Darağacı

Darağacı
Gallows Tree
Mehmet Keçeci
09.04.2014
12:22

 

Şerefsizin biri çıktı mı başa
Görür tüm vatandaşları kendine âmâde
Kırmış geçirmiş 529 cana
Ne ki onun için bu

Şerefsizlik yerde mi kalsın
Ülke, vatan batmış umurunda mı ki
Kelleler düştükçe coşar gönlü
Şerefsizlik yerde mi kalsın

Mısıra bir firavun az mı geldi
İşte sana 2’si 3’ü 4’ü
Kelleler uçuşmuş ona dert mi?
Mısır’ın onuru, şerefi ona dert mi?
Şerefsizlik yerde mi kalsın

Ümmetin Kalbi Kanıyor Hisseden Var mı?
Are you bleeding heart of the Ummah Does that feel?
Simetrî (Mehmet Keçeci)

Stop execution in Egypt.
Mısırdaki idam kararlarına hayır.

Stop execution in Egypt

 

 

Stop execution in Egypt

 

 Stop execution in Egypt

Stop execution in Egypt

Stop execution in Egypt

Stop execution in Egypt

Stop execution in Egypt

Stop execution in Egypt

Stop execution in Egypt

Stop execution in Egypt

Bir nar ağacı var, bir de darağacı.

Namerde nar düştü, yiğide darağacı.

Ahmet Necip Fazıl Kısakürek (1904 – 1983)

TBMM Bildirisi

 

Diyanet İşleri Başkanı Görmez’den Ezher Şeyhi’ne mektup…

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, son günlerde Mısır’da tartışma konusu haline gelen idam kararlarına ilişkin Ezher Şeyhi Prof. Dr. Ahmet Al-Tayyip’e hitaben bir mektup kaleme aldı. Avrasya İslam Şurası Başkanı sıfatıyla Ezher Şeyhi Al-Tayyip’e çağrıda bulunan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Avrasya İslam Şurasına üye ülke ve topluluklar adına alınan idam cezalarının kaldırılmasını istedi.
 
Diyanet İşleri Başkanı Görmez’den Ezher Şeyhi’ne mektup
 
Sayın Prof. Dr. Ahmad Al-Tayyib

El Ezher Şeyhi
 
Allah’ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun.
 
Hamd, rahmeti gazabını geçen ve rahmetiyle her şeyi kuşatmış olan âlemlerin Rabbine olsun. Salât ve selam, âlemlere rahmet olarak gönderilen, sâdıku’l-emîn, Peygamber Efendimiz Muhammed b. Abdullah’ın üzerine olsun. Cenâb-ı Hakkın rıza ve mağfireti de kendi aralarında ve birbirlerine merhametle davranan, iyiliği emredip kötülüklerden alıkoyan, insanlara karşı hem öfkelerini yutan hem af ve bağışlama yolun tutan onun aziz ashabının üzerine olsun. Allah ihsân ile muamele edenleri sever.
 
Şahsım ve Avrasya ülkelerinde yaşayan Müslümanları temsil eden 50 dinî kurum başkanı adına sizlere hitap etmekten onur duymaktayım.
 
Bu onur sizin şahsınızda, meşhur ve görkemli El-Ezher Üniversitesine hitap etmiş olmaktan kaynaklanmaktadır. Bizler El-Ezher’in, her zaman İslâm tarihindeki ününü, hakka giden yolda üstlendiği soylu vazifesini, bin yılı aşkın bir sürede İslâm ve Müslümanların bayraktarlığını, ilim ve irfan ehline olan himayesini ve her şeyden önce zulme ve zalime karşı olan dik duruşunu bilmekteyiz. Ezher denildiğinde, akla gelen en önemli şey, onun yeryüzünde Arapları ve Müslümanları ilmin ve bilginin nuru ile aydınlatan bir ışık kaynağı oluşudur. Ezher tarih boyunca, İlme, bilgiye ve fetvaya ihtiyaç duyanların müracaat ettikleri ilk merci, mazlumların hâmisi ve yardımcısı olmuştur.
 
