştururlar ve en çokta Dünyaya yakın olan taraftadırlar. Uzak tarafında ise bir kaç büyük krater mevcuttur.

Bu deniz bazaltlarına baktığımızda bunların volkanlar sonucu oluşmuş kaya kütleleri oldukları görülmektedirler. Dünyamızdada bol miktarlarda bulunmaktadırlar. Siyah renkte sert ve dayanıklı bir taştır ve kitle, damar, akıntı halinde yoğun, kalın, kesif miktarlarda bulunmaktadırlar. Bu yüzden inşaat malzemesi olarak kullanılırlar. Bazalt magmatik kayaçkarın yeryüzüne ulaşarak soğumasından oluşurlar. Bazalt bunun volkanik kayaçların (extrusive, ekstruzif, püskürük) mafik sınıfından içindeki silikat/Silicate miktarı (SiO2)<%52 olan bir kayadır ki yeryüzü minarellerinin %90’ı bu silikatlardan oluşmaktadır. Tüm minarellerin ise %30’unu oluşturur. 1564-1572 yılında Diyarbakır valisi Berham Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Berham Paşa Camii bazalt taşla yapılmış güzel bir örnektir.

Berham Paşa Camii

Berham Paşa Camii/Diyarbakır/Türkiye 1564-1572 Mimar Sinan

Bu patlamayı gerçekleştiren 30-40 cm çapında 40 kg ağırlığında 90.123 km/saat hız ile çarpması sonucu 5 ton/tnt etkisi ile patlayarak dünyamızdan gözle görülür hale gelmiştir. Ayda oksijen olmadığından yanma meydana gelemez fakat çarpmanın etkisi şiddetli olduğundan erime ve bu eriyenlerin içindeki baddelerde bulunan farklı kimyasallardan dolayı ortaya çıkan çok fazla enerji ışımaya neden olur. Bizde böylece bu çarpmayı görebilmiş oluruz. Bu 4. kadirdeki bir yıldıza (4th magnitude star) eşdeğer olmuştur.

Ay'a Çarpmalar

Aya çarpan meteroidlerin yarıdan çoğu Perseid ve Leonidirler. Geri kalanları Sporadic, sproadik, düzensiz, rastgele meteorlardır ki onlarda kuyruklu yıldız ve ölü astroid kalıntılarıdır.

Krater

 

 

[2]

Ay için geneleksel adlandırma, terminoloji (nomenclature) ise

  1. okyanus/oceanus (ocean)
  2. göl/lacus (lake)
  3. bataklık/palus, paludes (marsh)
  4. koy/sinus (bay)
  5. vadi/valley
  6. kaya/rock
  7. krater/crater
  8. deniz/mare, sea
  9. dağ/mountain
  10. tepe/hill
  11. kitle/massif
  12. havza/basin
  13. düzlük/flat
  14. manto, örtü/mantle
  15. yarık, çatlak, ayrık/cleft
  16. tümsek, öbek, yığın/mound
  17. kaya parçası/boluder
  18. şerit, bant/fillet
  19. kaya/rock
  20. hat, çizgi/line gibi adlandırmalardır.

Kaynaklar/References:

  1. http://science.nasa.gov/science-news/science-at-nasa/2013/16may_lunarimpact/
  2. http://www.youtube.com/watch?v=IYloGuUZCFM

Dîvân-ı Hikmet’ten Seçmeler

Selections from the Diwan-i Hikmet

Pîri Türkistân (Türkistân’ın Pîri)

Hoca Ahmed Yesevî (1093-1166)

Divân-î Hikmet

Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma. Çünkü kalbi kırmak Allh’ü Taala’yı kırmaktır. Gönlü kırık zavallı garip birini görsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol. Hoca Ahmed Yesevî (rha.)

