En Küçükler (Least) I-Kuant

EN KÜÇÜKLER (Least) I

KUANT : QUANT

 Mehmet KEÇECİ

14.06.2004

Bir çok felsefeye ait tartışmalarda yada bilim tarihi derslerinde ünlü filozoflarin bir çok tartışmalarına şahit olmuşunuzdur.

Bunlardan birtanesi “Hareket (motion) var mıdır yok mudur” veya “Değişim var mıidır yok mudur” veya “Hareket mi değişim mi” gibi tartışmalardır. Bunlara bir çok deliller ve zıit deliller getirirler fakat bunlar mantığa uyar mı uymaz mıi kimse doğru dürüst karar veremez.

Şimdi bu konulara fizik bilimi açısından bakarsak :

Fiziksel evrende en küçük zaman birimi Planck zamanı dediğimiz 10-43sn (0,0000000000000000000000000000000000000000001) dir ve bu ışığın hızına bağlı olarak belirlenir daha doğrusu hepsiışığın hızına göre belirlenir.

Evrendeki en ufak mesafe 10-35m dir. Yani aşağıdaki şemayı incelersek

3 uzay +1 zaman olarak düşünürsek.

1 2 3 4
5 6 7 8
9 10 11 12
13 14 15 16

Uzayımız bu şekildeki uzay zaman dilimlerinden oluşur. Yarım adım yoktur veya yarı zaman yoktur o zaman

1den–> 2”ye geçis nasil olacaktir?

Bu sonuçlardan evrenimizin sürekli bir evren değil kesikli bir uzaya sahip olduğu açıktır.

Buradaki geçis 10-43sn”de bir kuantum paketi (zarf: alanin kuantumlandigi en küçük birim. Madde dedigimiz şey bu kuantum paketlerinden oluşur) yok olur ve 10-43 sn sonra tekrar 2. alanda ortaya çıkar. Buradanda anlaşıldığı gibi bir hareket söz konusu degil bir değişim söz konusudur. Mikro alemde değisim kesindir ve hareketten söz edilemez.

Not: Evreniniz 3+1 boyuttan ibaret ise sonuç böyledir. Ya değilse? (Bizi buna götüren sonuçlar nelerdir?)

Yüksek boyutlar varmıdır?

Paralel evrenler varmıdır?

Ya makro almede söz konusu durum nedir? (Daha sonra açıklayacağız.)

Daha da ilginci herbir kuantumsal paketler birbirinden ayit edilemezler yani özdeştirler. Dikkatinizi çekti mi bilemem o zaman farklılıklar nasıl ortaya çıiktı ben ile o arasindaki fark nedir ve hangi seviyede bu farklar ortaya çıkar?

Yani mikro alemde farklarda ortadan kalkti o zaman makro alemdeki farklar nasıl ve hangi seviyede oluşur?

En küçük kuantum paketimizin ömrü 10-43sn ise bizlerin veya bir çok parçacığın ömrü niye bu kadar değil?

Bazi parçacıklar neden kararlı?

Bütün parçacıklar kararsız olsydı ne olurdu?

Bütün parçacıklar kararlı olsaydı ne olurdu?

Işıktan daha hizli bir parçacik varsa bu değerler nasıl değişir veya mantık değişir mi?

Kuantum vakumu veya dalgalanması nedir?

Kuarklardan aşagısında neler oluyor?

Yüksek boyutar neyi ifade eder?

Bizi geçmis ile aramizi açan sadece ışık hızımıdır?

Ya gelecege gitmemin önünde bir engel varmıdır?

Geçmiş ve gelecek aynı anda sizi etkiliyorsa ne olacak veya nasıl olabilir?

Elektronun atom etrafında ki yörüngelerinde bulunabilme seviyelerini açıklamak için 3+1 boyut yeterli olmaktamıdır?

Cevapları ilerleyen makalelerimizde verilecektir.

MSc. Mehmet KEÇECİ

Reel Fizik Ve Fiziksel Niceliklere Giriş I

 Reel Fizik Ve Fiziksel Niceliklere Giriş I

 Introduction to Real Physics and Physical Quantities I

Mehmet Keçeci

14.06.2003

 Neden fiziksel nicelik veya büyüklük?

 Everndeki reel olan herşeyi biz bu nicelikler aracılığı ile tanımlarız. Bunu anlamak için evreni çok iyi kavramamız gerekir.

 Reel fiziğin diğer bilim dallarından ayıran en önemli özelliği alt ve üst sınırlarının belirli olmasıdır. 10-35 m den başlar ve evrenin sınırında son bulur.öncesi ve sonrası reel fiziğin sınırları dışındadır. 0 ile 10-35 m lik kısım ne olacak burada kuantlaşma olmadığından bizim fiziksel algılarımızın dışına çıkacak bu bölge için ancak matematiksel modeller düşünebiliriz. Süperyay teorisyenlerinin yaptığı gibi.