Sayın El-Ezher Şeyhi,
 
Bizler İslâm ümmetinin önemli bir parçasıyız. Müslümanların sevinçlerine seviniriz, Üzüntülerine hep birlikte üzülürüz. Dost ve kardeş Mısır Arap Cumhuriyetinde bulunan yerel bir mahkemenin 528 vatandaşı hakkında 24 Martta idam cezası vermesi bizleri ve halklarımızı derinden üzmüştür. Sizlerden ve El-Ezher Üniversitesinin âlimlerinden, Mısırlı kardeşlerimiz arasında birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin yeniden tesis edilmesinde, adalet ve şefkat duygusuyla her türlü vazifeyi ifa edeceğinize olan umudumuzu ifade etmek isteriz. Özellikle İslâm âleminin maruz kaldığı musibetlerin yaşandığı ve dış güçlerin var gücüyle müdahalelerini arttırdığı, ümmetin fertlerinin görüş ayrılıklarına düşerek dağıldığı bir dönemde, zat-ı âliniz ve Ezher âlimlerinin üstlenecekleri bu yüce vazifenin önemi izahtan varestedir. Yüce Rabbimizin Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “Müminlerden iki taife birbiri ile savaşa tutuşmaya kalktıklarında sulh ile onların arasını bulun..” (Hucurât, 49/9) ve “Aranızdaki ihtilâfları sulh ile gideriniz!” (Enfâl, 8/1) buyurduğu ve Resul-ü Ekrem efendimizin “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir, asla ona zulmetmez, asla onu yüzüstü bırakmaz.” diye ifade buyurduğu Hadis-i Şerifleri malumu âlileridir.
 
Sayın El-Ezher Şeyhi,
 
Mısır halkı arasında kardeşliğin pekiştirilmesinde ve adaletin gerçekleştirilmesinde gereken çabayı göstereceğinizden eminiz. Bütün dünya, Mısır’daki hâdiselerin siyasi bir fitne olduğunun şahididir. Bugün en büyük görev Müslümanların ve Mısırlıların kanlarının daha fazla akmasına mani olmaktır. Müslümanlar olarak bizler, diğer insanlardan öncelikli olarak kendi aramızda birbirimize merhametle davranmak ve birbirimize karşı daha fazla müsamaha göstermek ile emrolunmaktayız. Mısır’da Müslümanlara, birbirlerine karşı merhamet ve müsamaha ile muamele etmeleri için çağrıda bulunması gerekenlerin en başında zat-ı âlileriniz ve çok değerli âlimleri ile Ezher Kurumu gelmektedir. Adalet, insaf ve müsamahayı en güzel şekilde göstererek ve uygulayarak İslâm’ın, Müslümanların ve Mısırlıların saygınlığını ve itibarını korumada ve sahip olduğunuz ahlâkî ve ilmî konumunuzla bu zalimce hükmün uygulanmasını engellemede tüm ümitler sizlere bağlanmış bulunmaktadır. Ümit etmekteyiz ki, hiçbir Müslüman kendi dininin saygınlığını ve itibarını kendi elleriyle ayaklar altına alacak bir hataya düşmesin ve o yüce dinin ahkâmının âleme sunduğu adaletten insanları nefret ettirecek bir neticeye sebebiyet vermesin. Bu nedenle Müslümanların ve Mısırlı kardeşlerimizin şan ve şerefini kurtarmak, acımasızca alınan bu kararın geçersiz kılınmasını sağlamak sizlerle birlikte El-Ezher âlimlerine düşmektedir.
 
Avrasya ülkelerinde bulunan tüm dinî kurumlar olarak bizler, sizleri, güçsüzlerin ve günahsızların uğradığı bu zulmün sonlandırılması, varsa hata yapanların affedilmesi ve Mısırlıların karşılıklı anlaşarak birlik ve beraberliklerinin sağlanması konularında ayrıca aziz Mısır halkının kendi benimsedikleri anayasanın, Mısır’da hâkim kılınması hususunda desteklemekte oluğumuzu bildiririz. Yüce Allah’ın, büyük dedeniz Hz. Ali b. Ebî Tâlib’in oğlu Hz. Hasan’ın (r.a.) eliyle, geçmişte yaşanmış olan o elim savaşın ardından Müslümanlar arasındaki sulhu ve birliği nasıl sağladığını sizlere tekrar hatırlatmak isteriz. Avrasya coğrafyasındaki Müslümanlar olarak bizler, Aziz ve Hakîm olan Yüce Allah’ın, bugün de Mısırlıların birliğinin Zat-ı Âliniz ve Ezher âlimlerinin eliyle sağlamasını niyaz ediyoruz. Bu hayırlı hizmetiniz ile Ezher Şeyhliğini yaptığınız şu dönem bütün Mısırlıların, Arapların ve Müslümanların ileride sizlerin adaleti sağladığınız, zulme ve düşmanlığa mani olduğunuz, İslâm’ın en güzel suretini dünyaya gösterdiğiniz ve en karanlık günlerde Mısırlı gruplar arasında barışı sağladığınız bir dönem olarak hatırlanmasını tüm samimiyetimizle arzu etmekteyiz.
 
