Kara Madde ve Karanlık Enerji Nedir?

Kara Madde ve Karanlık Enerji Nedir?

What is dark matter and dark energy?

Mehmet Keçeci

05.10.2012

halo

 

Bu resim 24 Eylül 2012 tarihinde Chandra tarafından yayınlanmıştır.

Samanyolu (Milky Way) çevresindeki sıcak gaz hâlesi (halo) acaba kayıp baryon (kayıp madde) miktarını açıklamaya yetecek mi?

halo

Kara Madde ve Enerji ile ilgili sorular bana devamlı gelmektedir ve maalesef kimse kendisini tatmin edebilecek bir cevapta alamamaktadır.

Kısaca bir köşesinden başlayalım. Einstein’nın ünlü formülünü ele alırsak E=mc2 biz buradan enerjinin ve maddenin birbirlerine dönüşebileceklerini ve bunların birbirinin farklı formları olduğunu görürüz. Enerjinin tam ne olduğunu bilmesek te skaler bir alan diyebiliriz (yöne sahip değildir). Işık dalgası (ışınım, ışıma, radyasyon vs.) enerji taşırlar. Buraya kadar işler normal gibi gözüküyorken neden bir de kara ve karanlık ifadelerini kullanmaya başladık.

Bir bakıma bunları kullanmak zorunda kaldık. Boş bir uzay alanını düşünelim; madde yok, ışınım yok o zaman ne var? Rezidual (residual), artık veya vakum enerjisi vardır ki bu da evrenin genişlemesini artırıcı bir kuvvet olarak etki eder. Evren ilk başlangıcında karanlık enerjiye ihtiyaç gözükmemekte iken evrenimizin hızlanarak büyümesi sanki bir anti-gravitasyon etkisini gerçekleştiren bir neden olması gerekliliğini doğuruştur. Yıldız ve galaksilere baktığımızda bunları bir arada tutabilecek gravitasyon ise görünür madde için yeterli değildir. Bu 1970lerde yapılan bilgisayar modellemelerinde açıkça görülmüştür. Bunlar içinde Kara/Karanlık Madde ifadesini kullanmaktayız. Ben Kara Madde, Karanlık enerji ifadesini tercih ediyorum.

Evrenimizde ilk etapta %15 fotonlar, %12 Atomlar, %10 Nötrinolar, %63 Kara Madde var iken günümüzde bunların bir kısmının Karanlık Enerjiye dönüştüğü tahmin edilmektedir. Günümüzde bu oranlar yaklaşık olarak %70-75 Karanlık enerji, %22-25 Kara Madde (MACHOs (Massive Astronimical Compact Halo Objects) projesi sonucu), %4 serbest Hidrojen (H) ve Helyum (He), %0,5 yıldızlar, %0,3 Nötrino, %0,03 Ağır elementlerden (Helyum üzeri) (WMAP projesi sonuçları) oluşmaktadır. Evrenin hızlanarak genişlediğinin öğrenilmesinden önce bunlara kayıp, saklı madde denmekteydi. Aslında bu ifadeler çok yeni değil (1980’de Alan Harvey Guth tarafından teorik olarak öne sürülmüştür) fakat içerikleri deneysel olarak 1998 (Saul Perlmutter, Brian Schmidt) ve sonrası özellikle 2003’te önem kazanmaya başlamıştır.

 

Eğer bir gün süpersimetrik parçacıkları keşfedebilirsek (standart modelin dışındadırlar) o zaman karanlık enerjiye gerek kalmadan sadece kara madde ile evrenin bugünkü durumunu açıklayabileceğiz. Yani bunlar aslında şimdilik kurduğumuz modellerdir. Gerçekliklerini ilk etapta bugünkü gözlemlerimizi teorilerle uyuşturma meselesi daha sonrada bunları deneysel ispatlama sorunudur. Şu an için bunlar deneysel değillerdir. Fakat yarın deneysel olmayacak anlamına da gelmezler.

