Siber Terör Kapıda

Siber Terör Kapıda

Cyber Terror

Mehmet Keçeci & İsmail Zelvi

30.12.2015

Röportaj & Milat Gazetesi

Siber Terör Kapıda

Cyber Terror

Siber Terör Kapıda

 30.12.2015

Mavi Marmara saldırısı sonrası siber teröristlerle tanışan Türkiye, Rus savaş uçağının düşürülmesiyle de siber terörün hedefi haline geldi.

İSMAİL ZELVİ-İSTANBUL

İsrail’in insanlık dışı ambargosunu delmek için Gazze’ye giden Mavi Marmara Gemisi’ne yönelik saldırı sonrasında siber terör ile tanışan Türkiye, Suriye sınırında Rus savaş uçağının düşürülmesiyle yeniden siber teröristlerin bir numaralı hedefi haline geldi. Türkiye’nin bankalar ağırlıklı kamu kurumlarını hedef alan siber saldırıyı bilişim uzmanı Mehmet Keçeci ile konuştuk.

TUŞLARLA DÜNYA KARIŞIYOR

Türkiye’nin, milli sınırlarını korumak için Mehmetçik’e görev verildiğini, siber sınırları korumak için ise kurumların yeterli olmadığını söyleyen Mehmet Keçeci, “Küreselciler, dijital dünya devletini kurmadan önce “dijital arka sokakları” ve “illegal dünya piyasasını” kuruyorlar. Sosyal medyayı dünya asayiş bilgi sistemi olarak kullanan Avrasyacı ve Atlantikçi yeni düzenciler; her ülkede, gündemi anında belirleyebilecek bir ağ peşindeler. Atlantikçiler;  Facebook ve twitter üzerinden Avrasyacılar ise Yandex üzerinden Türkiye’yi test edip açık istihbarat topluyorlar. Siber saldırılarla insanın ayağını topraktan, ruhunu da bedeninden kopartıp “tekno insan” oluşturarak istedikleri gibi yönetebildikleri milli ve manevi değerlere duyarsız insan oluşturma peşindeler” dedi.

SALDIRI İHMALDEN KAYNAKLANDI

ODTÜ yönetimindeki TR uzantılarına karşı gerçekleştirilen siber terör faaliyetinin en büyük sebebinin ihmalkârlık olduğunu belirten Keçeci,  “Dünya siber güvenlik yazılımlarının % 10’u direk İsrail devletinin, % 60’ı ise Yahudi finansçıların kontrolünde. Türkiye’de Doğan grubunun hatırı sayılır bir payı var. Son 10 yılda dünyada siber alanda muazzam gelişmeler oldu. Ancak Türkiye bu alanda biraz geri kaldı. Tüm devlet kurumlarının WEB adresleri ODTÜ üzerindeki makinada domain alan olarak tutuluyor. Bu siber saldırıda ODTÜ’nün de yeterli yatırım yapmadığını anlıyoruz. Saldırı olduğunda trafiği başka kanallara aktarabilmeleri gerekirdi. Yaşanan Ddos saldırısının nedeni ihmalkârlıktır” ifadelerini kullandı.

İLLEGAL SİBER ORDULAR

ABD’nin siber güvenliğini sağlamak için 240 bin kişilik dev bir ordusu olduğunu dile getiren Keçeci, “ABD, Rusya, İngiltere, Çin gibi ülkelerin hem legal siber orduları hem de darkdeepweb denilen illegal paralı askerleri (hacker grupları) var. Polonya’da siber korsan uçağı başka havaalanına indirdi. ABD’de otomasyon kaynaklı sefer aksamaları yaşandı. İstihbaratçılar Dark Web’deki hacker çetelerini, Bitcoin (sanal para birimi) ile toplayıp siber bir ordu ile hedefe saldırtıyor. Black-Water gibi paralel ordular, İran’ın paralı şia çeteleri gibi, siber dünyada da paralı gerillalar var. Saldıran parasını bilir, nereye saldırdığını bilmez. Son 2 yılda binlerce kişi deep web üzerinden bilgisayarı kilitlenerek soyuldu.

