Her Bilim Kendi Dilini Oluşturur

Her Bilim Kendi Dilini Oluşturur.

Each Science Builds Own Language.

Mehmet Keçeci
30.05.2011

Diller

        Bir yazıya, metni okuduğumuzda onu değerlendirirken hangi bilimsel, yerel dil ile yazıldığına da dikkat etmemiz gerekir. Sadece bizim aldığımız normal gramer, edebi dil ile bilimsel veya halka ait yazıtlar değerlendirilemez.

         Bir kelime farklı alanlarda farklı veya yakın anlam içerebilir. Bunun değerlendirmesini yapmak için o makalenin hangi alanda yazıldığına dikkat etmemiz gerekir. Aksi takdirde yanlış anlam vermemiz kaçınılmaz olur.
Örnek olarak koagülasyon (coagulation) kelimesini verebiliriz:

1.    Nükleer ve Yapı Sanayiinde: Sızıntı Önleyici (coagulation agents)
2.    Tıpta: Pıhtılaşma

        Yakın anlamlarda kullanılmasına rağmen kullanılan alan için birinde kanın pıhtılaşması iken diğerinde sızıntı önleyici maddeler olarak kullanılmışlardır.

Günümüzde meşhur olan sohbet (chat) diline gelelim:

1.    Kısa olması gerekir
2.    Hızlı olması gerekir
3.    Ortak bir dil tanımı yapılmış olması gerekir

        İnternette, forumlarda ve tabi ki sohbet odalarında kullanılan dil illa bizim bildiğimiz klasik dil olmak zorunda değildir. Neden mi? Çünkü klasik diller:

1.    Kısa değildirler
2.    Hızlı değildirler

        İnternet ortamı ve dili artık kendine has bir bilim dilini oluşturmuştur ve bu yüzden de kimsenin niye kısaltma yapıyorsunuz gibi alaycı yaklaşımları bu alanı yakalayamamanın bir göstergesi niteliğindedir. İlla da bu şekilde kısaltılacak ta değildir isteyen tabi ki normal gramer kuralları dâhilinde de yazabilir fakat bunu illa da başkalarından istememesi gerekir. İnternet hızlı bir ortamdır ve bu hızına göre de dilini oluşturur.

       Nasıl ki herkes tıp, fizik dilini bilemezse bilişim veya İnternet dilini bilecek kaydı da yoktur. Bu şahısların istek, yetenek, gayret ve çabaları oluşan ulusal ve uluslararası bir yeni dil algılayışıdır. Bunun oluşmasında da zaruri ve zorlayıcı nedenler vardır. Aynı anda on arkadaşı ile sohbet eden birisi her birine selamı, hal ve hatırlarını uzun uzadıya yazmaya kalksa diğerlerinin vakit kaybına neden olacaktır. Bunun örnekleri ayrıca eski kitaplarımızın yan tarafına yazılan kısaltmalar, indeks kısmındaki kısaltmalar gibi düşünebiliriz.

      Sadece kendi algınızla değil değişen dünyanın ortaya koyduğu yeni algılarla da bakabilmek gerekir. Yoksa boş yere başkalarını suçlamış, hatta ve hatta hakaret etmiş olabileceğimiz bir konuma kendimizi düşürmüş oluruz. Bizler sadece geçmişi ve yaşadığımız çağı değil aynı zamanda da geleceği tahmin ve öngörüde bulunabileceğimiz ve bunlara göre yolu açabilmemiz gerekir.

Gelecekte Klâvyelerimize Yeni Harflerin Eklenmesi Kaçınılmazdır

Gelecekte Klâvyelerimize Yeni Harflerin Eklenmesi Kaçınılmazdır.
12.11.2009

Konuşma hatâlarının sebebi farklı telaffuz olunan aynı hafin veya harflerin benzer yazılmasıdır. Örnek: e (E), é (É), ê (Ê), ë (Ë), è (È), ể, (Ể).

Alıntıdır:


Uluslararası Fonetik Alfabe (UFA) (sesçil alfabe, sesçil abece, İngilizce: International Phonetic Alphabet, IPA) seslerin kâğıt üzerinde gösterilebilmesi için oluşturulmuş standart alfabe. Tüm dillerdeki konuşma seslerini bir örnek biçimde kodlayabilmek için oluşturulmuş işaretler ve simgeler sistemi. Bu sistemden en çok dilbilimde ve sözlüklerin hazırlanmasında yararlanılır. Dillerin doğru telaffuz edilmesini sağlamak, tutarsız ve keyfi yazımlarla çok sayıda transkripsiyon (yazı çevirimi) sisteminin doğurduğu karışıklıkları önlemek amacıyla geliştirilmiş alfabedir. Uluslararası Sesbilgisi Alfabesi ôlarak da bilinir.

