Dîvân-ı Hikmetten Seçmeler

Dîvân-ı Hikmet’ten Seçmeler

Selections from the Diwan-i Hikmet

Pîri Türkistân (Türkistân’ın Pîri)

Hoca Ahmed Yesevî (1093-1166)

Divân-î Hikmet

Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma. Çünkü kalbi kırmak Allh’ü Taala’yı kırmaktır. Gönlü kırık zavallı garip birini görsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol. Hoca Ahmed Yesevî (rha.)

Orjinal Metin 1. Hikmet 1. Mısra

Bismillah dep beyan eyley hikmet aytıp
Tâliblerge dürr ü gevher saçtım mena
Riyazetni kattığ tartıp kanlar yutup
Men defter-i sâni sözin açtım mena

Günümüz Türkçesi
Bismillah deyip beyan ederek hikmet söyleyip
Taleb edenlere inci, cevher saçtım ben işte.
Riyazeti sıkı çekip, kanlar yutup
“İkinci defter” sözlerini açtım ben işte.

Hoca Ahmed Yesevî (rha.)

Sen Susmadın

Sen Susmadın

Ey Ahmed Yesevî sen “mena, ben işte” dedin
Âmennâ deyip kabul ettik
Ya bu Latîfî ne söylesin
Daha söylemeden ezip geçtiler
Sen susmadın Latîfî sussun mu?

Latîfî (Mehmet Keçeci) [1]

Not: Burada ki “Âmennâ” ifadesi “Bizler Allâh’ın bize gönderdiklerine iman etmiş kişiler olarak seniz bize İslam hakkında öğrettiklerini aldık” anlamındadır. Fıkhî bir anlam yüklenmemiştir.

Doğduğu Yer: Çim Kenti Sayram Kasabası/Kazakistan

Yaşadığı Yer: Yesi/Türkistan

Annesi: Ayşe Ana (Karasaç)

Babası: İbrahim Şeyh

Soyu: –>Muhammed Hanefi–>Hz. Ali (k.v.)

Hocaları: İbrahim Şeyh (babası) Arslan Baba, Şeyh Hâce Ebû Yâkub Yûsuf Hemedanî (1048-1140/41) (Hocaların hocası, Türklerin hocası, İmam-ı Âzam hazretlerinin neslindendir, Selçuklu Hanı Sultan Sencer’in hocası (her ikisinin kabirleri de Merv/Türkistandadır) Ahmed Yesevî, Abd’ûl Hâlık Gûcdevânî, Abdullâh Berkî, Hasan Endâkî’nin hocasıdır.)

Dıvân-î Hikmette Geçen Bazı Adlar:

Not: Bu adlar Mehmet Keçeci tarafından kısa bir incelemeden sonra çıkarılmıştır. Eksiklikler olabilir. 07.05.2010

Sahabi İsimleri:

  1. Ebu Bekir (r.a.) (Eba Bekr, Ebâ Bekr-i Sıddîk, Sâdık (arkadaşı ve kayın babası))
  2. Ömer (r.a.) (Adaletli)
  3. Osman (r.a.) (Haya sahibi)
  4. Ali (r.a.) (Murtaza, Hakk aslanı, Allâh’ın arslanı, yiğeni ve damadı)
  5. Selman (r.a.)
  6. Hadice (r.anha.) (Hatice, eşi)
  7. Fatıma (r.anha.) (Peygamberimizin kızı)
  8. İbn-i Abbas (r.a.)
  9. Kızını (Aişe (Ayşe) (r.anha.), eşi) elden veren (Ebâ Bekr-i Sıddîk)
  10. Otuz üç bin sahabe, sahabeler, arkadaşlar (r.a.)