Orjinal Metin 1. Hikmet 1. Mısra

Bismillah dep beyan eyley hikmet aytıp
Tâliblerge dürr ü gevher saçtım mena
Riyazetni kattığ tartıp kanlar yutup
Men defter-i sâni sözin açtım mena

Günümüz Türkçesi
Bismillah deyip beyan ederek hikmet söyleyip
Taleb edenlere inci, cevher saçtım ben işte.
Riyazeti sıkı çekip, kanlar yutup
“İkinci defter” sözlerini açtım ben işte.

Hoca Ahmed Yesevî (rha.)

Sen Susmadın

Sen Susmadın

Ey Ahmed Yesevî sen “mena, ben işte” dedin
Âmennâ deyip kabul ettik
Ya bu Latîfî ne söylesin
Daha söylemeden ezip geçtiler
Sen susmadın Latîfî sussun mu?

Latîfî (Mehmet Keçeci) [1]

Not: Burada ki “Âmennâ” ifadesi “Bizler Allâh’ın bize gönderdiklerine iman etmiş kişiler olarak seniz bize İslam hakkında öğrettiklerini aldık” anlamındadır. Fıkhî bir anlam yüklenmemiştir.

Doğduğu Yer: Çim Kenti Sayram Kasabası/Kazakistan

Yaşadığı Yer: Yesi/Türkistan

Annesi: Ayşe Ana (Karasaç)

Babası: İbrahim Şeyh

Soyu: –>Muhammed Hanefi–>Hz. Ali (k.v.)

Hocaları: İbrahim Şeyh (babası) Arslan Baba, Şeyh Hâce Ebû Yâkub Yûsuf Hemedanî (1048-1140/41) (Hocaların hocası, Türklerin hocası, İmam-ı Âzam hazretlerinin neslindendir, Selçuklu Hanı Sultan Sencer’in hocası (her ikisinin kabirleri de Merv/Türkistandadır) Ahmed Yesevî, Abd’ûl Hâlık Gûcdevânî, Abdullâh Berkî, Hasan Endâkî’nin hocasıdır.)

Dıvân-î Hikmette Geçen Bazı Adlar:

Not: Bu adlar Mehmet Keçeci tarafından kısa bir incelemeden sonra çıkarılmıştır. Eksiklikler olabilir. 07.05.2010

Sahabi İsimleri:

  1. Ebu Bekir (r.a.) (Eba Bekr, Ebâ Bekr-i Sıddîk, Sâdık (arkadaşı ve kayın babası))
  2. Ömer (r.a.) (Adaletli)
  3. Osman (r.a.) (Haya sahibi)
  4. Ali (r.a.) (Murtaza, Hakk aslanı, Allâh’ın arslanı, yiğeni ve damadı)
  5. Selman (r.a.)
  6. Hadice (r.anha.) (Hatice, eşi)
  7. Fatıma (r.anha.) (Peygamberimizin kızı)
  8. İbn-i Abbas (r.a.)
  9. Kızını (Aişe (Ayşe) (r.anha.), eşi) elden veren (Ebâ Bekr-i Sıddîk)
  10. Otuz üç bin sahabe, sahabeler, arkadaşlar (r.a.)

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’den Öncesi:

  1. Amine (annesi)
  2. Abdullah (babası)
  3. Abdulmuttalib (dedesi)
  4. Hâşim (dedesinin babası)
  5. Abdulmenaf (Peygamberimizin ata soyu)
  6. Ebu Tâlib (Hz. Ali (r.a.)’ın babası, Peygamberimizin amcası)

Hz. Peygamberi Tanımlarken:

  1. Muhammed
  2. Mustafa
  3. O Muhammed
  4. Hakk Mustafa
  5. Muhammed Mustafa
  6. Mustafa Muhammed
  7. Yâ Mustafa Muhammed
  8. Yâ Mustafa
  9. Yâ Muhammed
  10. Yâ Rasuller Efendisi
  11. Yâ Nebilerin sonuncusu
  12. Hatem
  13. Rasulullâh
  14. Rasul
  15. Hayr-ul-beşer Muhammed