Sayın El-Ezher Şeyhi,
 
Muhakkak ki Zat-ı Âlinizin, bu toplu idam kararları ile ilgili dünya çapında gösterilen tepkileri takip etme fırsatınız olmuştur. Birleşmiş Milletler kaynakları tarafından “Mısır Mahkemesinin 528 zanlı ile ilgili verdiği idam kararlarının uluslararası insan hakları ihlali” olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca “idam kararlarının verilebilmesinin ancak en üst düzey adil yargılama gereksinimleri uygulandıktan ve en doğru kriterler göz önünde bulundurulduktan sonra mümkün olabileceği; ayrıca 528 kişinin yargılanmasının iki gün içerisinde tamamlanmasının, en basit adil yargılama yollarının dahi tamamlanmadığını ve süreçte olması gereken adil yargılama kriterlerinin tam olarak uygulanmadığını göstermekte olduğu” ifade edilmiştir. Özellikle uluslararası af örgütleri de bu kararın kardeş Mısır’da tecelli eden adaletsizliğin en vahim boyutlarını yansıttığını belirtmiştir. Bu açıklamaların yanı sıra dünyadaki siyasi liderler de bu kararlara şiddetli eleştiriler yönelterek Mısır gibi bir ülkeden böyle kararların çıkmasının konunun ne kadar tehlikeli ve ciddi boyutlara vardığının bir göstergesi olduğunu ifade etmişlerdir. Şu an yaşananlar dünya çapında Mısırlıların, Arapların ve Müslümanların saygınlığına büyük zararlar verecektir. Zat-ı âlilerinizin önünde bir fırsat ve Yüce Mevla önünde de bir sorumluluk bulunmaktadır. Ülkenizin ve kardeş Mısır halkının maruz kaldığı bu zulüm daha büyük boyutlara varmadan gereken çabayı göstererek Adalet ve insaf sınırlarını aşmış olan her karara dur demek için, tüm dünya ülkeleri arasında ülkenizin ve necip halkınızın başının her daim dik kalması için, ilmin ve Ezher’in üzerinize yüklediği kutsal vazifeyi tereddütsüz ifa edeceğinize olan inancımızı ifade eder, Cenâb-ı Haktan bu sorumluluğunuzu hakkıyla yerine getirmenizde sizi muvaffak kılmasını niyaz ederiz.
 
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
 
Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ
Diyanet İşleri Başkanı
Avrasya İslâm Şurası Başkanı [1]
 
Not: Ben de bu mektubun altına imzamı atarım.

Kaynaklar/References:

  1. http://diyanet.gov.tr/tr/icerik/diyanet-isleri-baskani-gormez%E2%80%99den-ezher-seyhi%E2%80%99ne-mektup%E2%80%A6/13845

Son Zalim: esed

Son Zalim: esed

Oyun Bitti

The Last Cruel: assad

Game Over

Mehmet Keçeci

21.01.2014

esed: Katil, Soykırımcı, Acımasız, Zalim assad: The Killer, Genocidal, Brutal, Cruel

Köpeklerin havladı hav hav diye

İtlerin ısırdı hav hav diye

Domuzların işkence yaptı güle güle

Satılmışlar sana yardım etti alkışlarla

Sanma ki o gün gelmeyecek

Geldi işte

Kapı çalınır oldu

Tık tık diye

Bunca Masumun Âhı Yerde mi Kalacak Zannettin?