Tahsilat Bitcoin ile yapılıyor. Dijital dünyanın tehdit-şantaj/kaçakçılık piyasası Deep Web. İllegal örgütler silah teminini deepweb’ten yapıyorlar yağmaladıkları tarihi eserleri yine aynı sistemden pazarlıyorlar. Referansa dayalı üyeliklerle girilebilen DeepWeb’te kara para ve organ ticareti gibi işlerin döndüğü alanlar da var. Devletlerin dijital istihbarat kuruluşları suç izleme adına DeepWeb’te dolaşsa da Deep Web küreselcilerin kontrolünde. Sanal Hackerlerin parası, Bitcoin ile ödeniyor. Dark Web’de istihbaratçılar, hackerlerler, hacker olma heveslisi gençler, illegal siber ordular dolaşıyor” şeklinde konuştu.

KİRALIK SİBER TERÖRİSTLER.

Küreselcilerin 21. Yüzyıl dünya projesinin “Siber Dünya” üzerinde kurulu olduğunu belirten Keçeci sözlerini şöyle sürdürdü;  “Sürekli korsan faaliyetlerle deneme yapıyorlar. Türkiye’ye saldırıyı gerçekleştiren Anonymos, kullanana hizmet eden bir yapı. Dark web üzerinde siber hacker (siber terörist) borsası/pazarı var. Uzman olan ordu kurabilir. Daha doğrusu hem parası hem de donanımlı ekip ve malzemesi olan internette açık borsa gibi olan siber terörist kiralayabilir. Reel politik, siyasal savaşın artık siber dünyaya da sıçradığını söyleyen Keçeci, “Türkiye’ye  Anonymous siber savaş açtı. Siber saldırının olduğu ilk gün bu saldırı Rus kaynaklı olabilir fikri oluştu. Nitekim Bakanlık uzmanları da saldırıların Rus kaynaklı hacker grubundan kaynaklanabileceğini açıkladı. Mavi Marmara olayı sonrasında da İsrail kaynaklı bir siber saldırı olmuştu. Uçak olayı sonrasında da siber saldırı oldu. ABD’nin siber güvenlik sistemlerinde bile 363 açık bulunduğu tespit edildi. ABD ile Çin siber terörizm konusunda anlaştı. Terör grupları, özellikle ISIS, onların online varlığı ve işe alım aracı olarak sosyal medya kullanmalarında ve bir propaganda aracı olarak giderek sofistike hale gelmiştir.

YENİ SAVAŞ YÖNTEMİ

Keçeci sözlerini şöyle sürdürdü, “Soğuk savaşların büyük acılarını yaşayan insanoğlu artık doğrudan, karşılıklı, klasik, konvansiyonel, geleneksel, an’anevî silahlar yerine hem daha az can, mâl, mâliyet kaybına sebep olacak hem de gerçek fâili kim olduğu kimin yaptığı belli olmayan, asimetrik savaş sürdürüyorlar. Bu savaşın asıl amacı sadece siber alan değildir. Birincil alan ekonomi, turizm, sanayi vs. olabilir. Asıl savaş ekonomi savaşlarıdır fakat bu savaşın araçlarının en önemli alanı siber alandır. Sizin senelerce uğraştığınız projeler birkaç saniyede başkaların eline geçebilir, onlar lisanslayabilir ve yine onlar üretebilirler. Bu savaşta ahlâklı, dindâr, sınırları olanların yanında ahlâksız, dinsiz, sınırları olmayan birçok yapıyla karşı karşıyayız. Bunun için bir devlet sistemi kendi içinde mahremiyetleri kesinlikle koruması o devletin ve yöneticilerin boynunun borcudur yoksa toplumsal felâket ve yine toplumsal, sosyal, ictimâî kanserleşme kaçınılmazdır”  değerlendirmesini yaptı.

TÜRKİYE HEDEF ÜLKE

Dünyada her gün ortalama 1,4 milyon siber saldırı olduğuna dikkat çeken Keçeci, “Dünya genelinde bunu 100 birim kabul edersek 19 Kasım civarında Türkiye bunun 1/12,5’u olan 12,5 birim saldırıya uğramıştır. Aslında bunlar dünya genelinde sıradanlaşmış saldırılar diyebiliriz. Zamanla ülkeleri deneyerek onları yokluyorlar. Bu gücün en azından dünya siber zombilerinin yüzde 12,5’nu bir merkezden kontrol ettiklerini söyleyebiliriz. Tabiî ki açık bulduklarında da affetmezler” şeklinde konuştu.