Kendisini Tanımlarken:

  1. Kul Hoca Ahmed
  2. Kul Ahmed
  3. Hoca Ahmed
  4. Sultan Hoca Ahmed Yesevî
  5. Miskîn Ahmed
  6. Miskîn, zayıf Hoca Ahmed
  7. Yesevî Miskîn Ahmed
  8. Kul Yesevî
  9. Miskîn Yesevî
  10. Ahmed
  11. Hâce Ahmed
  12. Ahmed ibn İbrahim

Diğer Peygamber Adları:

  1. Âdem (a.s.)
  2. Nuh (a.s.)
  3. İbrahim (a.s.)
  4. İsmail (a.s.)
  5. Musa (a.s.)
  6. Yunus (a.s)
  7. Yakub (a.s.)
  8. Yusuf (a.s.)
  9. Zekeriyya (a.s.)
  10. Eyyub (a.s.)
  11. İsa (a.s.)

Kur’ân-ı Kerîm Sûreleri:

  1. İbrahim
  2. Birçok ayetin kısımları

İsmi Geçen Âlimler:

  1. Zünnun Mısri (rha.)
  2. Şeyh Beyazid, Beyazid (rha.)
  3. İbrahim (babası, hocası) (rha.)
  4. Arslan Baba (Manevi babası, hocası) (rha.)
  5. Şibli (rha.)
  6. Mâruf (rha.)
  7. Mansur (rha.)

Melekler:

  1. Cebrâil
  2. Azrail
  3. İsrafil
  4. Mikail

16. Hikmet 3. Mısra

Gurbet değdi Mustafa gibi erenlere,
Otuz üç bin sahabe ve arkadaşlara,
Ebu Bekir, Ömer, Osman, Murtaza’a
Gurbet değdi onlara hem, söyleyeyim ben işte.

36. Hikmet

Muhammed‘in bilin zatı Arabtır
Tarikatın yolu bütün edeptir.

Hakikat bilmeyen insan değildir
Biliniz hiçbir şeye benzemezdir.

Bilin bi-çün olur hem bi-çigüne;
Va bi-şübhe olur hem bi-nemune

Kahırlansa, eyler yer ile yeksan;
Olmakta zelzele yer ile gökler.

Rahmet eylese, biliniz, rahmeti var;
Verir olsa, tükenmez nimeti var.

Muhammed‘i tarif eylesem kemine,
Anasının adı bil Amine:

Babasının adı Abdullah‘tır
Anadan doğmadan ölmüştür.

Muhammed‘i dedesi korumuştur
Çıplak açları yoklayandır.

Dedesi biliniz Abdulmuttalib;
Gönülde saklayınız iyi bilip.

Dedesinin babası idi Hâşim;
İşitince akmakta gözde yaşım.

Biliniz dördüncüsüdür Abdulmenaf;
Onları bilse her kim, gönlüdür sâf.

Rasûl’un bilse her kim dört ceddini,
Kıyamette gezer sekiz cennetini

Babası yedi yaşında ölmüştür;
Rasül’u amcasına vermiştir.

Ebu Tâlib Ali‘nin babasıdır;
Bütün Arabların büyüğüdür.

Ebu Tâlib olmakta iş başında,
Muhammed oturur daima karşısında

Muhammed‘in yaşı on yedi oldu;
Ki o vakit Hatice O’nu gördü.

Muhammed‘i bilin ki şahin misali
Hatice O’nu görüp olmakta ağlamaklı

Hadice gönlünde O’nu sevmektedir
Muhammed aşkında içi yanmaktadır.

Gece gündüz diler O’nu Allah’tan;
Biliniz sonunda buldu muradın.

Görünüz Allah’ın işini
Muhammed bakmakta iken devesini,

Hadice‘ye Rasul çâker olmuştur,
Bu sebeple bil sen O’nu almıştır.