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’den Öncesi:

  1. Amine (annesi)
  2. Abdullah (babası)
  3. Abdulmuttalib (dedesi)
  4. Hâşim (dedesinin babası)
  5. Abdulmenaf (Peygamberimizin ata soyu)
  6. Ebu Tâlib (Hz. Ali (r.a.)’ın babası, Peygamberimizin amcası)

Hz. Peygamberi Tanımlarken:

  1. Muhammed
  2. Mustafa
  3. O Muhammed
  4. Hakk Mustafa
  5. Muhammed Mustafa
  6. Mustafa Muhammed
  7. Yâ Mustafa Muhammed
  8. Yâ Mustafa
  9. Yâ Muhammed
  10. Yâ Rasuller Efendisi
  11. Yâ Nebilerin sonuncusu
  12. Hatem
  13. Rasulullâh
  14. Rasul
  15. Hayr-ul-beşer Muhammed

Kendisini Tanımlarken:

  1. Kul Hoca Ahmed
  2. Kul Ahmed
  3. Hoca Ahmed
  4. Sultan Hoca Ahmed Yesevî
  5. Miskîn Ahmed
  6. Miskîn, zayıf Hoca Ahmed
  7. Yesevî Miskîn Ahmed
  8. Kul Yesevî
  9. Miskîn Yesevî
  10. Ahmed
  11. Hâce Ahmed
  12. Ahmed ibn İbrahim

Diğer Peygamber Adları:

  1. Âdem (a.s.)
  2. Nuh (a.s.)
  3. İbrahim (a.s.)
  4. İsmail (a.s.)
  5. Musa (a.s.)
  6. Yunus (a.s)
  7. Yakub (a.s.)
  8. Yusuf (a.s.)
  9. Zekeriyya (a.s.)
  10. Eyyub (a.s.)
  11. İsa (a.s.)

Kur’ân-ı Kerîm Sûreleri:

  1. İbrahim
  2. Birçok ayetin kısımları

İsmi Geçen Âlimler:

  1. Zünnun Mısri (rha.)
  2. Şeyh Beyazid, Beyazid (rha.)
  3. İbrahim (babası, hocası) (rha.)
  4. Arslan Baba (Manevi babası, hocası) (rha.)
  5. Şibli (rha.)
  6. Mâruf (rha.)
  7. Mansur (rha.)

Melekler:

  1. Cebrâil
  2. Azrail
  3. İsrafil
  4. Mikail

16. Hikmet 3. Mısra

Gurbet değdi Mustafa gibi erenlere,
Otuz üç bin sahabe ve arkadaşlara,
Ebu Bekir, Ömer, Osman, Murtaza’a
Gurbet değdi onlara hem, söyleyeyim ben işte.

36. Hikmet

Muhammed‘in bilin zatı Arabtır
Tarikatın yolu bütün edeptir.

Hakikat bilmeyen insan değildir
Biliniz hiçbir şeye benzemezdir.

Bilin bi-çün olur hem bi-çigüne;
Va bi-şübhe olur hem bi-nemune

Kahırlansa, eyler yer ile yeksan;
Olmakta zelzele yer ile gökler.

Rahmet eylese, biliniz, rahmeti var;
Verir olsa, tükenmez nimeti var.

Muhammed‘i tarif eylesem kemine,
Anasının adı bil Amine:

Babasının adı Abdullah‘tır
Anadan doğmadan ölmüştür.

Muhammed‘i dedesi korumuştur
Çıplak açları yoklayandır.

Dedesi biliniz Abdulmuttalib;
Gönülde saklayınız iyi bilip.

Dedesinin babası idi Hâşim;
İşitince akmakta gözde yaşım.

Biliniz dördüncüsüdür Abdulmenaf;
Onları bilse her kim, gönlüdür sâf.

Rasûl’un bilse her kim dört ceddini,
Kıyamette gezer sekiz cennetini

Babası yedi yaşında ölmüştür;
Rasül’u amcasına vermiştir.

Ebu Tâlib Ali‘nin babasıdır;
Bütün Arabların büyüğüdür.

Ebu Tâlib olmakta iş başında,
Muhammed oturur daima karşısında

Muhammed‘in yaşı on yedi oldu;
Ki o vakit Hatice O’nu gördü.

Muhammed‘i bilin ki şahin misali
Hatice O’nu görüp olmakta ağlamaklı

Hadice gönlünde O’nu sevmektedir
Muhammed aşkında içi yanmaktadır.

