Şehîdlik

Şehâdet (شهادت)
Martyrdom

Derleyen: Mehmet Keçeci

01.04.2015

Şehîd (شهید): Martyr
Şehîde: Bayan Şehîd
Şühedâ (شهدا): Şehîdler
Meşhed: Şehîd düşülen yer.
Seyyidü’ş-Şühedâ: Şehîdlerin Efendisi

Şehîdlik

Şehîd:

Sözlükte “bilen, gören, hazır olan, haber veren, muttali ve tanık olan” demektir. Şehîd, şâhid, kelimesinin mübalağasıdır. Şehîd kelimesinin çoğulu şühedâ ve eşhâddır. Bu kelimeler, aynı zamanda şâhid kelimesinin de çoğuludur. Kur’ân’da şehîd kelimesi, 35 defa, şühedâ kelimesi ise 20 defa geçmiştir. Bu kavram, Allah’ın, Peygamberin, meleklerin ve insanların sıfatı olarak kullanılmıştır. Allah’ın sıfatı için bk. Şâhid. Peygamberin sıfatı olarak şehîd; Hz. Muhammed (a.s.), kıyâmet günü her ümmetin şâhitlerine (Nisâ, 4/41. Nahl, 16/89) ve Müslümanlara (Hac, 22/78) şâhidlik edecektir.

“Her ümmet içinde kendilerinden kendi üzerlerine bir şâhid (şehîd) getirdiğimiz gün (Ey Muhammed!) seni de bunların üzerine şahid (şehîd) getirmiş olacağız…” (Nahl, 16/89)

“…Allah önceki kitaplarda da bu Kur’ân’da da size Müslümanlar adını verdi ki Peygamber size şâhid (şehîd) olsun, siz de insanlara şâhidler (şühedâ) olasınız….” (Hac, 22/78).

Her ümmetin Peygamberi kavmine şâhidlik edecek, Hz. Muhammed (a.s.) ve Müslümanlar da Peygamberlere şâhidlik edecektir (Bakara, 2/143; Nahl, 16/84, 89; Hac, 22/78)

İsâ (a.s.)’ın dünyada kavmini kollayıp gözetlemesi anlamında şehîd olduğu (Mâide, 5/117) ve âhirette ehl-i kitap aleyhine şâhidlik edeceği bildirilmiştir. (Nisâ, 4/159).

Hafaza meleklerinin sıfatı olarak şehîd; “Her insan (kıyamet günü) yanında bir sürücü (sâik) ve şâhid (şehîd) ile gelir.” (Kâf, 50/21) âyetinde geçen “şehîd”, insanın yaptıklarına ve söylediklerine şâhid olan yazıcı melektir. İnsanın sıfatı olarak şehîd kelimesi farklı anlamlarda kullanılmıştır:

a) Bir olaya tanıklık eden kimselere (Bakara, 2/282; Nisâ, 4/35; Mâide, 5/8; Nûr; 24/4, 6),

b) Gerçekleri gören, dinleyen, duyan ve gâfil olmayan kimselere (Kâf, 50/37),

c) Nankörlüğünü bilmesi, anlaması ve görmesi itibariyle her insana (Âdiyât, 100/70),

d) İnanç, söz, fiil ve davranışlarıyla, âdil, müstakim, numune-i imtisal, güzel ahlâk sahibi, ilim ve irfan sahibi olmaları

hasebiyle Müslümanlara şehîd-şühedâ denilmiştir. İlgili âyette şöyle buyrulmuştur:

“Böylece sizi orta bir toplum yaptık ki siz insanlara şahidler (şühedâ = güzel örnekler) olasınız, Peygamber de size şâhîd (şehîd) olsun…” (Bakara, 2/143).

Hz. Muhammed (a.s.)’in inanç, söz, fiil, davranış ve yaşantısıyla insanlara örnek olması “şehîd” kelimesi ile, müminlerin de aynı şekil de diğer insanlara numune-i imtisal olması “şühedâ” kelimesi ile ifade edilmiştir.

e) Allah yolunda öldürülen müminlere, “şühedâ” denilmiştir (Âl-i İmrân, 3/140; Nisâ, 4/69; Zümer, 39/69).