Kara Maddenin miktarını galaksilerin dönüş hızlarından ve Mikrodalga Arkaalan Işımasındaki küçük oynamalardan çıkarıyoruz. Burada hem bunu hem de çoklu evrenleri veya paralel evrenlerin varlıklarının olup olmadığını bu Arkaalan ışıması haritalarının iyi okunup yorumlanması çok önemlidir. Eğer bunu okumasını bilmiyorsanız sürdüğünüz fikirlerin bizim için sadece düşünsel bir fikirden öteye bir anlam ifade etmez. Bunun yanında da bu dönüşümlerde Entropi (Kaf Dağı) kuralını da iyi yorumlamanız gerekir.

Atomdan daha küçük ölçeklerdeki tuhaf, acayip, garip davranışların sebebi belki de Karanlık Enerjidir fakat şu an için kesin bir yargı yoktur fakat farklı çözüm önerileri vardır. Belki de karanlık enerji evrenimizin hızlanarak genişlemesine sebep olan bir temel kuvvet ortaya çıkarmaktadır şu an için bilemiyoruz. Karanlık enerjinin bir kozmolojik sabit veya öz (quintessence) olup olmadığı yine bilinmemektedir. Biz bu çözüm önerilerinden hangilerinin veya hangisinin daha doğru olacağı hakkında inceleme ve fikir teatileri yapmaktayız.

Kuantum Mekaniğinde zamanın çok küçük anlarında dahi olsa madde ve enerji bu vakum alanından, vakum enerjisinden veya geçici virtual parçacıklardan ortaya çıkmaktadır. Benim buradaki yorumum enerjinin boyutlarla (uzay-zaman) sınırlı olmaması saf enerjinin bu vakum alanları ile toplam enerji ve kütleye dâhil olmasıdır. Aslında bizim uzay dediğimiz veya boş uzay, boşluk dediğimiz bu vakum alanıdır. Fakat mutlak boşluk dediğimiz de ise uzayın olmadığı, alanın olmadığı, maddenin olmadığı bizim evrenimizin dışında kalan hakkında matematiksel kabullerimizin dışında hiçbir şey bilmediğimiz bir varsayımdır.

Yine bana çok fazla gelen sorulardan biri de buradan çıkmaktadır.

Mutlak boşluk bir Zar (Brane, Membrane) oluşturur mu? Bana göre oluşturmaz.

Vakum alanı bir Zar (Brane, Membrane) oluşturur mu? Bana göre oluşturur.

Bu ikisi arasındaki fark nedir? Eğer mutlak bir boşlukta hiçbir maddi veya madde ötesi, fizik ötesi şey oluşmaz. Vakum alanında ise o alanın tabi olduğu fiziki kurallar çerçevesinde oluşabilir.

Big Bang, Büyük Patlama, Evrenin Yaratılışı o zaman nasıl oluşmuştur? Ben Big Bang’in ne vakum alanından ne de mutlak boşluktan kendiliğinden oluştuğunu düşünmüyorum. Bunun doğrudan bir Yaratıcı kudretin iradesi sonucu yaratıldığına hem inanmaktayım hem de bilimsel sonucun burayı yol gösterdiği kanaatindeyim. Açıklamalar zaman içinde değişse de bu yol göstermenin bâki kalacağı kanısındayım.

Yine bana sık gelen sorular içinde birbirine karıştırılarak sorulan sorulardan biri: Evrenimizin dışında bir başka evrene yaklaştığımızda veya temas ettiği durum hakkındadır. Burada şunu belirtelim evrenimizin dışında tamamen bizden bağımsız, etkileşimsiz evrenlerin varlığını veya yokluğunu biz fizik olarak bilemeyiz. Fakat sorularda olduğu gibi eğer birbirlerine yaklaşıp en azından gravitasyonel temasa geçtiğinde her iki evren arasında bir alan oluşmuş olur ve biz bu durumu yine Mikrodalga Arkaalan Işımasındaki değişimden anlardık fakat şu ana kadar böyle bir temas net olarak ortaya konulamamıştır. Yapılan öngörüler daha sonra yanlışlanmıştır.

İkinci olarak böyle evrenler paralel evrenler değildirler. Yani bizden bağımsız olan veya sonradan temas olmuş hiçbir evren paralel evren değildir. Paralel evrenler evrenin oluşumu anında açılmış olması gereken sanki bir kalemtıraş ile açılan kalemin yaprakları gibi aslında bir bütünün yani toplam enerjinin ve uzayın farklı boyutlar sonucu kat kat oluşmasıdır (kalemtıraştan çıkanı bastırdığınızda bir kat gibi gözükür fakat açtığınızda çok katlıdır). Bazı sicim teorisyenlerine göre Big Bang’in ilk andaki vakum’un fazına göre 10500  multiversten (çoklu evrenden) biriyiz. Böyle bir durumu Mikrodalga Arkaalan Işımasından fark edebiliriz. Fakat şu ana kadar bunda da böyle bir ispat yoktur.