VOLÜMETRİK SALDIRILAR

Keçeci, “Saldırılar konusunda dikkat edilmesi gereken ülkeler ABD, Çin, Portekiz, Almanya, İsveç, Güney Kore, İngiltere, Hollanda, İsviçre, Fransa, Kanada, Brezilya, Yeni Zelanda, Peru vs.’dir. Yani dağınık, bulutsu, bulanık, puslu, fuzzy bir atak söz konusudur. Buna merkezcil bir yaklaşımla verilen cevaplar yetersiz kalır. Çünkü simetrik değil asimetriktir. Asimetrik olabilmeniz için uluslararası çalışma yeteneğine sahip olmanız gerekir. ABD, İngiltere hem en çok saldırı yapan hem de en çok saldırıya uğrayan ülkeler arasındadır. Bu listeler günlük değişmektedir. Fakat teknolojileri iyi olan ülkeler saldırı yapanlar arasında da ön sıradadırlar. Türkiye’ye yapılan saldırı aslında Avrupa-Türkiye bölgesine yapılan genel hacimsel, volümetrik (volumetric: Using upbandwidth: Yüksek bant genişliğinin kullanımı) saldırı ile fragmantasyon (fragmentation: TCP ve UDP üzerinden seçilen hedefe (kurbana) saldırı ile performanslarını ciddi bir şekilde düşürme) saldırı türüdür. Yani kullanılan ağın kapasitesini zorlayarak tıkanıklığa, trafik sıkışıklığına, web sitelerin açılmamasına, server’ın kilitlenmesi veya çökmesine neden olurlar. Aslî olarak bilgi kaçırma ile ilgili değildir. Fakat uzmanlar bunlarla uğraşırken sistemlerin veya yazılımların açıklarından yararlanılması da dahâ kolaydır” dedi.

 

Kaynaklar/Referances:

  1. http://www.milatgazetesi.com/siber-teror-kapida

 

Siber Kâbus

Siber Kâbus

Cyber Nightmare

Mehmet Keçeci & İsmail Zelvi (Milat Gazetesi)

Yayın: 19.02.2015

Röportaj: 10.02.2015

Not: Röportaj (interview, reportage, görüşme, mülâkat) olduğundan bazı yazım ve ifâde hataları olmuş olabilir şimdiden anlayışla karşılamanız dileğimle.

Metzamor

Siber Kabus

Kabus

Siber

Cbyer

nightmare

siber

Siber

siber

siber

siber

siber

siber

siber

Mehmet Keçeci

Siber

Kâbus

Milat Gazetesi

Siber kâbus
19.02.2015

Nükleer enerji ve Bilişim teknolojileri konusunda uzman olan Fizikçi Mehmet Keçeci, Türkiye’nin siber saldırılara hazırlıksız olduğunu belirterek, “Bilgisayar, internet, cep telefonu gibi ürünleri üretenler siber savaş konusunda son sözü söyleyen ülkeler oluyor.

Mehmet Keçeci

İSMAİL ZELVİ

Türkiye’yi nükleer enerjiden mahrum bırakmaya çalışan güçler siber savaşta da hazırlıksız yakaladı. CİA 100 bin kişilik sanal ordusu ile dünyaya şekil vermeye devam ederken, Türkiye’de  2013-14 eylem planıyla oluşturulan SOME henüz emekleme aşamasında. Dünyanın en fazla saldırıya uğrayan 6. ülkesi olan Türkiye’nin ulusal güvenlikle ilgili verilerinin bile korunup korunmadığı  tartışılıyor.

2015 SİBER SAVAŞ YILI

Türkiye nükleer enerjide olduğu gibi siber ordu kurmakta da çok geç kaldı. Siber saldırılara açık olan devletin resmi kurumları her saldırının arkasından içerde bir suçlu bulmanın peşine düşüyor. 2015 yılını Ermeni Soykırım tasarısını dünyaya tanıtmaya adayan Ermeniler, kurdukları Siber ordularla Türkiye’yi zor durumda bırakmak için saldırılarını aralıksız sürdürüyor. ABD kökenli saldırılarda Ermeni grupların ağırlık kazandığı değerlendiriliyor.