Gece gündüz diler O’nu Allah’tan;
Biliniz sonunda buldu muradın.

Görünüz Allah’ın işini
Muhammed bakmakta iken devesini,

Hadice‘ye Rasul çâker olmuştur,
Bu sebeple bil sen O’nu almıştır.

Hadice‘nin Allah bahtını açmıştır;
Rasul’un baçına inciler saçmıştır.

Rasul’un yaşları kırka varmıştır,
Ki ondan sonra Allah’dan vahy yetmiştir.

Ki ondan sonra Muhammed oldu sultan
Rasul’un gönlünde yâr oldu Allah.

Muhammed işini Allah yazdırdı;
İnsanların hepsi iman getirdi.

Rasul’un başında oldu imâme;
Kemal buldu otuz üç bin sahabe.

Rasul’a hepsi hizmet eylemektedir
Edep ile yürüyüp izzet eylemektedir

Rasul önüne bir yetim gelmiştir
Garip ve müptelâyım deyip söylemiştir.

Rahim eyledi Rasul onun haline;
Dileğini onun verdi eline.

Rasul dedi ona: “Ben de yetimim;
Yetimlikte, gariplikte yetişmişim.”

Muhammed dediler: “Her kim yetimdir,
Biliniz, o benim has ümmetimdir.”

Yetimi görseniz, incitmeyiniz;
Garibi görseniz, dağ etmeyiniz.

Yetimler bu cihanda ezilmiştir
Gariplerin işi zordur..

Gariplerin işi daima riyazettir
Diri değil, garip ölü gibidir.

Allah’a garipler bellidir
Garibi sabah akşam sormuştur.

Tarif eylesem, Ali Allah’ın arslanıdır
Ki kılıç ile kâfiri kırmaktadır.

Kâfirleri eyler imana dâvet;
Vermektedir her zaman İslâm’â kuvvet.

Ki mümin olanını alıp gelmektedir;
Kabul kılmayanını kırıp gelmektedir.

Ki kılıç ele alıp binse Düldül’e
Düşmektedir kâfirler kavmine velvele

Elindeki silahı Zülfikar’ı,
Savaşanda uzar kırk arşın.

Ali’nin var idi on sekiz oğlu;
Onun her hangisidir büyük tuğlu,

Ali İslam için kanlar yutmaktadır;
İslam’ın tuğunu sıkı tutmaktadır.

Hoca Ahmed bil garibliğe düşmüştür
Rasul evladına sözler katmıştır

42. Hikmet

Gördüğü zaman inanan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır
Üstün olup dayanan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Dertleşende ağlayan, kulluğa bel bağlayan,
İç bağrını dağlayan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Bir sözünden dönmeyen, sırrını asla demeyen,
Gafil olup yatmayan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Can canana kavuşturan, kızını elden veren,
El bağlayıp yalvaran Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Dediği sözüne yeten, nefs ve hevadan giden,
Hak Rasul’u güçlendiren Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Muhammed‘e kayınbaba, kılmış değil hiç hata,
Boynuna koyan futa Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Kul Hoca Ahmed tasdik eyte, mağara dostunu ayrı tut
Ariflikte bil sâdık Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

43. Hikmet

İkincisi dost olan adaletli Ömer‘dir;
Müminlikte dost olan adaletli Ömer‘dir.

Bilal’e ezan okutan, şeriatı bildiren,
Din sözünü anlatan adaletli Ömer‘dir.

Kâbe kapısını açtıran, bütün putları kırdıran,
Rasul gönlünü dindiren adaletli Ömer‘dir.

Şeriatı gözeten, tarikatı doğru tutan,
Hakikatı iyi bilen adaletli Ömer‘dir.

Oğlunu azarlayrp getiren, kırbaç vurup öldüren,
Adalet eyleyip yol soran adaletli Ömer‘dir.

Çıra olup sönmeyen, din yolundan dönmeyen,
Haksız işi eylemeyen adaletli Ömer‘dir.