Örfümüzde “şehîd” kelimesi bu anlamda kullanılmaktadır. Allah yolunda öldürülen müminlere, şehîd denilmesi, ölen kişinin cennetlik olduğuna dünyada şâhidlik edilmesi, gerçekte ölü olmayıp yaşaması (Bakara, 2/154) sebebiyledir. “Şehîdler, âhirette gördüğü nimet ve mükâfat sebebiyle dünyaya tekrar dönüp on defa öldürülmeyi temenni ederler” (Buhârî, Îmân, 26; Müslim, İmare, 103) Şehîdler âhirette peygamberler, sıddîklar ve sâlihlerle beraber olurlar (Nisâ, 4/69). “Şehîdin kul hakkından başka bütün günahlarını Allah bağışlar” (Müslim, İmare, 32)

Şehîdler üç kısımdır:

1- Hakîki şehîd: İslâm’ın yücelmesi (îlâ-i kelimetüllah) vatan müdafası için savaşırken ölen Müslümanlar. Bu kimseler, yıkanmaz, kefenlenmez, namazları kılınıp kanlı elbiseleri ile defnedilir. Uhud, Bedir ve Çanakkale şehîdleri gibi.

2- Hükmî şehîd: Hakîkî şehîdin şartlarından birini taşımaması sebebiyle yıkanıp kefenlenen ve âhiret itibariyle şehit olanlardır. Savaşta yaralandıktan sonra yiyip içen, uyuyan, tedâvi gören, başka bir yere nakledilen ve daha sonra ölen kimseler; deprem yangın, sel felaketi, âfet ve benzeri musibetlere maruz kalarak ölen, mide ağrısından ölen, doğum sırasında ölen, suda boğularak ölen, kolera, veba ve veremden ölen, göçük altında kalarak ölen, ilim yolunda ölen Müslümanlar da hükmen şehittirler. (Buhârî, Cihâd, 30, Tıb, 30; Ebû Dâvûd, Cenaiz, 11, 16; Nesâi, Cenaiz, 14; Malik, Cenaiz, 36; Müslim, İmâre, 164-166)

3- Dünya hükümleri bakımından şehîd; Müslümanların yanında savaşırken ölen münafıklardır. Bunlar da yıkanıp kefenlenmeden cenaze namazları kılınır, kanlı elbiseleri ile defnedilir. Ancak îmânları bulunmadığı için âhirette şehîdlik sevabı alamazlar. Şehîdlik, Müslümanlara özgü bir niteliktir. Müslüman olmayanlar şehîd olamazlar. (İ.K.) [1]

Ayrıca:
    İlim öğrenirken ölen şehittir. Hatib
    Ebu Zer’den (ra) rivayetle; “Kişi ilim öğrenirken ölürse şehit olarak ölmüş olur.”

Bezzar
    Enes bin Mâlik (ra) rivayet ediyor; “Size en cömert kimsenin kim olduğunu haber vereyim mi? Allah (cc) bütün cömertlerden daha cömerttir. Ben ademoğullarının en cömerdiyim. Benden sonra onların en cömerdi ise Allah’ın kendisine ilim verip bu ilmi yayan kimsedir. Bu kimse Kıyamet Günü tek başına bir ümmet olarak diriltilecektir. Bundan sonra en cömert olan ise şehit edilinceye kadar Allah (cc) yolunda nefsinden fedakârlıkta bulunan kişidir.” Ebû Ya’la

Şehâdet:

Sözlükte “tanıklık etmek, huzurda olmak, hazır bulunmak, idrak etmek, haber vermek, muttali olmak ve bilmek” anlamlarına gelir. Kur’ân’da; bu kelime çeşitli formalarda 160 defa geçmiş ve bilmek (Âl-i İmrân, 3/18, 70, 86), hazır olmak, yetişmek, tanıklık etmek (Bakara, 2/185, 283), ikrâr etmek (Nûr, 24/6) ve haber vermek (Yûsuf, 12/81) anlamlarında kullanılmıştır. Gözle görülmeyen, ancak Allah’ın bildiği gayb âleminin zıddına şehâdet denilmiştir. Şehâdet, gözle görülebilen, insanlar tarafından bilinip idrak edilebilen varlıklardır (Haşr, 59/22; Mâide, 5/106). Allah, şâhidliğin, adaletle yapılmasını, gizlenmemesini, şâhidlikten imtina edilmemesini, bunun günah ve zulüm olduğunu bildirmiştir (Bakara, 2/140, 282-283). Hukuk dilinde şehâdet; mahkemede her hangi bir olay veya bir konu hakkında bildiği, gördüğü ve muttali olduğu şeyleri birinin lehine diğerinin aleyhine olarak söylemesi, anlatması ve haber vermesidir. Bir kimsenin kendi lehine başkasının aleyhine şâhidlik yapmasına da’va, kendi aleyhine başkası lehine şâhidlik yapmasına ise ikrâr denir. Şâhidlik yapmak dinen farz, şâhidlik yapmamak veya yalancı şâhidlik yapmak ise büyük günahtır. Bir Müslümanın, Allah yolunda, İslâm uğrunda öldürülmesine de şehâdet denir. Bu anlamda şehâdet kavramı “Allah yolunda öldürülmek” (yüktel fî sebîlillah) şeklinde de ifade edilmiştir (Bakara, 2/154). Kıyamette kulak, göz, dil, el, ayak ve derilerin kişinin aleyhinde konuşmalarına, yaptığı kötülükleri söylemelerine (Fussilet, 41/20-21; Nûr, 24/24; Yâsîn, 36/65); kâfirlerin küfürlerini ikrar etmelerine de (En’âm, 6/130) şehâdet denilmiştir. [2]
 

  1. Eş-Şehîd (c.c.): Her yerde ve her zamân hazır ve nazır olan. Kur’an-ı kerim’de 20 yerde geçmektedir. Her şeye şâhit olan, kendisnden hiçbir şey saklanamayan, hiçbir şey saklanamayan, hiçbir şeyi unutmayandır. Her şeyi anında gören, her şeye şahit olan. Nisâ Sûresi: 4/79, Hac Sûresi: 22/17. []
  2. Sanâ gelen iyilik Allâh’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insânlara elçi gönderdik; şâhit olarak da Allâh yeter (vekefâ billâhi şehîdan). Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi, Âyet: 4/79 []
  3. Şüphesiz, îmân edenler, Yahudiler, Sabiîler, Hıristiyanlar, Mecûsiler ve Allâh’a ortak koşanlar var ya, Allâh kıyâmet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allâh her şeye şâhittir (şehîdün). Kur’ân-ı Kerîm, Hac Sûresi, Âyet: 22/17 []
  4. Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allâh’a âidiz/âitiz ve şüphesiz O’na döneceğiz (İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci’ûn)” derler. Kur’ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi, Âyet: 2/156 []
  5. Allâh yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allâh’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehît olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi, Âyet: 3/169-170 []
  6. Kim Allâh’a ve Peygambere itâat ederse, işte onlar, Allâh’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehîdlerle ve iyi kimselerle birliktedirler (mine-nnebiyyîne vessıdîkîne veşşühedâi vessâlihîne). Bunlar ne güzel arkadaştır (vehasüne ülâike refîkân). Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi, Âyet: 4/69
  7. Ölümü sevgîli gibi kucaklayan ve şehîtliği susayan insânlara, esaret teklif etmek çok boş ve gülünçtür. Şeyh Şâmil (rha.)
  8. Şehîdlerin rûhları yeşil kuşkanatları içinde Allâh’a kavuşur. Şeyh Şâmil (rha.)
  9. Vatanınız için öldürünüz şehît olunuz. Şeyh Şâmil (rha.)
  10. Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehîdimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım! Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sanâ benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selâmlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım. Dalgalândığın yerde ne korku, ne keder… Gölgende banâ da, banâ da yer ver. Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar: Yurda ay yıldızının ışığı yeter. Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün Kızıllığında ısındık; Dağlardan çöllere düştüğümüz gün Gölgene sığındık. Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı; Barışın güvercini, savaşın kartalı Yüksek yerlerde açan çiçeğim. Senin altında doğdum. Senin dibinde öleceğim. Târîhim, şerefim, şiirim, her şeyim: Yeryüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim! Ârif Nihât Asya (rha.)
  11. Sen şehîd oğlusun, încîtme, yâzîktır, âtânî. İstiklâl Marşı
  12. Terörün sıktığı bir mermi bir vatan evlâdını şehîd etmekle kalmaz bir milletin geleceğine de ambargo kor. Mehmet Keçeci, 2010.
  13.  Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sanâ âgûşunu açmış duruyor Peygamber. Mehmet Âkif Ersoy (rha.), Çanakkale Şehîdlerine.
  14. Allâh’a ulaşmanın pek çok yolu vardır. Biz şehîdliği seçtik. Şeyh Şâmil (rha.)
  15. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.) Resûlullâh’ın şöyle buyurduğunu rivâyet etti: Doğru, güvenilir tüccar cennette peygamberler, sıddîklar ve şehîdlerle berâberdir. Tergib ve Terhib, c.4/76-l
  16. İslâm’ın ilk şehîdesi Hz. Sümeyye (Lâle, Tulip) (r.anhâ)’dır.
  17. Haiku 2: Şehîdlere Selâm, Şol Müjdeler Yaradan, Yolumuz Kur’ân. Haijin: Simetrî, Mehmet Keçeci, Mefumetto Kecheji, 03.11.2014.
  18. Ortam ve şartlar Hakları ihlal ediyorsa Hak için mücadele Allâh için yapılan bir cihâddır. Ölüm ise şehîdliktir. Hak alın teri soğumadan verilendir. Diğeri ise bir borçtur. Mehmet Keçeci, 03.07.2014.
  19. Zamân şehîdlik zamânıdır ve ben bir şehîd olacaksam, bu kardeşlik uğruna olacaktır. Bu ülkeyi kurtaracak tek şey budur. (Şehâdetinden iki gün önce) Malcolm X (rha.)
  20. Allâh üstünlük bakımından gözyaşını şehîdlerin kanı ile eş tuttu. Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî (rha.)