Farkı evrenlerin veya paralel evrenlerin farklı zamanlarda bizim evrenimiz ile temas oluşturması hepsi de Mikrodalga Arkaalan Işımasından fark edilebilirler. Fakat karadelik ve yıldız patlamaları dışında çok açık, net bir şey yoktur. Matematiksel veya geleceğe yönelik çalışmalar ise bilimin mantığı içindedir. Bizim bu noktalara itirazımız yoktur.

Kara Madde: Işımayan Kütledir (mass didn’t radiate light). Dışarıya ışık vermez. Ektisi gravitasyonel olarak anlaşılabilir. Ekzotik veya hipotetikal (exotic, hypothetical) parçacıklar mı? Şu anda bilinmiyor? Anti madde değildirler çünkü madde, anti madde etkileşimlerinde gama ışınları çıkar ki bunlarda böyle bir gözlem yapılmamıştır. Zayıf etkileşimli atomaltı parçacıklar mı? WIMP (Weakly Interacting Massive Particles) projesinde bunlar incelenmektedirler 1998’de nötrinoların kütlelerinin olduğunun gösterilmesi önemli olmuş olsa da bu kara madde için yeterli değildir. (axion ve notralionlar, neutralinos, gravitinos, axinos ise ispatlanamamıştır.) Ayrıca sıcak ve soğuk kara madde gibi farklı halleride mevcutturlar.

Karanlık Enerji: Enerjinin kuramsal formu, dinamiksel enerji alanı veya dinamiksel enerji akışkanı, sıvısı, uzayın içsel gerilimi.

Big Bang-Büyük Patlama

Evrenin bir noktadan sonra hızlanışını göstermektedir.

Kara Madde Tasviri

Kara madde bölgeleri.

Madenin Dağılımı

Genel madde dağılım oranları. (yaklaşık)

Kara Maddenin Tarihi

9 milyar yıl önceki kara madde 3 milyar yıl öncesine geldiğinde azalmış görünmektedir.

Kaynaklar: References:

  1. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=270:the-enerji-distribution-of-the-universe&catid=79:astronomy&Itemid=950
  2. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=264:questions-about-parallel-universes-hypothesis&catid=106:quantum-field-theory&Itemid=897
  3. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=77:parallel-universe-really-exist&catid=81:physics&Itemid=475
  4. http://www.nasa.gov/mission_pages/GLAST/news/dark-matter-insights.html
  5. http://hubblesite.org/newscenter/archive/releases/2001/09/image/g/
  6. http://science.nasa.gov/astrophysics/focus-areas/what-is-dark-energy/
  7. http://hubblesite.org/newscenter/archive/releases/2012/10/image/a/
  8. http://imagine.gsfc.nasa.gov/docs/teachers/galaxies/imagine/dark_matter.html
  9. http://prl.aps.org/abstract/PRL/v105/i13/e131302
  10. http://www.eso.org/public/news/eso1217/
  11. http://www.eso.org/public/images/eso1217b/
  12. http://iopscience.iop.org/0004-637X/751/1/30/
  13. http://chandra.harvard.edu/xray_astro/dark_matter/index5.html
  14. http://chandra.harvard.edu/xray_astro/dark_matter/index3.html
  15. http://www.spacetelescope.org/images/heic1005c/
  16. http://www.chandra.harvard.edu/photo/2012/halo/
  17. http://arxiv.org/abs/1205.5037

Evrenin Madde ve Enerji Dağılımı

Evrenin Madde ve Enerji Dağılımı

The Energy and Matter Distribution of the Universe

Mehmet Keçeci

17.08.2012

Kaynak: http://chandra.harvard.edu/resources/flash/univ_pie.html

Evrenimizin 13,7 milyar yıl önceki madde ve enerji dağılımı ile günümüzdeki oranlarına baktığımızda bizlere nasıl bir evrende yaşadığımız daha net anlaşılmaktadır. Ayrıca bu bizlere evrenimizin geleceği hakkında da ip uçları vermektedir.