Hadice‘nin Allah bahtını açmıştır;
Rasul’un baçına inciler saçmıştır.

Rasul’un yaşları kırka varmıştır,
Ki ondan sonra Allah’dan vahy yetmiştir.

Ki ondan sonra Muhammed oldu sultan
Rasul’un gönlünde yâr oldu Allah.

Muhammed işini Allah yazdırdı;
İnsanların hepsi iman getirdi.

Rasul’un başında oldu imâme;
Kemal buldu otuz üç bin sahabe.

Rasul’a hepsi hizmet eylemektedir
Edep ile yürüyüp izzet eylemektedir

Rasul önüne bir yetim gelmiştir
Garip ve müptelâyım deyip söylemiştir.

Rahim eyledi Rasul onun haline;
Dileğini onun verdi eline.

Rasul dedi ona: “Ben de yetimim;
Yetimlikte, gariplikte yetişmişim.”

Muhammed dediler: “Her kim yetimdir,
Biliniz, o benim has ümmetimdir.”

Yetimi görseniz, incitmeyiniz;
Garibi görseniz, dağ etmeyiniz.

Yetimler bu cihanda ezilmiştir
Gariplerin işi zordur..

Gariplerin işi daima riyazettir
Diri değil, garip ölü gibidir.

Allah’a garipler bellidir
Garibi sabah akşam sormuştur.

Tarif eylesem, Ali Allah’ın arslanıdır
Ki kılıç ile kâfiri kırmaktadır.

Kâfirleri eyler imana dâvet;
Vermektedir her zaman İslâm’â kuvvet.

Ki mümin olanını alıp gelmektedir;
Kabul kılmayanını kırıp gelmektedir.

Ki kılıç ele alıp binse Düldül’e
Düşmektedir kâfirler kavmine velvele

Elindeki silahı Zülfikar’ı,
Savaşanda uzar kırk arşın.

Ali’nin var idi on sekiz oğlu;
Onun her hangisidir büyük tuğlu,

Ali İslam için kanlar yutmaktadır;
İslam’ın tuğunu sıkı tutmaktadır.

Hoca Ahmed bil garibliğe düşmüştür
Rasul evladına sözler katmıştır

42. Hikmet

Gördüğü zaman inanan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır
Üstün olup dayanan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Dertleşende ağlayan, kulluğa bel bağlayan,
İç bağrını dağlayan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Bir sözünden dönmeyen, sırrını asla demeyen,
Gafil olup yatmayan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Can canana kavuşturan, kızını elden veren,
El bağlayıp yalvaran Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Dediği sözüne yeten, nefs ve hevadan giden,
Hak Rasul’u güçlendiren Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Muhammed‘e kayınbaba, kılmış değil hiç hata,
Boynuna koyan futa Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Kul Hoca Ahmed tasdik eyte, mağara dostunu ayrı tut
Ariflikte bil sâdık Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

43. Hikmet

İkincisi dost olan adaletli Ömer‘dir;
Müminlikte dost olan adaletli Ömer‘dir.

Bilal’e ezan okutan, şeriatı bildiren,
Din sözünü anlatan adaletli Ömer‘dir.

Kâbe kapısını açtıran, bütün putları kırdıran,
Rasul gönlünü dindiren adaletli Ömer‘dir.

Şeriatı gözeten, tarikatı doğru tutan,
Hakikatı iyi bilen adaletli Ömer‘dir.

Oğlunu azarlayrp getiren, kırbaç vurup öldüren,
Adalet eyleyip yol soran adaletli Ömer‘dir.

Çıra olup sönmeyen, din yolundan dönmeyen,
Haksız işi eylemeyen adaletli Ömer‘dir.

Miskîn Ahmed eyle yâd, eyle aczini beyan,
Belki ruhu eyler şad, adaletli Ömer‘dir.