Kaynaklar/References:

  1. https://fetva.diyanet.gov.tr/SoruSor/DiniKavramlarSozlugu.aspx Ş/Şehîd maddesi
  2. https://fetva.diyanet.gov.tr/SoruSor/DiniKavramlarSozlugu.aspx Ş/Şehâdet maddesi

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

 

Besmele

Besmele-i Şerîfe, Kelime-i Tayyibe

Basmala

Derleyen: Mehmet Keçeci

28.10.2014

Besmele

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm(i).

IPA (International Phonetic Alphabet/Uluslararası Fonetik Alfabe)

Bismillɑːhirræħmæːnirræħiːm(i)

Türkçe/Turkish

Rahmân ve Rahîm (ôlan) Allâh´ın adıyla.

Bismi: Adı ile

Bismillâh: Allâh (c.c.)’nün adı ile (başlarım, yönelirim, niyet ederim).

Albanian / Shqip / Arnavutça
Me emrin e All-llahut, Mëshiruesit, Mëshirëbërësit!

Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice
Mərhəmətli, rəhmli Allâhın adı ilə!

Bosnian / Bosanski / Bosnakca
U ime Allaha, Milostivog, Samilosnog!

Bulgarian / Български / Bulgarca
В името на Аллах, Всемилостивия, Милосърдния!

Chinese / 中文 / Çince
奉至仁至慈的真主之名

Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince
奉至仁至慈的真主之名,

Czech / Česky / Çekçe
Ve jménu Boha milosrdného, slitovného.

Dutch / Nederlands / Hollandaca
In naam van den lankmoedigen en albarmhartigen God.

Farsi / فارسی / Farsça
به نام خداوند بخشنده ی مهربان

Finnish / Suomi / Fince
Aloitan JUMALAN, laupiaan Armahtajan, nimeen.

French / Français / Fransızca
Au nom d’Allah, le Tout Miséricordieux, le Très Miséricordieux.