Evrenin Madde ve enerji dağılımı

Paralel Evrenler Hipotezi Hakkındaki Sorular

Paralel Evrenler Hipotezi Hakkındaki Sorular

Questions About Parallel Universes Hypothesis

Etkileşimli Reel Fiziksel Paralel Evrenlerin İmkânsızlığı

 Impossibility of Interactive Real Physical Parallel Universes

Mehmet Keçeci

10.07.2012

Evrenin mikrodalga ardalan ışıması

 

İlahiyatçıların Soruları:

Soru 1. Fatiha suresinde geçen “âlemin” kelimesi paralel evrenleri ima etmez mi?

Cevap 1: Âlemin kelimesi cemi/çoğul, müennes/dişil bir kelimedir ve anlamı âlemler olarak ifade edilir. Buradaki âlemin çoğul olması bizlere birçok âlem olduğunu dişil olması ise bunların içinden benzerlerinin çoğaldığını göstermektedir.

Fakat “Paralel Evrenler” deki paralel ifadesi “Paralel Âlemler” anlamına gelir ki bu sûreden bunu anlamak ve bu manayı çıkarmak zordur.

İlk önce biz paralel evrenlerden kastımızı net olarak koyalım: Var olan evren modelleri

  1. Evrenimiz, Kozmos (Universe, Cosmos): Var olan uzayımızın ve fiziksel yasalar dahilindeki evren.

  2. Paralel Evrenler (Parallel Universe): Aynı anda evrenlerin çok fazla veya sonsuz sayıda paraleli olması

  3. Çoklu Evrenler (Multi Universe-Multiverse): Birden fazla evrenin veya sonsuz sayıda evrenin olması (Evrenimizin etrafında oluşturulan bütün muhtemel evren modelleri)

    1. Evrenler tamamen bağımsız olabilirler

    2. Evrenler etkileşim içinde olabilirler

    3. Evrenler paralel olabilirler

    4. Evrenlerin bir kısmı paralel, bir kısmı etkileşim içinde, bir kısmı etkileşimsiz olabilirler

    5. Evrenlerin hepsi aynı anda var olabildiği gibi farklı zamanlarda da var olmuş olabilirler

  4. Fiziksel olmayan âlemler (melekler, ruhlar vs.). Bu şu anda bahsettiğimiz konunun dışındadır ve bizim kastettiğimiz ise sadece reel fiziksel evrenler içindir. Fakat ayette geçen “Âlemler” ifadesi bunları da kapsamaktadır.

  5. Çoklu Dünyalar (Many Worlds): Bu çoklu evrenlerden farklı olarak aynı evrenin içinde fakat sanki farklı evrenler veya farklı boyutlardan vs. kaynaklanan sebeplerden dolayı ortaya çıkan durumlar. Özellikle kuantum mekaniğinin öngörülerinde beliren durumlar.

  6. Metaverse: Bireysel evrenin fiziksel gerçeğinin sanal realite similasyonuna veya herbir gerçekliği filmin üzerindeki bir birinden bağımsız kareleler veya M-Teorisindeki braneleri/zarların herbirini bir katmana/sheet’e bağlanması ile oluşturulan evren modeli. Bu yorumun önemli tarafı sanal alemi kullanarak insanlar üzerinde fiziksel realitelere yol açan işlerin başarılabileceğidir. Psikologların ve devlet yöneticilerin bu noktayı iyi değerlendirmeleri gerekmektedir.

  7. Xenoverse: Metaverse ve multiversin dışında çok bilinmeyenli bir evren modeli

  8. Hyperverse: Çoklu Xenoverse

  9. Omniverse: Tüm ihtimal dahilindeki evrenler ve tüm ihtimal dahilindeki fiziksel yasalardan oluşan evren modeli.

Örneğin bir sabun köpüğünün diğer yüzlerce köpüğün içinde, yanında veya ayrışık bir durumda olması fakat hepsinin aynı fiziksel kanunlara tabi olmaları fakat boyutlarının, hızlarının, kütlelerinin, çevre etkileşimlerinin farklı olmalarından dolayı farklı tepkiler göstermeleri gibidir. Bir kovanın kenarına bir bardak su dökerseniz suyun çoğu kovanın dibine inerken (yerçekimi kanunu galipken) küçük bir kısmının kovaya tutunması (kimyasal bağların galip gelmesi) gibi fiziksel kanunların önceliklerinde değişmeler olmaktadır. Küçük veya büyük ölçek, kütle, hız bu öncelikleri değiştirmektedir.