Miskîn Ahmed eyle yâd, eyle aczini beyan,
Belki ruhu eyler şad, adaletli Ömer‘dir.

44. Hikmet

Üçüncü dostu yar olan haya sahibi Osman‘dır
Her nefeste yar olan haya sahibi Osman‘dır.

Hak Rasul’ûn damadı, dinimizin âbadı,
Kölelerin azad edicisi haya sahibi Osman‘dır.

Okuduğu şatibi, âyet, hadis katibi,
Minber üstünde hatibi haya sahibi Osman‘dır.

Münâcatı kuh-ı Tur, aldıkları iki nur,
Dedikleri bütün inci haya sahibi Osman‘dır.

Çoklar gelip yaya, koymadılar şehzade,
Şehid eylediler orada, haya sahibi Osman‘dır.

Tarif eyledin Osman’ı, Hoca Ahmed sen onu,
Yoktur şüphesi, gümanı, haya sahibi Osman‘dır.

45. Hikmet

Dördüncüsü dost olan Hakk arslanı Ali‘dir,
Hem Mirac’da yar olan Hakk arslanı Ali‘dir.

Dediği sözü rahmani, görsen yüzü nurani,
Kâfirlerin kıranı Hakk arslanı Ali‘dir.

Himmet kuşağı belinde, Mevlâ’m yâdı dilinde,
Zülfikar’ı elinde Hakk arslanı Ali‘dir.

Binip çıksa Düldül’e, yere düşer zelzele,
Kafirlere velvele, Hakk arslanı Ali‘dir.

Düşmanlara mukabil, oldu kâfire katil,
Kılan bâtılı zâil Hakk arslanı Ali‘dir.

Rahmet eyleye Bir ve Var, her ne kılsa gücü var,
Hoca Ahmed’e mededkâr Hakk arslanı Ali‘dir.

46. Hikmet

Bir gün geldi Eba Bekr Selman ile
Hakk Mustafa niyazını açtı Rahman ile
Herkes gider bu dünyada üzüntü ile
Elin olup Hakk’a vasıl olmak için

Azrail bir gün geldi ferman ile
Fatıma selam verdi ikram ile
Hakk Mustafa meşgul oldu iman ile
Sıcak bedenden aziz canı vermek için

Rasul dedi “Sahabeler sessiz olun
Ahirete yollandık siz açık bilin
Oruç tutun, namaz kılın, zekat verin
Cehennemden özünü azad eylemek için…”

Pazartesi günû Hakk Mustafa dünyayı bıraktı
Hakk Teala fermanına boyununu sundu
İbn-i Abbas suyunu koydu, Ali yıkadı
Cennet içinde hulle giysisini giymek için

Allah diyerek sahabeler hareketlendiler
Peygamberin cenazesini kaldırdılar
O “Sidretü’l-münteha”ya aşırdılar
Arş üstüne çıkararak koymak için

Göklerdeki melekler yere indi
Peygamberin nuru ile alem doldu
“Babam” diye Fatıma ağladı
Babasından yetim olup kalmak için

Kul Hoca Ahmed inci gibi hikmet söyledi
Erenlere hizmet eyleyip nazar buldu
Doksan dokuz bin hikmet deyip destan eyledi
Destan eyleyip cennet bahçesi içine yürümek için

191. Hikmet

Dünyayı sevmek hataların başıdır,
O Mustafa bizi agâh kılmadı mı?
“El-fakru fahri” diye Tanrı Rasulü,
Kadir’ından dervişliği almadı m?

Koymadı Mustafa gibi nice yaran,
Ebu Bekir, Ömer, Ali, bil ki, Osman.
Tahtı ile uçar idi o Süleyman,
Bu ölüm çengeline almadı mı?

Ömer idi din-i İslam yolunu açan,
Ali idi kafirlerin boynunu koparan.
Arslan eli ile Hayber kapısını açan,
O hem ecel şarabından tatmadı mı?

“Fetubu ilallah”a boyun eğ
Masiyate bakma, gözünü yum.
Nasuh gibi alem içre adını bırak,
Dilekli kul dileğini almadı mı?