German / Deutsch / Almanca
Im Namen Allahs, des Allerbarmers, des Barmherzigen.

Hausa / Hausa Dili
Da sũnan Allah, Mai rahama, Mai jin ƙai.

Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce
Dengan menyebut nama Allah Yang Maha Pemurah lagi Maha Penyayang.

İngilizce/English
In the Name of Allah/God, The Compassionate, The Merciful.
In the name of Allah, the Entirely Merciful, the Especially Merciful.
In the Name of Allah, the Most Beneficent, the Most Merciful.
In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful.
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

İspanyolca/ Español/Spanish
En el nombre de Allah, el Misericordioso, el Compasivo.

Italian / Italiano / Italyanca
In nome di Allah, il Compassionevole, il Misericordioso.

Japanese / 日本語 / Japonca
慈悲あまねく慈愛深きアッラーの御名において。

Korean / 한국어 / Korece
자비로우시고 자애로우신 하나님의 이름으로

Kurdî / کوردی / Kürtçe
Bi navê Ellahê/Yezdanê/Xwedayê/Xudayê Rehman/Dilovan/Mihrîvan/Mîhrîban ê/î/û Rehim/Dilovîn/Cegerdar.

Malay / Bahasa Melayu / Malayca
Dengan nama Allah, Yang Maha Pemurah, lagi Maha Mengasihani.

Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili
പരമകാരുണികനും കരുണാനിധിയുമായ അല്ലാഹുവിന്റെ നാമത്തില്‍ .

Maranao / mәranaw
Sii ko ngaran o Allah, a Masalinggagaw, a Makalimoon.

Norwegian / Norsk / Norveççe
I Guds, den Barmhjertiges, den Nåderikes navn

Polski / Polish / Polonya Dili
W Imię Boga Miłosiernego i Litościwego!

Portuguese / Português / Portekizce
Em nome de Deus, o Clemente, o Misericordioso.

Romanian / Română / Rumence
În numele lui Dumnezeu cel Milos şi Milostiv.

Russian / Россия / Rusça
Во имя Аллаха, Милостивого, Милосердного!

Somali / Somalice
Magaca Eebe yaan kubillaabaynaa ee Naxariis guud iyo mid gaaraba Naxariista.

Spanish / Español / Ispanyolca
¡En el nombre de Alá, el Compasivo, el Misericordioso!

Swahili / Kiswahili / Swahili Dili
Kwa Jina La Mwenyezi Mungu Mwingi Wa Rehema Mwenye Kurehemu

Svenska / Swedish / Isveççe
I GUDS, DEN NÅDERIKES, DEN BARMHÄRTIGES NAMN!

Tatarça / Tatarish / Tatarca
Рәхимле шәфкатьле Аллаһ исеме белән башлыйм эшемне.

Thai / ภาษาไทย / Tai Dili
ด้วยพระนามของอัลลอฮฺ ผู้ทรงกรุณาปราณี ผู้ทรงเมตตาเสมอ

Urdu / اردو / Urduca
شروع الله کا نام لے کر جو بڑا مہربان نہایت رحم والا ہے

Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe
Меҳрибон ва раҳмли Аллоҳнинг номи билан бошлайман. (Аллоҳ таоло ўз китобини “бисмиллаҳ” билан бошлагани мусулмонларга ҳам ўрнак, улар ҳам доим ўз сўзларини ва ишларини “бисмиллаҳ” билан бошламоқлари лозим. Пайғамбар алайҳиссалом ҳадисларидан бирида: “Эътиборли ҳар бир иш “бисмиллаҳ” билан бошланмас экан, унинг охири кесикдир”, деганлар. Яъни, баракаси бўлмайди, охирига етмайди.)

Bengali / বাংলা / Bengalce
শুরু করছি আল্লাহর নামে যিনি পরম করুণাময়, অতি দয়ালু।

Tamil / தமிழர் / Tamilce
அனைத்துப்புகழும்,அகிலங்கள் எல்லாவற்றையும் படைத்து வளர்த்துப் பரிபக்குவப்படுத்தும் (நாயனான) அல்லாஹ்வுக்கே ஆகும்.