44. Hikmet

Üçüncü dostu yar olan haya sahibi Osman‘dır
Her nefeste yar olan haya sahibi Osman‘dır.

Hak Rasul’ûn damadı, dinimizin âbadı,
Kölelerin azad edicisi haya sahibi Osman‘dır.

Okuduğu şatibi, âyet, hadis katibi,
Minber üstünde hatibi haya sahibi Osman‘dır.

Münâcatı kuh-ı Tur, aldıkları iki nur,
Dedikleri bütün inci haya sahibi Osman‘dır.

Çoklar gelip yaya, koymadılar şehzade,
Şehid eylediler orada, haya sahibi Osman‘dır.

Tarif eyledin Osman’ı, Hoca Ahmed sen onu,
Yoktur şüphesi, gümanı, haya sahibi Osman‘dır.

45. Hikmet

Dördüncüsü dost olan Hakk arslanı Ali‘dir,
Hem Mirac’da yar olan Hakk arslanı Ali‘dir.

Dediği sözü rahmani, görsen yüzü nurani,
Kâfirlerin kıranı Hakk arslanı Ali‘dir.

Himmet kuşağı belinde, Mevlâ’m yâdı dilinde,
Zülfikar’ı elinde Hakk arslanı Ali‘dir.

Binip çıksa Düldül’e, yere düşer zelzele,
Kafirlere velvele, Hakk arslanı Ali‘dir.

Düşmanlara mukabil, oldu kâfire katil,
Kılan bâtılı zâil Hakk arslanı Ali‘dir.

Rahmet eyleye Bir ve Var, her ne kılsa gücü var,
Hoca Ahmed’e mededkâr Hakk arslanı Ali‘dir.

46. Hikmet

Bir gün geldi Eba Bekr Selman ile
Hakk Mustafa niyazını açtı Rahman ile
Herkes gider bu dünyada üzüntü ile
Elin olup Hakk’a vasıl olmak için

Azrail bir gün geldi ferman ile
Fatıma selam verdi ikram ile
Hakk Mustafa meşgul oldu iman ile
Sıcak bedenden aziz canı vermek için

Rasul dedi “Sahabeler sessiz olun
Ahirete yollandık siz açık bilin
Oruç tutun, namaz kılın, zekat verin
Cehennemden özünü azad eylemek için…”

Pazartesi günû Hakk Mustafa dünyayı bıraktı
Hakk Teala fermanına boyununu sundu
İbn-i Abbas suyunu koydu, Ali yıkadı
Cennet içinde hulle giysisini giymek için

Allah diyerek sahabeler hareketlendiler
Peygamberin cenazesini kaldırdılar
O “Sidretü’l-münteha”ya aşırdılar
Arş üstüne çıkararak koymak için

Göklerdeki melekler yere indi
Peygamberin nuru ile alem doldu
“Babam” diye Fatıma ağladı
Babasından yetim olup kalmak için

Kul Hoca Ahmed inci gibi hikmet söyledi
Erenlere hizmet eyleyip nazar buldu
Doksan dokuz bin hikmet deyip destan eyledi
Destan eyleyip cennet bahçesi içine yürümek için

191. Hikmet

Dünyayı sevmek hataların başıdır,
O Mustafa bizi agâh kılmadı mı?
“El-fakru fahri” diye Tanrı Rasulü,
Kadir’ından dervişliği almadı m?

Koymadı Mustafa gibi nice yaran,
Ebu Bekir, Ömer, Ali, bil ki, Osman.
Tahtı ile uçar idi o Süleyman,
Bu ölüm çengeline almadı mı?

Ömer idi din-i İslam yolunu açan,
Ali idi kafirlerin boynunu koparan.
Arslan eli ile Hayber kapısını açan,
O hem ecel şarabından tatmadı mı?

“Fetubu ilallah”a boyun eğ
Masiyate bakma, gözünü yum.
Nasuh gibi alem içre adını bırak,
Dilekli kul dileğini almadı mı?