3, 2, 1, ve …

21.01.2014 00:14

Simetrî (Mehmet Keçeci)

Not: İçimizde ki ve dışımızda ki bu zülüm ve katliamları destekleyenlere…

Kimyasal esed’in Naneleri

Kimyasal esed’in Naneleri

Mints of Chemical assad

Mehmet Keçeci

25.08.2013

Kimyasal esed

Her diktatör gibi…
Kimyasalı çok seversin
Her firavun gibi
Kimyasalı çok seversin

Kimyasal esed

Hele birde…
Köpek ve it sevgin yok mu?
Avanelerini köpekleştirmek…
Yok diktatörlerin böyle sevgisine diyecek

Kimyasal esed

Ölen her can…
Başına inecek şahmerdan gibi
Bu kimyasala benzemez
Hele esed’in nanelerine hiç

Kimyasal esed

Kimyasal, top, tüfek senin için ne ki
baban diktatör sen firavun çırağı
Şehitlerin ahı gelmeyecek mi sandın!
Kimo Chemo esed bu da yemo.

R4BİA

R4BIA

R4bia

Simetrî (Mehmet Keçeci)

Dîvân-ı Hikmetten Seçmeler

Dîvân-ı Hikmet’ten Seçmeler

Selections from the Diwan-i Hikmet

Pîri Türkistân (Türkistân’ın Pîri)

Hoca Ahmed Yesevî (1093-1166)

Divân-î Hikmet

Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma. Çünkü kalbi kırmak Allh’ü Taala’yı kırmaktır. Gönlü kırık zavallı garip birini görsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol. Hoca Ahmed Yesevî (rha.)

Orjinal Metin 1. Hikmet 1. Mısra

Bismillah dep beyan eyley hikmet aytıp
Tâliblerge dürr ü gevher saçtım mena
Riyazetni kattığ tartıp kanlar yutup
Men defter-i sâni sözin açtım mena

Günümüz Türkçesi
Bismillah deyip beyan ederek hikmet söyleyip
Taleb edenlere inci, cevher saçtım ben işte.
Riyazeti sıkı çekip, kanlar yutup
“İkinci defter” sözlerini açtım ben işte.

Hoca Ahmed Yesevî (rha.)

Sen Susmadın

Sen Susmadın

Ey Ahmed Yesevî sen “mena, ben işte” dedin
Âmennâ deyip kabul ettik
Ya bu Latîfî ne söylesin
Daha söylemeden ezip geçtiler
Sen susmadın Latîfî sussun mu?

Latîfî (Mehmet Keçeci) [1]

Not: Burada ki “Âmennâ” ifadesi “Bizler Allâh’ın bize gönderdiklerine iman etmiş kişiler olarak seniz bize İslam hakkında öğrettiklerini aldık” anlamındadır. Fıkhî bir anlam yüklenmemiştir.

Doğduğu Yer: Çim Kenti Sayram Kasabası/Kazakistan

Yaşadığı Yer: Yesi/Türkistan

Annesi: Ayşe Ana (Karasaç)

Babası: İbrahim Şeyh

Soyu: –>Muhammed Hanefi–>Hz. Ali (k.v.)

Hocaları: İbrahim Şeyh (babası) Arslan Baba, Şeyh Hâce Ebû Yâkub Yûsuf Hemedanî (1048-1140/41) (Hocaların hocası, Türklerin hocası, İmam-ı Âzam hazretlerinin neslindendir, Selçuklu Hanı Sultan Sencer’in hocası (her ikisinin kabirleri de Merv/Türkistandadır) Ahmed Yesevî, Abd’ûl Hâlık Gûcdevânî, Abdullâh Berkî, Hasan Endâkî’nin hocasıdır.)

Dıvân-î Hikmette Geçen Bazı Adlar:

Not: Bu adlar Mehmet Keçeci tarafından kısa bir incelemeden sonra çıkarılmıştır. Eksiklikler olabilir. 07.05.2010

Sahabi İsimleri:

  1. Ebu Bekir (r.a.) (Eba Bekr, Ebâ Bekr-i Sıddîk, Sâdık (arkadaşı ve kayın babası))
  2. Ömer (r.a.) (Adaletli)
  3. Osman (r.a.) (Haya sahibi)
  4. Ali (r.a.) (Murtaza, Hakk aslanı, Allâh’ın arslanı, yiğeni ve damadı)
  5. Selman (r.a.)
  6. Hadice (r.anha.) (Hatice, eşi)
  7. Fatıma (r.anha.) (Peygamberimizin kızı)
  8. İbn-i Abbas (r.a.)
  9. Kızını (Aişe (Ayşe) (r.anha.), eşi) elden veren (Ebâ Bekr-i Sıddîk)
  10. Otuz üç bin sahabe, sahabeler, arkadaşlar (r.a.)