Kaynaklar/References:

  1. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=413
  2. https://speakerdeck.com/mkececi/sozler
  3. https://speakerdeck.com/mkececi/quotes

 

Kur’ân-ı Kerîm ve Önemi

Importance of Quran

Mehmet Keçeci

21.10.2014

Kur'ân-ı Kerim, Quran, Kur'ân

Ne kendi hatalarımı ne de başkalarının hatalarını düzeltmekten yoruldum. Tek bir hatasız buldum O’da yüce Rabbimiz Allâh (c.c.) ve vahyi olan Kur’ân-ı Kerîm’i. Diğerlerinin tamamı inceleme, araştırma, ilmi kriterlerden, kıstaslardan, ölçütlerden geçirme yani yorgunluk, bitkinlik demek. Belki sonunda huzura erme vardır amma onun da garantisi yok. Başka çıkar yol olmayabilir. O zamân elimizde olan tek hatasız Kur’ân-ı doğru anlamak bizim için en önemli değerimizdir. Kur’ân-ı’da iyi anlayabilmemiz tevhîd, birleme inancını çok iyi kavramamız ve onun üzerine yine Rabbimizin (c.c.) yaratması ile olân ilimleri eklememiz gerekir. Bütün ilimler bu tevhîd ilmini daha iyi anlamamız için bir araçtır, yoldur, metottur. Bu araçları kullanmadan daha iyi anladıklarını iddia edenler nedense hep hezeyana uğramışlardır. Anlayışsız ilim, ilimsiz anlayış hep hezeyanla sonuçlanmıştır. O zamân anlayış ve ilmimiz için gayret etmemiz gerekir. Mehmet Keçeci, 21.10.2014 [1]

Hâlâ Kur’ân’ı düşünüp anlâmaya çalışmıyorlar mı?

Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresî, Âyet: 4/82

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru! Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi, Âyet: 190-191

Hz. Muhammed Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular: Allâh’ın yarattıkları üzerinde tefekkür edin… Hadîs-i Şerîf; Deylemî, II, 56; Heysemî, I, 81.

Ve şöyle de: Hamd o Allâh’a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O’nu noksanlıklardan yücelt de yücelt. Kur’ân-ı Kerîm, İsra Sûresi Âyet: 17/111

De ki: O Allâh Bir’dir (Tek’dir, Ehad’dır). Allâh Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.) O’ndan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir, O doğurmadı, doğurmaz). Kendisi de doğmamıştır (Kimsenin çocuğu değildir, O doğmamıştır, doğrulmamıştır). Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir. Kur’ân-ı Kerîm, İhlâs Sûresi Âyet: 112/1-4

Gerçek hükümdar olan Allâh yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’ân-ı okumakta acele etme. “Rabbim! İlmimi arttır” de. Kur’ân-ı Kerîm, Tâhâ Sûresi, Âyet: 20/114

İşte bunlar, Allâh’ın âyetleridir. Onları sana gerçek/hak olarak okuyoruz. Artık Allâh’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Kur’ân-ı Kerîm, Câsiye Sûresi Âyet: 45/6

Benim Rabb’im Allâh’tır. O’na hiçbir şeyi ortak koşmam. Hadîs-i Şerîf;  Rivayet: Hz. Esmâ (r.anhâ)

Benim sözüm Kur’ân’a ve Rasülullâh’ın Sünnet’ine uygun olursa alırsınız, muhâlif olursa atarsınız. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (rha.)

Gönlüm katı, dilim acı, özüm zâlim Kur’ân okuyup amel kılmıyor sahte âlim garip canımı harcayayım, yoktur mâlım; Haktan korkup ateşe düşmeden piştim ben işte. Hoca Ahmet Yesevî, Xoja Ahmad Yassaviy (rha.) (1093-1166) Divan-ı Hikmet 1-9.

Çocuklarınıza sütle birlikte Kur’ân’dan öğütler verin. Boyları büyürken, kalpleri ve bakış açıları da büyüsün. Ömer Muhtar (rha.)