Evrenimizde 9-300 Sektilyon (Sextillion)=9-300×1021

=9-300.000.000.000.000.000.000.000 tane yıldız var demektir. (3 trilyon çarpı 100 milyar)

Bu sadece bizim evrenimizin yıldızlar âlemi. Dikkat edilirse birçok yıldız türü vardır yani sadece evrendeki yıldızlar bir âlemdir.

Şimdi gelelim yıldızlar bir araya gelerek galaksileri oluşturmaktadırlar. Bizimde içinde yaşadığımız samanyolu 200milyar yıldızı içermektedir. Yani bir insan ömrü boyunca sadece yaşadığımız galaksideki yıldızları saymaya kalksa buna ömrü yetmiyor.

Şimdi gelelim “Galaksiler Âlemine”:  Her galakside ortalama 100 milyar yıldız olduğunu düşünelim.

9-300 Sektilyon (Sextillion)/100milyar=9-300×1021/100×109

=9-300.000.000.000.000.000.000.000/100.000.000.000=9-300×1012

=9-300 trilyon galaksi demektir. Ortalama galaksideki yıldız sayısını artırırsa bu da bize en az 1 trilyon ile 300 trilyon galaksi anlamına gelir ki bu da sadece galaksi âleminin büyüklüğünü ve çeşitliliğini gösterir.

Gelelim galaksi âlemleri bizim gibi meydana gelen “Güneş Sistemi” veya buna benzer “Güneş Sistemi Âlemleri” ne fakat ben burada bunun hesabını yapmayacağım bunun yerine sadece Güneş Sistemimizin ne anlama geldiğine bakalım.

Güneşimizin bir yıldız olduğunu unutmayalım. Yaşı yaklaşık olarak 4,6 milyar yıl (evrenimizin yaşı 13,7 milyar yıl).

Güneşimiz çevresinde birçok gezegen, asteroit ve küçük gezegen ve uyduların oluşumuna yol açmıştır. Bunlardan bir tanesi de dünyamızdır. Sadece dünyamızın içinde 2 milyon hayvan türü tespit edilmiş ve tahminen 8 milyon ise daha tespit edilmeyi beklemektedir.

Ortalama evrenimizde 118 element (element âlemi) var olmasına rağmen milyonlarca farklı türde bileşik oluşturmaktadırlar.

Bitkiler vs. dikkat edilirse bunların hepsi farklı âlemlerdirler, hepsi çoğuldurlar, hepsi kendinden sonrasını için bir üretim ve değişim yaparlar yani dişil ve doğurgandırlar.

Madenin (reel fiziksel) yanında birde enerji kısmı vardır. O ise ayrı bir âlemdir. Biz bunu fiziksel evren içinde düşünmekteyiz. Fizik ötesi olanlar için (ruhlar vs.) bir ifade kullanmamaktayım. Yani onların tanımını ilahiyatçılara ve dini metinlerin ifadesine bakılması gerekli olduğu düşüncesindeyim. Çünkü fiziğin sınırları yine fizikçiler tarafından çok iyi belirlenmiştir. Fakat dini olarak veya fizik felsefesi olarak elbette ki bu konularda da bir şeyler söylenebilir.

Paralel evrenler için en önemli çalışma Mikrodalga Arkaalan/Ardalan/Arkafon Işımasıdır (Microwave Background Radition) ve yapılan 7 senelik çalışma sonucu verilerde ne paralel evrenlere nede çoklu evrenlere ait bir ipucu bulunamamıştır. Olması halinde bunun tespiti çok kolay ve net olurdu. Ben fizikçilerin öne sürdüğü diğer delillerin özellikle kuantum mekaniğinden gelen süperpozisyon ilkesi (dalgaların üst üste binmesi, dejenerasyon, , yozlaşma, soysuzlaşma), tünelleme, gözlemcinin deneye müdahil olması, Schrödinger’in kedisi vs. delillerin yine aynı evrende olan fakat çoklu dünyalar gibi davranmasına sebep olan nedenlerden dolayı olduğunu düşünmekteyim. CERN’de bundan sonraki deneyler işte bu gizemleri daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. CERN’de yapılan hiçbir deneyde şu ana kadar ne yüksek boyut, çoklu evren nede paralel evrenlere ait hiçbir bulgu oluşmamıştır.