Ermeni diasporası birkaç yıl önceden 2015 yılında Türkiye’ye siber ortamda zarar vermek için saldırılarını yoğunlaştırıyor. 2010 yılında 3-4 Ermeni hacker grubu bulunurken 2014 yılına gelindiğinde Ermeni siber ordusu (Armenian Cyber Army), AnanunA.S.A.L.A, Monte Melkonian Cyber Army, Armenian Rabiz Army bir çok hacker grubu oluşturuldu.

Türkiye’ye saldırılar en çok, ABD, Rusya ve Çin’den geliyor. Siber saldırıların dünya ekonomisine zararının 400 milyar dolardan az olmadığı hesaplanıyor.

İsmail Zelvi

Fizikçi Mehmet Keçeci, Ermeni diasporasının kurduğu siber ordunun, Türkiye’nin nükleer açılımına balta vurmak için gizli çalışmalar yaptığını, arkadaşımız İsmail Zelvi’ye söyledi.

HEDEFTE ENERJİ TESİSLERİ VAR

Uluslararası siber savaşın dönüm noktalarında 2010 yılında İran’ın Buşehr Nükleer Tesisi’ne yapılan “Stuxnet” operasyonu ile tesiste 800 milyon dolarlık bir zarar oluşturuldu. Saldırının devlet ve istihbarat örgütleri tarafından desteklendiği ortaya çıktı. Dev petrol şirketleri Suudi Aramco ve Kharg şirketlerine yapılan saldırılar dünyanın gözünü bu yeni savaşa çevirdi. SCADA sistemlerinin hedef alınabilmesi hiçbir tesisin saldırıdan muaf olmayacağı görüldü. 

Türkiye’de oluşturulan Siber Güvenlik Kurulu, 2013-14 Eylem planıyla oluşturulan Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin (SOME) siber saldırıları bertaraf etmek için yeterli bulunmuyor. Yapılan çalışmalara rağmen Eylül 2014’te siber saldırılar artarak devam etti. Eylül ayına kadar siber saldırı ihbar sayısı 23.475’i geçti. Türkiye’de 500 bin zararlı içerikli web sitesi bulunuyor. Yine Türkiye’den her ay üç ila yedi milyon arasında zararlı sitenin görüntülenmesi engelleniyor. Türkiye, spam e-posta gönderimi yapan IP adresi sayısında diğer ülkeler arasında 17’inci sırayı aldı. Türkiye’de belirlenen zararlı yazılım miktarının 1,5 milyon civarında olduğu açıklandı.

Siber savaşta ekonomik ve siyasi gerilimler başrolü oynuyor. Türkiye’nin merkez ülke olmak için yaptığı girişimler bir şekilde engellenmek isteniyor. 3. Havaalanı, 3. Köprü, Kanal İstanbul’un yanı sıra Sinop ve Akkuyu’da kurulması planlanan 2 nükleer tesisin sabote edilmesi de siber korsanların ilgi alanında bulunuyor. Kolay hedef olan Ermenistan’daki Alzamair nükleer tesisi içerden veya dışardan bir saldırıya maruz kalırsa Türkiye’de kamuoyunun nükleer enerjiye karşı yönlendirileceği düşünülüyor.

METZAMOR ÜZERİNDEN TÜRKİYE VURULABİLİR

Dünyanın en tehlikeli nükleer santrali ilan edilen Ermenistan’daki Metzamor Nükleer Enerji Santrali’nin ömrü doldu. Eski Rus teknolojisi ile yapılan ve 1988 depreminden sonra 7 yıl kapalı kalan santralin kapatılarak yeniden yapılanması gündemdeyken Ermenistan hükümeti, aldığı ani bir kararla santralin ömrünü 30 yıl uzatacağını açıkladı. Çernobil sonrası Türk ekonomisinin zararına dikkat çeken, Japonya’da Fukushima santrali patlamasının da Sinop Nükleer Santral’i ihalesinin 6 ay askıya alınmasına sebep olduğunu değerlendiren İstihbarat birimleri bu santralde oluşturulabilecek bir olumsuz havanın, Türkiye’nin nükleer adımına çelme takacağını belirtiyor.