İnmemiştir Kur’ân, bunu hakkıyla bilin, ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için. Mehmet Âkif Ersoy (rha.)

Gayret bizden tevfik (başarı) Allâh’tandır.

Bütün hatâlar banâ âiddir.

Not: Biz burada Kur’ân-ı Kerîm’in öneminden bahsettik. Fakab bu sünnetin önemini göz ardı anlâmında yorumlamak amacı yoktur. Sadece önem sırasına göre bir makale yazmışızdır. Sırası geldiğnde sünnetin önemi hakkındada bir makale yazacağız. Atılan iftiralar sadece atanları bağlar. Ben onlara cevâb verecek değilim.

Kaynaklar/References:

  1. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=183

Şüphe

Doubt

Mehmet Keçeci

21.10.2014

Şüphe, doubt

İktidarın (the governing/ruling party), muhalefetin (opposition party) ve meraklıların ne mazeretleri, bahaneleri (excuse, pretext) ne de “Makûl Şüpheleri (Reasonable Doubt)” bitmez. Hukuku “Delilsiz, Kanıtsız, Asılsız Şüpheler (Without Proof/Unproven, Without Evidence, Unfounded Doubt/Suspicion)” üzerine kuranlar halka zulüm olarak yeter. Bu iftiranın (slander) [3], varsayımın (suppose), zannın, sanrının, kuruntunun (delusion), hayalin, düşün, vesvesenin, mantıksızlığın, safsatanın, şeffaf olmayışın, kontrolsüz merakın (uncontrolled curiosity) önünü açar ve yetki sahiplerin hezeyanlarına götürür. Hukuk mutlaka ve mutlaka “Haklı Nedenlere, Meşru Gerekçelere (Justification, Legitimate Reasons), Kanıt ve Dayanaklar (Evidence and Substrates) üzerine kurulmalıdır. Bir devletin görevi mâsum insanların hayatlarını karaltmak değil onları daha iyi, güzel, hayırlı, seviyeli bir şekilde yaşatmak asli görevlerindendir. Hayatlarını karattıkları içinde bedelini, tazminatını ödemesi gerekir. Bu karatma bazen fiili, fiziki olabileceği gibi bazen de psikolojik, sosyal, içtimai, toplumsal, manevi de olabilir. Mehmet Keçeci 21.10.2014 [1]

iftira, slander

Kitapların yakıldığı, kalemlerin kırıldığı, sözlerin küfürleştiği, kalplerin buğzlaştığı yerde ancak ve ancak kan akar. O zaman bir kez daha düşünün ya inandığınız gibi dosdoğru olacaksınız ya da abdestlerinizi kanla alacaksınız. Mehmet Keçeci 15.03.2014 [1]

İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Hz. Ömer (ra.) [2]

Allâh’a yemin olsun ki Allâh’tan başkasına kul-köle olmayacağız. Aliya İzzetbegoviç – Alija İzetbegovic 1925-2003 [2]

Şüphe, güvensizlik veya korkuyla yaklaştığımızda sürekli olan huzura erişemeyiz. Ona ancak? Kanıya dayanan anlayış, güven ve cesaretle ulaşabiliriz. Franklin D. Roosevelt [2]

Dünyanın problemi şudur ki akıllı insanlar şüphe ile dolu iken aptal insanların güven ile dolu olmasıdır. Charles Bukowski [2]

Erkek karısını bir buketle şaşırtabilir. Bir kutu çikolatayla mutlu eder. Bir altın kolye ile de şüpheye düşürür. Samuel/Sam James Ewing [2]

Bugünkü dünyanın en büyük sorunun sebebi aptal insanların herşeyden emin olmaları, akıllı halkların ise herşeyden tam şüphelenmeleridir. Bertrand Russell [2]

Mobbing [4], taciz, yıldırma ve tarassut [5], dikizcilik, röntgencilik yapanlar ayrıca insanlık suçu da işlemişlerdir. Mehmet Keçeci 21.10.2014 [1]

Kaynaklar/References:

  1. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=183
  2. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=413
  3. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=308
  4. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=436
  5. http://mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=379