IPA’nın bir amacı da bir sözcüğü diğerlerinden ayırmaya yarayan her ses için ayrı bir sembol geliştirmektir. IPA’da temel olarak Latin harfleri kullanılır. Bunun dışında başka alfabelerden harf alınmış, bunlar Latin harflerine uyacak biçimde değiştirilmiştir. İnce ses ayırımları ve genizsilleşen ünlülerle sesin uzunluk, vurgu ve titreşimi, harflerin üstüne veya altına konan çeşitli işaretlerle belirtilir. IPA dar ve geniş yazı çevrimlerinde kullanılabilir. Mesela anadili İngilizce olanlar tek bir t sesi ayırt ederler. Bu sebeple geniş yazı çevriminde bu sese karşılık tek bir sembol yeterlidir. Ama t’nin tap (tap, tæp: hafif vuruş, musluk), pat (pat, pæt: el ile hafif vuruş) ve stem (stem: ağaç gövdesi), {Türkçede ki Kur’ân (Ǩur’ân), Bakara (Baǩara) [M. K.]}  gibi sözcüklerdeki söylenişlerinin birbirinden biraz farklı olduğunu belirtmek için dar yazı çevrimi yani harfin’nin altına veya üstüne belli işaretler koymak gerekir.

Uluslararası Sesbilgisi Alfabesi umulduğu kadar başarılı ôlamamıştır. ABD’de Avrupa’ya nazaran daha az kullanılmıştır. Latin alfabesinin yanı sıra çok sayıda özel işarete yer verdiği için basım ve daktilo etme güçlüğü vardır. Yer kazanmak ve kolaylık sağlamak gayesiyle IPA işaretleri ekseriyetle değiştirilerek veya birbirlerinin yerine kullanılır. İlk olarak 1886 da Paris’te yayınlanmış ve son versiyonu, sürümü 2005 de yayınlanmıştır. Fakat yazımda ki zorluk nedeni ile fazla yaygınlaşamamıştır. Fakat doğru bir yazım ve telaffuz için de bu olmazsa olmazdır. Ayrıca farklı dilleri doğru telaffuz edebilmemiz için şarttır.

Ben (Mehmet Keçeci) bu IPA abecesini (alfabesini, elifbesini) “İstanbul Esperantosu” için ilk öneren kişi ôlmuşumdur. Yâzım da zorluk ôlsa da uluslararası bir dil için kaçınılmazdır. Ayrıca “İstanbul Esperantosu” bilimsel bir dil olması önerildiğinden bu daha da kaçınılmaz ôlmaktadır.

BM Dili Olarak Türkçe

Türkçe’nin de Birleşmiş Milletler (BM, UN: United Nations) Dili Olması Gerekir.

There must be also in Turkish Language of the United Nations.

Mehmet Keçeci

17.10.2009

    Birleşmiş Milletler (BM, UN) 6 dili kendi resmi dili olarak kabul etmiş durumdadır. (1. Arapça 2. Çince 3. İngilizce 4. Fransızca 5. Rusça 6. İspanyolca)

    Neden Türkçe de Birleşmiş Milletlerin resmi dilleri arasına girmesin. Altyapı ve yaygınlık açısından buna müsaittir. Yetkililerden bununla ilgili çalışma altyapılarının kurulmasını diliyorum.

Soğdakça

Soğdakça (Soğdca)

Sogdian, Sogdiana

19.07.2007

    Orta Asya’da Soğdların kullandıkları Hint-Avrupa dil ailesinin Kuzey Doğu İran kökenli ölü bir dildir. 9’ncu yüzyıla kadar ipek yolu üzerinde konuşulan en önemli dil olmuş olan Soğdca, Soğdların gitgide daha çok Türklerin arasında kalmaları ve Türkçe konuşmaya başlamaları ile önemini kaybetmiş ve Karahanlılar döneminde Soğdak dili sonunda tamamen kaybolmuştur. Türkçe konuşan Soğdlar Türklere karışıp bunların arasında eriyip gitmişlerdir. (1019’da bu dil hâla kullanılmaktaydı)

    Soğdakça 7.-9. yüzyıllarda Orta Asya’nın uluslararası dili durumundaydı. Elyazmaları da (Budacı, Hıristiyan, Manici) bu yüzyıllardan kalmadır. Merkezi eski Sogd (bugünkü Buhara ve Semerkant bölgesi) olmakla birlikte Soğdakça, Moğolistan’a (9. yüzyıla ait Karabalgasun yazıtı: Uygurca, Çince ve Soğdakça) ve Tibet sınırına kadar yayılmıştı. Uygur Türkleri kendi alfabelerini Arami kökenli Sogd yazısı üzerine kurmuşlardır. Soğdakça, zamanla Çin, Tibet ve Hint dilleriyle kaynaşarak oluşmuştur. Yapısı, kuruluşu ve ses düzeni Eski Farsçanın aynısıdır. 20. yüzyılda arkeologların araştırmaları sonucu ortaya çıkarılan Soğdakçanın günümüze kadar gelen uzantısı Semerkant’ın doğusunda konuşulan “Yugnabi” lehçesidir.

Akşam, Kent (knt), Hvaten (Kraliçe)–>Hatun–>Katun–>Kadın. Acun, Kağnı kelimesi soğdakça’dır.
Şehir kelimesi Farsçadır (şar, sar olarak değişebilir. Akçasar, Alaşar) ve Türkçesi balıktır. (Beşbalık, hanbalık gibi)

Dil dersleri ve sözlüğü: http://www.fas.harvard.edu/~iranian/Sogdian/index.html
Derleyen: Mehmet Keçeci