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’den Öncesi:

  1. Amine (annesi)
  2. Abdullah (babası)
  3. Abdulmuttalib (dedesi)
  4. Hâşim (dedesinin babası)
  5. Abdulmenaf (Peygamberimizin ata soyu)
  6. Ebu Tâlib (Hz. Ali (r.a.)’ın babası, Peygamberimizin amcası)

Hz. Peygamberi Tanımlarken:

  1. Muhammed
  2. Mustafa
  3. O Muhammed
  4. Hakk Mustafa
  5. Muhammed Mustafa
  6. Mustafa Muhammed
  7. Yâ Mustafa Muhammed
  8. Yâ Mustafa
  9. Yâ Muhammed
  10. Yâ Rasuller Efendisi
  11. Yâ Nebilerin sonuncusu
  12. Hatem
  13. Rasulullâh
  14. Rasul
  15. Hayr-ul-beşer Muhammed

Kendisini Tanımlarken:

  1. Kul Hoca Ahmed
  2. Kul Ahmed
  3. Hoca Ahmed
  4. Sultan Hoca Ahmed Yesevî
  5. Miskîn Ahmed
  6. Miskîn, zayıf Hoca Ahmed
  7. Yesevî Miskîn Ahmed
  8. Kul Yesevî
  9. Miskîn Yesevî
  10. Ahmed
  11. Hâce Ahmed
  12. Ahmed ibn İbrahim

Diğer Peygamber Adları:

  1. Âdem (a.s.)
  2. Nuh (a.s.)
  3. İbrahim (a.s.)
  4. İsmail (a.s.)
  5. Musa (a.s.)
  6. Yunus (a.s)
  7. Yakub (a.s.)
  8. Yusuf (a.s.)
  9. Zekeriyya (a.s.)
  10. Eyyub (a.s.)
  11. İsa (a.s.)

Kur’ân-ı Kerîm Sûreleri:

  1. İbrahim
  2. Birçok ayetin kısımları

İsmi Geçen Âlimler:

  1. Zünnun Mısri (rha.)
  2. Şeyh Beyazid, Beyazid (rha.)
  3. İbrahim (babası, hocası) (rha.)
  4. Arslan Baba (Manevi babası, hocası) (rha.)
  5. Şibli (rha.)
  6. Mâruf (rha.)
  7. Mansur (rha.)

Melekler:

  1. Cebrâil
  2. Azrail
  3. İsrafil
  4. Mikail

16. Hikmet 3. Mısra

Gurbet değdi Mustafa gibi erenlere,
Otuz üç bin sahabe ve arkadaşlara,
Ebu Bekir, Ömer, Osman, Murtaza’a
Gurbet değdi onlara hem, söyleyeyim ben işte.

36. Hikmet

Muhammed‘in bilin zatı Arabtır
Tarikatın yolu bütün edeptir.

Hakikat bilmeyen insan değildir
Biliniz hiçbir şeye benzemezdir.

Bilin bi-çün olur hem bi-çigüne;
Va bi-şübhe olur hem bi-nemune

Kahırlansa, eyler yer ile yeksan;
Olmakta zelzele yer ile gökler.

Rahmet eylese, biliniz, rahmeti var;
Verir olsa, tükenmez nimeti var.

Muhammed‘i tarif eylesem kemine,
Anasının adı bil Amine:

Babasının adı Abdullah‘tır
Anadan doğmadan ölmüştür.

Muhammed‘i dedesi korumuştur
Çıplak açları yoklayandır.

Dedesi biliniz Abdulmuttalib;
Gönülde saklayınız iyi bilip.

Dedesinin babası idi Hâşim;
İşitince akmakta gözde yaşım.

Biliniz dördüncüsüdür Abdulmenaf;
Onları bilse her kim, gönlüdür sâf.

Rasûl’un bilse her kim dört ceddini,
Kıyamette gezer sekiz cennetini

Babası yedi yaşında ölmüştür;
Rasül’u amcasına vermiştir.

Ebu Tâlib Ali‘nin babasıdır;
Bütün Arabların büyüğüdür.

Ebu Tâlib olmakta iş başında,
Muhammed oturur daima karşısında

Muhammed‘in yaşı on yedi oldu;
Ki o vakit Hatice O’nu gördü.