 

Nükleer

TÜRKİYE SİBER SALDIRILARA HAZIRLIKSIZ

Nükleer enerji ve Bilişim teknolojileri konusunda uzman olan Fizikçi Mehmet Keçeci, Türkiye’nin siber saldırılara hazırlıksız olduğunu belirterek, “Bilgisayar, internet, cep telefonu gibi ürünleri üretenler siber savaş konusunda son sözü söyleyen ülkeler oluyor. Windows’u kullanıyoruz ama biz yazmıyoruz. Çin’in ürettiği ürünlerin yüzde 60’ında gizli yazılım var. Siber saldırılardan korunmak için yerli ürün ve yerli yazılım kullanılması zorunlu. İşletim sistemi yazılımı çok güzel başladı. Ama sonunda fiyasko oldu. Yazılımı beceremeyince 13 senemiz kayboldu. Devlet 500 tane yazılımcıyı alsa, 100 tanesi aktif olarak çalışsa 5 senede işletim sistemini kurabilirdik” dedi.

 

SİBER SALDIRILAR İÇERDEN YÖNLENDİRİLİYOR

İnternetten yapılan saldırılarda SKADA sistemine dışardan zarar verilmesinin mümkün olmadığını belirten Keçeci, “Ana sistemlerden hiç birine internetten giremiyorlar. Sadece açma kapama gibi, sistemi durdurma gibi geçici işlemler yapabilirler, sistemi geçici olarak durdururlar. Virüsü dahi ana sistemlere gönderemezler. Ana sistemlere gönderebilmesi için orda elemanın olması lazım. Yapılan bütün büyük işlemler içerden yapılır. Yayınlanan bilgilerin çoğu internette bolca olan,  herkesin aradığı zaman bir haftada bulabileceği bilgiler. Burada asıl mesele programı kim yazıyorsa, 6 aylığına bir açık bırakıyor. Siz güvenlik için maillerinizi şifreliyorsunuz mesela o şifrelemeyi de açık bırakıyor. Sizin maillerinizi 6 ay okuyor, 6 ay sonra yeni bir açık güncelleme vasıtasıyla güncelliyorsunuz eskisini kapıyorsunuz, yenisini açıyorsunuz olay bu. Bütün dünya bu şekilde çalışıyor. Niye bu şekilde çalışıyor, dünyanın bütün büyük yazılımcıları hangi  ülkede olursa olsun, istihbaratçılarla çalışır. Şu anda en güzel çalışan CIA’de bunun farklı kolları var. Hindistanlı yazılımcılar, Güney Koreli yazılımcıları çok kolluyor. Çin zaten kendi yazılımcılarını kullanıyor. Almanların güzel yazılımcıları vardır, kimse bilmez. Bunlar kendi ülkelerinin istihbaratçıları ile birlikte bu yazılımların hepsini, rastgele bir oyunda dahi kullanır. Kişi kendi güvenliğini koruyamaz. Devlet ve devletin büyük kurumları kişileri korumak zorundadır.  Yoksa kişi kendini asla koruyamaz” şeklinde konuştu.

DEVLET ÖNLEM ALMALI

Siber saldırılar konusunda bireylerin yapacakları fazla bir şey olmadığını belirten Keçeci, “Siber saldırılar için devletin mutlaka sistemli bir şekilde üniversite,  istihbarat, emniyet, ordu ile işbirliği yapması gerekiyor. Sosyal paylaşım sitelerinin tamamı bizim bilgilerimizi istihbaratlara veriyor. CİA hepsini alıyor. Türkiye’de tek bir yerli server yok. Server’ları, yurtdışından geliyorlar kuruyorlar. Server üzerinden bilgilere ulaşmak çok kolay”