“Elestü birabbiküm” demiş vakitde,
Ahd eyleyip “kalu bela” dedim Hakk’a.
Eğer sen döner olsan el-misaka,
Yerin senin cehennemde olmadı mı?

208. Hikmet

Aşıkların sorduğu, sâdıkların gereği,
Enbiyalar çırağı, haklı olan Muhammed.
Özünü koyup mihnete, türlü-türlü zahmete,
Asi, cafi ümmete, Kevser olan Muhammed.

Atadan yetim kalıp, özünü gama salıp,
Hatice malını alıp, muhtaç olan Muhammed.
Razı olan kazaya, yakarışını söyleyen Huda’ya,
Gökden gelen belaya, sabırlı olan Muhammed.

Himmet kemerini bağlayıp, yürek bağrını dağlayıp,
Seher vaktinde ağlayıp, bidar olan Muhammed.
Hakk’ın kulluğunu kılıp, Hak emrini halka söyleyip,
Kafiri, yahudiyi korkutup, ejder olan Muhammed.

Enbiyalar hatemi, sır-esrarın mahremi,
Miskînlerin hemdemi, yadigâr olan Muhammed.
Gündüz oruç ve namaz, gecesi acz ve niyâz,
Dileyip ümmetini kış-yaz, sıkıntıda olan Muhammed.

Akşam ve seher çok ağlar, ümmet için gönlü kederli,
Alem halkına yadigâr, mütevazi olan Muhammed.
Miskînlere yar olan, ümmet dileyip zar olan,
Balsızlara bal olan, şahpar olan Muhammed.

Mahzun olan sıkılana, hazır olan günahkara,
Yetim olan garibe, server olan Muhammed.
Kul Hoca Ahmed miskindir, miskinlerdin mâna sor,
Miskînlik huzur kaynağı, basar olan Muhammed.

215. Hikmet

Aşk kırmızı sülfür, alem dükkan değil mi?
Hakk erine aşikar, usta dükkan değil mi?
Gönlümde aşk Tur’u, düştü tecelli nuru,
Her bir adın zuhuru, cihan mumu değil mi?

Baştanbaşa cihana, baksa tufan belası,
Ey Nuh kavmi korkun, Hak yöneten değil mi?
Eman ağacından ki, Musa’ya ateş göründü,
“İnni enAllah” söyler, esrar-ı can değil mi?

İsa-ı ruhperver, terk-i taalluk eyler,
Gök kürede kalender, güzel mekan değil mi?
Yahya’yı ağlayış tuttu, Adem özünü unuttu,
Yunus’u naheng yuttu, bu imtihan değil mi?

Hoş herşey Hayyu Sübhan, hoş kudret, hoş ilhan,
Cennet içinde Rıdvan, bir bağban değil mi?
Aşık muradı dilber, zahidin meyli minber,
Sevinç kadehi ister, Hak lâ-mekan değil mi?

Aynı seherdedir gül, aşufte bülbül misali,
Görünce onu kızıl gül, ruhsarı kan değil mi?
Sakın, ey vaaz veren, boşuna dökme cevher,
Gönül hazinesine dil, muhafız değil mi?

Mahdumu pakbazı, pervazı şahbazı,
Sahib huruc Gazi, çünkü Arslan değil mi?
Mahmur oldu kalb ve can, yandı erguvan suyu,
Sultan Satuk Buğrahan, Pir-i muğan değil mi?

Dergâhları kibriya, İslam açıp beriya,
Evliya ser-halkası, sahib Kur’an değil mi?
Evlad-ı enbiyadır, serdar-ı evliyadır,
Huda yolunun merdidir, Ali nişan değil mi?

Devir Ahmed devri , hayr-ul-beşer Muhammed,
Dünya ve dine sermed, şer’i beyan değil mi?

[2]

Kaynaklar/References:

  1. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=329&Itemid=1443
  2. http://www.divanihikmet.net

 

(Visited 46 times, 1 visits today)
Hoca Ahmed Yesevî

Leave a Comment