Muhammed‘i bilin ki şahin misali
Hatice O’nu görüp olmakta ağlamaklı

Hadice gönlünde O’nu sevmektedir
Muhammed aşkında içi yanmaktadır.

Gece gündüz diler O’nu Allah’tan;
Biliniz sonunda buldu muradın.

Görünüz Allah’ın işini
Muhammed bakmakta iken devesini,

Hadice‘ye Rasul çâker olmuştur,
Bu sebeple bil sen O’nu almıştır.

Hadice‘nin Allah bahtını açmıştır;
Rasul’un baçına inciler saçmıştır.

Rasul’un yaşları kırka varmıştır,
Ki ondan sonra Allah’dan vahy yetmiştir.

Ki ondan sonra Muhammed oldu sultan
Rasul’un gönlünde yâr oldu Allah.

Muhammed işini Allah yazdırdı;
İnsanların hepsi iman getirdi.

Rasul’un başında oldu imâme;
Kemal buldu otuz üç bin sahabe.

Rasul’a hepsi hizmet eylemektedir
Edep ile yürüyüp izzet eylemektedir

Rasul önüne bir yetim gelmiştir
Garip ve müptelâyım deyip söylemiştir.

Rahim eyledi Rasul onun haline;
Dileğini onun verdi eline.

Rasul dedi ona: “Ben de yetimim;
Yetimlikte, gariplikte yetişmişim.”

Muhammed dediler: “Her kim yetimdir,
Biliniz, o benim has ümmetimdir.”

Yetimi görseniz, incitmeyiniz;
Garibi görseniz, dağ etmeyiniz.

Yetimler bu cihanda ezilmiştir
Gariplerin işi zordur..

Gariplerin işi daima riyazettir
Diri değil, garip ölü gibidir.

Allah’a garipler bellidir
Garibi sabah akşam sormuştur.

Tarif eylesem, Ali Allah’ın arslanıdır
Ki kılıç ile kâfiri kırmaktadır.

Kâfirleri eyler imana dâvet;
Vermektedir her zaman İslâm’â kuvvet.

Ki mümin olanını alıp gelmektedir;
Kabul kılmayanını kırıp gelmektedir.

Ki kılıç ele alıp binse Düldül’e
Düşmektedir kâfirler kavmine velvele

Elindeki silahı Zülfikar’ı,
Savaşanda uzar kırk arşın.

Ali’nin var idi on sekiz oğlu;
Onun her hangisidir büyük tuğlu,

Ali İslam için kanlar yutmaktadır;
İslam’ın tuğunu sıkı tutmaktadır.

Hoca Ahmed bil garibliğe düşmüştür
Rasul evladına sözler katmıştır

42. Hikmet

Gördüğü zaman inanan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır
Üstün olup dayanan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Dertleşende ağlayan, kulluğa bel bağlayan,
İç bağrını dağlayan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Bir sözünden dönmeyen, sırrını asla demeyen,
Gafil olup yatmayan Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Can canana kavuşturan, kızını elden veren,
El bağlayıp yalvaran Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Dediği sözüne yeten, nefs ve hevadan giden,
Hak Rasul’u güçlendiren Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Muhammed‘e kayınbaba, kılmış değil hiç hata,
Boynuna koyan futa Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

Kul Hoca Ahmed tasdik eyte, mağara dostunu ayrı tut
Ariflikte bil sâdık Ebâ Bekr-i Sıddîk‘dır;

43. Hikmet

İkincisi dost olan adaletli Ömer‘dir;
Müminlikte dost olan adaletli Ömer‘dir.

Bilal’e ezan okutan, şeriatı bildiren,
Din sözünü anlatan adaletli Ömer‘dir.

Kâbe kapısını açtıran, bütün putları kırdıran,
Rasul gönlünü dindiren adaletli Ömer‘dir.

Şeriatı gözeten, tarikatı doğru tutan,
Hakikatı iyi bilen adaletli Ömer‘dir.

Oğlunu azarlayrp getiren, kırbaç vurup öldüren,
Adalet eyleyip yol soran adaletli Ömer‘dir.

Çıra olup sönmeyen, din yolundan dönmeyen,
Haksız işi eylemeyen adaletli Ömer‘dir.

Miskîn Ahmed eyle yâd, eyle aczini beyan,
Belki ruhu eyler şad, adaletli Ömer‘dir.