KRİPTOLU TELEFONU ÇÖZMEK İÇİN SİBER ORDU OLMASI LAZIM

Devletin kullandığı yazılımlara bağlı tarayıcıların bulunduğunu belirten Keçeci, “Burada kodlar giderken kriptolu gider, istihbarat örgütleri nerden nereye mesajın gittiğini görürler ancak içeriğini göremezler. Bu kriptoyu çözmek için bir siber ordunun bulunması gerekir. Tek kişi bunu çözemez 5-10 yıl çalışsa beyni patlar. ABD’nin 100 bin kişilik bir siber ordusu var. Bu yüzden konuştuklarını, yaptıklarını adamlar bir şekilde biliyorlar. Senin teknolojini ele geçirmiş, yazılımlarını ele geçirmiş, zaten kendi yapıyor. Sen ne olduğunu bilemiyorsun ki, farkında bile değilsin dünyanın en büyük savaşı siber savaştır. Bu siber savaş içinde, nükleer santrali bozmak falan en küçükleri.  Senin kritik bilgilerini ele geçiriyorlar. Gerektiği zaman da bak senin elimde bilgilerin var, istediklerimizi yapacaksın, ihaleyi bize vereceksin diyorlar, milyar dolarlık ihale gitti işte, olay bu kadar basit. Belirli bir makama gelmişsin, o bilgilerin halka inmesini istiyor musun, istemiyorsun, olay bu kadar basit. Yazılımları ellerinde tutanlar şu anda dünyayı yönetenler.” dedi.

NÜKLEERDE ÇOK GEÇ KALDIK

Türkiye’nin nükleer enerji konusunda çok geç kaldığına vurgu yapan Keçeci, “ O teknolojinin Türkiye’ye gelmesi lazım. Burada önemli olan teknolojinin gelmesidir, teknoloji geldiği zaman sanayi de gelir. Bugün inşaat sektörüne bir şey olsa Türkiye krize girer. Türkiye bilişim teknolojileri ve nükleer teknolojiyi kullanmaya başlarsa yepyeni ufuklar açılır. Şu anda yazılım yapamıyoruz, donanım yapamıyoruz, bilgisayar sanayiinde geriyiz. Bütün teknolojiyi dışardan satın almakla olmaz. O teknolojiyi yapabilmemiz için nükleerin de gelmesi lazım” şeklinde konuştu.

ÇERNOBİL KAZA DEĞİLDİ

Fransa’nın enerjisinin yüzde 87’sini nükleerden karşıladığı halde Türkiye’nin nükleer enerji ve sanayisinden mahrum bırakıldığını belirten Keçeci, “Nükleer denilince kazaları önümüze sürüyorlar. Çernobil’de kaza oldu dediler. O bir kaza değildi. Çernobil üretime kapalı iken dışardan gelen personel deney yaptı. Tam 16 tane ölümcül hatayı üst üste yaptıkları için Çernobil infilak etti. Suyu haddinden çok fazla kaynattılar. Su buharlaştı, tepede biriken hidrojeni patlattı. Ve sızıntı buradan kaynaklandı. Normal şartlarda bu 16 ölümcül hatanın biri bile ıskalansa idi böyle bir felaket yaşanmazdı. Çernobil sonrasında zarar gören ekonomilere ve kimlerin kârlı çıktığına bakmak lazımdır. Japonya’daki kaza da oldukça sıra dışı bir olay. Otomatik güvenlik sistemi yarım çalıştı, kor dediğimiz çekirdek kısmı etrafı eritince radyasyon dışarı çıktı. O dönemde Japonların Türkiye’ye kuracakları santralin ihalesini 6 ay ertelediler” ifadelerini kullandı.

ERMENİSTAN’DAKİ SANTRAL TEHLİKELİ

Türkiye’nin doğu sınırlarını sürekli kontrol ettiğini, Kars ve Ardahan’da yaşayanlar arasında gırtlak kanseri görülmeye başladığına dikkat çeken Keçeci, “ Ermenistan’daki santralde her zaman sızıntı tehlikesi var, eski teknoloji,  yenilenmediği için, çok bakım geçiremediği için depreme dayanıksız, depremde sızıntı  olur şüpheleri var. Tamamen kapanması lazımdır. Ermenistan’ın maddi olarak buna imkânı yok, elektriğe ihtiyacı var. Ermenistan’ın hayali AB veya Rusya gelsin yenisini yapsın. Nükleer santralin başlanması, çalıştırılması uzun seneler aldığı için genelde devlet garantisi isterler. Devletler yapmaz genelde özel şirketler yapar. Her zaman risk vardır. Hükümet değişir, ben vazgeçtim derse ne olacak, o yüzden devlet garantisi isterler” dedi.