 Örnegin: 1 cm alanı bir matematikçi referans noktasını ortası alarak her iki kısmıda sonsuza bölebilir böylece sınırlı bir alanda – sonsuzdan artı sonsuza uzanan bir doğru elde edbilir fakat kuanlaşan bir fiziksel dünyada bu mümkün değildir ancak ve ancak 1033 kere bölebiliriz.

 Ayrıca Big ben öncesi ve evrenimizin dışı için herhangi bir bilimsel niteleme yapamayız. Alan yok, zaman yok, boyut yok, madde yok, enerji yok yani matematiksel bir öngörüde dahi bulnmak anlamsız olmaktadır. Fakat 0 ile 10-35m arasında enerji mevcuttur. Bu bölgede sadece reel fiziksel tanımlama yapamayız reel olmayan matematiksel fizik tanımları yapmamızda her hangi bir sakınca yok. Tabi yanlız bu öngörüleri deneyemiyoruz.

 Fiziksel dünyayı tanımak için 3 tane tanım yapıyoruz bunlar:

  1. Skaler
  2.  Vektörel
  3.  Tansörel büyüklüklerdir.

 En güzel örneklerden biride Hız (velocity) ve Sürat (speed) tanımıdır. Bunlardan hangisi skaler hangisi vektöreldir. Bunu nasıl anlayacağız. Verilen bir nicelik

  1.  Yön (A–>B)
  2.  Doğrultu (Kuzey vs…)
  3.  Başlangıç (uygulama) noktası
  4.  Şiddeti (büyüklüğü) yoksa bu bir skalerdir. Varsa nasıl tanımlayacağız

 Örneğin: Üsküdardan İzimite Kuzey yönünde 90 km/saat hızında giden araç dediğimizde bu kesinlikle bir vektörel tanımlamadır ve bize Hızı verir fakat sadece 90 km/saat dediğimizde ne yöne gidiyor bilinmiyor, doğrultusu bilinmiyor, başlangıç noktası bilinmiyor bu bir skaler tanımdır ve bize sürati verir.

 Tansörel (tensor) tanım ise eğri ve yüksek boyutlardaki vektörel tanımlamadır. Astronomide ve izfiyet teorisinde oldukça çok kullanılır.

 MSc. Mehmet Keçeci

Neden Hiperteknoloji?

Neden Hiperteknoloji?

Why Hypertechnology

Mehmet Keçeci

01.07.2001

Hyper=Hiper=Aşırı, yüksek anlamlarına gelen Advanced=Gelişmiş, ileri ve High=Yüksek kelimesinin bir benzeri olarak Türkçe okunuşu tercih edilmiştir. İleri, gelişmiş, yüksek teknoloji anlamlarını ihtiva etmektedir. Burada Hiper’i daha çok teorik bilimler, teknolojiyi de uygulamalı bilimler olarak düşündüm.

Şahsen ben kendim bir teorik fizikçi olmama ragmen neden teknoloji adını verdiğimi sizlere şöyle açıklayabilirim.

  • Teori ile teknoloji birbirlerinden ayrılmaz ikilidirler.
  • Bir ülkenin kalkınması her ikisi ile birlikte olmaktadır.
  • Birinin eksik kalması diğerininde eksik kalmasına sebep olmaktadır.

Kendimde bir taraftan teorik fizikle uğraşırken diğer taraftan bilgisayar ve yazılım dünyası (Öğretmen, yazılımcı, web tasarımcı olark çalıştım) ile uğraşmaktayım.

Yaşadığım tecrübeler bunu bana açıkça gösterdi. Bu ve buna benzer sebeplerden dolayı sitemin adına HiperTeknoloji dedim.

Admin ve Editor: MSc. Mehmet Keçeci

Milenyum’un İnsan Tipleri

Milenyum’un İnsan Tipleri

Human Types of Millennium

Mehmet Keçeci

2000/Yalova

 Milenyum

 

Her şey baş döndürücü bir hızla ilerlerken insanlarda bu kervanın bir yerlerinde kendi dünyasında yavaş veya hızlı bir şekilde ilerlemektedir.

Binlerce çalışma alanı, binlerce bilim dalı, binlerce hayat tarzı ve bunların arasında bunların ortak özelliklerini yakalayıp olması gereken yâda olmaması gereken insan denen psiko-sosyal bir canlının diğer farklı bir psiko-sosyal canlı ile içtimâ’i (sosyal) ilişkilerinin aynı düzeyde olması elbette beklenemez.

Hayat tarzını (life-sytle, modus vivendi) kendi idealleri doğrultusunda şekillendiren bir insan zaman içinde yavaş yavaş sanal dünyası gerçek dünyasına baskın gelecek ve toplumdan soyutlanmaya başlayacaktır. Bu durumu kendisi için çok doğal kabul ederken kendilerini doğal dünyada addedip ideallerden uzak olan bir insan ile böyle bir kişiliğin sosyal ilişkileri oldukça kısıtlı olmakta ve bunlara benzer psiko-sosyal tipler kendilerine uygun zemin oluşturabilmektedirler.