44. Hikmet

Üçüncü dostu yar olan haya sahibi Osman‘dır
Her nefeste yar olan haya sahibi Osman‘dır.

Hak Rasul’ûn damadı, dinimizin âbadı,
Kölelerin azad edicisi haya sahibi Osman‘dır.

Okuduğu şatibi, âyet, hadis katibi,
Minber üstünde hatibi haya sahibi Osman‘dır.

Münâcatı kuh-ı Tur, aldıkları iki nur,
Dedikleri bütün inci haya sahibi Osman‘dır.

Çoklar gelip yaya, koymadılar şehzade,
Şehid eylediler orada, haya sahibi Osman‘dır.

Tarif eyledin Osman’ı, Hoca Ahmed sen onu,
Yoktur şüphesi, gümanı, haya sahibi Osman‘dır.

45. Hikmet

Dördüncüsü dost olan Hakk arslanı Ali‘dir,
Hem Mirac’da yar olan Hakk arslanı Ali‘dir.

Dediği sözü rahmani, görsen yüzü nurani,
Kâfirlerin kıranı Hakk arslanı Ali‘dir.

Himmet kuşağı belinde, Mevlâ’m yâdı dilinde,
Zülfikar’ı elinde Hakk arslanı Ali‘dir.

Binip çıksa Düldül’e, yere düşer zelzele,
Kafirlere velvele, Hakk arslanı Ali‘dir.

Düşmanlara mukabil, oldu kâfire katil,
Kılan bâtılı zâil Hakk arslanı Ali‘dir.

Rahmet eyleye Bir ve Var, her ne kılsa gücü var,
Hoca Ahmed’e mededkâr Hakk arslanı Ali‘dir.

46. Hikmet

Bir gün geldi Eba Bekr Selman ile
Hakk Mustafa niyazını açtı Rahman ile
Herkes gider bu dünyada üzüntü ile
Elin olup Hakk’a vasıl olmak için

Azrail bir gün geldi ferman ile
Fatıma selam verdi ikram ile
Hakk Mustafa meşgul oldu iman ile
Sıcak bedenden aziz canı vermek için

Rasul dedi “Sahabeler sessiz olun
Ahirete yollandık siz açık bilin
Oruç tutun, namaz kılın, zekat verin
Cehennemden özünü azad eylemek için…”

Pazartesi günû Hakk Mustafa dünyayı bıraktı
Hakk Teala fermanına boyununu sundu
İbn-i Abbas suyunu koydu, Ali yıkadı
Cennet içinde hulle giysisini giymek için

Allah diyerek sahabeler hareketlendiler
Peygamberin cenazesini kaldırdılar
O “Sidretü’l-münteha”ya aşırdılar
Arş üstüne çıkararak koymak için

Göklerdeki melekler yere indi
Peygamberin nuru ile alem doldu
“Babam” diye Fatıma ağladı
Babasından yetim olup kalmak için

Kul Hoca Ahmed inci gibi hikmet söyledi
Erenlere hizmet eyleyip nazar buldu
Doksan dokuz bin hikmet deyip destan eyledi
Destan eyleyip cennet bahçesi içine yürümek için

191. Hikmet

Dünyayı sevmek hataların başıdır,
O Mustafa bizi agâh kılmadı mı?
“El-fakru fahri” diye Tanrı Rasulü,
Kadir’ından dervişliği almadı m?

Koymadı Mustafa gibi nice yaran,
Ebu Bekir, Ömer, Ali, bil ki, Osman.
Tahtı ile uçar idi o Süleyman,
Bu ölüm çengeline almadı mı?

Ömer idi din-i İslam yolunu açan,
Ali idi kafirlerin boynunu koparan.
Arslan eli ile Hayber kapısını açan,
O hem ecel şarabından tatmadı mı?

“Fetubu ilallah”a boyun eğ
Masiyate bakma, gözünü yum.
Nasuh gibi alem içre adını bırak,
Dilekli kul dileğini almadı mı?

“Elestü birabbiküm” demiş vakitde,
Ahd eyleyip “kalu bela” dedim Hakk’a.
Eğer sen döner olsan el-misaka,
Yerin senin cehennemde olmadı mı?