SALDIRILAR PSİKOLOJİK

Siber saldırılarda enerji hatlarına geçici zarar verildiğine dikkat çeken Keçeci, “Enerji hatlarına, enerji tesislerine geçici olarak bir günlük veya bir haftalık zarar verebilirler. Sizi durdurabilir, bunlar küçük oyunlar. Bunu ben Yunanistan’ın yaptığını bilirsem bu savaş ilanıdır. İran’a yaparsınız ABD ile İran birbirine düşman, İran’a yapar. Sisteme bir hafta zarar veriyor, daha sonra açığına bakıyorsun nerden yapılmış açığını kapatıyorsun, format atar gibi sistemi yeniliyorsun. Tekrar devam ediyorsun. Nükleer santrale 300 dereceye kadar ısıt diyor, sen emir verirsin 350 dereceye kadar ısıt emrini verirsin ama sistem 310 dereceye geldiğinde otomatik kapatır. Türkiye’ye gelecek boru hattına zarar verdiğinde bir hafta kapatır. Mühendislere bazı şeyleri veriyorsun, uzaktan kumanda, cep telefonuyla olsun, bunlar devamlı kriptolu, hatta özel USB’sini veriyorsun öyle çalışıyor. Kendi yazılımları var, başkaları müdahale etmesin diye, kendin derliyorsun onları bile alabiliyorlar. Onları alıp kriptoyu çözüyorlar müdahale ediyorlar. Ama verdiğiniz yetkiler her zaman sınırlı, en tepedekinin yetkisi de sınırlı belirli bir yerden sonra kendini kapatıyor. Oradaki verilen zarar bir gün bir hafta civarında. Virüslerle de bilgi çalabilirsin. Nükleer santrale zarar verebilecek bir şey olamaz. En son ihtimal dışardan müdahaleye açık değil. Dikkat edin petrol 100 dolardan 50 dolara düşünce ülkeler iflas etti bu da öyle, o adamın petrolünü gazını almadığın zaman bir anda satıcılar krize girer. Bir an da eylemcileri görürsün finansmanını yurt dışında yaparlar araba fabrikası açacaksın, ilaç fabrikası açacaksın eylemciler türer, adam niye rakip üretsin. Türkiye’ye her sene bir milyon araba satan bir firma niye araba yaptırsın ki.” şeklinde konuştu. Ermenistan’daki santralin sızıntı tehlikesi Türkiye’yi ancak psikolojik olarak etkiler. Böyle bir saldırı olursa bedeli de çok ağır olur.

