Haddi Aşanlar

Overstep the Limit

Mehmet Keçeci

30.04.2014

 Nûr 24/12

Evinizde konuşulanları dışarı çıktığınızda birileri biliyorsa mutlaka gözleri veya yüzü ben biliyorum der. Rabbim (c.c.) onların ellerindeki imkânlara karşı size de öyle bir şey vermiştir ki siz onları öldürmüyorsanız biliniz ki sizin elinizdeki ile onların imkânlarına değiş etmeyeceğinizdendir. Bırakın onlar kendilerini zeki ve uyanık zannetsinler. Mehmet Keçeci, 30.04.2014 (2011 – 2014 arası yaşadıklarımın bir sonucu) [1]

Bâzıları öyle bir lâf söylerler ki derileriniz etlerinizden, etleriniz kemiklerinden ayrılır ve siz neredeyse çevrenizde uçuşan melekleri hissetmeye başlarsınız ve bunâ meleklerle dans etmek güzel şeymiş deyip onlarla uğraşmazsınız. Mehmet Keçeci, 30.04.2014. (Meleklerle Dans ifâdesini 2 kere kullandım. Biri 2007-2008 yıllarında biri de telefon konuşmamda (2012/2013). İslâm’a göre böyle bir şeyin elbette ki realitesi yok fakat öyle hançerler yiyorsunuz ki ister istemez bu hislere gark oluyorsunuz. Anlâmayanlara…) [1]

Bana gelen iftirâlardan biri bunu bana yaşatanlardan biri olmasın! Bazılarını şahıs olarak yüzde yüz tespit ettim. Bazıları zannetmiş olabilirler ama zan ile hüküm olunamayacağı da aşikârdır.

Bu iftirâyı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdânları ile hüsnü zanda bulunup da: “Bu, apaçık bir iftirâdır” demeleri gerekmez miydi?
Bu iftirâyı işittiğiniz zamân, îmân eden erkek ve kadınlar, kendi (dîn kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, “Bu, apaçık bir iftirâdır” deselerdi ya!

Kur’ân-ı Kerîm, Nûr Sûresi, Âyet: 24/12 [2]

Ek: 1

 

Zâriyât: Tozu dumana katıp savuran (rüzgar, fırtına, tayfun, hortum, tornado, bora, kasırga vs… )

 

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir. 

Kur’ân-ı Kerîm, Sûre: Zâriyât, Ayet: 51/1-6 [3]

 

İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.
Hesap günü ne zaman?’ diye soruyorlar.
Ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.
Onlar: «Hesap ve ceza günü ne zaman?» diye soruyorlar.
Soruyorlar: ne zaman o ceza günü? (yevm-i dîn)
Sorarlar ki: «O ceza günü ne zamandır.»
(müstehzi, alaycı, iğneleyici,  biriyle eğlenen, küçümseyici, sarkastik, ironi bir şekilde) “Ne zaman gelecekmiş Hesap Günü?” diye soranlar.
Kur’ân-ı Kerîm, Sûre: Zâriyât, Âyet: 51/12 [4]

 

Kaynaklar/References:

  1. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=183
  2. Kur’ân-ı Kerîm, Nûr Sûresi, Ayet: 24/12
  3. Kur’ân-ı Kerîm, Sûre: Zâriyât, Ayet: 51/1-6
  4. Kur’ân-ı Kerîm, Sûre: Zâriyât, Ayet: 51/12

 

 

VEDÂ HUTBESİ

Hz. Muhammed (S.A.V.)

خطبة الوداع
Farewell Sermon
বিদায় হজ্জের
Bidāẏa Hajjēra
முகம்மது நபியின் இறுதிப் பேருரை
Mukam’matu Napiyiṉ Iṟutip Pērurai, 先知穆罕默德: Xiānzhī Mùhǎnmòdé, Hz. Muhammed, 무함마드, Muhammadeu, ムハンマド, Muhanmado

9 Zilhicce l0 H.

8 Mart 632 M.

Cuma

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi’nin ortasında 124 bin Müslümanın sahsında bütün insanlığa söyle hitab etti:

 

“Hamd Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allâh’dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve Rasûlüdür.”

“Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.

İnsanlar!

Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

Ashabım! Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O’da sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalib’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir. Lakin anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.

Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib’in torunu Iyas bin Rabia’nın kan davasıdır.

Ey insanlar! Muhakkak ki, şeytan su toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir.

Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.

Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allâh’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allâh’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve âdete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Ey mü’minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın kitabı Kur-ân-i Kerîm ve Peygamberin sünnetidir.

Mü’minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman’ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler.

Bir Müslüman’a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.

Ey insanlar! Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.

Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Arab’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allâh’tan korkmaktadır. Allâh yanında en kıymetli olanınız O’ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle basınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allâh’ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.

Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

– Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.

– Allah’ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.

– Zina etmeyeceksiniz.

– Hırsızlık yapmayacaksınız.

İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? “

Sahabe-i Kiram birden söyle dediler:

“Allah’ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şahadet ederiz!”

Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şahadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve şöyle buyurdu:

“Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! “

Kaynaklar/References:

  1. http://www.diyanet.be/Portals/0/VEDA%20HUTBESI.pdf

 

 

 

 

 

Veda_hutbesi

More PowerPoint presentations from Mehmet Keçeci