Bu bilim ve teknolojinin bir sonucu mudur? Yoksa hayat pahasına da olsa bir şuursuz rekabetin, Makyavel’in “Hedefe ulaşmada her şey caizdir” hayat felsefesinin bir ürünü yada bilimden yoksun teknolojiye hakim olma rekabetinin “iyi bir eğitim + iyi bir iş + iyi bir eş’e” sahip olma idealine “son model teknolojik marka” eklenti psikoloji şartlanmaları bireylerin ve toplumların yapılanmaları yerine dış görüntülere önem vermeleri, her başarısızlık ve kayıpta stres ve depresyon geçirmeleri normal görünümlü anormal insan ve toplum yapısı oluşturmuş, sosyal piramit yapısından asosyal yıldız yapısına geçilmiştir. Suç ne Milenyum da ne de Bilim ve Teknolojide, suç insanların hayata bakış açılarının evrensel boyutlardan bireysel fasit dairevi bakış açılarına indirgenmesidir.

Sonuç olarak teknolojiyi bir morfin ve uyuşturucu gibi kullanan materyalist organizasyonların sosyal-kaos’a katkılarını da unutmamak gerekir.

Yayın Tarihi/Yer: 2000, Yalova

Yazar: Mehmet Keçeci

Küreselleşme

Küreselleşme

Globalization

 Aydın KEÇECİ

İktisatçı

1999/Kütahya

Ülkeler arası ekonomik, siyasi, sosyal ilişkilerin yaygınlaşması ve gelişmesi. İdeoloji ayrımlara dayalı  kutuplaşmanın çözülmesi, farklı toplumsal kültürlerin, inanç ve beklentilerin daha iyi tanınması ülkeler arasındaki ilişkilerin yoğunlaşması  gibi farklı görünen  ancak birbirleriyle  bağlantılı olguları içerdiği,  bir anlamda  maddi ve manevi değerlerin ve bu değerler çerçevesinde  oluşmuş  birikimlerin  milli sınırları aşarak  dünya çapında  yayılması anlamında  küreselleşmenin tarifini yapabiliriz.

Küreselleşmeyi  kısaca tarifi ise;  her türlü  değer  ve birikimin devlet sınırlarını aşarak  dünya  çapında  yaygınlaşmasıdır.

Küreselleşmeye  yol  açan  olgu ve dinamikleri esas  olarak  dört  kalemde toparlayabiliriz:

  • 1945’de  başlayan  ve  yirmi yıllık  sürece yayılan sömürgelikten  çıkma süreciyle serbest  pazar  alanının   genişlemesi.
  • Avrupa  ülkelerinin önceleri  “ Ortak  Pazar”  kurmaları sonraları bunu  “Avrupa  Birliğine”  dönüştürmeleridir.
  • Gerçek anlamda  uluslararası  şirketlerin sayının artması, ekonomideki  yer ve rollerinin değişmesi.
  • Japonya’nın öncü rolü.

Küreselleşme  olgularını ise şöyle sıralayabiliriz: 

  • Küreselleşme ile  serbest  ticaret artmıştır.
  • Firmaların  kar  maksimizasyonu  yerine  satış maksimizasyonu  yer almıştır.
  • Dünyada hammadde ekonomisi ile sanayi ekonomisi birbirinden kopmuştur.
  • Mal  ve  hizmet ekonomileri para ekonomilerinden kopmuştur.
  • Tamamlayıcı rekabet yerine yıkıcı rekabet almıştır.
  • Globalleşme ile ticaretin anlamı değişmiş  uluslararası ticaret mal ticareti olmaktan çıkıp  hizmet ticareti haline  gelmiştir.
  • Günümüzde yatırım anlamı değişmiştir.
  • Globalleşme ile birlikte kâğıt akışı yerini  elektronik işlemler almıştır.
  • Haberleşme  ve finans alanında büyük gelişmeler  yaşanmıştır.
  • Globalleşme ile ulusal çıkarlar yerini  uluslararası çıkarlar yer almıştır.

Küreselleşmenin  boyutunu  aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

1- Ekonomik alanda küreselleşme:

  • Üretim  faktörlerinden maksimum  düzeyde   faydalanmak.
  • Altyapıyı  geliştirmek.
  • Sanayileşmeyi sağlamak.
  • Dünya ile bütünleşmeyi sağlamak.

2-      Sosyal  nedenlere bağlı küreselleşme:

  • Adil  gelir dağılımını sağlamak.

3-      Siyasal nedenlere bağlı küreselleşme:

  • Merkezi ve çevre ülkelerin kutup alanı oluşturması.