Mehmet Keçeci

TÜRKİYE KENDİ ORDUSUNU KURMALI

Türkiye’de birkaç haftalık eğitimle bilişimci yetiştirildiğini belirten Keçeci sözlerini şöyle sürdürdü, “Türkiye’nin öncelikle kendi arama motorunu kurması lazım. İşletim sistemini yazamazsın ama bir arama motoru da mı yazamıyorsun. Ruslar en son Yandex’i kurdular ama Yandex birçok arama motorunun bir araya getirilmiş hali ama en azından bunu yapabildiler, kendisine mal etti ve şu anda birçok şeyde kullanılıyor. Bir Google ile yarışabilir mi, şu anda en iyi yazılım Google’dır. Fizikçisi, matematikçisi, donanımcısı, yazılımcısı binlerce insan planladı ve kuantum mekaniği dahi kullandılar. Ama en azından Türkiye de bir arama motoru yapılabilir. Zor bir şey değil ki açık kodları var. Aynı Yandex gibi, alacaksın 5-6 yerden kodları birleştireceksin koyacaksın zamanla büyüyeceksin. Türkiye’de çok iyi yazılımcı yok. Her firmanın kendisine yetecek kadar var. Onun dışındakiler darmadağın. Organize beyin yok. Türkiye’de beyin eksikliği var. Yavaş yavaş gideriliyor, eskisi gibi değil. Eskiden çok büyük beyin eksikliği vardı. Herkese dışarıdan söylerlerdi Türkiye’de yaparlardı. Yavaş yavaş oluşuyor ama hâlâ dünya ile yarışabilecek beyin kadromuz yok. Bu beyin kadromuzu oluşturmak için bir insanı alacaksın kadroya koyacaksın bu dünyadaki çıkacak yazılımı tahmin edebilecek biri olamaz ki, düşünün daha yazılmamış şeyi tahmin edebilmen lazım yazılımcı olarak veya donanımcı olarak. Bu yönde eksiğimiz var, ama başka yönlerden Türkiye iyi gidiyor; inşaat, tekstil, turizm yönlerinden sorunsuz götürüyor. Avrupa’nın bıraktığı sektörler bunlar. Şu anki istihbarat daha çok bilgileri başkalarından alarak idare ediyor. Kendileri üretmiyorlar. Üreten kadro da değil, bizim en büyük sıkıntımız bu. Tamamen başbakanlığa özel bir bölüme bağlı olarak 10 binlerce kadrosu olacak bir yapı. Başbakanlığa bağlı 20 bin eleman olsa çok mu, Milli İstihbaratın yüz binlerce elemanı var. Bir kişinin arkasına bazen yüzlerce eleman gönderebiliyorlar. İstihbarat böyle yetmiyor. Bunlara verilen eğitimlerle sadece bilgisayarı iyi kullanabiliyorlar. Kendi bilgisayarındaki bilgiler çalınmasın diye, temelden alacaksın üniversite birinci sınıftan başlayacak bunlar doktoraya kadar devam edecekler. Okurken de bu işi yapacaklar. Ömrünü bu işlere adayacaklar.”

20 BİN KİŞİLİK ORDU KURULMALI

Keçeci, “Büyük devlet olmak istiyorsan, dünyadaki bütün ülkelerden haberiniz olması lazım. Başkanlardan, başkan yardımcılarından, milletvekillerinden, hayatlarını en detayına kadar bilmeniz lazım. Benim bütün konuşmalarımı CIA dinliyor zaten, Türkiye’yi dinliyor zaten sen ne yapsan haberi oluyor. Uzaya gidiyor bizim konuşmalarımız, kriptolu olsun, onlar çözmüş zaten. Kriptonun şifresi onun elinde birilerinden satın alıyor. 20 bin bireysel dâhi, dünyanın sırlarını bilen 20 bin kişi… Herkes kendi alanında uzmanlaşıyor. Bilişimin alt dallarını düşünürsen bilişimde yazılımcı olmak bir şey ifade etmiyor. Teknoloji o kadar hızlı değişiyor ki, farklı yazılımlar var. Robot yazılımı ayrı bir şey, bilgisayar yazılımı ayrı bir şeydir. Bu işi yapabilecek her dalda çok iyi fizikçisi, çok iyi matematikçisi, çok iyi biyoloğu, çok iyi tıpçısı olmalı. Şu anda dünyada maddi olarak kendimizi toparladık. Ben de varım diye ortaya çıktık. Ama sadece baş gösterdik. Mısır’ı bitirdiler, Suriye’yi görüyoruz. Varsın da kimle varsın. Gelecek kimse yok. Türkiye’nin yanında kim var. Yarın bir krize girse bize kim yardım eder.”

Mehmet Keçeci Kimdir?

Mehmet Keçeci 1972 Bolu’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladı. İnönü Üniversitesi Endüstriyel Elektronik, Kocaeli üniversitesinde Fen-Edebiyat Fizik, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsünde master yaptı,  doktora derslerini bitirdim. 1999’dan beri Fizik, fen bilgisi, bilgi teknolojileri, öğretmenliği, yazılımcı olarak değişik yerlerde çalıştı.  2010-2014 yılları arasında İstanbul Medipol Üniversitesinde Biyoenformatik, Sağlık Bilgi Sistemleri ve Bilgi Teknoloji derslerini Öğretim Görevlisi oalrak verdi. Fizik’te uluslararası yayını bulunuyor. Kuantum, elektronik ve bilişim konularında çalışıyor.

Kaynaklar/References:

  1. http://www.milatgazetesi.com/siber-kbus/66771
  2. http://www.milatgazetesi.com
  3. http://www.milatgazetesi.com/gazete/19022015.webp