208. Hikmet

Aşıkların sorduğu, sâdıkların gereği,
Enbiyalar çırağı, haklı olan Muhammed.
Özünü koyup mihnete, türlü-türlü zahmete,
Asi, cafi ümmete, Kevser olan Muhammed.

Atadan yetim kalıp, özünü gama salıp,
Hatice malını alıp, muhtaç olan Muhammed.
Razı olan kazaya, yakarışını söyleyen Huda’ya,
Gökden gelen belaya, sabırlı olan Muhammed.

Himmet kemerini bağlayıp, yürek bağrını dağlayıp,
Seher vaktinde ağlayıp, bidar olan Muhammed.
Hakk’ın kulluğunu kılıp, Hak emrini halka söyleyip,
Kafiri, yahudiyi korkutup, ejder olan Muhammed.

Enbiyalar hatemi, sır-esrarın mahremi,
Miskînlerin hemdemi, yadigâr olan Muhammed.
Gündüz oruç ve namaz, gecesi acz ve niyâz,
Dileyip ümmetini kış-yaz, sıkıntıda olan Muhammed.

Akşam ve seher çok ağlar, ümmet için gönlü kederli,
Alem halkına yadigâr, mütevazi olan Muhammed.
Miskînlere yar olan, ümmet dileyip zar olan,
Balsızlara bal olan, şahpar olan Muhammed.

Mahzun olan sıkılana, hazır olan günahkara,
Yetim olan garibe, server olan Muhammed.
Kul Hoca Ahmed miskindir, miskinlerdin mâna sor,
Miskînlik huzur kaynağı, basar olan Muhammed.

215. Hikmet

Aşk kırmızı sülfür, alem dükkan değil mi?
Hakk erine aşikar, usta dükkan değil mi?
Gönlümde aşk Tur’u, düştü tecelli nuru,
Her bir adın zuhuru, cihan mumu değil mi?

Baştanbaşa cihana, baksa tufan belası,
Ey Nuh kavmi korkun, Hak yöneten değil mi?
Eman ağacından ki, Musa’ya ateş göründü,
“İnni enAllah” söyler, esrar-ı can değil mi?

İsa-ı ruhperver, terk-i taalluk eyler,
Gök kürede kalender, güzel mekan değil mi?
Yahya’yı ağlayış tuttu, Adem özünü unuttu,
Yunus’u naheng yuttu, bu imtihan değil mi?

Hoş herşey Hayyu Sübhan, hoş kudret, hoş ilhan,
Cennet içinde Rıdvan, bir bağban değil mi?
Aşık muradı dilber, zahidin meyli minber,
Sevinç kadehi ister, Hak lâ-mekan değil mi?

Aynı seherdedir gül, aşufte bülbül misali,
Görünce onu kızıl gül, ruhsarı kan değil mi?
Sakın, ey vaaz veren, boşuna dökme cevher,
Gönül hazinesine dil, muhafız değil mi?

Mahdumu pakbazı, pervazı şahbazı,
Sahib huruc Gazi, çünkü Arslan değil mi?
Mahmur oldu kalb ve can, yandı erguvan suyu,
Sultan Satuk Buğrahan, Pir-i muğan değil mi?

Dergâhları kibriya, İslam açıp beriya,
Evliya ser-halkası, sahib Kur’an değil mi?
Evlad-ı enbiyadır, serdar-ı evliyadır,
Huda yolunun merdidir, Ali nişan değil mi?

Devir Ahmed devri , hayr-ul-beşer Muhammed,
Dünya ve dine sermed, şer’i beyan değil mi?

[2]

Kaynaklar/References:

  1. http://www.mehmetkececi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=329&Itemid=1443
  2. http://www.divanihikmet.net

 

esed’in Düddürüsü

esed’in Düddürüsü

esed'in Düddürüsü

Atası câni kendisi câni

İnsanlar olanları seyrediyor hâni hâni

Bir de keyifle izleyenler yâni

İnsanlık nerede kaldı bu da mâni

 

Ey esed misin yoksa bilmem ne câni

Bekle geliyor korkuların hâni hâni

Sanma ki kaçacaksın yâni

İnsanlık nerede kaldı bu da mâni

 

Mazlumlar ölürken sen câni

Bir de köpekleri var hâni hâni

Sıra gelir diye yâni

İnsanlık nerede kaldı bu da mâni

Simetrî (Mehmet Keçeci)

16.07.2012 Pazartesi 14:52