“Elestü birabbiküm” demiş vakitde,
Ahd eyleyip “kalu bela” dedim Hakk’a.
Eğer sen döner olsan el-misaka,
Yerin senin cehennemde olmadı mı?

208. Hikmet

Aşıkların sorduğu, sâdıkların gereği,
Enbiyalar çırağı, haklı olan Muhammed.
Özünü koyup mihnete, türlü-türlü zahmete,
Asi, cafi ümmete, Kevser olan Muhammed.

Atadan yetim kalıp, özünü gama salıp,
Hatice malını alıp, muhtaç olan Muhammed.
Razı olan kazaya, yakarışını söyleyen Huda’ya,
Gökden gelen belaya, sabırlı olan Muhammed.

Himmet kemerini bağlayıp, yürek bağrını dağlayıp,
Seher vaktinde ağlayıp, bidar olan Muhammed.
Hakk’ın kulluğunu kılıp, Hak emrini halka söyleyip,
Kafiri, yahudiyi korkutup, ejder olan Muhammed.

Enbiyalar hatemi, sır-esrarın mahremi,
Miskînlerin hemdemi, yadigâr olan Muhammed.
Gündüz oruç ve namaz, gecesi acz ve niyâz,
Dileyip ümmetini kış-yaz, sıkıntıda olan Muhammed.

Akşam ve seher çok ağlar, ümmet için gönlü kederli,
Alem halkına yadigâr, mütevazi olan Muhammed.
Miskînlere yar olan, ümmet dileyip zar olan,
Balsızlara bal olan, şahpar olan Muhammed.

Mahzun olan sıkılana, hazır olan günahkara,
Yetim olan garibe, server olan Muhammed.
Kul Hoca Ahmed miskindir, miskinlerdin mâna sor,
Miskînlik huzur kaynağı, basar olan Muhammed.

215. Hikmet

Aşk kırmızı sülfür, alem dükkan değil mi?
Hakk erine aşikar, usta dükkan değil mi?
Gönlümde aşk Tur’u, düştü tecelli nuru,
Her bir adın zuhuru, cihan mumu değil mi?

Baştanbaşa cihana, baksa tufan belası,
Ey Nuh kavmi korkun, Hak yöneten değil mi?
Eman ağacından ki, Musa’ya ateş göründü,
“İnni enAllah” söyler, esrar-ı can değil mi?

İsa-ı ruhperver, terk-i taalluk eyler,
Gök kürede kalender, güzel mekan değil mi?
Yahya’yı ağlayış tuttu, Adem özünü unuttu,
Yunus’u naheng yuttu, bu imtihan değil mi?

Hoş herşey Hayyu Sübhan, hoş kudret, hoş ilhan,
Cennet içinde Rıdvan, bir bağban değil mi?
Aşık muradı dilber, zahidin meyli minber,
Sevinç kadehi ister, Hak lâ-mekan değil mi?

Aynı seherdedir gül, aşufte bülbül misali,
Görünce onu kızıl gül, ruhsarı kan değil mi?
Sakın, ey vaaz veren, boşuna dökme cevher,
Gönül hazinesine dil, muhafız değil mi?

Mahdumu pakbazı, pervazı şahbazı,
Sahib huruc Gazi, çünkü Arslan değil mi?
Mahmur oldu kalb ve can, yandı erguvan suyu,
Sultan Satuk Buğrahan, Pir-i muğan değil mi?

Dergâhları kibriya, İslam açıp beriya,
Evliya ser-halkası, sahib Kur’an değil mi?
Evlad-ı enbiyadır, serdar-ı evliyadır,
Huda yolunun merdidir, Ali nişan değil mi?

Devir Ahmed devri , hayr-ul-beşer Muhammed,
Dünya ve dine sermed, şer’i beyan değil mi?

[2]

Kaynaklar/References:

  1. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=329&Itemid=1443
  2. http://www.divanihikmet.net