Paralel evrenler ve çoklu evrenler dairesel, devri daim modellerin alt modelleridirler ve hiçbir zaman bir başlangıcı gerçek olarak modelleyemezler. Mutlak boşluk (evrenimizden önceki hal) ile bir evrenin içindeki kuantum alanının (uzay alanı, vakum alanı) farkını betimleyemezler. Yani bu evren nereden geldi ifadesine süper sicimlerin, zarların dalgalanması ve çarpışması olarak açıklarlar ki bu mutlak boşluk ile uzay alanı (vakum) arasındaki ayrımı yapamamalarıdırlar. İlahiyatçılar fark etmeseler de mutlak bir başlangıcı, yaratılışı ve Yaratıcı ihtiyacı ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar. İlahiyatçıların bunlara da o zaman cevap vermeleri gerekir. Elbette Yaratıcı paralel evren veya çoklu evren yaratmak istediğinde yaratamaz mı? Elbette yaratır fakat bizim üzerinde durduğumuz konu bu değil. Yaratmış ise ve bizim evrenle bir şekilde etkileşimi varsa (etkileşimi yoksa zaten bir reel fizikçi olarak bir şey söylemem mantıksızdır, o yapılanlar sadece matematiksel ve felsefi ürünlerdir) bu etkileşim mutlaka belirli aralıklarla hem de çok sık aralıklarla tespit etmemiz gerekir. Bizim itirazımızın âlemin kelimesinin bunların hepsini kapsayacağı gibi (fiziksel, matematiksel, felsefi vs.) fakat olmayan bir durumu da belitmek istememiz veya oluşabilecek çelişkilere dikkat çekmemizdir.

Bir fizikçinin elde tek bir reel deneysel veri olmadan var demesini beklemek çok uygun değildir. Hele hele bazılarının yaptığı gibi fizikçi olmayanlar için yazılmış pup, popüler kitaplardan deliller vermek hiç mi hiç doğru değildir. Okuyacaklarsa kendileri aynı kitapları yüzlerce okuyup ezberleyebilirler ve bir papağan gibi aynı şeyleri söyleyebilirler. İşte CERN deneyleri, arkaalan/ardalan/arkafon ışıma sonuçları, Hubble teleskop gözlemleri ortada.

Bu bölümü özellikle ilahiyatçılara ayırdığımdan bu konuda oluşabilecek tüm soruları ve şüphelerini bana e-mail/iletişim aracılığı ile gönderebilirler.

Ek Bilgi (2011 yılı TV programı) [1]

Ek 1: 11.12.2012

2. Yorum: Âlemin kelimesi isimler, adlar anlamına gelir ki bu da var olan, adlandırılan, somut veya soyut olan her şeyi kapsar. Bu anlam her şeyi kapsamaktadır. Yani fisiksel olanın yanında, matematiksel, felsefi, inançsal veya fizikötesi tüm olguları kapsar. Bu açıklamaya zaten bir itirazımız yoktur. Güzel bir açıklama ve yorumdur.

Ek 2: 22.06.2011

 

[2]

Kaynaklar/References:

  1. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=77
  2. https://www.youtube.com/watch?v=UcdT3wVX9kM&list=UUBVkKYfOZkSSTuXFHFCmsMw&index=2

Higgs Bozonun Dönüşüm Oranları ve Enerji

Higgs Bozonun Dönüşüm Oranları ve Enerji

Higgs Boson and Energy Conversion Rates

28.06.2012

 

 

04.07.2012 tarihinde 5 Sigma doğruluğunda ( daha önce 3 sigma ile duyrulmuştu) LHC ve Altas’tan gelen veriler ışığında %99,99997 oranında yeni bir parçacığın bulunduğu ve kuvvetli bir ihtimalle 1964’te öngörülen Higgs parçacığı olduğudur.

Bu Stamdart Modelin öngörüsü içerisinde var olan bir parçacıktır.